Bölümler 27Şu an: Ölü köy, üçüncü kısım
- 1 Tutsak, Şeytan, Kadın1.726 kelime
- 2 Firari1.442 kelime
- 3 Ruh avcısı550 kelime
- 4 Arananlar1.406 kelime
- 5 Yıkımın yeni vücudu851 kelime
- 6 Ölülere fısıldayan1.791 kelime
- 7 Soğuk bardak846 kelime
- 8 Tersine mayfacılık1.382 kelime
- 9 Şeytan'ın kızı1.661 kelime
- 10 Yıpranmış sinir uçları728 kelime
- 11 Bronzun altında1.077 kelime
- 12 Ölü köy, birinci kısım953 kelime
- 13 Ölü köy, ikinci kısım1.275 kelime
- 14 Ölü köy, üçüncü kısım1.342 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 Ferahlatan dalgalar610 kelime
- 16 Yıkım iblisi1.829 kelime
- 17 Sana veda ettiğim gece1.442 kelime
- 18 Vampir kapanı, birinci kısım1.586 kelime
- 19 Vampir kapanı, ikinci kısım1.440 kelime
- 20 Işıklar, çığlıklar1.360 kelime
- 21 Keder ve hakimiyet1.384 kelime
- 22 Yapay kıyamet1.581 kelime
- 23 Elektro-örümcek1.287 kelime
- 24 Çöl yolcuları1.347 kelime
- 25 İblis kilisesi1.128 kelime
- 26 Haz iblisi1.635 kelime
- 27 Haz iblisi, ikinci kısım1.186 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İkili onların kaçtığını düşünmeye başlamıştı, etrafı kolaçan etmeye koyuldular.
"En nefret ettiğim şey ucubelerin kaçması." dedi Astalas.
"Kaçacak kadar korkak olamazlar ya." dedi Laura. "Gerçi senin bu ritüel çemberi şeyin baya korkutmuş olmalı onları."
"Kim korkmaz ki? Yine de benim için de korkutucu bir teknik."
"Az önce sarhoş gibi davranmanın sebebi o teknik miydi?"
"Aynen canım."
Tabii ki işleri bu kadar kolay gitmedi. Onlar köyde ilerledikçe yerde cesetler görmeye başladılar. Çimenlerin üstünde yan yana yatan bir çifti incelediklerinde hala sıcaklardı.
"Manyak köydeki kalan insanları da topluyor, hadi!" diye bağırdı Astalas. Laura disklerini atıp Astalas da koşup köyün kuzeyine vardıklarında nehrin karşısında Naomi'yi son kurbanının yüzünü agresifçe tutuyordu.
"Sikeyim, yetişemedik." Laura duraksadı.
"Gel hemen suya girmeliyiz!" Astalas koşmaya başladı.
Laura suya girip baştan aşağı ıslandığı anda Astalas onu bileğinden çekip sudan çıkardı.
"Bu ne içindi? Neden girmedik suya tehlikeli bir şey mi var?" diye bağırdı Laura.
"Şey... kusura bakma Laura ama suya çok da fazla girmiyorsun. Fırsattan istifade edeyim dedim yoksa girmemize gerek yok."
"Ne? Ne cüretle!"
Laura Astalas'a küfürler savururken Astalas kemerindeki keseden silindir şeklinde yontulmuş bir taş çıkarıp dua okumaya başladı. Taşı suya soktuğu anda koca göl parıldamaya başladı. Astalas ayağını koyduğunda su sanki toprakmış gibi yerinde kaldı ve Astalas suyun üzerinde batmadan yürümeye başladı.
"İman neler sağlıyor baksana." dedi Astalas.
Laura hala küfretmekle, Astalas'ın avladıklarından farksız olduğundan bahsetmekle meşguldü. Yine de suyun üstüne çıkıp batmamak onun da hoşuna gitti. Vücudundan geçen elektrik akımıyla ıslaklığını kurutup Naomi'nin üstüne disklerini fırlatarak atladı ama aniden evin içinden çıkan hasat meleği Laura'nın tekmesini etten duvar olarak durdurdu. Laura meleğin salladığı tırpandan havada diskleri sayesinde kaçınıp göle tekrar indi.
"Şansınızı yitirdiniz aşağılık faniler!" diye bağırdı Naomi.
"Niyeymiş? Bebek bakıcının tırpanından kaçabiliyorum!" diye karşılık verdi Laura.
"Laura, sıçtık." dedi Astalas ve koşmaya başladı.
Astalas'ın bu ani ciddiyetini anlamasa da Laura Astalas ile birlikte koşmaya başladı. İki taraftan Naomi'ye saldırdılar ama hasat meleği tırpanıyla Laura'yı çizmesinden boş eliyle ise Astalas'ı pelerininden çekip yere çaldı. Laura kafasını kaldırdığında Naomi'nin etrafında tıpkı mezarlıkta gördüğü gibi ruhların sis halinde döndüğünü gördü. Naomi başını iki eliyle tutup yere çökmüşken önceden çaldığı ruhlar ve enerjileri onun etrafını sarıyordu. Ruhlar hızlıca bedenini sararken Naomi büyümeye başladı, ne kadar enerji tüketirse o kadar büyüyor ve insanlığını kaybediyordu. İkili onu durdurmayacaklarını anladıklarında çaresizce Naomi'nin şeytani dönüşümünü izlediler. Saçlarının sarısı akıp griye dönmüş, gençliğini kaybederek tüm derisi buruşmuş ve bir ceset gibi griye boyanmıştı. İstediği gücü alarak yirmi metre boyuna ulaşmıştı ama bakması bile rahatsız edecek bir haldeydi.
Hasat meleği buradaki işinin bittiğini anlayınca tırpanını sırtına koyup hiçbir şey demeden uzaklara doğru yürümeye başladı.
"Laura canım biliyorum komik kaçacak ama..." dedi Astalas.
"Hayır git peşinden. Şu cadıyı bana bırak." dedi Laura. "Peki emin misin? Malum tek darbesinde ölebilirsin!"
"Ben de darbe yemem. Asıl sen ezilme!"
"Sanki o kadar küçüğüm de."
Laura Astalas'ı omzundan ittikten sonra Naomi'ye baktı. Artık yüzünü görmesi için boynunu ağrıtacak kadar kaldırması gerekiyordu.
"Şansın olduğunu mu düşünüyorsun Laura?" diye seslendi Naomi. Normal konuşması bile kulak zarlarını patlatacak şiddetteydi.
"Gördüğüm en sıkıcı şeylerdensin. İstersen ruhlarla patlama falan yapabilirdin ama hassas egon başka bir şeyi kabul etmedi galiba." dedi Laura sırıtarak. "Hani genç kalmak istiyordun?"
"Gerekirse binlerce ruhu tüketirim ve bu halimde de gençliğime kavuşurum. Gel, böcek!"
Naomi Laura'nın üzerine bacağını indirdiğinde Laura disklerini fırlatıp kaçındı. Naomi eğilip Laura'yı yakalamaya çalışırken Laura onun vücudunun farklı yerlerine disk yapıştırıp adeta uçuyordu. Naomi sinirlenip elini yukarıdan indirince Laura elinin üstüne çıkıp kolunun üstünden koşarak omzuna tırmandı ardından da son hızıyla Naomi'nin çürümüş yüzüne iki çizmesiyle uçan tekme attı. Naomi darbenin etkisiyle bir adım geri yürüdü, öfkeyle elini sallamaya başladı. Laura'ya elini indirmeye çalışsa da Laura sürekli vücuduna yapıştırdığı farklı diskleri aktifleştirip kaçıyordu. Farklı yerlere uçup oraya elektrik yüklü tekmeler atıp Naomi daha acının nereden geldiğini anlamadan diğerine geçiyordu. Naomi'nin ense köküne sert bir tekme attıktan sonra havada bağırdı.
"Ben sinek değilim ki ezesin, örümceğim!"
Kendisine bu şekilde hitap etmeyi seviyordu ama Astalas'ın gülmesini istemediğinden sadece tek başına söylüyordu. Naomi zaten neredeyse ölü derisindeki kızarıklarla Laura'ya tekme savurdu ama Laura bundan da kaçındı. Son çare direkt havadaki bir topu yakalamaya çalışan kaleci gibi dev cüssesini havada disklerine süzülen Laura'nın üstüne attı. Laura diskini kapatamadığı için Naomi'nin karnına fırladı ve altında kaldı. Kontrolsüzce Naomi ile birlikte aşağı düşen Laura onun altında sıkışıp öleceğini sanmıştı ki Naomi göle değdiği anda suyun içine girdi. Astalas'ın kutsamasının zamanı dolmuştu bu sayede Naomi ve Laura aynı anda göle düştüler. Laura durumu fırsat bilerek verebileceği kadar elektrik akımını suya verdi ve su elektriklenerek ölümcül bir hale geldi. Sırtı anca gölün dibine değen Naomi bir anda elektriklenince aceleyle sudan çıkmak için çırpınmaya başladı o sırada da Laura onla dalga geçermişçesine ceketini göl kenarına atıp kollarını açarak suyun üstünde uzandı. Kendi elektriğinden etkilenmediği için gözünün önünde şekilden şekle giren Naomi'yi görmek güzel gelmişti. Naomi bir dakika boyu çırpındıktan sonra kendisini gölden dışarı atıp iki evi paramparça etti ama vücudunda nöronlarını bozacak kadar çok elektrik akımı vardı.
Laura köyün ortasında yatan deve sırtına giymeden ceketini atıp yaklaştı ve sakinliğini bozmadan vücudunu ısıtarak kuruttu.
"Cehennemde kimseyi ezmeye çalışma tamam mı?" dedi Laura gülümseyerek.
Naomi bir anda hareketlenip sol eliyle Laura'yı tuttu ve sıkmaya başladı. Laura bir anlığına şaşırsa da kendisine gelince disklerini aktifleştirdi. Diskler zaten Naomi'ye bağlı kalarak aşırı yüklenmişti, bir anda bütün elektriği boşaltıp küçük çaplı patlamalar oluşturunca Naomi'nin sol kolu boydan boya koptu vücudu da delik deşik oldu. Laura emin olmak için parmaklarını elektrikle kaplayıp Naomi'nin dev boğazını kestikten sonra ellerini birbirine vurdu.
Astalas'a dönersek, Laura onu ittiği anda hemen koşarak hasat meleğini kovalamaya başladı. Zincirini sol eline alıp ustalıkla attıktan sonra atın üstünden halatıyla adam çeken kovboy gibi meleğin sol bacağını yakalayıp kendisine çekti. Hemen sağ elindeki bıçağını hasat meleğinin göğsüne sapladı. Melek tekrardan kanarken Astalas onun tırpanını eliyle tutup omzuna girmesini engelledi ardından da kendi bıçağını meleğin boynuna saplamaya çalıştı. İkisi de çimenlerin arasında birbirlerine silahlarını saplamaya çalıştıkları bir kilide girmişti. Astalas tırpan vücuduna fazla yaklaşınca bırakıp geriye yürüdü.
"Pek konuşkan bir tip değilsin anlaşılan." dedi Astalas.
Zırhının üstündeki çamurları sildikten sonra nefeslendi. Hasat melekleri normalde lanetli olmadıkları için bronz normal bir bıçak gibi tepki veriyordu yani işi çok daha zordu. Hasat meleğinin çimleri boydan boya kesen saldırısından zıplayıp kaçındı ve zincirini sallayıp meleğin boynuna doladı. Meleğin üzerine düşerken bacaklarıyla meleğin kollarını kilitleyip onu boğmak için tüm gücüyle zinciri çekti ama meleğin nefes alıp almadığı bile belli değildi, son çare bırakıp bıçağını saplamaya çalıştı. Melek bıçağı eliyle tutup uzaklara attı ardından da Astalas'ın karnına tüm gücüyle vurdu. Astalas çimenlerin üzerinde yuvarlanırken son çare olarak ellerini birleştirdi.
"Laqueus diaboli!"
Ellerinde aynı kutsal çemberler çıkarken saldırıya geçti. Sağdan gelen tırpanı sağ elindeki çemberle engelledikten sonra sol eliyle yumruk attı. Üzerine inen tırpanı iki eliyle durdurup ardından yumruklarıyla meleği aşağı düşürdü, üstüne çıktıktan sonra bir eliyle tırpanı tutup diğer elini hasat meleğinin tam yüzüne bastırdı. Hasatçı kutsal çemberden geçemediği için zemin ile ritüel arasında sıkışmaya ve lanetleri yakan etkisinden dolayı yanmaya başladı. Bu öyle acımasız bir teknikti ki hasat meleğinin ilk kez sesi çıktı. Yaşamdan tamamen uzak kuru bir çığlık yöneltirken Astalas hedefinden şaşmadan bastırmaya devam etti. Hasat meleğinin kafasının yarısı yok olmuştu ki Astalas'ın vücudu dayanamamaya başladı. Gittikçe üzerine çöken o yalancı rahatlık vücudunu kapladı da kapladı, kendi iradesinin dışına çıkarak gücünü kaybetmeye başladı. Tekniğe devam etmeye ısrar edince kontrolü kaybedip baskısını azalttı bunun üzerine de tırpanı serbest kalan hasat meleği son hızda tırpanı Astalas'ın karnına sapladı.
Astalas kendisine geldiğinde tekniği kapanmıştı, karnının ortasındaki ölüm fermanı tırpanla hasat meleğine bakakaldı. Melek tırpanı çıkartıp ayaklanırken Astalas karnını tutarak diz çöktü. Ölüm korkusu tüm bedenini sarmıştı. Bu yaratıklar yaşayan ile ölüyü ayıran ince çizgiydi, kurtulması imkansızdı... ama Astalas hala orada duruyordu. Karnından damla damla kanlar dökülse de ruhu hala bedenindeydi. Ne olacağından çok emin hasat meleği arkasını dönüp tırpanını sallayarak yürümeye başlamıştı ki Astalas koşup bıçağını meleğin tam kalbine sapladı. Şok içindeki melek Astalas'a gözlerinden "Nasıl?" diye bağıran bir bakış attıktan sonra yere yığıldı. Astalas da yere düşüp elinde ne varsa bıraktı. Önce ölmüş, daha doğrusu vücudundan ayrılmış, olan hasat meleğine sonra da kendi ellerine baktı.
Kalbini yokladı, çimenlere dokundu ve gökteki dolunaya baktı. Anlam bulamıyordu, daha önce bu tırpandan hayatta kalabilen bir insan duymamıştı. Şoku atlatamayıp kendisine doğru koşan Laura'yı bile fark etmeden kafasını yere koyarak bayıldı.
Bölüm etkileşimi
