TEODEN MAFYA kitap kapağı

14. bölüm / 36

13. BÖLÜM: ATEŞ ÇEMBERİ VE İLK ÇATLAKLAR

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 13. BÖLÜM: ATEŞ ÇEMBERİ VE İLK ÇATLAKLAR
  1. 1 Tanıtım128 kelime
  2. 2 1. BÖLÜM: ZİNCİR VE GECE682 kelime
  3. 3 2. BÖLÜM: BÜYÜK KAFES VE GECE YARISI FISILTILARI1.083 kelime
  4. 4 3. BÖLÜM: BÜYÜK AŞINMA VE İLK KIVILCIM1.299 kelime
  5. 5 4. BÖLÜM: AÇLIK VE BÜYÜK DİRENİŞ1.121 kelime
  6. 6 5. BÖLÜM: BÜYÜK KIŞKIRTMA VE KONTROL KAYBI975 kelime
  7. 7 6. BÖLÜM: GECE YARISI FİRAR VE KANLI PATİKA1.030 kelime
  8. 8 7. BÖLÜM: İKİNCİ YANGIN VE GÜMÜŞ KIVILCIM953 kelime
  9. 9 8. BÖLÜM: BAZI TEHLİKELİ OYUNLAR VE GECE SIKILAN KURŞUNLAR2.022 kelime
  10. 10 9. BÖLÜM: ZEHİRLİ MASALAR VE SIKIŞAN TETİKLER2.035 kelime
  11. 11 10. BÖLÜM: YARA İZLERİ VE GECE DÜŞEN MASKELER1.086 kelime
  12. 12 11. BÖLÜM: ZİNCİRLEME İHANET VE DİK DURUŞLAR935 kelime
  13. 13 12. BÖLÜM: BÜYÜK BASKIN ÖNCESİ SESSİZLİK784 kelime
  14. 14 13. BÖLÜM: ATEŞ ÇEMBERİ VE İLK ÇATLAKLAR1.398 kelime · Okuduğun bölüm
  15. 15 14. BÖLÜM: BEYAZ REVİR, SIĞINAK VE SİYAH TUTKU1.473 kelime
  16. 16 15. BÖLÜM: KANLI YEMİN VE FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK827 kelime
  17. 17 16. BÖLÜM: KANLI LİMAN, KIVILCIM ALANI OLAN DUVARLAR VE İNTİKAM1.510 kelime
  18. 18 17. BÖLÜM: YENİ BİR SABAH VE KRALİÇELERİN KURAL DEFTERİ1.084 kelime
  19. 19 18. BÖLÜM: ATEŞLE OYNAMAK VE SOKAKLARIN HAKİMİ1.141 kelime
  20. 20 19. BÖLÜM: MAVİ SULAR, GECEYİ AYDINLATAN GİZEM VE YENİ BİR DEVRİM974 kelime
  21. 21 20. BÖLÜM: GÖLGELERİN İÇİNDE YANAN ATEŞ1.539 kelime
  22. 22 21. BÖLÜM: KRALİÇELERİN İHTİLALİ VE GÖLGEDEKİ MÜHÜR1.345 kelime
  23. 23 22. BÖLÜM: YIRTICI KUŞUN ŞARLATANI VE ŞOK EDİCİ GERÇEK736 kelime
  24. 24 23. BÖLÜM: GECEYİ YAKAN GÖLGELER VE AŞKIN BÜYÜK YEMİNİ1.969 kelime
  25. 25 24. BÖLÜM: KIZIL KIYAMET VE KISKANÇLIK FIRTINASI1.214 kelime
  26. 26 25. BÖLÜM: YARALARIN ARDINDAKİ GERÇEK1.251 kelime
  27. 27 26. BÖLÜM: ATEŞLE OYNANAN DÜĞÜM2.957 kelime
  28. 28 27. BÖLÜM: YILDIZLARIN ALTINDAKİ SÖZ VE KARADAĞLI MÜHRÜ1.234 kelime
  29. 29 28. BÖLÜM: KAN VE ZÜMRÜT1.683 kelime
  30. 30 29. BÖLÜM: BEYAZ TÜLLER VE TEHLİKELİ ARZULAR2.228 kelime
  31. 31 30. BÖLÜM: GECEYE DÜŞEN KIVILCIMLAR VE TUTKULU KAÇAMAKLAR +181.437 kelime
  32. 32 31. BÖLÜM: BEYAZ KUĞUNUN KANLI GÖLGESİ VE MÜHÜRLENEN ZAFER2.161 kelime
  33. 33 32. BÖLÜM: KANLI SIZINTI VE KALE İÇİNDEKİ GÖLGE1.525 kelime
  34. 34 33. BÖLÜM: BÜYÜK KISKAÇ VE GECE GELEN FIRTINA1.373 kelime
  35. 35 34. BÖLÜM: BÜYÜK ŞAH-MAT536 kelime
  36. 36 35. BÖLÜM: EFSANENİN DOĞUŞU VE SIKILAMAYAN MÜHÜR (DEV FİNAL1.741 kelime

13. BÖLÜM:
Akkaya Malikanesi’nin üzerindeki gökyüzü, simsiyah bulutlarla kaplanmıştı.
Sağanak yağmur, malikanenin devasa cam tavanını dövüyor, dışarıda çakan şimşekler geniş salona ürkütücü gölgeler düşürüyordu.
Üst kattaki misafir odasında ise bambaşka bir fırtına kopuyordu.
Deniz, koyu renkli deri ceketinin fermuarını çekerken bakışlarını aynadaki yansımasına dikti.
Saçlarını sıkıca geriye toplamış, çenesini yukarı kaldırmıştı. Gözlerindeki o pes etmeyen, hırçın ve gururlu ifade yerli yerindeydi.
Masanın üzerinde duran gümüş renkli anahtara baktı.
Teoman’ın çalışma odasından aldığı o anahtar, özgürlüklerine giden tek biletti.
"Her şey hazır mı Leyla?" diye sordu Deniz, sesini olabildiğince alçak tutarak.
Leyla kapının aralığından koridoru süzüyordu. Kapıyı hafifçe kapatıp Deniz’e döndü.
Üzerinde Aras’ın ona verdiği deri ceket vardı. Ceketi çıkarmak istemiş ama havanın soğukluğunu bahane ederek üzerinde bırakmıştı.
İçten içe Aras’ın kokusunun sinmiş olduğu bu cekete sığınmak onu sinir etse de çaktırmıyordu.
"Koridordaki nöbetçi sayısı azaldı," dedi Leyla, gözleri hırsla parlayarak.
"Aras ve Teoman bütün ana ekibi alıp depoya gitti. Aşağıda sadece iki koruma kaldı. Biri arka bahçe kapısında, diğeri salonda turluyor."
Deniz anahtarı cebine koyup Leyla’nın yanına geldi.
"Arka kapıdan çıkacağız. Çitlerin arkasındaki ormanlık yoldan anayola inmek yarım saatimizi alır. Oradan bir taksi buluruz ya da izimizi tamamen kaybettiririz."
Leyla hafifçe gülümsedi, kaşlarını kaldırdı.
"Bizi buraya kilitleyip gidebileceklerini sandılar. Bize esir muamelesi yapmanın bedelini ödeyecekler. Aras döndüğünde odada sadece boş duvarları bulacak."
Deniz’in zihninde bir an Teoman’ın gitmeden önceki o yakıcı bakışları canlandı.
'Seni dünyanın öbür ucuna da gitsen bulurum Deniz...' Deniz başını hızla sallayarak bu düşünceyi kafasından attı. "Akkaya’nın ne düşündüğü umurumda değil. Biz kendi hayatımıza bakacağız."
İki genç kız, adımlarını bir kedi kadar sessiz atarak merdivenlere doğru ilerlemeye başladılar.
Malikanenin içindeki ahşap zemin her adımda hafifçe gıcırdıyordu.
Deniz önde, Leyla hemen arkasında, duvar dibinden süzülerek alt kata indiler.
Salondaki koruma, sırtı merdivenlere dönük bir şekilde devasa pencereden dışarıyı izliyordu.
Deniz, Leyla’ya işaret etti. Leyla yavaşça kenardaki ağır porselen bibloya doğru uzandı.
Amacı korumanın dikkatini başka yöne çekmek, o sırada Deniz’in arka kapıyı açmasını sağlamaktı.
Ancak tam Leyla bibloyu tuttuğu sırada, malikanenin dışından gelen kulakları sağır edici bir patlama sesiyle bütün camlar zangırdadı!
GÜÜÜÜÜÜMMMM!
Patlamanın şiddetiyle çıkan basınç wave'i salondaki avizeleri salladı, bahçe duvarından yukarılara doğru devasa bir alev topu yükseldi.
Gece, bir anlığına gündüz gibi aydınlandı.
Deniz ve Leyla dengelerini kaybetip duvara tutundular. Koruma anında belindeki silaha sarılıp dışarı fırladı.
"Ne oluyor?!" diye bağırdı Leyla, kulakları uğuldayarak. "Bu neydi böyle?!"
Deniz hızla pencereye koştu. Alevlerin arkasından, malikanenin bahçe kapısını kırarak içeri giren üç tane siyah arazi aracı görünüyordu.
Araçlardan inen yüzleri maskeli, ağır silahlı adamlar doğrudan malikaneye doğru ateş açmaya başladılar.
Deniz’in gözleri dehşetle açıldı. "Karadağlılar!" dedi nefes nefese. "Tuzakmış! Depo baskını tamamen yalandı... Teoman ve Aras’ı malikaneden uzaklaştırmak için yem atmışlar!"
Leyla’nın yüzündeki renk çekildi. "Burası... Burası güvenli değil Deniz, yukarı kaçalım!"
Ama artık çok geç kalmışlardı. Malikhanenin ağır ahşap kapısı büyük bir gürültüyle çöktü.
İçeriye ellerinde otomatik silahlarla altı saldırgan daldı. Aralarından biri, Karadağlılar'ın sağ kolu olan iri yarı bir adamdı.
"Kızları arayın!" diye bağırdı adam, gür sesiyle salonda yankılanarak. "Teoman Akkaya’nın zaafını bulduk! O iki kızı canlı istiyorum! Teoman’ı dize getirmenin tek yolu bu!"
Deniz ve Leyla merdivenlerin başında donakaldılar. Adamlardan ikisi başlarını kaldırıp merdivenlerdeki kızları gördü.
"Buradalar!" diye bağırdı saldırganlardan biri ve merdivenlere doğru fırladı.
Deniz, hırçın doğasından tek bir zerre bile kaybetmemişti. İçindeki korku devasa boyuttaydı ama boyun eğmeyi reddetti. Yerdeki kırık porselen parçalarından sivri olanını hızla eline aldı.
"Yaklaşmayın!" diye bağırdı Deniz, gözlerinden kıvılcımlar saçarak. "Sıkıysa bir adım daha atın! Sizin o mafya pisliklerinize yem olmayacağız!"
Saldırgan adamlardan biri pis pis sırıttı. "Çok hırçınsın küçük hanım ama patronsuz bir hiçsiniz. Düşün önüme!"
Adam Deniz’in kolunu tutmak için hamle yaptığı anda, Deniz elindeki cam parçasını adamın koluna savurdu.
Cam adamın ceketini yırtıp etini kesti. Adam küfür ederek geriledi.
"Seni gidi sürtük!" diye gürledi adam ve silahının dipçiğini Deniz’e vurmak için kaldırdı.
Deniz gözlerini kapattı, darbeyi bekledi. Leyla çığlık attı: "DENİZ!"
Tam o saliselerde, malikanenin kırılan ana kapısından kulakları tırmalayan bir kurşun sesi yankılandı.
TAK!
Deniz’e saldıran adamın başı arkaya düştü ve cansız bedeni merdivenlerden aşağı bocalayarak devrildi.
Deniz hızla gözlerini açtı. Kapının eşiğinde, yağmurun altında ıslanmış, siyah gömleği kan içinde kalmış bir dev duruyordu.
Teoman Akkaya.
Gözleri adeta cehennem ateşiyle yanıyordu.
Sol omzundaki yara dikişlerinden patlamış, kan göğsüne doğru sızıyordu ama duruşunda en ufak bir sarsılma yoktu.
Sağ elindeki çelik gövdeli silahı tutarken parmakları bembeyaz kesilmişti.
Bakışları doğrudan merdivenlerdeki Deniz’i buldu. O an gözlerindeki o saf, katıksız dehşet ve koruma arzusu Deniz’in nefesini kesti.
"DENİZ!" diye gürledi Teoman. Sesi malikanenin temellerini sarstı.
Teoman’ın hemen arkasından çift silahla içeri dalarak mermi yağdırmaya başlayan kişi ise Aras’tı.
Yüzündeki o lafı gediğine oturtan, şakacı adam gitmiş; yerine tamamen acımasız bir yırtıcı gelmişti.
"Benim evime girmeye cüret etmek ne demekmiş göreceksiniz ulan!" diye bağırdı Aras, karşısına çıkan iki Karadağlı adamını saniyeler içinde yere sererek.
Teoman, omzundan akan kana ve vücuduna yayılan acıya zerre kadar aldırış etmeden doğrudan merdivenlere doğru koştu.
Önünü kesmeye çalışan bir Karadağlı adamının boğazını sol eliyle kavrayıp duvara çarptı ve gözünü bile kırpmadan adamı etkisiz hale getirdi.
Teoman’ın gözü Deniz’den başka hiçbir şeyi görmüyordu. Dünyadaki tek hedefi o kıza ulaşmaktı.
Deniz, Teoman’ın o halini izlerken kalbinin tam ortasından vurulmuşa döndü.
Omzundaki sargı tamamen kırmızıya boyanmıştı, yüzü solgundu ama Deniz için bir tank gibi mermilerin üzerine yürüyordu.
Deniz’in günlerdir inşa ettiği o aşılmaz surlar, o yüksek gurur duvarları ilk kez çatırradı.
İçini tarifsiz, yakıcı bir korku kapladı. Teoman’a bir şey olma fikri, Deniz’in zihnini felç etti.
"Teoman!" diye bağırdı Deniz. Sesi ilk defa sert değil, çaresiz ve yalvaran bir tonla çıktı. Kendini unutup merdivenlerden aşağı, Teoman’a doğru koşmaya başladı.
O sırada Karadağlılar’dan kalan son adam, merdivenlerin altındaki gölgeden fırlayıp silahını arkası dönük olan Aras’ın sırtına doğrulttu.
Leyla bunu gördüğü an zaman durdu. Aras adamı fark etmemişti. Adamın parmağı tetikteydi.
Leyla’nın göğsünde bir şeyler koptu. Günlerdir Aras’a "şarlatan" diyen, ondan nefret ettiğini söyleyen kız, o an Aras’ın ölebileceği gerçeğiyle yüzleşti.
"ARAS, DİKKAT ET!"
Leyla bir saniye bile düşünmedi. Kendi canını hiçe sayarak merdivenlerin kenarındaki ağır, bronz şamdanı kaptığı gibi aşağı fırladı.
Adam tetiğe basamadan Leyla bütün gücüyle şamdanı adamın kafasına geçirdi.
ÇANK!
Adam dengesini kaybedip yere kapaklandı. Aras anında arkasını döndü, yerdeki adama son darbeyi vurup silahını elinden fırlattı.
Aras nefes nefese kalmıştı. Başını kaldırıp hemen yanında duran, elleri titreyen Leyla’ya baktı. Leyla’nın gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
Aras’ın yüzündeki o sert ifade bir anda un ufak oldu. Gözlerinde daha önce hiç görülmemiş bir şaşkınlık ve derin bir kabulleniş belirdi.
"S-sen..." dedi Aras, sesi titreyerek. "Beni mi korudun yırtıcı kuş?"
Leyla göğsü hızla inip kalkarken Aras’a baktı. Gözyaşlarını silmeye çalıştı ama başaramadı.
Hırçınlığı, gururu, dik duruşu... hepsi Aras’ın o sağ salim duran yüzünü gördüğünde uçup gitmişti.
"Kapa çeneni şarlatan!" dedi Leyla, sesi hıçkırıklarının arasında titreyerek. "Seni ben öldüreceğim demiştim, başkasının vurmasına izin veremezdim!"
Aras hafifçe gülümsedi. Bütün o tehlikenin, barut kokusunun ortasında uzanıp Leyla’yı belinden tuttu ve kendine doğru çekip göğsüne bastırdı. Leyla bu kez Aras’ı itmedi.
Aksine parmaklarını Aras’ın ceketine doladı, yüzünü adamın göğsüne gizledi.
Aynı anlarda salonun diğer tarafında çatışma tamamen bitmişti. Saldırganların hepsi etkisiz hale getirilmişti.
Teoman, merdivenlerin dibinde durdu. Deniz tam karşısındaydı. Teoman’ın dizleri titremeye başladı, gömleğindeki kan lekesi büyüyordu. Aşırı kan kaybı bedenini teslim alıyordu. Sendeleyerek dizlerinin üzerine çöktü.
"Teoman!"
Deniz kendini yere attı. Düşmek üzere olan Teoman’ı yakaladı, başını kucağına aldı. İkisi de kanlı ve ıslak mermerlerin üzerinde oturuyorlardı.
Deniz’in elleri Teoman’ın kanlı yüzüne gitti. Parmakları Teoman’ın yanağında, şakaklarında gezindi. Gözyaşları sicim gibi akıyor, Teoman’ın yüzüne damlıyordu.
"Sen ne yaptın deli adam?!" diye ağladı Deniz. Sesi salonda yankılanıyordu. "Neden geri geldin?! Neden o yaranla buraya koştun?!"
Teoman, ağırlaşan göz kapaklarını aralamaya çalıştı. Kanlı sağ elini kaldırıp Deniz’in titreyen çenesini tuttu.
"Seni... Seni orada o köpeklerin eline bırakamazdım Deniz," dedi Teoman. Sesi bir fısıltı gibi çıksa da içindeki o devasa tutku aşikardı.
"Benim canım... Senin tek bir tel saçından daha değerli değil."
"Sus! Konuşma!" dedi Deniz, hıçkırarak Teoman’ın elini iki eliyle kavrayıp yanağına bastırdı.
"Ölmeyeceksin, duyuyor musun beni Akkaya?! Sana izin vermiyorum! Bana boyun eğdirecektin daha... Duvarlarımı yıkacaktın! Gitmene izin vermiyorum!"
Teoman’ın dudaklarında acı dolu ama mağrur bir tebessüm belirdi. "Bak... Yine dik başlısın..."
Teoman’ın gözleri yavaşça kapandı, eli Deniz’in kucağına düştü. Başının ağırlığı tamamen Deniz’in dizlerine bindi.
"Teoman! Aç gözlerini! Teoman!" diye bağırdı Deniz.
O an Deniz, günlerdir kaçmaya çalıştığı bu adamın, kalbinin tam ortasına taht kurduğunu anladı.
Gururu, nefret söylemleri, kaçış planları... Hepsi Teoman’ın kapalı göz kapaklarının karşısında yok olup gitmişti. Deniz, Teoman’ın yüzünü göğsüne bastırdı ve fırtınalı gecede ağlamaya devam etti.
Akkaya Malikanesi’nde kanlı bir gece sona ererken, iki genç kızın aşılmaz denen surlarında tam telafisi olmayan devasa gedikler açılmıştı.
İyi akşamlarrrr
Yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayınnn seviliyorsunuzzzz

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

199okunma 14beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…