16. bölüm · TEODEN MAFYA

15. BÖLÜM: KANLI YEMİN VE FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK

Zöhre Yılmazzz

Bölümler
1 Tanıtım 2 1. BÖLÜM: ZİNCİR VE GECE 3 2. BÖLÜM: BÜYÜK KAFES VE GECE YARISI FISILTILARI 4 3. BÖLÜM: BÜYÜK AŞINMA VE İLK KIVILCIM 5 4. BÖLÜM: AÇLIK VE BÜYÜK DİRENİŞ 6 5. BÖLÜM: BÜYÜK KIŞKIRTMA VE KONTROL KAYBI 7 6. BÖLÜM: GECE YARISI FİRAR VE KANLI PATİKA 8 7. BÖLÜM: İKİNCİ YANGIN VE GÜMÜŞ KIVILCIM 9 8. BÖLÜM: BAZI TEHLİKELİ OYUNLAR VE GECE SIKILAN KURŞUNLAR 10 9. BÖLÜM: ZEHİRLİ MASALAR VE SIKIŞAN TETİKLER 11 10. BÖLÜM: YARA İZLERİ VE GECE DÜŞEN MASKELER 12 11. BÖLÜM: ZİNCİRLEME İHANET VE DİK DURUŞLAR 13 12. BÖLÜM: BÜYÜK BASKIN ÖNCESİ SESSİZLİK 14 13. BÖLÜM: ATEŞ ÇEMBERİ VE İLK ÇATLAKLAR 15 14. BÖLÜM: BEYAZ REVİR, SIĞINAK VE SİYAH TUTKU 16 15. BÖLÜM: KANLI YEMİN VE FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK 17 16. BÖLÜM: KANLI LİMAN, KIVILCIM ALANI OLAN DUVARLAR VE İNTİKAM 18 17. BÖLÜM: YENİ BİR SABAH VE KRALİÇELERİN KURAL DEFTERİ 19 18. BÖLÜM: ATEŞLE OYNAMAK VE SOKAKLARIN HAKİMİ 20 19. BÖLÜM: MAVİ SULAR, GECEYİ AYDINLATAN GİZEM VE YENİ BİR DEVRİM 21 20. BÖLÜM: GÖLGELERİN İÇİNDE YANAN ATEŞ 22 21. BÖLÜM: KRALİÇELERİN İHTİLALİ VE GÖLGEDEKİ MÜHÜR 23 22. BÖLÜM: YIRTICI KUŞUN ŞARLATANI VE ŞOK EDİCİ GERÇEK 24 23. BÖLÜM: GECEYİ YAKAN GÖLGELER VE AŞKIN BÜYÜK YEMİNİ 25 24. BÖLÜM: KIZIL KIYAMET VE KISKANÇLIK FIRTINASI 26 25. BÖLÜM: YARALARIN ARDINDAKİ GERÇEK 27 26. BÖLÜM: ATEŞLE OYNANAN DÜĞÜM 28 27. BÖLÜM: YILDIZLARIN ALTINDAKİ SÖZ VE KARADAĞLI MÜHRÜ 29 28. BÖLÜM: KAN VE ZÜMRÜT 30 29. BÖLÜM: BEYAZ TÜLLER VE TEHLİKELİ ARZULAR 31 30. BÖLÜM: GECEYE DÜŞEN KIVILCIMLAR VE TUTKULU KAÇAMAKLAR +18 32 31. BÖLÜM: BEYAZ KUĞUNUN KANLI GÖLGESİ VE MÜHÜRLENEN ZAFER 33 32. BÖLÜM: KANLI SIZINTI VE KALE İÇİNDEKİ GÖLGE 34 33. BÖLÜM: BÜYÜK KISKAÇ VE GECE GELEN FIRTINA 35 34. BÖLÜM: BÜYÜK ŞAH-MAT 36 35. BÖLÜM: EFSANENİN DOĞUŞU VE SIKILAMAYAN MÜHÜR (DEV FİNAL

15. BÖLÜM:
Akkaya Malikanesi’nin üzerindeki sis yavaş yavaş dağılırken, sabahın ilk ışıkları revirin soğuk camlarına vuruyordu.
Deniz, gözlerini araladığında üzerindeki battaniyeyi fark etti.
Omuzlarındaki battaniyeye bakıp ardından yatağa döndüğünde, Teoman’ın berrak ve derin gözleriyle karşılaştı.
Teoman uyanmış, yan dönmüş bir şekilde Deniz’in uyanışını izliyordu. Omzundaki sargılar yenilenmişti ama bakışlarındaki o otoriter, sarsılmaz duruş tamamen geri gelmişti.
"Günaydın dik başlı kız," dedi Teoman, sesi sabahın sessizliğinde yankılanarak.
Deniz hızla doğruldu, üstündeki battaniyeyi kenara itip saçlarını geriye attı.
O an Teoman’ın gece boyunca onu izlediğini anlayınca yanaklarına hafif bir kızarıklık hücum etti ama toparlanmak uzun sürmedi.
"Sana da günaydın Akkaya," dedi Deniz, sesine o tanıdık hırçın tonu geri yükleyerek. "Görüyorum ki ölmemişsin. Ben de görevimi tamamladığıma göre yukarı çıkabilirim."
Teoman yataktan yavaşça doğruldu. Canı acısa da bunu yüzüne yansıtmayacak kadar gururluydu.
Yataktan kalkıp Deniz’e doğru bir adım attı.
Aralarındaki mesafe kapandığında Deniz geri adım atmadı, çenesini yukarı kaldırıp Teoman’ın gözlerinin içine baktı.
"Görevini tamamladın öyle mi?" dedi Teoman, dudaklarında tehlikeli bir tebessümle.
"Gece elimi bırakmayan, 'gitmene izin vermiyorum' diye ağlayan kız şimdi görev adamı mı oldu?"
Deniz göğsünü dikleştirdi, parmaklarını sıktı.
"O şok anının etkisiydi Teoman. Kendine pay çıkarma. Bir daha öyle bir şey yaşansa yine aynısını yapardım, çünkü ben senin gibi gaddar değilim."
Teoman eğilip yüzünü Deniz’in yüzüne yaklaştırdı.
"Ben gaddar değilim Deniz. Ben sadece kendi olanı korurum. Ve sen... İstediğin kadar inkar et, artık tamamen bu çatının, yani benim korumam altındasın."
Deniz Teoman’ın göğsüne parmağını bastırdı.
"Ben kimsenin malı ya da koruması gereken bir aciz değilim! Bunu o kafana sok Akkaya!"
Teoman kızın bu boyun eğmeyen tavrına içten içe hayran kalarak hafifçe kıkırdadı.
"İşte bu halini seviyorum. Karadağlılar belasını bitirdikten sonra seninle bu gurur savaşını baştan yazacağız."
Aynı saatlerde malikanenin büyük çalışma odasında Aras, Poyraz ve ana ekip toplanmıştı.
Masanın üzerinde Karadağlılar’ın haritaları ve istihbarat raporları seriliydi.
Kapı açıldı ve Leyla içeri girdi. Elinde iki kupa kahve vardı. Odadaki ciddi hava Leyla’nın gelişiyle bir anlığına dondu.
Aras bakışlarını haritadan kaldırıp Leyla’ya dikti.
Yüzünde o lafı gediğine oturtan şakacı ifade belirdi ama gözlerindeki o geceki minnet hâlâ oradaydı.
"Ooo yırtıcı kuş, bize servis mi yapıyorsun yoksa kahveye zehir mi kattın?" dedi Aras kışkırtıcı bir tebessümle.
Leyla kupalardan birini Aras’ın önüne sertçe bıraktı, kahve masaya biraz sıçradı.
"Keşke akıl etseydim şarlatan! İç de sesin kesilsin diye getirdim."
Aras kahveden bir yudum aldı, gözlerini Leyla’dan ayırmadan.
"Dün gece hayatımı kurtaran biri için çok acımasızsın. Hani beni sen öldürecektin? Kahveyle zehirlemek sana yakışmaz, sen daha direkt oynarsın."
Leyla kollarını göğsünde birleştirdi, Aras’a doğru bir adım attı.
"Dün gece bir hataydı. Bir daha arkana bakmadan dövüşme diye kafasına vurdum adamın. Kendine pay çıkarıp durma!"
Aras masanın etrafından dolaşıp Leyla’nın dibinde bitti.
İki elini cebine sokup eğildi. "Gece boynuma sarılırken hiç hata gibi durmuyordu ama... Neyse, senin bu gururlu hallerini izlemek de ayrı bir zevk."
Leyla’nın kalbi hızla çarpmaya başladı ama Aras’a çaktırmamak için kaşlarını çattı.
"Sen Karadağlılar’ı nasıl bitireceğini düşün Aras. Eğer onlardan önce biz bir yolunu bulup kaçarsak, arkamızdan sadece bakarsın!"
"Seni kaçırmayacağım yırtıcı kuş," dedi Aras fısıltıyla.
"Dünyanın öbür ucuna da gitsen, o hırçın sesini duymak için peşinden gelirim."
Tam o sırada Teoman ve Deniz çalışma odasına girdi. Teoman’ın odaya girmesiyle ortamdaki havanın ağırlığı iki katına çıktı.
Teoman masanın başına geçti. Omzundaki yaraya rağmen duruşu bir dağ gibi heybetliydi.
"Poyraz, durum nedir?" diye sordu Teoman, sesi buz gibi bir kararlılıkla.
Poyraz öne çıktı.
"Abi, Karadağlılar dün geceki başarısız baskından sonra eski bir liman deposuna çekildiler. Bütün güçlerini oraya topluyorlar. Büyük bir misilleme bekliyorlar."
Teoman masaya iki elini dayadı, gözlerinde ölümcül bir kıvılcım çaktı.
"Beklemelerine gerek kalmayacak. Bu gece o depoyu Karadağlılar’ın mezarı yapacağız. Bu şehirde Akkaya’ya saldırmanın bedelini herkes görecek."
Deniz öne fırladı. "Yine mi çatışma?! Teoman sen daha yeni ameliyat oldun, omzun patlayacak!"
Teoman başını kaldırıp Deniz’e baktı. Bakışlarındaki sertlik Deniz’i görünce hafifçe kırıldı ama kararlılığı değişmedi.
"Benim için endişelenmeyi bırak Deniz. Bu benim savaşım ve bu gece bitecek."
"Senin için endişelenmiyorum!" dedi Deniz bağırarak.
"Sadece yine bizim başımızı belaya sokacaksınız, o evde kısılı kalacağız diye kızıyorum!"
Leyla da söze girdi. "Aras, siz gidince malikaneyi yine korumasız bırakacaksınız. Ya Karadağlılar yine buraya gelirse?"
Aras gülümsedi.
"Bu sefer yem biziz yırtıcı kuş. Onlar limanda bizimle ilgilenirken malikane çelik bir kale gibi korunacak. Ama istersen sen de benimle gel, arkamı kollarsın?"
Leyla gözlerini devirdi. "Çok komiksin şarlatan! Git ve o işi bitir, sonra seninle ayrı bir hesabımız var!"
Teoman silahının şarjörünü takıp beline yerleştirdi. Deniz ve Leyla’ya doğru baktı.
"Bu gece son gece," dedi Teoman.
"Karadağlılar bittiğinde... Sizinle de oturup geleceğimizi konuşacağız. Kaçmak mı isteyeceksiniz, yoksa bu ateşin yanında kalmak mı... Göreceğiz."
Deniz çenesini dikleştirdi. "Cevabımı zaten biliyorsun Akkaya."
Teoman son bir defa Deniz’in gözlerinin içine baktı, ardından Aras’a döndü. "Gidiyoruz."
Teoman ve Aras liderliğindeki konvoy, limandaki büyük hesaplaşma için gürültüyle malikaneden ayrılırken; Deniz ve Leyla pencereden giden araçların arkasından bakakaldılar.
İki kızın da içinde koca bir fırtına kopuyordu: Bir yanları onların sağ salim dönmesini isterken, diğer yanları hırçın gururlarından tek bir taviz bile vermiyordu.
İyi gecelerrrrr ( Çoğu kişi bu saatte uyumuyo ama olsun.)

Yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayınnn seviliyorsunuzzzz