25. bölüm · TEODEN MAFYA

24. BÖLÜM: KIZIL KIYAMET VE KISKANÇLIK FIRTINASI

Zöhre Yılmazzz

Bölümler
1 Tanıtım 2 1. BÖLÜM: ZİNCİR VE GECE 3 2. BÖLÜM: BÜYÜK KAFES VE GECE YARISI FISILTILARI 4 3. BÖLÜM: BÜYÜK AŞINMA VE İLK KIVILCIM 5 4. BÖLÜM: AÇLIK VE BÜYÜK DİRENİŞ 6 5. BÖLÜM: BÜYÜK KIŞKIRTMA VE KONTROL KAYBI 7 6. BÖLÜM: GECE YARISI FİRAR VE KANLI PATİKA 8 7. BÖLÜM: İKİNCİ YANGIN VE GÜMÜŞ KIVILCIM 9 8. BÖLÜM: BAZI TEHLİKELİ OYUNLAR VE GECE SIKILAN KURŞUNLAR 10 9. BÖLÜM: ZEHİRLİ MASALAR VE SIKIŞAN TETİKLER 11 10. BÖLÜM: YARA İZLERİ VE GECE DÜŞEN MASKELER 12 11. BÖLÜM: ZİNCİRLEME İHANET VE DİK DURUŞLAR 13 12. BÖLÜM: BÜYÜK BASKIN ÖNCESİ SESSİZLİK 14 13. BÖLÜM: ATEŞ ÇEMBERİ VE İLK ÇATLAKLAR 15 14. BÖLÜM: BEYAZ REVİR, SIĞINAK VE SİYAH TUTKU 16 15. BÖLÜM: KANLI YEMİN VE FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK 17 16. BÖLÜM: KANLI LİMAN, KIVILCIM ALANI OLAN DUVARLAR VE İNTİKAM 18 17. BÖLÜM: YENİ BİR SABAH VE KRALİÇELERİN KURAL DEFTERİ 19 18. BÖLÜM: ATEŞLE OYNAMAK VE SOKAKLARIN HAKİMİ 20 19. BÖLÜM: MAVİ SULAR, GECEYİ AYDINLATAN GİZEM VE YENİ BİR DEVRİM 21 20. BÖLÜM: GÖLGELERİN İÇİNDE YANAN ATEŞ 22 21. BÖLÜM: KRALİÇELERİN İHTİLALİ VE GÖLGEDEKİ MÜHÜR 23 22. BÖLÜM: YIRTICI KUŞUN ŞARLATANI VE ŞOK EDİCİ GERÇEK 24 23. BÖLÜM: GECEYİ YAKAN GÖLGELER VE AŞKIN BÜYÜK YEMİNİ 25 24. BÖLÜM: KIZIL KIYAMET VE KISKANÇLIK FIRTINASI 26 25. BÖLÜM: YARALARIN ARDINDAKİ GERÇEK 27 26. BÖLÜM: ATEŞLE OYNANAN DÜĞÜM 28 27. BÖLÜM: YILDIZLARIN ALTINDAKİ SÖZ VE KARADAĞLI MÜHRÜ 29 28. BÖLÜM: KAN VE ZÜMRÜT 30 29. BÖLÜM: BEYAZ TÜLLER VE TEHLİKELİ ARZULAR 31 30. BÖLÜM: GECEYE DÜŞEN KIVILCIMLAR VE TUTKULU KAÇAMAKLAR +18 32 31. BÖLÜM: BEYAZ KUĞUNUN KANLI GÖLGESİ VE MÜHÜRLENEN ZAFER 33 32. BÖLÜM: KANLI SIZINTI VE KALE İÇİNDEKİ GÖLGE 34 33. BÖLÜM: BÜYÜK KISKAÇ VE GECE GELEN FIRTINA 35 34. BÖLÜM: BÜYÜK ŞAH-MAT 36 35. BÖLÜM: EFSANENİN DOĞUŞU VE SIKILAMAYAN MÜHÜR (DEV FİNAL

24. BÖLÜM: 🔥💯💥❤️🤍
Liman baskınının üzerinden henüz birkaç saat geçmiş, olayın sıcaklığı bile soğumamıştı.
Akkaya Malikanesi’nin kapısından çıkmaya hazırlanan Teoman ve Aras, ceketlerini giyerken salondaki kızlara doğru son derece kendinden emin ve korumacı bir edayla baktılar.
Aras, ceketinin yakasını düzeltirken Aras’ın yüzünde o her zamanki hafif mağrur ifade vardı.
"Bu gece Rubicon’da işler karışık, liman olayından sonra piyasaya gövde gösterisi yapmamız lazım," dedi. Sonra Leyla’ya dönüp emreder gibi ekledi: "Siz de evde oturun, dinlenin. Başımıza yeni bir bela açmayın, sizi evde bekliyor bilelim."
Teoman da başıyla onayladı. Yüzündeki o katı, sahiplenici tavırla Deniz’in gözlerinin içine baktı.
"Aras doğru söylüyor. Yeterince tehlike atlattık. Bizi evde bekleyin, sabaha karşı döneriz."
İki adam kapıdan çıkıp gözden kaybolduklarında, salondaki üç kadın –Leyla, Asena ve Deniz– derin bir sessizliğin ortasında kaldılar.
Leyla, omuz silkerek masanın üzerine bıraktığı telefona baktı. Dudaklarında tehlikeli, yırtıcı bir kıvrılma belirdi. "Evde oturup beklememizi mi emrettiler onlar az önce?"
Deniz, masadaki kadehinden bir yudum alıp tebessüm etti. "Bizi kilit altına alıp evcil hayvan gibi bekletebileceklerini sanıyorlar Akkaya."
Asena dolaptan en sevdiği yüksek tabanlı çizmelerini ve aksesuarlarını çıkarırken havalı bir şekilde kıkırdadı. "O zaman... Bize ne yapmamız gerektiğini söyleyen erkeklere, aslında neyin içine düştüklerini gösterme vakti geldi kızlar. Hazırlanın, Rubicon’u başlarına yıkıyoruz!"
Kombinler
Asena

Leyla

Deniz

İstanbul’un gece hayatının nabzının attığı, şehrin en popüler ve lüks mekanı olan Rubicon’un önüne siyah bir cip yanaştığında mekanın kapısındaki valeler ve korumalar saygıyla kenara çekildi.
Şehrin ışıkları sanki sadece bu üç kadını aydınlatmak için toplanmış, diğer her şey silik birer gölgeye dönüşmüştü.
Leyla, Deniz ve Asena... Üç farklı ruh, üç farklı fırtına; erkeklerin 'evde oturun' emrini yerle bir etmek için arabadan indiler.
Leyla, araçtan inerken üzerine tamamen yapışan, vücudunun her kıvrımını sergileyen, derin göğüs dekolteli ve tamamen ışıltılı siyah mini elbisesiyle bir kraliçe edasındaydı.
Her adımı, topuklu ayakkabılarının zemindeki ritmiyle birleştiğinde etraftaki tüm bakışları bir mıknatıs gibi çekiyordu.
Aras’ın bu elbiseyi gördüğünde yaşayacağı o kıskançlık krizini düşündükçe dudaklarındaki o mağrur tebessüm büyüyordu.
Yanında Asena, ekibin zeki ve asi ruhu olarak adeta başkaldırı simgesi gibiydi.
Gri halter yaka üstü, belindeki kemer detaylı iddialı siyah şortu, havalı aksesuarları ve o geniş paçalı çizmeleriyle bambaşka bir dünyadaydı.
"Ben bu oyunun kuralını koyarım" diyen duruşuyla etrafa ışık saçıyordu.
Deniz ise bambaşka bir boyuttaydı. Üzerindeki şeffaf siyah gömleğinin altında parlayan dantel büstiyeri, cesaretinin ve Karadağlı asaletinin bir kanıtı gibiydi.

Siyah mini şortu ve dizlerine kadar uzanan, her adımda o asil ve çekici yürüyüşünü tamamlayan uzun deri çizmeleri, mekandaki tüm havayı değiştirecek güçteydi.
Teoman’ın, onun bu halini gördüğünde gözlerinin nasıl döneceğini düşünmek bile Deniz’in içindeki o ateşi körüklüyordu.
"Hazır mısınız kızlar?" dedi Deniz, mekanın ışıklarına doğru yürürken.
"Onlar hazır değil ama biz hazırız," dedi Asena gülerek.
Mekana girdiklerinde müzik, göğüs kafeslerini titretecek kadar güçlüydü. İçerideki kalabalık, sanki bir tiyatro sahnesindeki figüranlar gibi kenara çekildi.
Üçlü, barın en gözde alanına doğru ilerlerken mekanın VIP locasında oturan iki adamın varlığı hemen dikkat çekiyordu: Teoman ve Aras.
Aras, elindeki kadehi hafifçe çevirirken etraftaki adamlara laf anlatıyor ama bir yandan da son derece rahat davranıyordu.
Nasılsa Leyla’nın evde, sözünü dinleyip oturduğundan emindi. Teoman da yanındaki koltukta gergin ama kendinden emin bir şekilde oturuyordu.
Ancak, mekanın ağır kapılarından giren o üç kadını fark ettiklerinde zaman adeta durdu.
Aras, kadehi ağzına götürürken bir anda donakaldı.
Yanındaki adamın ne dediğini duymuyordu bile. Gözleri Leyla’nın o vücudunu saran ışıltılı elbisesine, derin dekoltesine kilitlendiğinde Aras’ın göz bebekleri büyüdü, yumrukları sı sıkı kenetlendi. Damarları öfkeyle fırladı.
"O..." diye mırıldandı Aras, sesi boğazında tıkalanarak. "O buraya bu elbiseyle gelmiş olamaz!"
Teoman ise Deniz’in mekanda yarattığı o sessizliği ve üzerindeki şeffaf gömleği fark ettiğinde, elindeki bardağı masaya öyle bir çarptı ki kadeh neredeyse tuzla buz oluyordu.
Deniz’in o cüretkar duruşu ve uzun deri çizmeleri, Teoman’ın beynindeki tüm kontrol mekanizmasını yaktı.
"Bize evde olduklarını söylemişlerdi..." dedi Teoman, sesi adeta bir kasırganın habercisi gibi hırlayarak.
Kızlar doğrudan VIP locasına, adamların masasına doğru adımladılar.
Leyla, adımlarını bilerek yavaşlatıyor, Aras’ın o çıldırma noktasındaki bakışlarını bir zafer gibi izliyordu.
Masaya ulaştıklarında üçü de son derece cool bir şekilde durdu.
"Sürpriz," dedi Leyla, Aras’ın gözlerinin içine bakarak.
Aras masadan bir hışımla kalktı. Leyla’nın kolunu tutup onu biraz kenara çekti, gözlerinden alevler fışkırıyordu.
"Ben sana ne dedim Leyla?! Evde olacaksın demedim mi?! Bu üzerindeki elbise ne?! Seni bu halde kimlerin izlediğinin farkında mısın sen?!"
Leyla, Aras’ın elini kararlı bir hareketle üzerinden itti. Çenesini kaldırdı.
"Sen bana ne yapacağımı söyleyebileceğini mi sanıyordun Aras? Ben senin emrinle evde oturacak kız değilim! Beğenmedin mi elbisemi?"
"Seni kıskançlıktan geberteceğimi bile bile giydin bunu!" diye gürledi Aras. "Bu elbiseyle bu mekanda tek bir adım bile atamazsın!"
"İzlesinler Aras," dedi Leyla meydan okuyarak. "Güzel olan şey izlenir. Sen benim sahibim değilsin!"
Öte tarafta Teoman, Deniz’in karşısına dikilmişti. Boyu Deniz’e tepeden bakıyordu ama Deniz bir milim bile geri adım atmadı.
"Deniz... Bu üzerindeki şeffaf şey ne?" dedi Teoman, sesi buz gibi ama altındaki volkan patlamaya hazır. "Gidiyoruz. Derhal!"
Deniz kolunu Teoman’dan çekti, gidip masadaki bardağı eline aldı.
"Ben hiçbir yere gitmiyorum Akkaya. Eğlenmeye geldim. Sen bana emredemezsin. İstiyorsan köşede oturup izleyebilirsin!"
Asena ise barda oturmuş, elindeki içkisiyle abilerinin ve kızların bu atışmasını kıkırdayarak izliyordu.
"Abla tavsiyesi Aras, çok sıkarsan kuşu elinden kaçırırsın!"
Tam o sırada, mekanın sarhoş ve zengin tiplerinden biri Leyla’nın yanına yaklaşıp,
"Güzelim, yalnız mısın?" diyerek elini Leyla’nın beline koymaya çalıştı.
İşte o an barut fıçısı patladı!
Aras, adamın elini Leyla’ya dokunduğu an herifin yakasına yapıştı! BAM!
"Ulan sen kime dokunuyorsun p*ç?!" diye kükredi Aras ve ilk yumruğu adamın suratının ortasına indirdi!
Adam masaların üzerine devrilirken mekan bir anda birbirine girdi!
Teoman da Aras’a saldırmaya kalkan diğer iki korumanın üzerine bir kaplan gibi atıldı.
Masalar devrildi, pahalı kadehler, şişeler yerlere saçılıp kırıldı! İnsanlar çığlık atarak kaçışmaya başladı.
"Aras dur!" diye bağırdı Leyla, Aras’ın ceketinden tutarak. "Yeter, delirdin mi sen?!"
"Senin için deliriyorum anlamıyor musun?!" diye bağırdı Aras, bir adama daha yumruk sallarken.
Yüzünde çamur ve kan lekeleri oluşmuştu.
"Seni benden başka kimse bu kadar süzemez! Seni kimseye yedirmem!"
Teoman, önüne gelen adamı bar tezgahına fırlattı.
Deniz Teoman’ın önüne geçip göğsüne ellerini koydu. "Teoman dur artık! Masum insanlara saldırıyorsun, senin bu kibrin yüzünden buralar karışıyor!"
"Benim kibrim değil Deniz, benim sevgim bu!" diye bağırdı Teoman, gözleri kararmış bir halde. "Seni o elbiseyle başkasının görmesine katlanamıyorum!"
Kavga büyüdü, barın güvenlikleri de olaya dahil olunca ortalık tam bir savaş alanına döndü. Asena masanın üzerindeki içki şişesini eline alıp kendisine yaklaşan bir güvenliğe gözdağı verdi. "Yaklaşma koçum, çizmelerim yeni!"
Barın ışıkları patladı, güvenlik sirenleri çalmaya başladı. Aras ve Teoman, sırf sevdikleri kadınları kıskandıkları ve sahiplendikleri için bütün mekanı birbirine katmışlardı.
Kavganın sonunda, ortalık duman altı ve kırık dökükken, polis ve özel güvenlikler mekanı bastı. Aras ve Teoman nefes nefese, kıyafetleri yırtılmış, yüzleri yaralanmış bir halde kızlara baktılar.
"Evde otur dedik..." dedi Aras, hırslanarak. "Geldiniz, şehri birbirine kattınız."
Leyla, bozulan saçlarını arkaya atıp Aras’a yaklaştı. Yüzündeki kanı parmağıyla sildi. "Bize ne yapacağımızı söyleyemeyeceğini öğrendin mi şarlatan?"
Aras, Leyla’nın bu duruşuna, hırçınlığına bakarken öfkesi bir anda devasa bir aşka dönüştü. Uzanıp Leyla’yı belinden kavradı ve herkesin gözü önünde kızı kendine çekip tutkuyla öptü. "Öğrendim yırtıcı kuş... Öğrendim ama yine de seni kimseye yedirmem."
Teoman da Deniz’in yanına yaklaştı. Islak saçlarını geriye taradı. "Çok tehlikelisiniz..." dedi fısıltıyla. "Ama bu krallıkta senin sözün geçecekse, ben bu kaosa razıyım."
Dışarı çıktıklarında İstanbul gecesi soğuktu ama üç kadının zaferi ve adamların o alev alev yanan kıskançlığı geceyi ısıtmaya yetmişti.
Kızlar havalı adımlarla arabaya binerken, Teoman ve Aras arkalarından başlarını sallayarak gülümsediler.
İyi akşamlarrrrr
Yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayınnn seviliyorsunuzzzzzz