Ölüler ve Ötesi kitap kapağı

11. bölüm / 27

Bronzun altında

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 27Şu an: Bronzun altında

Arabanın tekerleri çukurlara bata çıka yükseliyordu. Şimdiden arabanın alt kısmına çamurlar sıçramıştı lakin araba zaten çiziklerle kaplı olduğundan çamurların kapatması belki de iyi bir şeydi. Laura gözlerini yoldan ayırmadan sürüyordu, iki eli de direksiyondaydı. Astalas üç kez seslenmiş ve beş dakika boyu Laura'ya bakmıştı ama en sonunda pes etmişti. Onlar ilerledikçe ağaçların arttığı yolu izliyordu. Laura otuz beş dakikalık sessizliği sonunda bozdu.

"Ben sana yalan söylemedim, iki farklı olayı aynı zamanda olmuş gibi anlattım."
"Bana göre bu da bir yalan."
"Düpedüz yalan söylerken bunu ne yüzle söyleyebiliyorsun ki?"
"Tamam, üzgünüm bunun için. Senin güvenemediğinden söyleyemediğin şeyler var, benim de olamaz mı?"
"Olamaz. Buranın lideri benim ayrıcalıklarım var."
"Laura bazen gerçekten çocuk gibi davranıyorsun ya. Ne lideri kaç kişilik bi ekibiz de biz?"
"Seni sormalı. Gerçekten de senin hakkında yazılanlar doğruymuş."
"Ne yazılması bana kitap mı yazıldı? Vay be."
"Hayır mal herif. Sen bunu pek ölçemesen de teknolojiden anlarım ben, iblis işlerinde yardım edecek adamı aramak için çevredeki hapishanelerin sistemlerini hackledim. Orada girdiğin iki yerde de kayıtlarını okudum."
"Ne yazıyordu hakkımda? Tehlikeli derecede çekici falan?"
"Agresif değil ama biraz aptal. Hayalet ve benzeri yaratıkları kendine çektiğinden şüpheleniyor. İletişim kurmasını bilmeyen bir ucube."

Astalas konuşmadı, yumruklarını sıkıp yüzündeki yavşak gülümsemesi kaybolurken aşağı baktı. Laura biraz sessiz dursa da onun bu kadar sessizleşmesine istemsizce korktu.

"Şey... özür dilerim." dedi Laura. "Senin katil olduğunu düşünerek yazmışlar, abartı tabii ki."
"Katilim ve ucubeyim." Astalas'ın omuzları düştü. "Sana ucube olduğumu anlama diye yalan söyledim ama sen zaten öyle olduğumu kabullenmişsin, anlamı yok."
"Ben bana gösterdiklerinden başka bir şey kabul etmedim. Sen sana söylediğim her yalanda kızdın, zombiler ısırsa yalan mı söyleyeceksin dediğinde bu konudaki hassasiyetin hoşuma gitmişti. Yalan söylemek dediklerinle çok çeliştiği için bu kadar kırıldım." Laura direksiyonu suçlulukla karışmış bir hüzünle tutuyordu.
"Kırılmakta haklısın. Çok özür dilerim Laura. Yalan söylemekle suçlamamaydım sonuçta tam açıklamasan da dediklerin yaşanmış şeyler."

Laura Astalas'a baktı, sesinin sakinliğinden dolayı moralinin düzeldiğini sanıyordu ama Astalas'ın gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Laura şaşkınlıktan az kalsın arabayı kaydıracaktı.

"Astalas, canım ben senin ucube olduğunu asla düşünmedim. Hassas olduğunu bilmiyordum."
"Düşünmene değil, olmama ağlıyorum. Özür dilerim asla bana sana hitap ettiğim şekilde hitap etmezdin böyle dediğine göre gerçekten germiş olmalıyım."
"Hayır, germedin. Ben o kadar katıyım ki azıcık insan gibi davrandığımda kıyamet koptu sanıyorsun. Ben de böyle olduğum için üzgünüm."
"Tamam..."
"Astalas, gerçekten çok canını sıkıyorsa anlatabilirsin. Senin diyeceğin şeyleri demeyi sevmiyorum kopyacı gibi hissettiriyor ama... Morrow ile savaşırken bir anda kalbini tutup 'Ah acılı geçmişim!' demeni istemiyorum."
"Tamam canım, teşekkür ederim. Ayrıca sen de dediğin kadar kötü değilsin, her ne kadar bunu demen için neredeyse ölmemiz gerekse de, hitap kullanabiliyorsun."

Astalas biraz rahatlamıştı, gözlerini silerken Kolundaki bıçak yarası batıyordu. Yollarının üstünde hiçbir şey gözükmüyordu yani geçmişe dönmeye yetecek bolca zaman vardı.

"Dediğim şeylerden yalan olmayan kısım, ailemin beni istememesi." dedi Astalas. "Sonradan bana söylenene göre daha anca reşit olmuşlar ve çok da tatlı olmayan bir kaza ile ben olmuşum. Beni arabada doğurduktan sonra büyütemeyeceklerini düşünüp ormanın derinliklerine sürmüşler. Gerçekten benden kurtulmak istemişler ki ormanın en içine kadar girip toprağı açıp beni diri diri gömmüşler. Bunları gören biri de onlar gittikten sonra beni toprak altından çıkartmış."
"Oha, bu Monte Kristo Kontundaki hikaye!" dedi Laura. Sonrasında Astalas'ın bakışlarını görünce pişkin bir şekilde devam et dedi.
"Beni çıkartan kişi... bir hayaletti."

Laura tekrardan yüzünü Astalas'a çevirdi ve bu sefer sırıtmıyordu.

"Leonard adında." dedi Astalas. "Beni bıraktıkları orman her türlü yaratığın soluduğu ıssız bir yerdi. Orada bir insanın yaşaması imkansız, Leonard olmasaydı. Beni korudu, terk edilmiş ahşap bir evde büyüttü ve ineklerden süt sağıp içirdi. Herkesten uzakta, canavarlarla ve sakallı yaşlı bir adamın hayaletiyle büyüdüm. Leonard konuşmayı arafta çok uzun zaman geçirdiği için pek hatırlamazdı bana da yarım yamalak öğretti. Genellikle işaretlerle anlaşırdık."
"Ne hikaye ama." dedi Laura. Astalas devam etti.
"Gerçekten de canım. Ergenliğime girdiğimde elime ölen dağcılardan birinin düşürdüğü sivri kısmı bronzla kaplı bir balta verdi ve birlikte avlara çıktık. Zombiler, ay kurtları, tayflar, kerethler, framanlar, lanetli ruhlar kısaca buraya ait olmayan her şeyi yıllarca avladık. Bununla büyüdüm, topluma inebilecek kadar büyüdüğümde indim inmesine ama hiçbir zaman kendimi ait hissedemedim. Kahkaha seslerini sadece uzaktan duymaya mahkum edilmiş, yürüdüğü her yerde tüm gözleri üstünde hisseden bir yabancıydım. Işığa ulaşbiliyordum ama ne ışık beni ne de ben ışığı kabul ediyordum. Ben de başka bir hayatım olmadığı için şehirlere inip kötü ruhları avlayıp geri Leonard'a dönüyordum. Hayatımdaki en büyük eğlence vampir yuvalarını bastığımız gecelerdi."
"Kulağa yalnız geliyor."
"Evet... insan bile değildim o zamanlar. Eğer beni o zaman görseydin avladığım şeylerle karıştırabilirdin. Ailemi çok kez arasam da bir yerden sonra pes ettim. Bilirsin, istenmediğin yerde durmamak gerekir. Sorun ise hiçbir yerde istenmediğinde başlıyor."

Laura Astalas'ı bu kadar ciddi görmeye alışık değildi. Dinlediğini hissetmesi için arada başını ona çeviriyor ve sesler çıkartıyordu.

"Leonard bana Tanrı'yı ve ona nasıl hizmet edeceğimi de öğretti. Önceden yaşamak için avlarken sonrasında bir ruh bükücü oldum ve Tanrı'nın bıçağı olarak yaşamaya başladım. Bir gün Southwern'e indiğimde ise madde etkisindeki insanları vampir sandım ve onlara saldırdım. Masum insancağızları öldürdüm. Hala yüzleri aklıma geliyor Laura... üstteki aleme çıktığımda bunu nasıl açıklayacağım ya da cezam ne olacak bilmiyorum."
"Bilerek öldürmemişsin ki! Ben insanların boyunlarını baykuşlarınki kadar döndürüyorum ve bazen üzülmediğim oluyor."
"Sen zaten alevlere alışsan iyi olur canım. Buradan sonrasını biliyorsun, hapis ve sen."
"Aslında bir sorum var. Leonard neden ölmüş de sana yardım ediyor?"
"Kendisi vampir Luther'in kardeşi. Onunla asırlar boyu kan dolu hükümlerini ve şevk dolu bencil yaşamlarını sürmüşler lakin Leonard yavaşça değişmiş. Öldürmek, başkalarının kanını bencilce içip hayatları kendi hayatının kısa bir parçası için dağıtmak ona ağır gelmeye başlamış. Luther'in kalesini yakarak kaçma kararı almış. Tabii Luther onu bulduğunda bin bir acıyla öldürmüş."
"Hani adam konuşamıyordu bunları nasıl anlattı?"
"Oh adamı o kadar iyi anlıyordum ki sadece başkalarıyla konuşmada kötüydük. Neyse işte Arafta yıllarca avare dolaştıktan sonra günahlarını temizlemek için bu aleme geri dönmüş. Ölüme terk edilen bir çocuğu büyütmek de tam buna göre bir davranış."
"Haa vay be şimdi anladım, bu yüzden en büyük düşmanım Luther dedin."
"Aynen öyle. Her an yanımda o güzelim bronz kazığı taşıyıp ona sapladığımı hayal ediyorum."
"Çok tatlı hayallermiş. Anlattığına gerçekten sevindim, anlatmadan önce öyle bir ima ettin ki insanları kazığa geçirdiğini sandım."

Astalas gerçekten daha rahatladı. Laura çok kez uyarmış olsa bile ayaklarını arabanın önüne attı ve eski konuşkanlığına döndü. Laura'nın onu kendisine hitap ettiği gibi bir ucube olarak görmemesi söylemeye utansa da gerçekten yanan gönlüne su serpmişti.

"Sıra sende hanımefendi." dedi Astalas
"Benim anlatacaklarım öyle tek nefeste bitecek gibi değil. Yola ara verdiğimizde anlatayım istersen?" dedi Laura.
"Nerede duracağız ki?"
"Yola ve akışa güven."

Gerçekten de on beş dakika sonra yollarının biraz solunda bir köy buldular.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…