32. bölüm · TEODEN MAFYA

31. BÖLÜM: BEYAZ KUĞUNUN KANLI GÖLGESİ VE MÜHÜRLENEN ZAFER

Zöhre Yılmazzz

Bölümler
1 Tanıtım 2 1. BÖLÜM: ZİNCİR VE GECE 3 2. BÖLÜM: BÜYÜK KAFES VE GECE YARISI FISILTILARI 4 3. BÖLÜM: BÜYÜK AŞINMA VE İLK KIVILCIM 5 4. BÖLÜM: AÇLIK VE BÜYÜK DİRENİŞ 6 5. BÖLÜM: BÜYÜK KIŞKIRTMA VE KONTROL KAYBI 7 6. BÖLÜM: GECE YARISI FİRAR VE KANLI PATİKA 8 7. BÖLÜM: İKİNCİ YANGIN VE GÜMÜŞ KIVILCIM 9 8. BÖLÜM: BAZI TEHLİKELİ OYUNLAR VE GECE SIKILAN KURŞUNLAR 10 9. BÖLÜM: ZEHİRLİ MASALAR VE SIKIŞAN TETİKLER 11 10. BÖLÜM: YARA İZLERİ VE GECE DÜŞEN MASKELER 12 11. BÖLÜM: ZİNCİRLEME İHANET VE DİK DURUŞLAR 13 12. BÖLÜM: BÜYÜK BASKIN ÖNCESİ SESSİZLİK 14 13. BÖLÜM: ATEŞ ÇEMBERİ VE İLK ÇATLAKLAR 15 14. BÖLÜM: BEYAZ REVİR, SIĞINAK VE SİYAH TUTKU 16 15. BÖLÜM: KANLI YEMİN VE FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK 17 16. BÖLÜM: KANLI LİMAN, KIVILCIM ALANI OLAN DUVARLAR VE İNTİKAM 18 17. BÖLÜM: YENİ BİR SABAH VE KRALİÇELERİN KURAL DEFTERİ 19 18. BÖLÜM: ATEŞLE OYNAMAK VE SOKAKLARIN HAKİMİ 20 19. BÖLÜM: MAVİ SULAR, GECEYİ AYDINLATAN GİZEM VE YENİ BİR DEVRİM 21 20. BÖLÜM: GÖLGELERİN İÇİNDE YANAN ATEŞ 22 21. BÖLÜM: KRALİÇELERİN İHTİLALİ VE GÖLGEDEKİ MÜHÜR 23 22. BÖLÜM: YIRTICI KUŞUN ŞARLATANI VE ŞOK EDİCİ GERÇEK 24 23. BÖLÜM: GECEYİ YAKAN GÖLGELER VE AŞKIN BÜYÜK YEMİNİ 25 24. BÖLÜM: KIZIL KIYAMET VE KISKANÇLIK FIRTINASI 26 25. BÖLÜM: YARALARIN ARDINDAKİ GERÇEK 27 26. BÖLÜM: ATEŞLE OYNANAN DÜĞÜM 28 27. BÖLÜM: YILDIZLARIN ALTINDAKİ SÖZ VE KARADAĞLI MÜHRÜ 29 28. BÖLÜM: KAN VE ZÜMRÜT 30 29. BÖLÜM: BEYAZ TÜLLER VE TEHLİKELİ ARZULAR 31 30. BÖLÜM: GECEYE DÜŞEN KIVILCIMLAR VE TUTKULU KAÇAMAKLAR +18 32 31. BÖLÜM: BEYAZ KUĞUNUN KANLI GÖLGESİ VE MÜHÜRLENEN ZAFER 33 32. BÖLÜM: KANLI SIZINTI VE KALE İÇİNDEKİ GÖLGE 34 33. BÖLÜM: BÜYÜK KISKAÇ VE GECE GELEN FIRTINA 35 34. BÖLÜM: BÜYÜK ŞAH-MAT 36 35. BÖLÜM: EFSANENİN DOĞUŞU VE SIKILAMAYAN MÜHÜR (DEV FİNAL

31. BÖLÜM: BEYAZ KUĞUNUN KANLI GÖLGESİ VE MÜHÜRLENEN ZAFER
İstanbul Boğazı’nın üzerini kaplayan sabah pusu, güneşin ilk ışıklarıyla birlikte yerini yakıcı bir sıcaklığa bırakıyordu.
Reşat Karadağ’ın hücreye tıkılmasının ve o görkemli çifte düğün gecesinin üzerinden tam üç hafta geçmişti.
Akkaya ve Öztürk ailelerinin birleşimi, yeraltı dünyasındaki tüm dengeleri değiştirmiş, şehre hakim olan o kurşun gri hava görünürde sakinleşmişti.
Ancak Teoman Akkaya için bu sakinlik, her zaman büyük bir fırtınanın habercisiydi.
Malikanenin geniş, Boğaz’a nazır çalışma odasında, Teoman üzerindeki siyah gömleğin kollarını dirseklerine kadar kıvırmış, devasa ahşap masanın üzerinde duran haritaları ve şifreli dosya dökümlerini inceliyordu.
Yüzündeki o sert Karadağlı hatları, ciddiyetiyle daha da tehlikeli bir hal alıyordu.
Arkasından gelen hafif ve kendinden emin adım sesleri Teoman’ın bakışlarını evraklardan ayırmasına yetti.
Deniz, üzerindeki şık mor saten elbisesiyle odaya girmişti. Saçları omuzlarına dökülüyordu.
Boynundaki Teoman’ın hediyesi olan o aile yadigarı zümrüt kolye, sabah güneşinin vurmasıyla yeşil kıvılcımlar saçıyordu.
Artık resmen bir Akkaya kadınıydı ve duruşundaki o gurur her halinden belli oluyordu.
Teoman kalemi masaya bıraktı. Gözleri karısına kaydığında yüzündeki o sert ifade yerini derin bir saygıya ve sahiplenici bir tebessüme bıraktı.
D~"Çok erken kalkmışsın Akkaya..." dedi .

Deniz, adımlayarak Teoman’ın oturduğu deri koltuğun yanına geldi. Elini adamın geniş omzuna koydu.
D~"Genelde masanın başında sabahlamazsın."
Teoman elini uzatıp Deniz’in elini tuttu, parmaklarını karısının parmaklarına kenetleyerek hafifçe kendine doğru çekti.
T~"Seni yalnız bırakmak istemezdim güzelim..." dedi.
T~"Ama dışarıdaki hareketlilik durmuyor. Seni ve ailemi korumak için tek bir açığı bile riske atamam."
Deniz, Teoman’ın elini sıktı, gözlerinin içine güvenle baktı.
D~ "Yalnız olmadığını biliyorsun Akkaya. Biz bu yola beraber çıktık."
Teoman karısının elinin üzerine derin bir öpücük kondurdu.
T~ "Biliyorum yavrum. Gücümü senden alıyorum zaten."
Tam o sırada odanın kapısı sertçe açıldı. İçeri giren Aras Öztürk ve Leyla oldu.
Aras, üzerindeki siyah deri ceket ve belindeki iki adet kılıflı s*la*ıyla tamamen çatışmaya hazır bir haldeydi.
Leyla ise vücudunu saran siyah koruyucu takımı, deri montu ve saçlarını arkadan sımsıkı toplamış haliyle tam bir intikam meleğini andırıyordu.
Parmağındaki siyah pırlanta yüzük, belindeki şarjör kılıfıyla tezat bir şıklık oluşturuyordu.
Aras, Teoman ve Deniz’in yan yana duruşuna bakıp başıyla selam verdi. A~"Akkaya, bölünmeyi bağışlayın ama Reşat’ın ağababası şehre ayak bastı."
Teoman’ın bakışları anında ciddileşti, Deniz’in elini bırakıp ayağa kalktı. T~"Kimmiş o?"
Leyla öne çıktı, elindeki tableti masaya fırlattı.
L~ "Balkanlar'ın s*la* ve insan kaçakçılığı karteli: Viktor Volkov. Lakabı 'Beyaz Kuğu'. Reşat’ın arkasındaki esas para ve s*l*h kaynağı bu adammış. Reşat hücreye girince Viktor’un milyonluk sevkiyatları patladı. Adam bu gece İstanbul’a, yarım kalan hesabı kesmek ve Öztürk-Akkaya imparatorluğunu yok etmek için girdi."
Deniz kaşlarını çattı, gözlerindeki o hırçın Karadağlı ateşi yeniden alevlendi.
D~ "Viktor Volkov mu? O herif Karadeniz kanadında babamın da eski düşmanıydı."
Aras, Leyla’nın yanına yanaştı. Elini karısının beline koyup güven verircesine hafifçe sıktı.
A~"Sana ne dedim ben güzelim? Bu şehirde bizden başka krallık kurmaya kalkanın kafasını koparırım demedim mi?"
Leyla Aras’a dönüp adamın gözlerinin içine kararlı bir bakış fırlattı.
L~"Öztürk... O herifin kafasını koparmak yetmez. Bize saldırmaya cüret ettiği için onu bu Boğaz'ın sularına gömeceğiz. Ve sen de arkanı sağlam tutacaksın."
Aras, Leyla’nın bu gözü kara ve güçlü haline gülümsedi. Karısının alnına gurur dolu bir öpücük kondurdu.
A~"Sen yanımda olduğun sürece sırtım yere gelmez yavrum."
Asena salona hızlı adımlarla girdi, elindeki dizüstü bilgisayarı masaya koydu.
Asena~ "Operasyon planı hazır. Viktor Volkov bu gece Maslak’taki terk edilmiş bir yeraltı otoparkında şehrin diğer mafya liderleriyle buluşacak. Bütün gücü orada toplayıp Akkaya ve Öztürk ailelerine karşı savaş ilanı yapacak."
Teoman s"l*h kılıfını sırtına taktı. Bakışları tek tek odadakilerin üzerinde gezindi.
"Gidiyoruz," dedi Teoman. "Ama bu gece kimse acıma göstermeyecek. Viktor Volkov bu şehre girdiğine pişman olacak."

Saat gece yarısı bire geliyordu. Maslak’ın yüksek gökdelenlerinin arasında kalan, inşaat halindeki karanlık ara sokaklar zifiri bir sessizliğe bürünmüştü.
İki siyah, özel zırhlı ve filmli camlara sahip araç peş peşe ilerliyordu.
Öndeki spor arabada Aras ve Leyla, arkadaki mat siyah devasa cipte ise Teoman ve Deniz vardı.
Aras’ın arabasının içi, Boğaz’ın loş ışıkları ve arabanın kadranındaki kırmızı aydınlatmayla tehlikeli bir atmosfere sahipti.
Aras, bir eliyle direksiyonu son derece hakim bir şekilde tutarken, diğer elini vitesin üzerindeki Leyla’nın elinin üzerine koymuştu.
A~"Heyecanlı mısın güzelim?" diye.
sordu Aras, bakışlarını bir anlığına karısına çevirerek.
Leyla elini Aras’ın avucunun içinde sıktı.
L~ "Heyecan değil Öztürk... Sadece bu işin bir an önce bitmesini ve ailemizin huzura kavuşmasını istiyorum."
A~"Bitecek yavrum," dedi Aras, sesi boğuk ve son derece kararlı çıkıyordu.
A~"Bu gece o Viktor denilen p*çi geberttikten sonra bu şehirde kimse adımızı anmaya bile cesaret edemeyecek. Sen sadece benim arkamda dur, gerisini bana bırak."
Leyla gülümsedi, Aras’ın elini tutup üstünü öptü.
L~ "Sen de benim arkamı kollayacaksın Öztürk. Biz bir ekibiz."
"Öyleyiz güzelim," dedi Aras, bakışlarındaki o derin sevgiyle.
ARKADAKİ CİPTE İSE...
Teoman, vitesi değiştirirken bakışlarını yan koltukta oturan Deniz’e çevirdi.
Deniz, siyah taytının üzerine giydiği koruyucu yeleğiyle tam bir savaşçı kraliçeydi.
Boynundaki zümrüt kolye yeleğin üstünde parıldıyordu.
Teoman cipi kırmızı ışıkta durdurup bakışlarını Deniz’e sabitledi.
T~"Geri planda kalacaksın Deniz," dedi .
Teoman, sesi otoriter ama bir o kadar da korumacıydı.
T~ "Viktor’un adamları acımasızdır. Senin kılına bile zarar gelmesini istemiyorum."
Deniz, Teoman’ın bu korumacı haline bakıp hafifçe başını salladı.
D~"Akkaya, ben senin karınım ama aynı zamanda bir Karadağlıyım. Yanında savaşacağım, arkanda beklemeyeceğim."
Teoman derin bir nefes verdi, elini uzatıp Deniz’in yanağını okşadı.
T~"Biliyorum yavrum... Senin o cesaretine aşığım zaten. Ama gözüm hep üzerinde olacak, bunu unutma."
D~"Benim de gözüm sende olacak güzelim," dedi Deniz, adamın eline dokunarak.
Cip tekrar kükreyerek Maslak’a doğru fırladı.

Maslak’taki altı katlı yeraltı otoparkı, inşaatın tamamlanmaması sebebiyle zifiri karanlık ve rutubet kokan bir labirenti andırıyordu.
En alt katta, yüksek güçlü spot ışıklarının altında lüks siyah araçlar daire şeklinde dizilmişti.
Masanın başında, uzun boylu, gümüş gri saçlı, yüzünde soğuk bir ifade taşıyan Viktor Volkov duruyordu.
Yanında en az yirmi kişilik, ağır s*l*hlı Rus ve Karadağlı korumalar vardı.
Şehirdeki diğer yeraltı uzantıları Viktor’un önünde toplanmıştı.
"Reşat başarısız bir aptaldı," dedi Viktor, aksanlı ve buz gibi sesiyle.
"Akkaya ve Öztürk çocukları kendilerini bu şehrin kralları sanıyor. Bu gece o iki aileyi de kökten kazıyacağız."
"O rüyadan uyan Volkov!"
Karanlığın içinden yükselen o tok ve gür sesle birlikte tüm spot ışıkları patladı! ÇAT! ÇAT! ÇAT!
Otopark bir anda zifiri karanlığa gömüldü.
"BASKIN!" diye kükredi Viktor.
O an cehennemin kapıları açıldı!
Asena’nın çatıdan sıktığı keskin nişancı kurşunlarıyla ilk üç koruma başlarından vurularak yere yığıldı.
Aras Öztürk ve Leyla, sol sütunun arkasından fırlayarak ateşe başladılar. Aras, elindeki iki 9 mm'lik tabancayla adeta bir ölüm dansı yapıyordu.
Her adımı, her tetiğe basışı profesyonel bir katilin zarafetini taşıyordu.
A~"Sağ kanat sende güzelim!" diye bağırdı .
Aras, bir korumayı göğsünden vurup yere çakarken.
L~"Gözün arkada kalmasın Öztürk!" diye yanıtladı Leyla.
Leyla yerdeki kolonun arkasına kaydı, üzerinden geçen kurşun yağmuruna aldırış etmeden sırtını kolona yasladı.
Şarjörünü tek hamlede değiştirdi, siperden fırlayıp kendisine doğru koşan iki Rus korumayı tam alnının ortasından vurdu.
Aras, Leyla’nın bu seriliğine ve soğukkanlılığına gururla baktı.
Çatışmanın ortasında Leyla’nın yanına kaydı, sırt sırta verdiler.
A~"Harikasın yavrum," dedi .
Aras, kurşunlar tepelerinden geçerken.
Leyla gülümsedi.
L~"Senden öğrendim kocacım, şimdi hedefe odaklan!"
Sağ tarafta ise Teoman ve Deniz tam bir imha ekibi gibi ilerliyordu.
Teoman, üzerindeki paltoyu fırlatmış, elindeki otomatik tüfekle önüne çıkan her korumayı etkisiz hale getiriyordu.
Bir koruma Teoman’a arkadan yaklaşmaya çalıştığında, Deniz karanlığın içinden fırladı.
Özel kavisli bıçağıyla adamın hamlesini savuşturup adamı yere serdi.
Teoman arkasını döndüğünde Deniz’in gözlerindeki o kararlılığı gördü.
Adımlarla Deniz’e yaklaştı, çatışmanın gürültüsü içinde karısının omzuna dokundu.
T~"Sağ ol güzelim," dedi .
D~"Sırtın bana emanet Akkaya, " dedi. "Viktor kaçıyor!"
Görüş alanının sonunda Viktor Volkov, üç korumasıyla birlikte üst kata çıkan zırhlı araca doğru koşuyordu.
T~"Aras! Önünü kes!" diye bağırdı Teoman.
Aras ve Teoman aynı anda fırladılar. Leyla ve Deniz ise yan kanatları temizleyerek adamların kaçış yollarını tıkadılar.
Viktor aracın kapısını açamadan, Aras’ın fırlattığı bıçak Viktor’un elini aracın kaportasına sapladı! ŞAK!
"AAAHH!" diye kükredi Viktor, acı içinde duvara yaslanarak.
Aras ve Teoman, yanlarında Leyla ve Deniz ile birlikte Viktor’un etrafını sardılar.
Otoparktaki tüm korumalar etkisiz hale getirilmişti. Yerde onlarca kovan ve yatışan dumanlar vardı.
Teoman yavaş adımlarla Viktor’a yaklaştı.
T~"Bu şehre girerken kimin toprağına bastığını unutmuşsun Volkov," dedi .
Teoman, sesi buz gibi ve öldürücüydü.
Viktor kanlı tükürüğünü yere attı.
V~"Akkaya ve Öztürk... Sonunda buluştunuz demek."
Aras öne çıktı. Viktor’un yüzüne baktı.
A~"Biz sadece buluşmadık Volkov," dedi sesi fısıltı gibiydi.
A~"Biz bu şehri temizlemek için ant içtik. Ve bizim ailemize laf söyleyenin cezasını kendi ellerimizle keseriz."
Aras belindeki s*l*hı çıkardı, namluyu Viktor’un alnına dayadı.
A~"Leyla... Bu herifin biletini sen kesmek ister misin yavrum?" diye sordu , bakışlarını karısına çevirerek.
Leyla adım adım yaklaştı. Parmağındaki siyah pırlanta yüzüğü düzeltti.
Aras’ın elindeki silahın üzerine kendi elini koydu. İkisinin parmakları tetikte birleşti.
L~"Bizim ailemize, huzurumuza dokunmaya kalkan herkesin sonu bu olacak," dedi Leyla.
BAM!
Kurşun gecenin karanlığında yankılandı.
Viktor Volkov’un cansız bedeni otoparkın soğuk betonuna yığıldı
. Reşat’ın da, Viktor’un da, dışarıdan gelen tüm tehditlerin de sonu gelmişti.
Şehir artık tamamen, sarsılmaz bir şekilde Akkaya ve Öztürk ailelerinindi.

Çatışmanın ve emniyetle yapılan gerekli protokollerin ardından saat gecenin üçünü geçiyordu.
Aras, Leyla’yı bu gecenin zaferini kutlamak ve tüm stresten uzaklaşmak için Ağva’daki, uçurumun kenarına kurulmuş, tamamen cam kaplı devasa bir dağ süitine getirtmişti.
Süitin kapısı kapandığında, dışarıdaki çam ormanlarının ve rüzgarın sesi içeriye hafif bir uğultu olarak yansıyordu.
İçeride devasa bir şömine yanıyor, odanın loş ve huzurlu atmosferi yorgunluklarını alıyordu.
Leyla, üzerindeki deri montunu ve silah kılıfını kenara bıraktı.
Saçlarını serbest bıraktı. Şöminenin karşısında durup ateşi izlemeye başladı.
Aras üzerindeki ceketini fırlattı. Adımlarını Leyla’ya doğru attı.
Gözlerindeki o sahiplenici ve derin sevgiyle karısına yaklaştı.
A~"Nihayet yalnızız güzelim..." dedi , sesi pürüzlü ve şefkat doluydu.
Leyla arkasını dönüp Aras’a baktı. Yüzünde huzurlu bir tebessüm belirdi.
L~"Çok zor bir geceydi Öztürk."
Aras, Leyla’nın tam karşısında durdu. Elini uzatıp karısının belini kavradı ve kendine doğru çekti.
Leyla başını Aras’ın geniş göğsüne yasladı.
A~"Zordu yavrum..." dedi , yüzünü Leyla’nın saçlarına gömüp kokusunu içine çekerek.
A~ "Ama bitti. Artık güvendesin, güvendeyiz. Senin yanımda olman bana her şeyi unutturuyor güzelim."
Leyla ellerini Aras’ın beline doladı.
L~ "Seni çok seviyorum Aras. Bu aile için yaptıklarını hiç unutmayacağım."
Aras kızın çenesini tuttu, yüzünü kendine kaldırdı. Dudaklarına derin, yumuşak ve şefkat dolu bir öpücük kondurdu.
"güzelim," dedi Aras, kızın elini tutup kalbinin üzerine koyarken. "Bu kalbin tek sahibi sensin."
İkisi de şöminenin karşısındaki koltuğa çekildiler.
Aras Leyla’yı göğsüne çekip sarıldı. Gecenin geri kalanı, birbirlerinin varlığına şükrederek ve huzur içinde geçti.

Aynı saatlerde Şile’deki kayalıkların üzerine inşa edilmiş villada Teoman ve Deniz vardı.
Teoman, villanın geniş yatak odasında, şöminenin karşısında durmuş dışarıdaki karanlık denizi izliyordu.
Deniz, rahat kıyafetlerini giymiş vaziyette odaya girdi.
Boynundaki zümrüt kolye her zamanki gibi yerindeydi.
Adımlarla Teoman’a doğru yürüdü ve arkasından adama sarıldı, başını Teoman’ın sırtına dayadı.
Teoman arkasını dönüp Deniz’i kucağına alırcasına kendine çekti.
Karısının alnına derin bir öpücük kondurdu.
T~"Yoruldun mu yavrum?" diye sordu Teoman, sesi pürüzlü ve şefkatliydi.
Deniz başını kaldırıp Teoman’ın gözlerinin içine baktı.
D~"Yorgunluk var ama içimdeki huzur her şeye değer Akkaya. Kazandık."
T~"Kazandık güzelim," dedi Teoman, karısının yanağını okşayarak.
T~"Sen benim yanımda durduğun sürece biz hiç kaybetmeyeceğiz."
Teoman, Deniz’i elinden tutup yatağın kenarına oturttu.
Kendisi de yanına oturdu, karısının elini kendi devasa ellerinin arasına aldı.
T~"Sana bu yadigarı taktığım gün söz vermiştim," dedi , zümrüt kolyeye dokunarak.
T~"Seni her şeyden koruyacağıma. Bu gece bir kez daha anladım ki sen benim sadece karım değil, bu hayattaki tek sığınağımsın."
Deniz gülümsedi, Teoman’ın yanağını öptü.
D~"Sen de benim tek sığınağımsın Akkaya."
Teoman Deniz’i göğsüne çekip üzerlerine battaniyeyi örttü.
İki güçlü ruh, birbirlerinin sıcaklığında ve huzurunda sabahı karşıladılar.
6. KISIM: YENİ GÜN VE İMPARATORLUĞUN DOĞUŞU
Güneş, Boğaz’ın ve Marmara Denizi’nin sularından turuncu, altın sarısı bir yangın gibi doğarken İstanbul yeni bir güne uyanıyordu.
Viktor Volkov’un ölümü ve yeraltı dünyasındaki temizlik haberi tüm kanallarda ve gazetelerde,
"Büyük Mafya Hesaplaşması" olarak geçiyor, ancak Akkaya ve Öztürk ailelerinin ismi tek bir yerde bile lekelenmiyordu.
Asena ve ekibi tüm izleri profesyonelce silmişti.
Ağva’daki dağ süitinde, sabahın ilk ışıkları devasa camdan içeri süzülüyordu.
Aras, yatakta sırtüstü yatıyordu. Göğsünde Leyla başını koymuş, huzurla uyuyordu.
Aras’ın elindeki siyah pırlanta yüzüklü el, Leyla’nın eline kenetlenmişti.
Leyla hafifçe kıpırdadı, gözlerini açtı.
Aras eğilip kızın alnını öptü.
A~"Günaydın güzelim... Nasıl hissediyorsun benim karım olmayı?"
Leyla başını kaldırıp Aras’ın gözlerinin içine baktı, gülümsedi.
L~"Dünyanın en güvende ve en aşık kadını gibi hissediyorum Öztürk."
Aras kızı kendine çekip dudaklarına derin bir sabah öpücüğü kondurdu.
A~ "Bu şehir bizim yavrum... Ama sen benim tek krallığımsın."
Şile’deki villada ise Teoman ve Deniz, terastaki şezlongda birbirlerine sarılmış vaziyette duruyorlardı.
Deniz, Teoman’ın kucağına oturmuş, üzerindeki hırkaya sarınmıştı.
Boynundaki zümrüt kolye sabah güneşinde parıldıyordu.
Teoman arkadan kızın belini sarmış, çenesini Deniz’in omzuna dayamıştı.
D~"Bitti mi gerçekten Akkaya?" diye sordu , Boğaz'a doğru bakarak. "Bütün düşmanlar bitti mi?"
Teoman kızın saçlarına derin bir öpücük kondurdu.
T~"Biz yan yana olduğumuz sürece hiçbir düşman ayağa kalkamaz güzelim. Bu şehir de, bu yeraltı dünyası da bizim önümüzde diz çöktü."
Deniz gülümsedi, elini Teoman’ın eline kenetledi.
D~"Bizim krallığımız başladı desene."
T~"Bizim krallığımız sen benim olduğun an başladı yavrum..." dedi Teoman tutkuyla.
İstanbul, iki dev ailenin, sarsılmaz iki büyük aşkın ve gururla kenetlenmiş dört yüreğin zaferine şahitlik ediyordu.
Artık ne fırtınalar, ne kurşunlar ne de gölgeler bu birliği yıkabilirdi.
Akkaya ve Öztürk imparatorluğu, sonsuza kadar lekesiz ve güçlü bir şekilde yazılmıştı.
Arkadaşlar yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayınnn seviliyorsunuzzzz.
Ve kötü bir haberim var 4 bölüm sonra finalll.

İyi gublerrrrr