Bölümler 27Şu an: Ferahlatan dalgalar
- 1 Tutsak, Şeytan, Kadın1.726 kelime
- 2 Firari1.442 kelime
- 3 Ruh avcısı550 kelime
- 4 Arananlar1.406 kelime
- 5 Yıkımın yeni vücudu851 kelime
- 6 Ölülere fısıldayan1.791 kelime
- 7 Soğuk bardak846 kelime
- 8 Tersine mayfacılık1.382 kelime
- 9 Şeytan'ın kızı1.661 kelime
- 10 Yıpranmış sinir uçları728 kelime
- 11 Bronzun altında1.077 kelime
- 12 Ölü köy, birinci kısım953 kelime
- 13 Ölü köy, ikinci kısım1.275 kelime
- 14 Ölü köy, üçüncü kısım1.342 kelime
- 15 Ferahlatan dalgalar610 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 Yıkım iblisi1.829 kelime
- 17 Sana veda ettiğim gece1.442 kelime
- 18 Vampir kapanı, birinci kısım1.583 kelime
- 19 Vampir kapanı, ikinci kısım1.444 kelime
- 20 Işıklar, çığlıklar1.360 kelime
- 21 Keder ve hakimiyet1.384 kelime
- 22 Yapay kıyamet1.581 kelime
- 23 Elektro-örümcek1.287 kelime
- 24 Çöl yolcuları1.347 kelime
- 25 İblis kilisesi1.128 kelime
- 26 Haz iblisi1.635 kelime
- 27 Haz iblisi, ikinci kısım1.186 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Astalas uyandığı gibi yerinden fırladı ve elini karnına götürdü. Temiz kıyafetler giydirilmiş ve karnı boydan boya bandajlanmıştı. Biraz daha kendisine gelip etrafına bakındığında etrafında uzun yapraklı ince uzun ağaçları, arabanın camını en son da arabayı süren Laura'yı gördü.
"İyisin ya Astalas?" Laura kafasını Astalas'a çevirdi.
"Yani yani daha iyi günlerim olmuştu. Arafta değilim değil mi? Gerçi bunu söylemezdin o zaman 'Halüsinasyon-aura' olacağın için." Astalas farkında olmadan derin nefesler alıyordu.
"Tamam fena girmiş de karnına girmiş kalbine değil ya, kanamaya gitmeyeceksen zaten yaşardın."
"Canım anlamıyorsun. O bir hasat meleğiydi."
"Ben de moda meleğiyim böyle her şeye melek olacaksa."
"Siz insanların ağzında ölüm meleği olan şey işte."
"Haa. Dursana o zaman..."
"Aynen ben de ondan bahsediyorum. Tek bir darbesi seni üstlere taşır."
"O zaman sen nasıl hayatta kaldın? Ayrıca bu adamlar niye kötülük yapıyor anasını satayım?"
"İlk soruya cevabım bilmiyorum ikincisi ise bunlar cennetten gelen Tanrı'nın adamları değiller. Arafta doğan tarafsız taşıyıcılar onlar yani en azından olmaları gerekiyordu bize 'Ruh toplamaktan haz alan' bir sadist çıktı."
"Ölen herkesi onlar mı götürüyor?"
"Hayır ama ölmesi gerekenleri onlar topluyorlar. Ciğerleri solmuş bir hastanın işini hızlandırmak gibi. Acaba beni niye alamadı?"
Astalas kesesinden defterini çıkarttı. Defter, biraz da günlük, karşılaştığı her bir ucubeyi anlatıyordu. Laura uzaktan bir göz gezdirdi, Astalas'ın kalın ve karmaşık yazısına rağmen çizimlerinden başlıklara kadar baya düzenliydi. Astalas hızlıca önce hasat melekleri hakkında yazdıklarını okudu sonra da her canavarın altındaki "bağışıklıkları" kısmına baktı. Hiçbirinde kesin olarak hasat meleklerinin silahlarına karşı bir bağışıklığı olduğu yazmıyordu.
"O kadar çok yaratık göreceğiz ki illa cevabını bulursun gel biraz kafa dağıtalım." dedi Laura.
Ardından radyoyu kurcalayıp Three Days Grace'in "Gone Forever" şarkısını açtı. Astalas öylece yola bakınıp düşünürlen Laura şarkıya eşlik ediyordu. Astalas on dakika daha baktıktan sonra notlarında bir şey bulamayacağını anlayıp kapattı. İkisinin de sırayla karnından gurultular geliyordu hatta ikisinin de karnı aynı anda guruldayınca güldüler. Artık şeytani bir şeyle karşılaşmamak için dua ederek ormanın sonunda gördükleri balıkçıya girdiler. İkisi de kolları kadar balık yedikten sonra keyiflenmiş bir şekilde çıkıp yola devam ettiler.
Yol deniz kenarından geçiyordu. Astalas doğa ile iç içe yaşadığı için çok da etkilenmemişti ama Laura hayran kaldı. Virajlı dağlardan inerken gözlerini hiç denizin parlaklığından ayırmadı.
"Laura, canım. İstersen denize gideriz sıkıntı değil sadece gözlerini yoldan ayırma ki düşüp ölmeyelim." dedi Astalas.
Laura "Yaa!" diyip heyecanla hafifçe kıpırdadı ve direksiyonu tek eliyle tutarak dağdan inmeye devam etti. Uzun süreden beri ilk kez tek eliyle tuttuğu için Astalas sevinmişti. İkili birlikte sahil hizasına kadar sürüp arabayı park ettiler. Sahildeki dükkanlardan birinden Laura kendisine siyah ince bir bikini Astalas ise koyu mavi bir mayo aldı. Astalas hemen dalacaktı ki Laura ıslık çalıp onu çağırdı ve zorla güneş kremi sürdü. Astalas güneş kremi sürülmesi için beklemekten her erkek gibi nefret etmişti. Sonrasında Astalas da Laura'ya sürdü ve birlikte girdiler.
Astalas yüzmeyi çok seviyordu. Sürekli kulaç atıyor, dalgalara kafasını vuruyor ve dalıp çıkıyordu. Laura ise su yüzeyinde vücudunu uzatıp sanki bir yatakmışçasına yatıyordu. Yukarıdaki bulutları izlerken denizin temiz havasını içine çekiyordu. Bir anda vücudunda bir kaşıntı hissettiğinde "Astalas dokunma komik değil." dedi ama kafasını yattığı yerden birazcık kaldırınca Astalas çok uzaklardaydı. Korkuyla kalkıp ayağını salladı ve altından çekiştiren deniz anasını uzaklara attı. Ciyaklayıp sahile çıktı ve Astalas hala yüzerken sahilde yürüdü. Astalas şükür fark edip geldiğinde Laura seslendi.
"Deniz anaları var!"
"Evet çok komik canlılar!"
Astalas sırtını dönüp arka omzu ve beline yapışmış iki deniz anasını gösterdi. Laura bir kez daha ciyaklayıp "At onları uzaklaştır!" diye bağırdı. Astalas sırtındakileri de uzaklaştırıp Laura'yı zorla cesaretlendirdikten sonra tekrar suya soktu. Laura üzerine bir şeylerin yapışmasından korktuğu için bu sefer yüzdü hatta Astalasla da yarıştılar ama Astalas gün boyu Laura ile konuşma yetisini kaybetmemek için onun kazanmasına izin verdi. Bir süre daha eğlendikten sonra çıktıklarında ikisi de gülümsüyordu.
Bölüm etkileşimi
