TEODEN MAFYA kitap kapağı

28. bölüm / 36

27. BÖLÜM: YILDIZLARIN ALTINDAKİ SÖZ VE KARADAĞLI MÜHRÜ

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 27. BÖLÜM: YILDIZLARIN ALTINDAKİ SÖZ VE KARADAĞLI MÜHRÜ
  1. 1 Tanıtım128 kelime
  2. 2 1. BÖLÜM: ZİNCİR VE GECE682 kelime
  3. 3 2. BÖLÜM: BÜYÜK KAFES VE GECE YARISI FISILTILARI1.083 kelime
  4. 4 3. BÖLÜM: BÜYÜK AŞINMA VE İLK KIVILCIM1.299 kelime
  5. 5 4. BÖLÜM: AÇLIK VE BÜYÜK DİRENİŞ1.121 kelime
  6. 6 5. BÖLÜM: BÜYÜK KIŞKIRTMA VE KONTROL KAYBI975 kelime
  7. 7 6. BÖLÜM: GECE YARISI FİRAR VE KANLI PATİKA1.030 kelime
  8. 8 7. BÖLÜM: İKİNCİ YANGIN VE GÜMÜŞ KIVILCIM953 kelime
  9. 9 8. BÖLÜM: BAZI TEHLİKELİ OYUNLAR VE GECE SIKILAN KURŞUNLAR2.022 kelime
  10. 10 9. BÖLÜM: ZEHİRLİ MASALAR VE SIKIŞAN TETİKLER2.035 kelime
  11. 11 10. BÖLÜM: YARA İZLERİ VE GECE DÜŞEN MASKELER1.086 kelime
  12. 12 11. BÖLÜM: ZİNCİRLEME İHANET VE DİK DURUŞLAR935 kelime
  13. 13 12. BÖLÜM: BÜYÜK BASKIN ÖNCESİ SESSİZLİK784 kelime
  14. 14 13. BÖLÜM: ATEŞ ÇEMBERİ VE İLK ÇATLAKLAR1.398 kelime
  15. 15 14. BÖLÜM: BEYAZ REVİR, SIĞINAK VE SİYAH TUTKU1.473 kelime
  16. 16 15. BÖLÜM: KANLI YEMİN VE FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK827 kelime
  17. 17 16. BÖLÜM: KANLI LİMAN, KIVILCIM ALANI OLAN DUVARLAR VE İNTİKAM1.510 kelime
  18. 18 17. BÖLÜM: YENİ BİR SABAH VE KRALİÇELERİN KURAL DEFTERİ1.084 kelime
  19. 19 18. BÖLÜM: ATEŞLE OYNAMAK VE SOKAKLARIN HAKİMİ1.141 kelime
  20. 20 19. BÖLÜM: MAVİ SULAR, GECEYİ AYDINLATAN GİZEM VE YENİ BİR DEVRİM974 kelime
  21. 21 20. BÖLÜM: GÖLGELERİN İÇİNDE YANAN ATEŞ1.539 kelime
  22. 22 21. BÖLÜM: KRALİÇELERİN İHTİLALİ VE GÖLGEDEKİ MÜHÜR1.345 kelime
  23. 23 22. BÖLÜM: YIRTICI KUŞUN ŞARLATANI VE ŞOK EDİCİ GERÇEK736 kelime
  24. 24 23. BÖLÜM: GECEYİ YAKAN GÖLGELER VE AŞKIN BÜYÜK YEMİNİ1.969 kelime
  25. 25 24. BÖLÜM: KIZIL KIYAMET VE KISKANÇLIK FIRTINASI1.214 kelime
  26. 26 25. BÖLÜM: YARALARIN ARDINDAKİ GERÇEK1.251 kelime
  27. 27 26. BÖLÜM: ATEŞLE OYNANAN DÜĞÜM2.957 kelime
  28. 28 27. BÖLÜM: YILDIZLARIN ALTINDAKİ SÖZ VE KARADAĞLI MÜHRÜ1.234 kelime · Okuduğun bölüm
  29. 29 28. BÖLÜM: KAN VE ZÜMRÜT1.683 kelime
  30. 30 29. BÖLÜM: BEYAZ TÜLLER VE TEHLİKELİ ARZULAR2.228 kelime
  31. 31 30. BÖLÜM: GECEYE DÜŞEN KIVILCIMLAR VE TUTKULU KAÇAMAKLAR +181.437 kelime
  32. 32 31. BÖLÜM: BEYAZ KUĞUNUN KANLI GÖLGESİ VE MÜHÜRLENEN ZAFER2.161 kelime
  33. 33 32. BÖLÜM: KANLI SIZINTI VE KALE İÇİNDEKİ GÖLGE1.525 kelime
  34. 34 33. BÖLÜM: BÜYÜK KISKAÇ VE GECE GELEN FIRTINA1.373 kelime
  35. 35 34. BÖLÜM: BÜYÜK ŞAH-MAT536 kelime
  36. 36 35. BÖLÜM: EFSANENİN DOĞUŞU VE SIKILAMAYAN MÜHÜR (DEV FİNAL1.741 kelime

✨🔥
27. BÖLÜM: YILDIZLARIN ALTINDAKİ SÖZ VE KARADAĞLI MÜHRÜ
Reşat belasının emniyetin soğuk demirleri arkasına gönderilmesinin üzerinden üç gün geçmişti.
Akkaya ve Öztürk aileleri üzerindeki o ağır tehdit bulutları dağılmış, İstanbul’un ritmi yeniden normale dönmeye başlamıştı.
Ancak Aras Öztürk için maraton henüz bitmemişti; asıl büyük ve zorlu operasyon şimdi başlıyordu: Leyla’ya unutamayacağı bir evlilik teklifi yapmak.
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Aras, telefonla gizli bir organizasyonu yönetmekle meşguldü.
Salonda bir sağa bir sola yürürken, Asena koltukta bacak bacak üstüne atmış, ağabeyinin bu heyecanlı ve telaşlı halini kıkırdayarak izliyordu.
"Abla tavsiyesi Aras," dedi Asena gülerek.
"Kıza yüzüğü helikopterden paraşütle atlayarak takmaya çalışmazsan iyi edersin. Leyla sadelikten hoşlanır ama senin o gösteriş merakın yüzünden kızı ürkütme."
Aras telefonunu cebine koyup Asena’ya ters bir bakış attı.
"Sen karışma Asena. Leyla Öztürk olmayı kabul edecekse, buna yakışır bir gece olmalı. Bu şehir bu evlilik teklifini konuşacak."
O sırada merdivenlerden inen Teoman Akkaya, elindeki kahve kupasıyla salona girdi.
Yüzünde dünkü yorgunluktan eser kalmamıştı. Deniz’le aralarındaki o buzların tamamen erimesi, Teoman’ın duruşuna bile yansımıştı.
"Ne bu telaş Öztürk?" dedi Teoman, hafif bir tebessümle. "Liman baskınında bile bu kadar terlememiştin."
"Kolaysa gel sen yap Akkaya," dedi Aras ceketini giyerken. "Deniz’e teklif ederken göreceğim ben seni."
Teoman’ın gözleri parladı, bakışları terasa doğru kaydı. Deniz orada, sabah rüzgarına karşı deniz manzarasını izliyordu.
"Benim acelem yok," dedi Teoman derinden gelen bir sesle. "Deniz zaten benim ruhuma mühürlendi. O mühür bir kere vuruldu mu, gerisi teferruat."
Akşamüstüne doğru Aras, Leyla’yı "Önemli bir iş yemeği var, çok şık giyinmen lazım" diyerek malikaneden aldırdı.
Leyla üzerindeki kırmızı, zarif elbisesi ve hafif makyajıyla arabanın arka koltuğunda otururken için için bir şeylerin döndüğünü hissediyordu.
Araba, İstanbul Boğazı’nın en gizli ve özel koylarından birine yanaştı. Burası sadece deniz yoluyla ulaşılabilen, etrafı çam ağaçlarıyla kaplı hususi bir iskeleydi.
Leyla araçtan indiğinde, iskeleden deniz kenarına kadar uzanan binlerce mum ışığını ve siyah güllerle donatılmış devasa bir yatı gördü. Yatın üzerinde sadece ikisi için hazırlanmış harika bir masa duruyordu.
Aras Öztürk, siyah takımı içinde bir prens gibi iskelenin ucunda bekliyordu. Leyla adımlarını ona doğru attığında kalbinin ritmi hızlandı.
"İş yemeği derken bundan mı bahsediyordun Öztürk?" dedi Leyla, gözlerindeki ışıltıyı gizleyemeyerek.
Aras, Leyla’nın elini tutup tutkuyla öptü. "Hayatımdaki en önemli iş yemeği bu Leyla. Seninle bir ömrü imzalamak için buradayız."
Yata geçtiklerinde, boğazın ortasında, yıldızların ve köprünün ışıkları altında muazzam bir akşam yemeği yediler.
Şampanyalar patlatıldı, eski kavgacı günlerinden, barda kopan o dev kavgadan ve birbirlerine nasıl deli gibi bağlandıklarından bahsettiler.
Yemek bittiğinde, boğazın ortasında bir anda tüm ışıklar söndü.
Leyla ne olduğunu anlayamadan, gökyüzünde devasa bir havai fişek gösterisi başladı. Işıklar gökyüzünde birleşerek tek bir cümle oluşturdu: "BENİMLE BİR ÖMÜR YIRTICI BİR KUŞ GİBİ ÖZGÜRCE UÇAR MISIN, LEYLA?"
Leyla şok içinde gökyüzüne bakarken, Aras önünde tek dizinin üzerine çöktü. Cebinden çıkardığı, ortasında nadir bulunan bir siyah pırlanta taşının parladığı yüzük kutusunu açtı.
"Ben senin özgürlüğünü elinden almak istemiyorum Leyla," dedi Aras, sesi titreyerek. "Ben senin özgürlüğüne ortak olmak istiyorum. Benimle evlenir misin?"
Leyla’nın gözlerinden bir damla yaş süzüldü. Dün gecenin o sert, savaşçı kadını gitmiş, yerine aşktan gözleri dönmüş bir kadın gelmişti. Eğilip Aras’ın boynuna sarıldı.
"Evet!" diye bağırdı Leyla. "Evet Aras Öztürk, seninle her şeye evet!"
Aras yüzüğü Leyla’nın parmağına taktı ve onu belinden kaldırıp tutkuyla öptü. O an gökyüzündeki ışıklar ve denizdeki yakamozlar sadece onların aşkı için yanıyordu.
Aynı saatlerde Akkaya Malikanesi’nin devasa terasında ise bambaşka, çok daha derin ve tutku dolu bir yakınlaşma yaşanıyordu.
Teoman Akkaya, terasın şöminesinde yanan ateşin karşısında, elinde viski kadehiyle duruyordu.
Üzerindeki siyah gömleğin ilk iki düğmesi açıktı, yüzündeki o sert Karadağlı hatları şöminenin turuncu ışığında altın gibi parlıyordu.
İçeriden gelen hafif topuk sesleri Teoman’ın bakışlarını o tarafa çevirmesine yetti.
Deniz, üzerinde saten, zümrüt yeşili uzun bir gece elbisesiyle terasa çıktı. Saçları omuzlarına serbestçe dökülmüştü, adımları son derece kendinden emin ve çekiciydi.
Teoman kadehini kenara bıraktı. Deniz’in ona doğru gelişini, sanki dünyadaki tek gerçek oymuş gibi izledi. Deniz, Teoman’ın tam karşısında durdu. Aralarındaki çekim o kadar güçlüydü ki şöminenin ateşi bile yanlarında sönük kalıyordu.
"Aras’la Leyla gitti," dedi Deniz, sesi fısıltı gibi derin ama hırçın. "Sessizlik çöktü eve."
Teoman elini uzatıp Deniz’in belini kavradı. İpek gibi yumuşak bir dokunuşla kızı kendine doğru çekti. Aralarındaki mesafe sıfırlandığında Deniz nefesini tuttu.
"Sessizlik iyidir Deniz," dedi Teoman, sesi kalın ve pürüzlü geliyordu. "Aşk en çok sessizlikte konuşur. Ben günlerdir senin sesini, senin kokunu, bana böyle bakışını özledim."
Deniz, ellerini Teoman’ın geniş göğsüne koydu. Parmakları adamın gömleğinin kumaşını sıktı. "Sen her gün yanımdaydın Teoman Akkaya."
"Yanındaydım ama yetmiyordu," dedi Teoman. Yüzünü Deniz’in yüzüne yaklaştırdı, dudakları kızın dudaklarına teğet geçerek kulağına doğru kaydı. "Seni o bar kavgasında korurken, senin bana o dik duruşunu gösterdiğin an anladım... Sen benim sadece sevdiğim kadın değilsin Deniz. Sen benim bu dünyadaki nefesimsin. Karadağlı kanı taşıyan o hırçın ruhun olmasa, ben bu karanlıkta kaybolurdum."
Deniz’in kalbi adeta göğüs kafesini delercesine çarpmaya başladı.
Başını hafifçe geriye atıp Teoman’ın gözlerinin içine baktı. O katı, kuralcı Teoman Akkaya gitmiş, yerine gözlerinde aşkla yanan bir adam gelmişti.
"Bana öyle bakma Teoman," dedi Deniz, soluk soluğa. "Beni kendi fırtınana çekiyorsun."
"Ben seni fırtınama çekmiyorum kraliçem," dedi Teoman tutkuyla. "Ben senin fırtınanın tam ortasında diz çöküyorum."
Teoman daha fazla dayanamadı. Deniz’in belindeki elini sıkılaştırıp kızı biraz daha yukarı kaldırdı ve dudaklarını Deniz’in dudaklarıyla buluşturdu.
Bu öpücük aylardır biriken özlemin, bastırılan kıskançlıkların ve ruhlarına kazınan o devasa aşkın patlamasıydı.
Deniz, ellerini Teoman’ın saçlarının arasına geçirdi, onu kendine daha çok çekti.
Terasın soğuk rüzgarı yerini ikisinin arasındaki o yakıcı sıcaklığa bıraktı.
Teoman öpücüğü yavaşça geri çektiğinde, ikisi de nefes nefeseydi.
Teoman alnını Deniz’in alnına dayadı, elini kızın yanağına koyup başparmağıyla dudağını okşadı.
"Aras teklif için helikopterler, yatlar kiraladı..." dedi Teoman, pürüzlü bir tebessümle. "Sen benden öyle şeyler istemezsin değil mi?"
Deniz hafifçe güldü, gözleri ışıl ışıldı. "Benim gösterişte, yatlarda gözüm yok Akkaya. Ben senin bu gözlerindeki sadakatı, bana olan bu gözü karalığını seviyorum. Benim için şu terasta, senin kollarında olmak dünyadaki her şeyden daha değerli."
Teoman’ın bakışları derinleşti. Cebinden küçük, kadife bir kutu çıkardı. Kutuyu açtığında, içinde zincirine geçirilmiş, Karadağlı ailesinin kadim sembolünü taşıyan ve ortasında zümrüt bir taş parlayan özel bir kolye duruyordu.
"Bu kolye anneannemden bana kaldı," dedi Teoman, sesi saygı ve derin bir duyguyla kısılarak.
"Bu ailede bu kolye sadece 'gerçek kraliçe'ye verilir. Ben bunu yıllardır cebimde taşıyordum Deniz. Sahibini bulacağı günü bekliyordum."
Deniz kolyeye baktı, gözleri doldu. "Teoman..."
Teoman kolyeyi çıkarıp Deniz’in boynuna taktı. Taş, kızın tenine değdiğinde Teoman eğilip kızın boynunu öptü.
"Artık tamamen benimsin Deniz. Resmiyet teferruat. Ruhun, kalbin, geleceğin benimle."
"Seninle Teoman," dedi Deniz, adama sarılarak. "Ömrümün sonuna kadar seninle."
İkisi şöminenin karşısındaki koltuğa geçti.
Teoman Deniz’i kucağına aldı, üzerine siyah kaşe ceketini örttü.
Deniz başını Teoman’ın göğsüne yaslamış, adamın düzenli kalp atışlarını dinliyordu.
Teoman ise kızın saçlarını okşuyor, kokusunu içine çekiyordu.
Tam o sırada terasa Asena girdi. Elindeki dizüstü bilgisayarla yüzü son derece gergindi. "
Aşkınızı bölüyorum ama bu romantizme ara vermeniz gerekecek."
Teoman kaşlarını çattı, Deniz de Teoman’ın kucağında doğruldu.
"Ne oldu Asena?" diye sordu Teoman, sesi anında eski ciddiyetine bürünerek.
Asena bilgisayarı şöminenin yanındaki masaya koydu.
"Reşat hapishanede rahat durmuyor. Şehir dışından yeni bir tetikçi şebekesiyle temas kurmuş. Hedeflerinde bu sefer sadece siz ve Aras yoksunuz... Leyla ve Deniz de var."
Teoman yavaşça ayağa kalktı. Deniz de hiç tereddüt etmeden onun yanında dimdik durdu. Kolyesindeki zümrüt taş şöminenin ışığında parlıyordu.
"Bu savaş bitmedi," dedi Teoman, gözleri kararırken Deniz’in elini sımsıkı tuttu. "Ama bu sefer bizim ailemize dokunmaya kalkan her kimse, onları bu şehre gömeceğiz."
Deniz, Teoman’ın elini daha da sıktı. "Birlikte gömeceğiz Akkaya."
İyi gecelerrr
Ve daha 17 izlemelerr
Yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayınnn seviliyorsunuzzzz

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

91okunma 12beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…