TEODEN MAFYA kitap kapağı

31. bölüm / 36

30. BÖLÜM: GECEYE DÜŞEN KIVILCIMLAR VE TUTKULU KAÇAMAKLAR +18

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 30. BÖLÜM: GECEYE DÜŞEN KIVILCIMLAR VE TUTKULU KAÇAMAKLAR +18
  1. 1 Tanıtım128 kelime
  2. 2 1. BÖLÜM: ZİNCİR VE GECE682 kelime
  3. 3 2. BÖLÜM: BÜYÜK KAFES VE GECE YARISI FISILTILARI1.083 kelime
  4. 4 3. BÖLÜM: BÜYÜK AŞINMA VE İLK KIVILCIM1.299 kelime
  5. 5 4. BÖLÜM: AÇLIK VE BÜYÜK DİRENİŞ1.121 kelime
  6. 6 5. BÖLÜM: BÜYÜK KIŞKIRTMA VE KONTROL KAYBI975 kelime
  7. 7 6. BÖLÜM: GECE YARISI FİRAR VE KANLI PATİKA1.030 kelime
  8. 8 7. BÖLÜM: İKİNCİ YANGIN VE GÜMÜŞ KIVILCIM953 kelime
  9. 9 8. BÖLÜM: BAZI TEHLİKELİ OYUNLAR VE GECE SIKILAN KURŞUNLAR2.022 kelime
  10. 10 9. BÖLÜM: ZEHİRLİ MASALAR VE SIKIŞAN TETİKLER2.035 kelime
  11. 11 10. BÖLÜM: YARA İZLERİ VE GECE DÜŞEN MASKELER1.086 kelime
  12. 12 11. BÖLÜM: ZİNCİRLEME İHANET VE DİK DURUŞLAR935 kelime
  13. 13 12. BÖLÜM: BÜYÜK BASKIN ÖNCESİ SESSİZLİK784 kelime
  14. 14 13. BÖLÜM: ATEŞ ÇEMBERİ VE İLK ÇATLAKLAR1.398 kelime
  15. 15 14. BÖLÜM: BEYAZ REVİR, SIĞINAK VE SİYAH TUTKU1.473 kelime
  16. 16 15. BÖLÜM: KANLI YEMİN VE FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK827 kelime
  17. 17 16. BÖLÜM: KANLI LİMAN, KIVILCIM ALANI OLAN DUVARLAR VE İNTİKAM1.510 kelime
  18. 18 17. BÖLÜM: YENİ BİR SABAH VE KRALİÇELERİN KURAL DEFTERİ1.084 kelime
  19. 19 18. BÖLÜM: ATEŞLE OYNAMAK VE SOKAKLARIN HAKİMİ1.141 kelime
  20. 20 19. BÖLÜM: MAVİ SULAR, GECEYİ AYDINLATAN GİZEM VE YENİ BİR DEVRİM974 kelime
  21. 21 20. BÖLÜM: GÖLGELERİN İÇİNDE YANAN ATEŞ1.539 kelime
  22. 22 21. BÖLÜM: KRALİÇELERİN İHTİLALİ VE GÖLGEDEKİ MÜHÜR1.345 kelime
  23. 23 22. BÖLÜM: YIRTICI KUŞUN ŞARLATANI VE ŞOK EDİCİ GERÇEK736 kelime
  24. 24 23. BÖLÜM: GECEYİ YAKAN GÖLGELER VE AŞKIN BÜYÜK YEMİNİ1.969 kelime
  25. 25 24. BÖLÜM: KIZIL KIYAMET VE KISKANÇLIK FIRTINASI1.214 kelime
  26. 26 25. BÖLÜM: YARALARIN ARDINDAKİ GERÇEK1.251 kelime
  27. 27 26. BÖLÜM: ATEŞLE OYNANAN DÜĞÜM2.957 kelime
  28. 28 27. BÖLÜM: YILDIZLARIN ALTINDAKİ SÖZ VE KARADAĞLI MÜHRÜ1.234 kelime
  29. 29 28. BÖLÜM: KAN VE ZÜMRÜT1.683 kelime
  30. 30 29. BÖLÜM: BEYAZ TÜLLER VE TEHLİKELİ ARZULAR2.228 kelime
  31. 31 30. BÖLÜM: GECEYE DÜŞEN KIVILCIMLAR VE TUTKULU KAÇAMAKLAR +181.437 kelime · Okuduğun bölüm
  32. 32 31. BÖLÜM: BEYAZ KUĞUNUN KANLI GÖLGESİ VE MÜHÜRLENEN ZAFER2.161 kelime
  33. 33 32. BÖLÜM: KANLI SIZINTI VE KALE İÇİNDEKİ GÖLGE1.525 kelime
  34. 34 33. BÖLÜM: BÜYÜK KISKAÇ VE GECE GELEN FIRTINA1.373 kelime
  35. 35 34. BÖLÜM: BÜYÜK ŞAH-MAT536 kelime
  36. 36 35. BÖLÜM: EFSANENİN DOĞUŞU VE SIKILAMAYAN MÜHÜR (DEV FİNAL1.741 kelime

Arkadaşlar şimdiden uyarıyorum fazlasıyla +18 bir bölüm okumak istemeyen okumasın
30. BÖLÜM:
Görkemli düğün töreninin, atılan imzaların ve Boğaz’ın üzerini kaplayan havai fişek gösterilerinin ardından gecenin sonuna gelinmişti.
İki dev ailenin birleşimi şanına yakışır şekilde tamamlanmış, tebrikler kabul edilmiş ve davetliler yavaş yavaş uğurlanmıştı.
Ancak Aras ve Teoman için asıl gece şimdi başlıyordu.
Malikanenin önünde yan yana park edilmiş iki özel tasarım araç duruyordu: Aras’ın simsiyah, filmli camlara sahip spor arabası ve Teoman’ın mat siyah, kükreyen lüks cipi.
Leyla, üzerindeki o ağır ama baş döndürücü gelinliğin tüllerini toplayarak Aras’ın arabasına doğru yürüyordu.
Saçları hafifçe dağılmış, pembeleşmiş yanakları ve gözlerindeki o kaçamak bakışlar üzerindeki utangaçlığı ele veriyordu.
Aras ise ceketini tek eliyle omzuna atmış, gömleğinin ilk birkaç düğmesini açmış vaziyette arkasından geliyordu. Gözleri bir saniye olsun Leyla’nın sırt dekoltesinden ve sallanan kalçalarından ayrılmıyordu.
"Nereye gidiyoruz Öztürk?" diye sordu Leyla, arabanın kapısının önünde durup arkasına dönerek. Yüzündeki hafif kızarıklığı gizlemek için bakışlarını kaçırmaya çalıştı. "Malikaneye dönmüyor muyuz?"
Aras yavaşça yaklaştı. Elini uzatıp arabaya yaslandı, Leyla’yı kendi bedeni ile araba arasında hapsetti.
Yüzünü kızın kulağına kadar eğdi, sıcak ve boğuk nefesini tenine bıraktı.
"Malikane bu gece bize dar gelir güzelim..." dedi Aras, sesi arzudan pürüzlenmişti. "Seni öyle bir yere götürüyorum ki, sabahın ilk ışıklarına kadar bağırışlarını sadece Boğaz'ın dalgaları duyacak."
Leyla’nın yanakları bir anda alev aldı. Eli refleks olarak Aras’ın göğsüne gitti, adamı hafifçe itmeye çalıştı ama parmakları gömleğin kumaşına dolandı.
"Aras... Herkesin içinde söyleme şöyle şeyler, utandırma insanı!"
Aras hafifçe kıkırdadı. Leyla’nın bu hırçın ama bir o kadar dautangaç haline bayılıyordu.
Kızın belinden tutup kucağına doğru çekti, dudaklarına yakıcı bir öpücük kondurdu. "Utanma yavrum... Bu gece tamamen benimsin."
Diğer tarafta Teoman, Deniz’i çoktan cipin yolcu koltuğuna bindirmek üzereydi.
Deniz, üzerindeki zümrüt yeşili derin dekolteli ve yırtmaçlı elbiseyle adeta bir tanrıça gibi duruyordu ama Teoman’ın bakışlarındaki o hırçın ateş kızı hafifçe ürkütmüyor değildi. Yanakları al al olmuştu.
"Teoman, yavaş ol biraz!" dedi Deniz, Teoman onu belinden tutup koltuğa yerleştirirken. "Kumaşı yırtacaksın!"
Teoman eğilip kızın bacağındaki yırtmacı hafifçe araladı, elini sıcak tene koydu. "Yırtarsam yenisini alırım güzelim," diye fısıldadı, sesi tehlikeli bir şekilde fesattı. "Zaten o elbise birazdan üzerindeki en fazlalık şey olacak."
Deniz utançla gözlerini büyüttü, elindeki küçük çanta ile Teoman’ın omzuna vurdu. "Akkaya! Çıldırdın mı sen? Yoldayız daha!"
Teoman gülerek kapıyı kapattı ve sürücü koltuğuna geçti. Arabalar aynı anda gaza basarak Boğaz yoluna doğru süzüldü.
DUMANLI CAMLAR VE İÇ DÖKÜŞLER: YOL SAHNELERİ
Aras’ın arabasının içi, Boğaz’ın ışıklarının filmli camlardan içeri süzülmesiyle loş ve büyüleyici bir atmosfere bürünmüştü.
İki kişilik dar kabinde, motorun uğultusu ve aralarındaki o yüksek tensel çekim dışında hiçbir şey yoktu.
Aras, bir eliyle direksiyonu tutarken diğer elini Leyla’nın bacağına koymuştu.
Parmakları gelinliğin kabarık tüllerini aralıyor, kızın bacağını kavrayarak yukarı doğru santim santim kayıyordu.
"Aras, yola bak..." dedi Leyla, sesi utançtan ve heyecandan titreyerek. Sırtını koltuğa bastırdı, adamın dokunduğu yerler adeta alev alıyordu.
"Yol ezberimde güzelim," dedi Aras, bakışlarını yoldan ayırmadan elini biraz daha yukarı kaydırdı.
"Ama senin bu bacakların, bu tenin beni yoldan çıkarıyor. Nikah masasında 'Evet' derken ki o ses tonun hâlâ aklımda... Yemin ederim arabayıkenara çekip seni burada öpmemek için kendimi zor tutuyorum yavrum."
Leyla yanaklarının iyice kızardığını hissetti. Eliyle Aras’ın elini tutmaya çalıştı ama başaramadı, aksine parmaklarını adamın eline kenetledi. "Çok fesatlaştın sen Öztürk... Eskiden bu kadar cüretkar değildin."
"Eskiden senin kocan değildim güzelim," dedi Aras, bakışlarını bir anlığına Leyla’ya çevirip kızın alt dudağını emdiğini görünce gözleri daha da karardı.
"Şimdi tamamen benimsin. Ve ben bu gecenin her saniyesinin hakkını vereceğim."
Araba hızla Ağva tarafındaki, uçurumun kenarına kurulmuş, tamamen cam kaplı ve dışarıdan görünmeyen lüks bir dağ oteline doğru ilerliyordu.
Öte yandan Teoman’ın cipinde işler çok daha ateşli ilerliyordu.
Teoman, vitesi değiştirirken elini Deniz’in açıkta kalan dizinden ayırmıyordu.
Deniz ise heyecanını bastırmak için gözlerini dışarıdaki ağaçlara dikmişti ama Teoman’ın başparmağının bacağının iç kısmında yaptığı küçük daireler kızın nefesini kesiyordu.
"Nereye gidiyoruz Teoman?" diye sordu Deniz, utangaç bir sesle. "Burası İstanbul çıkışı..."
Teoman, cipi tenha bir virajda durdurdu. Işıkları kapattı. Arabanın içi zifiri karanlığa büründü.
Deniz ne olduğunu anlayamadan Teoman emniyet kemerini çözdü ve kızın üzerine doğru eğildi. İki elini koltuğun kenarlarına dayayıp Deniz’i altına aldı.
"Teoman... Ne yapıyorsun?" dedi Deniz, kalbi deli gibi çarparak. O hırçın kız gitmiş, yerine utangaçlıktan ne yapacağını bilemeyen bir kadın gelmişti.
"Sana doyamıyorum yavrum," dedi Teoman, sesi pürüzlü ve arzu doluydu. Eğilip kızın boynundaki zümrüt kolyeyi kenara çekti, dudaklarını kızın köprücük kemiğine gömdü. Dişlerini hafifçe tene geçirdiğinde Deniz hafif bir çığlık attı.
" Yapma... Teoman!"
"Söyle güzelim," dedi Teoman, ellerini kızın elbisesinin altından içeri kaydırıp belini kavis yaptırarak. "Söyle, kime aitsin sen?"
Deniz utançla gözlerini kapattı, ellerini adamın ensesindeki saçlara geçirdi. "Sana... Sadece sana Akkaya..."
Teoman kızın dudaklarını tutkuyla emdi.
Arabanın camları ikisinin sıcak nefesinden buğulanırken, Teoman kızın elbisesini omuzlarından aşağı indirdi.
"Otele kadar sabredemeyeceğim sanmıştım ama..." dedi kızın dudaklarından ayrılıp, "Seni o devasa yatakta completely çıldırtmak istiyorum yavrum."
Cip tekrar çalıştı ve Şile’deki o gözlerden uzak, özel helikopter pisti olan süit otele doğru hızla fırladı.
ZİRVEDEKİ SÜİT: ARAS & LEYLA'NIN İLK GECESİ
Aras, dağ otelinin en üst katındaki kral dairesinin kapısını kartla açtı. İçerisi tamamen Boğaz ve orman manzaralıydı; yerlerde mumlar yanıyor, devasa yatak beyaz güllerle kaplanmış duruyordu.
Leyla içeri adım attığında büyülenmiş gibi etrafa baktı. Ama Aras zaman kaybetmedi. Kapıyı arkalarından kilitleyip Leyla’yı belinden yakaladığı gibi kapıya yapıştırdı.
"Aras..." dedi Leyla, adamın aniden gelen bu sert ve arzulu hamlesiyle nefesi kesilerek. Yanakları yine al al olmuştu. "Biraz yavaş olsaydın..."
"Yavaş olamam güzelim," dedi Aras, ellerini Leyla’nın gelinliğinin arkasındaki iplere götürerek. "Günlerdir seni bu elbisenin içinden çıkarmak için çıldırıyorum."
Aras tek bir hamlede gelinliğin iplerini çözdü. Kumaş Leyla’nın omuzlarından kayıp yere yığıldı.
Leyla sadece dantelli beyaz iç çamaşırlarıyla kaldığında utançla kollarını göğsünde birleştirmeye çalıştı.
"Bakma şöyle..." dedi Leyla, gözlerini kaçırarak. "Utandırma beni."
Aras, kızın çenesini parmaklarının arasına alıp yüzünü kendine kaldırdı. Bakışlarında öyle bir hayranlık, öyle bir arzu vardı ki Leyla’nın dizlerinin bağı çözüldü.
"Gördüğüm en güzel şey sensin yavrum," dedi Aras, sesi fısıltı gibiydi. "Sana bakmaya doyamıyorum. Utanma benden... Ben senin kocanım, senin erkeğinim."
Aras, Leyla’yı kucağına aldı ve yavaşça devasa yatağın ortasına bıraktı. Üzerindeki gömleği sökertcesine çıkarıp yatağın kenarına fırlattı. Leyla’nın üzerine eğildiğinde, kaslı vücudu ve omzundaki kurşun izi mum ışığında parıldıyordu.
Leyla ellerini Aras’ın geniş göğsüne koydu, adamın sıcaklığını teninde hissetti. "Seni çok seviyorum Aras..."
"Sana tapıyorum güzelim," dedi Aras ve dudaklarını kızın dudaklarına gömdü.
Öpücükleri yavaş yavaş daha derin, daha yakıcı bir hal aldı. Aras’ın elleri Leyla’nın belinde, kalçasında, kıvrımlarında gezindikçe Leyla utangaçlığını bir kenara bırakıp adama kenetlendi.
Odada sadece tutkulu fısıltılar, nefes alıp verişler ve birleşen iki ruhun sıcaklığı kaldı. Aras, Leyla’yı incitmekten korkar gibi ama bir o kadar da büyük bir açlıkla fethetti.
KARANLIĞIN İÇİNDEKİ ATEŞ: TEOMAN & DENİZ GECESİ
Şile’deki uçurum kenarı süitte ise tam anlamıyla bir fırtına kopuyordu.
Teoman, Deniz’i odadan içeri sokar sokmaz kucağına almıştı. Deniz’in bacakları Teoman’ın beline dolanmış, elleri adamın saçlarındaydı.
Teoman kızı yatağa fırlatır gibi bıraktı ve üzerindeki tişörtü tek hamlede yırtarcasına çıkardı.
Deniz yatakta doğrulmaya çalıştı, üzerindeki elbise neredeyse tamamen sıyrılmıştı. Yanakları kor gibi yanıyordu. "Teoman... Çok vahşisin!"
Teoman yatağa tırmandı, kızın üzerine bir kaplan gibi çöktü. "Sen beni bu hale getirdin yavrum," dedi, sesindeki fesat ton kızı baştan çıkarıyordu.
"O elbiseyi giyerken, masanın altından bacağıma dokunurken düşünecektin bunları."
"Seni kışkırtmak hoşuma gidiyor Akkaya," dedi Deniz, utangaç bir gülümsemeyle adamın göğsüne parmağıyla daireler çizerek.
Teoman eğilip kızın kulağını ısırdı. "Şimdi kışkırtmanın bedelini ödeme zamanı güzelim."
Teoman kızın boynundaki zümrüt kolyeyi yavaşça kenara çekip dudaklarını kızın göğüs dekoltesine indirdi.
Deniz’in vücudu adamın her dokunuşuyla kavis alıyor, dudaklarından kaçan küçük inlemeler odayı dolduruyordu.
Deniz utandıkça yüzünü Teoman’ın omzuna gizliyor, dişlerini adamın tenine geçiriyordu.
"Saklama yüzünü benden yavrum," dedi Teoman, kızın ellerini başının üzerinde sabitleyerek. "O güzel gözlerinin bana nasıl baktığını görmek istiyorum."
"Teoman... Lütfen..." dedi Deniz, soluk soluğa.
"Lütfen ne güzelim?" dedi Teoman, gözlerinde tehlikeli bir tebessümle. "Devam edeyim mi?"
Deniz başını 'evet' anlamında salladı, utangaçlıktan yanakları al al olmuştu. Teoman, kızın bu teslim oluşu karşısında daha fazla dayanamadı.
Dudakları birleştiğinde, aralarındaki o Karadağlı ateşi odayı tamamen yaktı geçti. Tutkulu dokunuşlar, hırçın öpücükler ve birbirlerinde kaybolan iki beden...
Gecenin sonuna doğru, şafak vakti her iki otelin camlarına da ilk ışıklar vururken;
Aras, Leyla’yı göğsüne çekmiş, beline sıkıca sarılmış vaziyette uyuyordu. Leyla’nın başı adamın kalbinin üzerindeydi. Aras kızın saçlarına öpücük kondurdu. "Günaydın güzelim... Benim güzel karım."
Leyla gözlerini açtı, utangaç bir tebessümle adamın yanağını öptü. "Günaydın kocacım."
Diğer tarafta Teoman ve Deniz, terastaki devasa jakuzinin içinde, Boğaz’ın ve deniz kokusunun ortasındaydılar.
Deniz, Teoman’ın kucağında geriye yaslanmış, başını adamın omzuna koymuştu. Teoman kızın belini tutuyor, boynunu öpmeye devam ediyordu.
"Yorulmadın mı Akkaya?" dedi Deniz, cilveli ve utangaç bir sesle.
Teoman kıkırdadı, kızın kalçasını sıkıca kavradı. "Sana yorulmak yok yavrum... Bizim gecemiz daha yeni başlıyor."
İki çift de tüm tehlikeleri geride bırakmış, aşkın, tutkunun ve sonsuz bir birlikteliğin kollarına kendilerini bırakmışlardı.
İyi gecelerrrrrr
Yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayınnn seviliyorsunuzzzz

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

186okunma 11beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…