Ölüler ve Ötesi kitap kapağı

19. bölüm / 27

Vampir kapanı, ikinci kısım

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 27Şu an: Vampir kapanı, ikinci kısım

Astalas ve Luther ateşin soluna gitmeye karar verdiler. Hem ağaçlar seyrekleştiği için ışık hala vuruyordu hem de diğerlerinden uzaktaydı. Astalas zincirini ustalıkla sallayıp uçundaki çentiğin ensesi ve kollarını teğet geçmesine rağmen tepki vermeyerek Luther'e meydan okudu. Luther böyle şeylere ihtiyaç olmadığını düşünürüp sadece dişlerini göstermekle yetindi.

"Pekala baylar!" ateşin başından seslendi Laura. "Burada nereden baksan elli tane vampir var. Ben kendim harika olsam da iki masum insanın hepinizle ölçüşme şansı olduğunu sanmıyorum." Vampirler kendi aralarında fısıldaşırken Laura devam etti. "Liderinizin gücünü düşünelim. Eğer lideriniz dediğiniz kadar beton yetmez bir adamsa bu düelloyu kazanacaktır değil mi? Yani eğer kazanamazsa-"
"Evet, kazanamazsam adamlarım size dokunmayacak." diye onayladı Luther.

Astalas Laura'ya kendisinden yarı emin yarı stresli bir bakış attı ve önüne döndü. Vampirlerden birinin ıslık çalmasıyla dövüş resmen başlamıştı.

Astalas zincirini sallayıp Luther'in göğsüne doğru yönlendirdi. Luther sarı renkli bir ışık patlamasıyla gözden kayboldu, Astalas'ın arkasında belirmişti. Astalas'ın boynuna uzun tırnaklı elini indirdiğinde Astalas sağ elindeki kazığı kavrayıp arkasına bakmadan savurdu. Kazık neredeyse Luther'ın koluna girecekken Luther Astalas'ın tam önüne aynı ışık patlamasıyla ışınlanıp ona hızlı bir aparkat vurdu. Astalas vampirin inanılmaz fiziksel gücü yüzünden uçup ağaçlardan birine çarptı. Luther gözle görülemeyecek hızlarda ona yaklaşırken Astalas hemen sağa doğru yuvarlanıp ardından da kazığı ağaca saplamak için yönlendirdi. Kolunun ağaca yaklaştığı yarım saniyede Luther araya girdi ve Astalas da onun sağ omzuna kazığı saplamayı başardı. Luther Astalas'ı tekmeleyip kazığı omzundan çıkartsa da büyük bir boşluk oluşmuş, kanlar akmaya başlamıştı.

Luther acıya çoktan alışmış vücudunun tepkisizliğinden yararlanarak Astalas'ın üzerine yürüdü. Dişleri ağzından fırladığı gibi aynı ışık patlamasıyla Astalas'ın önünde belirip onun sol elini ısırdı. Luther ısırdıktan sonra geriye doğru yürüdü. Başta kan emdiği için yarası iyileşecek gibi oldu ama hemen ardından öksürmeye hatta kan öksürmeye başladı. Vampirin başı dönerken Astalas zincirini salladı ama son anda kaçırdı.

"Senin kanında ne var böyle!" Luther kendisini toparlamaya çalıştı.
"Konu siz aşağılık hayvanlar olunca biraz kafadan kırığım." Astalas zinciri geri çekti. "Çocukluğumdan beri her gün kargabüken ağaçlarından çok küçük dozlarda striknin aldım. Uzun vadede bağışıklık geliştirdim ve şimdi sizleri gördüğüm gibi kanıma yüklü bir doz karıştırdım." Astalas gülümsedi.

Luther acı içinde başını yere eğip elini göğsüne götürdü. Omurgası ve beyni sızlıyordu.

"Canım 'yırtıcım' benim. Noldu, sinir sistemin mi çöküyor?" Astalas zinciri bir kez daha salladı ama Luther ışık patlamasıyla kaçındı.
"Ben... ben besin zincirinin en üstündeyim! Bu tarz küçük numaralar sadece savaşı uzatır Faust!"

Uzaktan onları izleyen Laura Astalas'ın böyle bir şey bilmesine şaşırmıştı. Tekrardan Monto Cristo göndermesi demek için can atıyordu, tabii ölmezlerse. Luther'in sinir sistemi uyuşsa da tamamen çökmedi, zorla sırtını dikleştirip tekrardan Astalas'a gözlerini kilitledi.

Luther eski hızını kaybetse de hala Astalas'ın yetişebileceğinden öteydi. Bir anda atılıp pençesini vurduğunda Astalas'ın zırhının sol omzunda tırnaklarının izi çıktı. Astalas Luther'in sol koluna zinciri dolayıp onu çekti sonrasında da kazığını indirdi. Luther sis formuna dönüşerek kurtulup hemen geri geldi ve Astalas'ı yere çalacak şekilde vurdu. Astalas yere yığılırken kazığı saniyeliğine göğsüne çekti, tahmin ettiği gibi ışık patlamasının ardından Luther onun üstünde belirmişti ve kazık da tam göğsündeydi. Luther sinirle Astalas'ın yüzüne vurmaya çalıştı ama Astalas Luther'i göğsünden düşürüp yana doğru yuvarlandı. Luther göğsünden ve arka omzundan damla damla kan dökülürken Astalas'a gözlerini dikti. Astalas Luther'in atlamasına önlem olarak zinciri etrafında sallayıp haykırdı.

"Genç ölümlerin yaygın olduğu meslekte yaşlıdan korkacaksın!"
"Yaşlı mı? Sen benim bazı saç tellerimden gençsin."

Astalas Luther'e saldırdığında ona kolayca vurabilmeye başladı. Zehrin etkisiyle iyice çöken Luther zincirin bıçağından kaçamıyor, kazığı tek tek uzuvlarına yiyor ve Astalas'ın yumruklarının altında eziliyordu. Astalas zincirini onun beline bağlayıp ardından onu kendisine çekti ve yumruğunu vurdu. Luther bağlı kalırken Astalas sağdan ve soldan iki tane daha yumruk atıp tam afallamışken onun kalbine hançerini soktu. Gerçekten de hançer girdi ve Astalas iki eliyle ittirip iyice soktu. Şok içinde Luther'e bakıp kuma dönmesini bekledi ama Luther'in vücudu tozlaşmak yerine yarasalara dönüştü yarasalar da ormana karıştı. Astalas ne olduğunu anladığında dehşetle boynuna elini götürdü. Kolyesi kayıptı... Laura'nın sesini işitir gibi oldu.

"Astalas! Astalas! Astalas dur! Orada değil! Astalasss!"

Astalas sonunda uyanabildi. Luther onu bir ağaca yaslayıp hızla pençelerini gezdiriyordu. Zırhının yarısı sökülmüş, göğsü kanlar içinde bulmuştu kendini. Silahları uzağa fırlatılmıştı o da zorla Luther'in karnına yumruğunu vurup onu saçından çekerek yüzüne elini indirdi. Luther darbelerin etkisiyle sarsılıp diğer yumruktan Astalas'ın silahlarını arkasına alacak şekilde ışınlanarak kaçındı.

"Çok da sağlıklı görünmüyorsun, şampiyon." Luther eliyle ağzındaki kanı sildi.
"Astalas! Astalas çok fena kanıyorsun kaçabiliriz hala!" Laura endişeden ikisine çok yaklaşmıştı. Astalas eliyle uzaklaşmasını işaret etti ardından da ellerini birleştirip göğsüne yaklaştırdı.

"Laqueus Diaboli!"

Astalas ellerini açtığında parlak ritüel çemberleri belirdi. Vakit kaybetmeden hemen Luther'in üzerine atılıp çemberleri vurdu. Luther çemberlerin ne kadar acıttığını bildiğinden hemen geriye ışınlandı böylece Astalas silahlarına kavuşabildi. Silahları alana kadar çemberleri kapatmayıp hemen kuşandı. Luther ona vuracakmış gibi yapıp kolyesini aldığı için dövüşün devamı boyunca onun gözlerine bakmaması gerekiyordu. Astalas tek çemberi kapatıp kendisini fazla yormadan, aslında dinlendirmeden, kuşanıp kendisini aceleyle sardı. Göğsüne bağladığı bandajlar hemen kanla kaplanırken kesesinden siyah küçük bir kumaş çıkartıp gözlerine doladı. Astalas diğer çemberi de kapattığında etrafındaki hiçbir şeyi görmüyordu.

"Astalas mal mısın bu ölüm demek!" diye bağırdı Laura.
"Seni gerçekten de tebrik ediyorum ruh bükücü." Luther bir kere yavaşça alkışladı. "Azmin gerçekten de kitaplara layık. Ne yazık ki... ben apex avcıyım. Yırtıcıların bile korktuğu o karanlığım. Senin için hayatının en önemli günüyken benim için herhangi bir salı."
"Ov merak etme Cehennemde her salı duvara benim adımı kazıyacaksın bencil yaratık." Astalas kanamanın azaldığını hissetse de üşüyordu.
"Bencil mi? Tabii ki de bencilim ben bir vampirim! Bizim nasıl doğduğumuzu bilmiyor musun sen?" Luther kollarını iki yana açıp yavaşça yürümeye başladı. Astalas'tan çok daha fena kanadığı için cüretkar bir hamle sayılırdı. "Bizler Arafa düşmüş ruhlarız. Oranın sonsuz kumlarında kavrulurken, sefilce yürümekten başka çaren yokken insanlığını kaybedersin. Kardeşim ile ben de birlikte düştük ve birlikte birbirimizi kaybettik. Oranın kumlarını bir vücut olarak kullanmayı ve vücudun çökmemesi için başkalarının kanını kullanmayı kabul ettik. Lanetlerek Araftan kaçtığımızda bir gecesoluyandık, ruhları tüketen ve güneşe dayanamayan bencil yırtıcılar." Luther yarasının fenalaştığını hissedince saldırıya hazırlandı.
"Ölmeden önce bilgini kustuğun için teşekkürler kum ucubesi." Astalas zincirini iki eliyle kavradı.

Luther atıldığında sesi duyan Astalas etrafa zincirini sallayarak kendisini korudu. Luther'in ışınlandığını duyduğunda zincirini etrafında çember şeklinde sallayıp arkasına ışınlanan Luther'e darbe indirdi. Hemen ona doğru hançerini vurdu ama Luther ona yumruk atıp kolunu büktü. Astalas tamamen içgüdülerle Luther'in göğsüne yumruklar indirmeye ve hançerini sallamaya başladı. Luther de karşılık verince birbirlerine deliler gibi vurmaya başladılar. Astalas sağ kroşesini vurduğunda önünü göremediğinden sadece tahminle sola çekildi ve Luther onun kaçmasını beklemediği için yumruğunu kaçırdı. Astalas onun karnına vurarken Luther onun sol kolunu boydan boya pençeleriyle çizdi. Luther Astalas'ın sol kolunu çizerken Astalas hançeri onun bileğine sapladı ve ardından da kilitlenmiş Luther'e doğru kemerinden baltasını çıkartıp vurdu. Luther'in sis formuna dönüştüğünü hissettiği gibi Astalas haykırdı.

"Laquesus Diaboli!"

Kutsal çember canlının hangi formda olduğunu dinlemiyordu. Çemberin içindeki Luther yanmaya başlayınca arkaya doğru ışınlandı. Vücuduna geri döndüğünde boynunda ve kollarında simsiyah yanıklar vardı. Astalas beyninin diri kalmasını istediği için ritüeli bitirdi. Luther'in nereye ışınlandığını yanık kokusundan anlayıp hemen baltasını zincirinin ucuna doladı. Luther'in üzerine zincirli baltayı salladı ve balta Luther'in sağ koluna saplandı. Luther tüm gücüyle zinciri çekip Astalas'ı yanına getirdi ve zinciri çekmeye devam ederken etrafını göremeyen Astalas'a yumruğunu vurdu. Astalas darbenin etkisiyle havaya yükselirken Luther'in beklemediği şekilde zinciri bırakmadı hatta önceden eline aldı kutsal şerbet matarasını Luther'in olduğunu tahmin ettiği bölgeye fırlatmayı başardı. Matara Luther'in yanına düşüp kırıldı ve içindeki şerbet Luther'e sıçradı. Luther güneş görmüş gibi yanarken Astalas düştüğü yerden kalkıp zincirini çekti. Savunmasız Luther'e zincirli baltayı iki kez daha vurabildi ama üçüncüde önünü göremediği için kaçırdı. Luther tamamen öldürme içgüdüsüyle Astalas'ın üzerine atlayıp onu yere düşürdü.

Vampir sırtı yere gelmiş Astalas'a aralıksız yumruklar atıyordu. Tırnaklarını çıkartabileceği kadar çıkartıp ardından Astalas'ın göğüs zırhının çıplak kalan kısımlarına elini daldırdı. Astalas'ın göğsü tırnaklarla deliniyordu. Astalas son kalan gücüyle sağ eline ritüel çemberini oluşturup Luther'in yüzüne vurdu. Çember ve yumruk aynı anda Luther'i sarsarken tırnakları da Astalas'ın göğsünde saplı kaldığı için kaçamıyordu. Astalas Luther'in üzerine çıkıp onu yer ve kutsal ritüel arasında sıkıştırdı. Kemerine yerleştirdiği kazığı alıp sıkışmış vampirin göğsüne körlemesine saplamaya başladı. Önünü göremediği için kalbini tutturamasa da Luther'in göğsü kevgir olmuştu ve tüm derisi de yanıyordu. Luther çemberi aşamayınca insanüstü fiziksel gücüyle toprağı kazıp yana yuvarlanarak sonunda Astalas'tan kaçındı ve son kez ona doğru saldırdı. Işık patlamasıyla Astalas'ın zincirinden mükemmel anda sıyrılıp onu boynundan yakalayarak havaya kaldırdı. Astalas boğulurken en acil durumlar için sakladığı zırhının sol bileğinde saklı arbaleti açmak için güç bela hareket edip minik arbeleti dışarı çıkardı. Luther'in kafasına doğrulttuktan sonra arbelet son hızıyla Luther'in kafasına oku fırlattı. Kafasının içine 20cm boyunda okun hepsi giren Luther kontrolü kaybedip Astalas'ı bıraktı, yere yığıldı. Astalas da göz bandı gözlerinden sıyrılırken o da bilinci kapanmış şekilde kanlar içindeydi.

Luther ok bronz olduğu için çıkartılana kadar komada kalacaktı Astalas ise yardım hemen ulaşmadığı sürece ölüydü. İkisi de müdaheleye muhtaç olduğu için kan düellosu berabere bitti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…