Bölümler 27Şu an: Işıklar, çığlıklar
- 1 Tutsak, Şeytan, Kadın1.726 kelime
- 2 Firari1.442 kelime
- 3 Ruh avcısı550 kelime
- 4 Arananlar1.406 kelime
- 5 Yıkımın yeni vücudu851 kelime
- 6 Ölülere fısıldayan1.791 kelime
- 7 Soğuk bardak846 kelime
- 8 Tersine mayfacılık1.382 kelime
- 9 Şeytan'ın kızı1.661 kelime
- 10 Yıpranmış sinir uçları728 kelime
- 11 Bronzun altında1.077 kelime
- 12 Ölü köy, birinci kısım953 kelime
- 13 Ölü köy, ikinci kısım1.275 kelime
- 14 Ölü köy, üçüncü kısım1.342 kelime
- 15 Ferahlatan dalgalar610 kelime
- 16 Yıkım iblisi1.829 kelime
- 17 Sana veda ettiğim gece1.442 kelime
- 18 Vampir kapanı, birinci kısım1.586 kelime
- 19 Vampir kapanı, ikinci kısım1.440 kelime
- 20 Işıklar, çığlıklar1.360 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 Keder ve hakimiyet1.384 kelime
- 22 Yapay kıyamet1.581 kelime
- 23 Elektro-örümcek1.287 kelime
- 24 Çöl yolcuları1.347 kelime
- 25 İblis kilisesi1.128 kelime
- 26 Haz iblisi1.635 kelime
- 27 Haz iblisi, ikinci kısım1.186 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İkisi de yere düştüğünde bütün orman sessizliğe gömüldü. Kargalar ve yarasalar kondukları dallardan uzağa uçarken vampirler hiç olmadığı kadar hırlamaya başladı. Laura oturduğu yerde kaskatı kesildi. Luther'in ne kadar hızlı olduğunu gördükten sonra vampirleri atlatma şansı var mıydı ki?
Astalas'ın öleceğini hissettiğinden beri kanı kupkuruydu lakin yanı başındaki vampirler için genç kızın damarlarından kızıl gençlik akıyordu. Laura hayatı boyunca demek zorunda olduğu şeyi içinden tekrarladı.
"Şuan düşünmek sadece bana bir şeyler kaybettirecek."
Disklerini seri şekilde fırlatıp Astalas'ın yanına uçtu. Astalas kendisi Valeria ile aynı odada yatarken düşmanı öldürmek yerine ilk Laura'ya koşmuştu Laura da düşünmeden ona koştu. Hemen onu yerden yakalayıp disklerin yardımıyla onu kaldırdı. Arabasından çağırdı uçan kaykayı ayaklarına gelirken Laura bütün diskleri ve elektrik enerjisini kullanıp kaçmaya çalıştı. Sırtında kanamadan ölmek üzere olan Astalas arkasında ise elliden fazla vampir vardı. Laura arabasına kadar uzaklaşabilse de vampirlerin hızı onu aştı ve bir anda önünde beliren vampir onu bacağından ısırdı. Laura dengesini kaybedip düştüğünde Astalas da yuvarlanıp ağaçlardan birine çarpmıştı. Laura yerde öfkeyle diskini fırlatıp kendisini ısıran vampirin kalbini uçuraxak tekmeyi atsa da bu sadece başlangıçtı.
Laura Astalas'ı korumaya çalışarak diğer vampirleri düşürmeye çalıştı. Aralarında kayarak ve kendisini elektrikle yükleyerek meyve suyu kutusu gibi içilmekten kurtulsa da savaştığı yaratıklar ne ölüyor ne de yoruluyordu. Laura zar zor bandajlarının üstünü örtebildiği Astalas'ın ucunda yere düştüğünde sadece beş tane vampir öldürebilmişti.
Vampirler tatlı kanın hazzıyla yemeğiyle oynarcasına Laura'ya yaklaştı. Bazıları Luther'in kafasındaki okla uğraşırken diğerleri de ormanda başka insan çekip çekmediklerine bakıyordu. Vampirlerin bu insanı küçük gören fareyle oynayan kedi tavırları Laura'nın kanını vampirler ısırsa ağızları yanacak kadar kaynatıyordu.
O sırada Laura kulağını çınlatan seslerin varlığını fark etti. Adrenalinden dolayı sesler duyduğunu sanmıştı ama gerçekten de uzaktan sesler geliyordu. Vampirlerin dolaştığı karanlık tarafta kasabın ete vurduğu satırın sesine benzer bir ses geliyordu. Ormanı aydınlatan kızıl ışıkların hemen ardından bir vampirin çığlığı duyuyordu. Laura yığıldığı yerde zorla kafasını kaldırıp önündeki vampirlerin baktığı yere gözlerini dikti. Işık yanıyor, çığlıklar geliyor, ışık sönüyor, tekrarlanıyordu. Laura nefes nefese yaklaşan şeyin ne olduğunu anlamaya çalışırken vampirlerin o bölgeden kaçtığını gördü.
Işıklar Laura'nın gözlerinden yansırken Laura nefeslerinin daraldığını hissetti. Durumdan istifade edip ormandan gözlerini ayırmadan Astalas'a pansuman yapmaya başladı.
Işıklar yanıyor vampirler kuma dönüyordu. Her bir çığlıkta ölülerin biri diğerine karışıyordu. Son çare on tane vampir aynı anda ağaçların arasına daldığında durmaksızın ışıklar yükseldi ve etrafa kanlar dökülmeye başladı. Diğer vampirler bunun ağaçların arasındaki şeyin kanı olduğunu düşünerek anlık rahatlasa da aniden çığlıklar öncekinden de fena şekilde yükseldi. Bazı vampirler Luther'i uyandırmaya çalışırken diğerleri direkt uzaklara doğru koşmaya başladı. Işıklar kesildiğinde on vampirden bin çığlık yükselmişti ve şimdi kanlar kumlarla çimenleri boyuyordu. Laura Astalas'ı uyandırmak için var gücüyle sarssa da uyanmadı. Karanlıktaki o şeyin yaklaştığını hisseden birkaç vampir Laura'yı dişlemek için ona doğru yaklaştılar ama artık iyice yaklaşan o gazap onları da vurdu. Üç vampir de aynı anda yere yığıldı. Laura sırtını ağaca yaslayıp doğrulduğunda vampirlerin üçünün de sırtının kanla kaplandığını gördü. Kan sanki onların vücudunu deşip kalplerine ulaşmıştı, vampirler de çığlıklarla kuma döndüler. Diğer vampirlerin Luther'i taşımaaıyla birlikte ormanda sadece Laura, Astalas ve karanlıktaki o şey kalmıştı.
Karanlıktan yavaş adımlarla yaklaşan silüet Laura'ya doğru yürümeye başladı. Laura etrafına güç bela birkaç disk fırlatıp sesinin titrememesine çabalayarak seslendi.
"Bizden uzak dur, saldırmadığın sürece sana zarar vermeyeceğiz!"
Laura ay ışığında üzerine gelene baktı. Bir insana benziyordu. Kahverengi tenliydi, rasta stilinde toplanmış siyah saçları vardı. Kumral renkte yumuşak görünümlü bir ceket giyiyordu ve ceketin boyun kısmında bükülen siyah uçları vardı. Laura başta bunu canavar sansa da adam siyah baggy pantolon ve spor ayakkabılar giyiyordu. Tabii beline bağlı kılıç kını ve elindeki kanla kaplı uzun katana az önce vampirleri öldüren kişinin o olduğunu doğruluyordu. Adam Lauraya beş metre kala durup kara gözlerini dikti.
"Siz ikiniz." adam katanasını Laura'ya doğrulttu. "Vampir değilsiniz."
"Evet. Biz de onları öldürmeye çalışıyorduk. Toplam on tane öldürmüşüzdür." Laura her an disklere uçmaya hazır bir pozda dikleşti.
"Bunu bir vampir de söyleyebilir."
"Sana yemin ederim ki vampir değilim. Lütfen, günlerdir boktan boktan olaylarla uğraşıyoruz senle de savaşmayalım!"
"Savaşamazsınız zaten."
Vampir katili adam kılıcını elinde döndürüp ters tuttu. Laura adamın ellerinden kılıca doğru parlayan kanlar döküldüğünü gördü ama adama bakınca hiçbir yerinde yara yoktu. Sadece şahdamarında boydan boya bir kesik vardı ama bu yeniye benzemiyordu. Adam Laura'nın saldırmadığını görünce disklerini geri çekmesini söyledi ve kendisi de kılıcını kınına soktu.
"Siz ikiniz ne yapıyorsunuz burada? dedi kılıçlı adam.
"Bir iblisi ararken kaybolduk, kamp yapalım dedik ve bunlar başımıza üşüştüler!" dedi Laura.
"Elli vampir niye iki insanın başına toplansın?"
"Yanımdaki adam bir ruh rahibi pardon ruh bükücü ve o vampirlerin lideriyle kan davası vardı. Düello yaptılar."
"Ve yaşadı?"
"Bilmiyorum kanaması durmuyor!"
"Adamı al ve vampirle dövüştüğü yere götür."
"Ne?" Neden-"
"Kanamadan ölmemesi için."
Laura Astalas'ı kaykayına koyup Luther ile dövüştüğü yere taşıdı. Kılıçlı adam yerdeki kanlara elini sürüp inceledikten sonra Astalas'ı yanına istedi. Astalas yanına geldiğinde vücuduna yapıştırılmış kumaşları kaldırdı ve yaralar yeni açılmış gibi tekrardan fışkırdı. Adam gözlerini kapatıp ellerini yere koyduktan sonra ise yeri boyayan kanların yarısı az önce gelen kızıl ışıkla parlamaya başladı. Kanlar sihirle yükseldi ardından da içlerine karşılan kirle çamur arınarak yere döküldü. Yavaşça kanlar havada toplanıp Astalas'ın vücuduna doğru yaralarından girdi. Adam yerdeki Astalas'a ait tüm kanları topladıktan sonra Laura temiz bandajlarla pansuman yapmaya başladı.
"Büyücüsün sen ha?" Laura Astalasla ilgilenirken konuşuyordu.
"Evet. Anneciğim şah damarımı kesmiş."
"Nasıl yaşıyorsun be?"
"Kestiği gibi büyüm uyanmış ve vücudum doğal tepki olarak kanı geri toplamış."
"Zaten bir tane normal biri karşıma çıksa şaşarım."
"Normal biri çıksa şuan havası sızmış balon gibi olurdun."
"Haklısın, sağol kan adam."
"Rica ederim. Vampirler nereye kaçtı sorabilir miyim?"
"Buranın kuzeyine."
"O zaman buradaki işim bitti. Kendinize dikkat edin, gidiyorum."
Adam tam uzaklaşacaktı ki Astalas gözlerini açtı. Karşısındaki adama güzelce bir göz gezdirdikten sonra şaşkınca etrafına baktı.
"Stanikov... ne? Sen mi bizi kurtardın... senin geleceğini biliyordum..."
"Hayır avcı dostum, ben o değilim. Ben Kenny."
"Lan bana iki saattir adını söylemedin!" Laura pansuman yaparken Astalas'ın göğsüne bastırdığı için Astalas inledi.
"Sorsaydın söylerdim." dedi Kenny.
"İyi de bizi ikimizin toplam parmak sayısı kadar vampir kıstırmıştı, Stanikov'dan başka kim kurtarabilir? Öldüm mü ben?" Astalas Laura hıncını ondan çıkartırken nefes nefese konuştu.
"Bu alemde sadece moruk Stan yok, avcı. Şimdi sinirimi bozmayın o vampirleri durdurmam lazım." Kenny arkasına döndü.
"Onlar çoktan kaybolmuştur! Hem kimsin sen açıklasana!"
"Bana saygıyla konuş."
Kenny'nin kılıcının ucundan sihirli kan uzanıp Astalas'ın boğazına kadar geldi. Astalas güzelce bir yutkunup kafasını geri çektiğinde de kan tekrardan Kenny'e dönüp kayboldu.
"Kim olduğunuzu açıklayın." dedi Kenny.
"Ben Astalas yanımdaki de Laura. Morrow adında bir-"
"Onun adını ağzınıza anmayın!"
Astalas ve Laura adamı o kadar güçlü gördükten sonra şeytanın isminden korktuğunu görünce birbirlerine baktılar.
"Ondan korkuyor musun?" dedi Laura.
"Korkmuyorum. O babamı öldürdü ve ben de onu arıyorum."
İkili tekrardan birbirlerine baktı.
"Ben ve Astalas da onu arıyoruz. Benim köyümü yok edip kız kardeşimi kaçırdı."
"Astalas'a ne yaptı?"
"Var olması yeter, ben Tanrı adına öldürürüm."
"Tamam. Bulmanızda bol şans umarım ki ben sizden önce bulup öldürürüm." Kenny uzağa yürümeye başladı.
"Bekle! Kan adam amaçlarımız aynı değil mi neden birlikte çalışmıyoruz?" Astalas doğrulmaya çalışsa da geri sırtının üstüne düştü.
"Peşimden gelen biri var ve tek vuruşu sizi öldürür. Tek uçarım, sizi riske atamam."
"Tek vuruş mu? Hasat meleği mi? Hey!"
Kenny başını hafifçe salladıktan sonra kuzeydeki ağaçların arasına girip kayboldu. Laura Astalas onun peşinden gitmek istese de onu kaykayıyla taşıyıp arabaya soktu ve o arka koltukta uzanırken sürmeye başladı.
"Hey! Laura! Ben yürüyemiyorum sen arabayı ona sür!"
"Adam gelmiyor işte ne yapalım? Yeterince ölüm kalım meselesi yaşadık bir günde bizi tek vuruşta öldürebilecek birisi istemiyorum."
"Ben de seni öldürebilirim!"
"Hem öldüremezsin hem de ben sana güveniyorum. Bu psikopat gözünü kırpmadan iki düzine vampir öldürdü sinirlendiğinde kendi vücudunu arkadan görebilmeni sağlar."
"Ben şuan da onu yapabiliyorum. Haa... anladım pardon canım. Laura anlamıyorsun adam Stanikov'dan bahsettikleri gibi davranıyor ve giyiniyordu kesin bir bağı olmalı!"
"Ya bu Stanikov kim başımın etini yedin Astalas ya? Hayır mesih falan değilse uğraştırma beni zaten sinirim bozuk."
"Niye bozuk?"
"O salak adam gelmeseydi ölmüştün çünkü ondan bozuk! Saçma sapan yerlere girip sonra da kendini hiç düşünmeden her suya balıklama atlıyorsun!"
"Yaa... tamam özür dilerim canım daha az ölüme atlarım. Benim için bu Morrow'dan bile önemliydi biliyorsun."
"Biliyorum ama seni bitmiş serum poşedi gibi görmek istemiyorum. Eğer yolumuz düşerse onla tekrar karşılaşırız sen dinlen."
"Tamam canım. Arabayı sürmem gerektiğinde uyandır olur mu?"
Laura ağzını eliyle kapatıp gülümsedi.
Bölüm etkileşimi
