Bölümler 27Şu an: Soğuk bardak
- 1 Tutsak, Şeytan, Kadın1.726 kelime
- 2 Firari1.442 kelime
- 3 Ruh avcısı550 kelime
- 4 Arananlar1.406 kelime
- 5 Yıkımın yeni vücudu851 kelime
- 6 Ölülere fısıldayan1.791 kelime
- 7 Soğuk bardak846 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 Tersine mayfacılık1.382 kelime
- 9 Şeytan'ın kızı1.661 kelime
- 10 Yıpranmış sinir uçları728 kelime
- 11 Bronzun altında1.077 kelime
- 12 Ölü köy, birinci kısım953 kelime
- 13 Ölü köy, ikinci kısım1.275 kelime
- 14 Ölü köy, üçüncü kısım1.342 kelime
- 15 Ferahlatan dalgalar610 kelime
- 16 Yıkım iblisi1.829 kelime
- 17 Sana veda ettiğim gece1.442 kelime
- 18 Vampir kapanı, birinci kısım1.586 kelime
- 19 Vampir kapanı, ikinci kısım1.440 kelime
- 20 Işıklar, çığlıklar1.360 kelime
- 21 Keder ve hakimiyet1.384 kelime
- 22 Yapay kıyamet1.581 kelime
- 23 Elektro-örümcek1.287 kelime
- 24 Çöl yolcuları1.347 kelime
- 25 İblis kilisesi1.128 kelime
- 26 Haz iblisi1.635 kelime
- 27 Haz iblisi, ikinci kısım1.186 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Astalas çok uyumaya alışkın değildi, beş saat sonra uyandı. Güneşi doğarken izleyip mutfakta bulduğu sucukları yarım yamalak da olsa pişirip Laura'yı uyandırmaya gitti. Laura yüzünü yastığa gömmüş şekilde uyuyordu. Ona seslendiğinde duymadı o yüzden de sırtına dokundu ama yine uyanmadı. Astalas en son kız zehirlendi sanıp vücudunu çevirdi ve Laura o an uyandı, Astalas'ın yüzüne vurdu. Astalas burnundan tutarak geri adım attı.
"Sana da günaydın!" dedi burnu kanıyor mu diye bakarken Astalas.
"Ah... saat kaç be?" dedi Laura. "9-5 mi çalışıyoruz niye bu saatte kaldırıyorsun beni?"
"Gün doğmadan neler doğar hadi canım, kahvaltı hazır."
Laura sucuk kötü pişirildiğinden resmen peynire gömerek yedi ama köyünden ayrıldığından beri ilk kez kahvaltısını kendi hazırlamadığı için mutluydu. Kahve makinesi kahvesini fincanına doldururken Astalas'a döndü.
"Bugün ne yapacağız? Her seferde eve döneceksek Morrow'un buraları çok seviyor olması gerekecek." dedi Laura.
"Onun adını... tamam ne yapıyorsan yap. Er ya da geç buradan ayrılmamız gerekecek. Southwern'de yarım kalan bi işin var mı?" dedi Astalas.
"Var tabii mafyayı devireceğim. Adreslerini geçen bize saldıran adamdan almıştım."
"Ben de kendi televizyon kanalımı açacağım ama malum önce yıllar sürmeyecek işlerimle ilgileniyorum canım."
"Hayır, bu gece devireceğim. Gelmek ister misin?"
"Bu bana ne katacak? Dünyanın en zor gününü yaşayıp bir de işimi yapmamış olacağım. Hem kim evet isterim der ki?"
"Çok triplisin o rolü bana bırak. İşini yapacaksın, Tanrın uyuşturucu satıp gasp eden herifleri dağıtmana sevinecektir."
"Tamam zaten seni tek başına göndersem haberlerde yüzünü görürüm."
"Yoo, tek başıma yapabilirim."
"Yani yani sana güvenmediğimden değil de..."
"Geliyorsun?"
"Evet. Sabahın köründe dalamayız şimdi ne yapacağız?"
Laura Astalas'ı lazer taga götürdü. Gerçek mermi sıkılmadığından silah iblisi ya da devletlerin söylediği şekilde kurşun iblisi için sıkıntı olmayacaktı. Dört kişinin olduğu bir arkadaş grubuna katılıp lazer silahları ve yelekleriyle neon ışıklı savaş alanına girdiler. Laura ve Astalas başka takımlardaydı ve bu işi ciddiye alan tek kişi de Lauraydı. Astalas hayatında ilk kez silah tuttuğundan anlaması bile beş dakika sürdü ama Laura buraya gelmeyi seviyordu, Astalas dahil olmak üzere herkesi vurdu. Tabii herkes bir köşede saklanırken kendisi ortalıkta koşuşturduğu için kendi takımında da en çok vurulan oydu. Hatta o kadar çok vuruldu ki maç bitip skorlar açıklandığında Laura'nın takımı 79 Astalas'ın takımı ise 85 puan yapmıştı.
"Bu haksızlık! Siz yerinizden çıkmadınız ki!" diye bağırdı Laura. Astalas gidelim diye el işareti yapsa da Laura tanımadığı iki adama bağırıyordu. "Ben de silahı koyup bakmadan tak tak yapmayı bilirim! Korkaksınız!" Astalas en son Laura'yı kolundan çekiştirip çıkartmak zorunda kaldı. Laura öfkesi geçtiğinde harbiden eğlendiğini itiraf etti Astalas içinse karışık ama güzeldi. İkili saat daha öğlenin ikisi olsa bile bir bara girdiler, bu şehirde millet her zaman içtiği için gene işlekti.
"Bana sert bir tane lütfen." dedi Laura Astalas'a göz kırparken.
"Bana meyveli şeylerden lütfen." dedi Astalas başını çevirmeden.
Oturana kadar Laura söylediğiyle dalga geçse de içecekler geldiğinde Astalas gülümserken Laura yüzünü buruşturuyordu. En sonda sarhoş olmasam iyi olur bahanesiyle Laura Astalas ile içecekleri değiştirdi.
"Nasıl oluyor da firari olarak böyle gezebiliyoruz?" dedi Astalas.
"Garson büyük ihtimalle birilerini öldürmüştür. Barmen vergi kaçırıyor. Beş müşteriden üçü de bi şekilde aranıyordur. Herkes böyle olunca fırsat bulduklarını tutukluyorlar sadece."
"Buna sevineceğim aklıma gelmezdi. Ayrıca beni farklı yerlere götürdüğün için teşekkürler."
"Rica ederim. Astalas, bir şey soracağım."
"Tabii."
"Seni niye anne baban yetiştirmedi?"
"İstememişler."
"Gerçekten mi?"
"Evet. Herkesten izole yaşayan büyükbabama vermişler. O da bana uzun ağaçların arasında hayatta kalma mücadelesinden başka bir haltı olmayan bir hayat verdi."
"Neden normal bir şehirde yaşamadınız ki?"
"Başka konuya geçelim. Domuz mu balık mı?"
"Balık yemekte sıkıntı yok onların hisleri yok çünkü. Anladın mı?"
"Hayır gerçekten yok mu?"
"Keşke biraz daha mağarasından çıkmış biri yanımda olsaydı. Şarkı sözüydü benim dediğim."
"Eğer bu hızda gidersek bizim elemana ulaşana kadar öğrenirim hepsini."
İkili biraz kafayı bulduktan sonra Laura bardakileri yürümeyi teklif etti. Astalas üç kez reddetse de dördüncüsünde Laura bir taktiği olduğunu söyleyince zorla kabul etti. Barmenin önünde oturan şık giyinmiş bir kadın ve ondan beş koltuk uzakta oturan hafif sarhoş bir adam vardı. Laura önce Astalas ile birlikte kadının yanına gitti.
"Merhaba, Astalas ile tanışmış mıydınız?" dedi Laura.
Kadın Astalas'a baktığında Astalas bir saniye diyip Laura'yı omzundan tutarak sarhoş adamın yanına götürdü.
"Merhaba, Laura ile tanışmış mıydınız?"
Sonrasında ikisi de yerlerine geçti. Laura ciddi ilişki ile uğraşmasa da bunu çokça yapmıştı, bedava içecek bahanesiyle seviyordu. Astalas ise gergindi. Kadınlardan çekindiği söylenemezdi ama biriyle romantik olarak konuşmak onun için bambaşka bir dünyaydı. Zaten bilmediği için içecek de ısmarlamadı. Kadına birkaç tuhaf şey diyip onun dediklerinin yarısını anlamadan durdu. Kadının ilgisi yoktu ama bir şeyi merak etmişti.
"Şey... siz ikiniz fuckbody misiniz?" dedi kadın.
"O ne demek hala bilmiyorum." diye şaşkın bir halde baktı Astalas.
"Vah zavallım." kadın Astalas'ın kulağına yaklaşıp ne anlama geldiğini fısıldadı.
"Ne? Hayır! Ben din adamıyım en başta hem aramızda 5 yaş var!"
"Aman be ne sıkıcı adamsın. Arkadaşının konuştuğuyla biz öyleyiz mesela ne sorun olcaksa."
Astalas bunu duyduğunda döner sandalyeyi çevirip yavaşça Laura'ya döndü. Laura da adamdan duymuş olacak ki ikisi ayağa kalkıp masalarına döndüler.
İkili saat sekize kadar vaktini dışarıda geçirdi, yiyip içti ama artık zaman gelmişti.
Astalas gömleğini çıkartıp arabanın arka koltuğuna serdiği savaş zırhını giydi. Laura da ciddi bir hazırlık yaptı, yani tuvalete gitti, ve ardından arabayı adrese sürmeye başladı.
Bölüm etkileşimi
