Ölüler ve Ötesi kitap kapağı

10. bölüm / 27

Yıpranmış sinir uçları

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 27Şu an: Yıpranmış sinir uçları

Laura yatağından fırladı ve bir anda bütün vücudunun acısı katlandı. Ne olduğunu anlayamadan geri yere düştü. Soğuk terler dökerken gözlerini zorla tekrardan açtı. Üzerine düşen güneş ışınları ve onları engelleyen yapraklar vardı. Nefesleri düzelirken ağrıdan sızlayan bacağı ve karnına dokundu. Tabii, kafasını aşağı eğince yerde baygın yatan Astalas vardı. Laura hemen onun yanına geldi. Nabzı atıyordu atmasına da kolu boydan boya kesilmişti ve her yerinde morluklar vardı. Laura onu pelerininden tutup güç bela arabanın arkasına yatırdı ve sürücü koltuğuna geçti. Trafiğin kalabalığını umursamadan, durmadan sürüp uzaklardaki evine vardı. Astalas'ı sürükleyip yatağına yerleştirdikten sonra evde rastgele volta atıp düşünmeye başladı.

"Eğer bayılmasaydım Evangeline'i nerede tuttuklarını sorabilirdim. Gerçi, yaşıyor mu o bile muamma. Keşke diskim boğazını yarıp arkasından çıkabilseydi. O zaman Astalas da böyle hırpalanmazdı. Daha çok çabalamam lazım. Daha keskin olmam lazım."

Laura acısı dinmese bile kalkıp tekrardan mafya binasına gitti. Polis onlardan korktuğu için binaya yaklaşmıyordu bu yüzden yaralı ve ölü herkes öylece yatıyordu. Laura tekrardan en üste çıkıp patronun anahtarını alıp kasayı açtı ve yarım milyon Melo'yu arabasına doldurdu. Bütün parayı alacaktı ki ambulans sirenleri duydu o da hızlıca tüyüp arabasını bir kaplamacıya sürdü. Eldivenlerinin eklem bölgeleri ile botlarının alt, ön ve arka kısımlarını bronzla kaplattırdı. Disklerinin dışını da bronzla kapladı, fırlattığı anlarda üstünlük kazanmak istiyordu. Evine sürdüğünde para dolu çuvalları garajın köşesine koyup içeri girdi. Astalas yarı çıplak şekilde yanağına buz torbası bastıran bir halde ayaklarını uzatmış televizyon izliyordu.

"Selam Astalas." dedi Laura. Astalas kafasını kaldırmadan televizyon izliyordu. Laura ekrana bakınca iç çekti, bir zürafa ile bir gergedanın dövüşünü izliyordu. "Gene bu saçma hayvan dövüşü kanalı mı? Bu yasak değil mi?" dedi Laura. Son çare televizyonun önüne geçti ve Astalas anca o zaman ağzını açtı
"Hey! Ekranı kapatıyorsun!" diye kafasını sağa çekti Astalas. "Vay canına" dedi Laura. "Ne oldu?" "Asıl sana ne oldu? Yüzüme bile bakmayacak mısın?"
"Evet."
"Özür dilerim işler bu kadar sarpa sardığı için. Artık gelmeye zorlamayacağım seni."
"Yo yo hayır o yüzden değil canım. Depresifim diye." Astalas ilk kez Laura'ya baktı. "Bu kadar tehlikeli bir iblisi zayıf anında öldüremedim."
"Ne? Sen olmasaydın şuan yoktum! Bak, normalde böyle bir samimiyetimiz olmayacak ama bu olay için teşekkür ederim. Ondan önce de bir asansör dolusu adamla dövüştün hem."
"İki ama sonunda asıl balık kaçınca hamsiler o kadar da güzel gelmiyor. Rica ederim yine de."
"Sana depresif olmak yakışmıyor."
"Sen de depresifsin ki. O kadını benden de çok öldürmek istiyordun."
"Ama benim için her şeyi yapan birine küsmem gerekmiyor bunun için. Hadi kalk, seni bilmem ama eminim ki ben onu daha çok göreceğim."
"Vee bütün duygular uçurumdan aşağı, çok tatlı."
"Yapacak bir şey yok melekler gerçek olmadığı sürece birisi bizi kurtarmayacak. Kalk da şu bronzları kutsa."
"Gerçek olduklarına dair inancım her günümüzde azalıyor canım."

Astalas kalktı ve Lauranın çizmesi ile eldivenlerine taktığı kolyedeki gibi göz işareti çizdi. Tanrı'nın sembolü. Ardından ikisi eşyalarını toplayıp kendilerini de toparladıktan sonra arabaya bindiler.

"Nereye?" diye sordu Astalas.
"Uzaklara. Artık geri dönüşümüz yok. Kardeşimi bulana kadar." dedi Laura vitesi ayarlarken.
"İblisimizi öldürmek daha büyük bir amacın sanıyordum."
"Hayır Evangeline daha değerli. İlk karşılaştığımızda güvenmediğimden söylemedim. Ayrıca yine iki amacı da gerçekleştirmek istiyorum."
"Kızını deviremedik ki-"
"Sakın karamsar davranma. En son istediğim şey mızmız, iki gün sonra ölecekken ikisini de küs geçiren biri."
"Tamamdır teşekkür ettiğin için bütün kibarlık puanlarını kullandın anlaşılan. Bir sorum olacak."
"Soruya göre cevaplarım."

Yola çıktılar. Siyah araba Southwern'den uzaklaşırken Astalas eliyle saçlarını arkaya yapıştırdı.

"Aslında iki tane var. İlki, iblisciğimizin adını kullanmayı bıraktın mı?" dedi Astalas.
"Her ne kadar "Voldemort'dan korkmuyorum!" diye bağıran Harry Potter olmak istesem de bu iblis peşinden suikastçi gönderecek kadar takıntılı. Aradayım."
"Onlardan korkmamamız gerekiyor. Üst kata koşarken orada Morrow olduğunu düşününce irkildim Laura, utanç verici ama bastığım her basamak ağır geldi. Korkmayı bırakmalıyız."
"Vay be. Sen o adı söyler miydin? Güzel ben böyle bir yol arkadaşı isterim. Evet, ben de Morrow diye bağıran Laura'yım. Ondan korkmuyorum."

Arabanın camına sinek çarptı ve bütün kanı sıçrayarak ön camı kapattı. Laura hemen sıçradı ve koltuğa yapışıp direksiyonu iki eliyle tuttu Astalas da gülmeye başladı.

"Gülme, gülme be!" diye bağırdı Laura.
"Tamam tamam. İkinci soracağım ise... biraz kötü olacak. Ne zaman insan gibi iletişim kurmaya başlasak bi sıkıntı çıkıyor zaten."
"Noldu ki?"
"Laura, ikimiz de geçmişlerimiz hakkında yalan söylüyoruz. Sen Morrow ile birden fazla kez karşılaştın, beni ise büyükbabam büyütmedi."

Laura yavaşça ayağını gaza bastı. Silecekler sinek kanını silerken Laura Astalas'a bakmak yerine yolda çamurdan başka hiçbir şey olmasa bile yola bakmayı tercih etti.

#BİRİNCİ KISMIN SONU

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…