17. bölüm · TEODEN MAFYA

16. BÖLÜM: KANLI LİMAN, KIVILCIM ALANI OLAN DUVARLAR VE İNTİKAM

Zöhre Yılmazzz

Bölümler
1 Tanıtım 2 1. BÖLÜM: ZİNCİR VE GECE 3 2. BÖLÜM: BÜYÜK KAFES VE GECE YARISI FISILTILARI 4 3. BÖLÜM: BÜYÜK AŞINMA VE İLK KIVILCIM 5 4. BÖLÜM: AÇLIK VE BÜYÜK DİRENİŞ 6 5. BÖLÜM: BÜYÜK KIŞKIRTMA VE KONTROL KAYBI 7 6. BÖLÜM: GECE YARISI FİRAR VE KANLI PATİKA 8 7. BÖLÜM: İKİNCİ YANGIN VE GÜMÜŞ KIVILCIM 9 8. BÖLÜM: BAZI TEHLİKELİ OYUNLAR VE GECE SIKILAN KURŞUNLAR 10 9. BÖLÜM: ZEHİRLİ MASALAR VE SIKIŞAN TETİKLER 11 10. BÖLÜM: YARA İZLERİ VE GECE DÜŞEN MASKELER 12 11. BÖLÜM: ZİNCİRLEME İHANET VE DİK DURUŞLAR 13 12. BÖLÜM: BÜYÜK BASKIN ÖNCESİ SESSİZLİK 14 13. BÖLÜM: ATEŞ ÇEMBERİ VE İLK ÇATLAKLAR 15 14. BÖLÜM: BEYAZ REVİR, SIĞINAK VE SİYAH TUTKU 16 15. BÖLÜM: KANLI YEMİN VE FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK 17 16. BÖLÜM: KANLI LİMAN, KIVILCIM ALANI OLAN DUVARLAR VE İNTİKAM 18 17. BÖLÜM: YENİ BİR SABAH VE KRALİÇELERİN KURAL DEFTERİ 19 18. BÖLÜM: ATEŞLE OYNAMAK VE SOKAKLARIN HAKİMİ 20 19. BÖLÜM: MAVİ SULAR, GECEYİ AYDINLATAN GİZEM VE YENİ BİR DEVRİM 21 20. BÖLÜM: GÖLGELERİN İÇİNDE YANAN ATEŞ 22 21. BÖLÜM: KRALİÇELERİN İHTİLALİ VE GÖLGEDEKİ MÜHÜR 23 22. BÖLÜM: YIRTICI KUŞUN ŞARLATANI VE ŞOK EDİCİ GERÇEK 24 23. BÖLÜM: GECEYİ YAKAN GÖLGELER VE AŞKIN BÜYÜK YEMİNİ 25 24. BÖLÜM: KIZIL KIYAMET VE KISKANÇLIK FIRTINASI 26 25. BÖLÜM: YARALARIN ARDINDAKİ GERÇEK 27 26. BÖLÜM: ATEŞLE OYNANAN DÜĞÜM 28 27. BÖLÜM: YILDIZLARIN ALTINDAKİ SÖZ VE KARADAĞLI MÜHRÜ 29 28. BÖLÜM: KAN VE ZÜMRÜT 30 29. BÖLÜM: BEYAZ TÜLLER VE TEHLİKELİ ARZULAR 31 30. BÖLÜM: GECEYE DÜŞEN KIVILCIMLAR VE TUTKULU KAÇAMAKLAR +18 32 31. BÖLÜM: BEYAZ KUĞUNUN KANLI GÖLGESİ VE MÜHÜRLENEN ZAFER 33 32. BÖLÜM: KANLI SIZINTI VE KALE İÇİNDEKİ GÖLGE 34 33. BÖLÜM: BÜYÜK KISKAÇ VE GECE GELEN FIRTINA 35 34. BÖLÜM: BÜYÜK ŞAH-MAT 36 35. BÖLÜM: EFSANENİN DOĞUŞU VE SIKILAMAYAN MÜHÜR (DEV FİNAL

16. BÖLÜM:
Akkaya Malikanesi’nin üzerindeki ağır kasvet, gece yarısının vurmasıyla yerini simsiyah ve tehlikeli bir sessizliğe bırakmıştı.
Liman tarafındaki eski depoların bulunduğu bölgede ise Karadeniz’in hırçın dalgaları karaya vuruyor, sert rüzgar paslı sac levhaları döverek tüyler ürperten sesler çıkarıyordu.
Teoman ve Aras liderliğindeki araç konvoyu, farları kapalı bir şekilde liman bölgesinin birkaç yüz metre gerisinde durdu.
Siyah taktik yeleğini giymiş olan Teoman, belindeki çift silahı kontrol ederken omzundaki keskin ağrıya aldırış etmiyordu.
Bakışlarında bir yırtıcının soğukkanlılığı vardı ama zihninin tam ortasında tek bir görüntü çakılıp kalmıştı: Deniz’in revirdeki o gözyaşları, parmaklarını sıkıca kavrayışı ve "Gitmene izin vermiyorum" diyen titrek sesi...
Aras, Teoman’ın yanına yaklaşıp silahının şarjörünü taktı.
Yüzündeki o alışıldık muzip gülümseme bu kez karanlık bir intikam arzusuyla gölgelenmişti.
"Poyraz içeriye sızdı abi," dedi Aras alçak sesle. "Kadir ve Karadağlılar’ın tüm üst düzey adamları içeride. Depoyu çembere aldık. Kaçış yolları yok."
Teoman başıyla onayladı. "Kadir canlı kalmayacak. Akkaya Ailesi’ne ihanet edene nefes aldırmam. Ama hızlı olacağız Aras... Malikaneye, kızların yanına dönmemiz gerek."
Aras hafifçe sırıttı, bakışlarını geceye dikti.
"Yırtıcı kuşum bensiz çok sıkılmıştır zaten. Hesap soracaktı bana, borçlu kalmayı sevmem."
Teoman silahını emniyetinden çıkardı. "Baskın başlıyor."
Aynı dakikalarda Akkaya Malikanesi’nin çalışma odasında Deniz ve Leyla bir aşağı bir yukarı volta atıyorlardı.
Odadaki devasa şöminede yanan odunların çıtırtısı dışında çıt yoktu.
Deniz, kollarını göğsünde birleştirmiş, gözlerini pencereden dışarıdaki karanlığa dikmişti.
İçindeki fırtına dinmek bilmiyordu. Gururu ve hırçınlığı ona "Onların ne yaptığı seni ilgilendirmez, bırak birbirlerini yesinler" diye bağırıyordu.
Ama kalbinin tam ortasındaki o sızı, Teoman’ın omzundaki yara patlarsa ne olacağı fikri nefesini kesiyordu.
Leyla ise şöminenin önündeki berjerin kenarına tünemiş, Aras’ın ona bıraktığı deri ceketin yakalarıyla oynuyordu.
"Çıldıracağım Deniz," dedi Leyla aniden ayağa kalkarak.
"Bu sessizlik beni delirtiyor! Neden buradayız ki? Neden onların ne zaman döneceğini ya da ölüp ölmeyeceklerini bekliyoruz?"
Deniz dönüp Leyla’ya baktı. Gözlerindeki o hırçın pırıltı yerli yerindeydi ama sesindeki titremeyi saklayamıyordu.
"Çünkü kaçamadık Leyla. Ve daha da kötüsü... O iki deli adam içimize bir ateş attı. İnkâr etsen de biliyorum, sen de Aras için endişeleniyorsun."
(NE DİYOO OLUMMM)

Leyla çenesini kaldırdı, yanakları alev alev yandı. "Ben mi? O şarlatan için mi? Asla! Ben sadece... Ona olan hesabımı kesmeden bir Karadağlı kurşununa kurban gitmesini istemiyorum, hepsi bu!"
Deniz hafifçe gülümsedi ama bu tebessüm uzun sürmedi.
"Ben de Teoman’a boyun eğmeyeceğimi kanıtlamadan gitmesine izin vermeyeceğim. Ama orada... O limanda büyük bir katliam çıkacak."

Tam o sırada Deniz’in cebindeki telsiz benzeri güvenlik telefonu acı acı çalmaya başladı.
Teoman’ın gitmeden önce masaya bıraktığı özel hattı. Deniz bir an tereddüt etti ama hemen telefonu kaptı.
"Alo?!" dedi Deniz nefes nefese.
Telefondan yoğun silah sesleri, patlamalar ve bağrışmalar geliyordu. Ses Poyraz’ındı ama kesik kesik geliyordu.
"Deniz Hanım! Limanda büyük bir tuzak kurulmuş! Karadağlılar yalnız değilmiş, yabancı paralı askerler getirmişler! Teoman Abi... Teoman Abi yaralı omzundan vuruldu ama durmuyor, depoyu yakıyorlar!"
Deniz’in elindeki telefon neredeyse yere düşüyordu. "Ne diyorsun sen?! Teoman nerede?!"
"Aras Abi depodaki mühimmatı patlatmaya çalışıyor! Burası cehenneme döndü!"
Cızırtılar çoğaldı ve hat tamamen koptu.
Deniz’in gözleri dehşetle açıldı. Leyla Deniz’in yanına koştu. "Ne oldu Deniz? Ne diyorlar?!"
"Teoman vurulmuş..." dedi Deniz. Sesi adeta kısıldı. "Aras da depoda sıkışmış. Liman yanıyormuş Leyla."
Leyla’nın yüzündeki bütün renk çekildi. Bir an birbirlerine baktılar.
Günlerdir süren o kaçış planları, dik duruşlar, gurur savaşları o saniyede dondu.
İki genç kızın içindeki o hırçın ateş, sevdikleri adamları kaybetme korkusuyla devasa bir aleve dönüştü.
"Gidiyoruz," dedi Deniz, gözlerinden kıvılcımlar saçarak.
"Nasıl yani?" dedi Leyla şaşkınlıkla. "Liman bir savaş alanı!"
"Umurumda değil!" diye bağırdı Deniz, masadaki yedek araba anahtarlarını kaptığı gibi.
"Teoman Akkaya benim gözümün önünde ölmediyse, oradaki bir depoda da ölemez! Ona o lüksü vermeyeceğim! Aras’ı da Teoman’ı da o cehennemden çıkaracağız!"
Leyla’nın dudaklarında hırçın bir gülümseme belirdi. Aras’ın deri ceketini üzerine geçirdi.
"O şarlatanı kendi ellerimle boğmadan ölmesine izin verirsem bana da Leyla demesinler! Yürü Deniz!"

Liman bölgesi tam anlamıyla bir cehenneme dönmüştü.
Devasa depolardan yükselen alevler geceyi turuncuya boyuyor, patlayan konteynerlerin gürültüsü denizde yankılanıyordu.
Karadağlılar’ın adamları ve Akkaya korumaları arasında amansız bir mermi yağmuru vardı.
Teoman, omzundan süzülen taze kanlara ve vücudundaki şiddetli acıya rağmen dev bir konteynerin arkasında mevzilenmiş, çatışmayı yönetiyordu. Gözleri kontrolden çıkmış bir alev gibiydi.
Kadir’i ve Karadağlılar’ın liderini köşeye sıkıştırmıştı ama gelen ek desteğin baskısı onları zorluyordu.
"Aras! Ana mühimmat deposunu patlatın!" diye bağırdı Teoman, öksürerek.
Aras, birkaç metre ötede, elindeki bombayı kurmaya çalışıyordu. Yüzü is ve kan içindeydi. "Merak etme abi! Burayı Karadağlılar’ın mezarı yapmadan şuradan şuraya gitmem!"
Tam o sırada liman alanına gürültüyle bir siyah SUV araç daldı!
Araba barikatları yıkarak, mermilerin ortasında yan kaydı ve tam Teoman ile Aras’ın mevzilendiği konteynerin önünde durdu.
Sürücü kapısı açıldı ve elinde bir silahla dışarı çıkan kişi... Deniz’di! Yolcu kapısından fırlayan ise Leyla!
Teoman gözlerine inanamadı. Gördüğü manzara karşısında bir an kalbi duracak gibi oldu. Omzundaki yarayı unutup öfke ve dehşetle kükredi:
"DENİZ?! SENİN NE İŞİN VAR BURADA?! ÇILDIRDIN MI SEN?!"
Aras da şok içinde gözlerini açtı. "Leyla?! Siz kafayı mı yediniz ulan?! Burası siktiğim oyun parkı değil!"
Deniz, etraftan geçen kurşunlara aldırış etmeden Teoman’a doğru koştu. Çenesini kaldırmış, gözlerinde delice bir cesaret ve hırçınlıkla Teoman’ın önüne dikildi. Silahını belinde tutuyordu.
"Bana bağırmayı kes Akkaya!" diye bağırdı Deniz, fırtınanın ve patlamaların sesini bastırarak. "Seni o revirde ölümden döndürdüm ben! Gelip burada bir deponun altında kalmana izin vereceğimi mi sandın Gerçekten salakça?!"
Teoman, kanlı elleriyle Deniz’in omuzlarını kavradı.
Onu kendi gövdesinin arkasına çekip bedenini siper etti.
Yüzleri arasındaki mesafe sıfırlandı. Teoman’ın gözlerindeki o sert mafya lideri, yerini Deniz için çıldıran bir adama bıraktı.
"Sen ne kadar deli bir kızsın!" dedi Teoman, sesi kısılarak ama tutkuyla. "Buraya gelerek kendini tehlikeye attın! Sana bir şey olursa ben bu dünyayı yakarım Deniz, anlamıyor musun?!"
"Sen ölürsen ben bu dünyada ne yapacağım peki?!" diye haykırdı Deniz. Sözler ağzından düşünmeden çıkmıştı.
Deniz’in gözlerinden süzülen bir damla yaş Teoman’ın kanlı yanağına düştü. "Gururum, hırsım, nefretim... Hepsi senin o inatçı kafan yüzünden bitti Akkaya! Ölürsen seni affetmem!"
Teoman bu sözler karşısında dona kaldı. İçindeki bütün karanlık, Deniz’in bu haykırışıyla aydınlandı.
Yaralı koluna aldırış etmeden Deniz’i belinden kavradı ve kendine çekip dudaklarını Deniz’in dudaklarına bastırdı!
Alevlerin, patlayan mermilerin ve düşen konteynerlerin ortasında zaman durdu.
Teoman’ın öpücüğü yakıcı, sahiplenici ve derin bir tutku doluydu. Deniz bir anlık şokun ardından Teoman’ın boynuna sarıldı.
Parmaklarını Teoman’ın ıslak saçlarına doladı.
Gurur duvarları tamamen yıkılmış, yerini yangın gibi bir aşka bırakmıştı. Teoman dudaklarını ayırdığında alnını Deniz’in alnına yasladı.
"Seni asla bırakmayacağım Deniz," diye fısıldadı Teoman nefes nefese. "Bu gece burayı temizleyip seni evimize götüreceğim."
Deniz Teoman’ın gözlerinin içine baktı, dudaklarında hırçın bir tebessüm belirdi. "Önce şu o****uları çocuklarını bitirelim Akkaya."
Öte yanda Aras, Leyla’yı bir saç levhanın arkasına çekmişti. Leyla’nın yüzü is içindeydi ama gözlerindeki o geri adım atmayan duruş Aras’ı büyülüyordu.
"Seni çılgın yırtıcı kuş..." dedi Aras, breathlessly. "Beni kurtarmak için limana mı daldın gerçekten?"
Leyla Aras’ın tişörtünün yakalarını tuttu, onu kendine çekti. "Bana bak şarlatan! Sana o kadar borçlandım demiştin, o hesabı kapatmadan ölürsen senin yedi ceddini s****** mezarında bile rahat bırakmam!"
Aras hafifçe güldü. Yüzündeki isi silip Leyla’nın çenesini kavradı. "O hesabı kapatmaya niyetim yok. Seni ömrümün sonuna kadar kendime borçlu tutacağım."
Aras eğilip Leyla’nın dudaklarına tutkulu bir öpücük bıraktı.
Leyla ilk defa Aras’ı geriye itmedi; aksine ona daha da yakınlaştı, kokusunu içine çekti.
Aras’ın bu sahiplenici ve cesur tavrı Leyla’nın kalbindeki son kilitleri de açmıştı.
"Şimdi burada kal," dedi Aras, dudaklarını kızın şakağına bastırarak. "Ben ve Teoman Abi bu işi iki dakikada bitiriyoruz."
Teoman ve Aras, kızların varlığından aldıkları o devasa güç ve tutkuyla adeta birer yıkım makinesine dönüştüler.
Teoman, Karadağlılar’ın liderinin bulunduğu ana konteynere ilerledi.
Çıkan kısa süreli çatışmada Teoman, ailesine ve sevdiği kadının hayatına kasteden Karadağlı liderini gözünü bile kırpmadan etkisiz hale getirdi.
Kadir ise Poyraz ve adamları tarafından ele geçirildi.
Aras, mühimmat deposunun zamanlayıcısını başlattı.
"KAÇIN!" diye bağırdı Aras.
Teoman Deniz’in elini tuttu. Parmaklarını birbirine kenetlediler. Aras da Leyla’nın elini sıkıca kavradı.
Dörtlü hızla arabaya doğru koştular. Araç alan çıkarken arkalarında kalan devasa depo büyük bir gürültüyle havaya uçtu!
BOOOOOOM!
Geceyi aydınlatan dev alev topu Karadağlılar’ın sonunu simgeliyordu.
Sabaha karşı Akkaya Malikanesi’ne döndüklerinde fırtına tamamen dinmiş, yerini pırıl pırıl bir gökyüzüne bırakmıştı.
Malikanenin geniş salonundaki koltuklarda oturan Deniz ve Leyla üzerlerindeki battaniyelere sarılmışlardı.
Yanlarında duran Teoman ve Aras’ın üstü başı temzilenmiş, yaraları sarılmıştı.
Teoman, Deniz’in yanına oturdu. Elini uzatıp Deniz’in elini kavradı. Deniz bu kez elini çekmedi, başını Teoman’ın omzuna yasladı.
"Kaçış planınız ne oldu?" diye sordu Teoman, sesindeki o tatlı kışkırtmayla.
Deniz başını kaldırıp Teoman’ın gözlerine dik dik baktı. Hırçınlığı hâlâ yerli yerindeydi ama gözlerindeki aşk saklanamayacak kadar belirgindi.
"Kaçış planı ertelendi Akkaya," dedi Deniz. "Seni burada tek başına bırakırsam başını belaya sokarsın. Seni denetlemek için kalıyorum."
Teoman güldü, eğilip Deniz’in burnunun ucuna bir öpücük kondurdu. "Seve seve denetlenirim."
Aras da Leyla’nın yanına yanaşmıştı. "Ee yırtıcı kuş, bana şarlatan demeye devam edecek misin?"
Leyla gözlerini devirdi ama dudaklarındaki tebessüm her şeyi anlatıyordu.
"Sen bu ukalalıklarına devam ettiğin sürece sana şarlatan diyeceğim Aras. Ama... Yanımda kaldığın sürece."
Aras Leyla’yı kolunun altına aldı ve ona sıkıca sarıldı. "Hiçbir yere gitmiyorum."
Savaş bitmiş, mafya dünyasının o karanlık gölgesi geri çekilmişti.
Kızlar dik başlıklarından ve gururlarından ödün vermemişlerdi ama kalplerini o iki tehlikeli adama teslim etmişlerdi.
Artık malikanede esir değil, bu ateşin tam ortasında duran iki güçlü kadındılar.
Ve hikayeleri, bu tutkulu aşkla yeniden başlıyordu.
İyi gecelerrrr
Yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayınnn seviliyorsunuzzzz...