Ölüler ve Ötesi kitap kapağı

18. bölüm / 27

Vampir kapanı, birinci kısım

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 27Şu an: Vampir kapanı, birinci kısım

Astalas Laura konuşmasını bitirdiğinde boğazını temizledi.

"Sadece sizi öldüreceğim diye gezen bir lavuk olsa daha iyi olurdu. İnsan gibi davranması tam nefretlik." dedi.
"Neyi değil ki? Tamam biliyorum doğanın kuvveti olduğu için onu öldürürsek yeni bir yıkım iblisi doğar ama yine de spesifik olarak onu öldürmek istiyorum."
"Saniyesinde ölmeyeceksek ben de isterim canım da... bunu nasıl yapabiliriz ki?"
"Bilmiyorum. Belki de o küle çevirme gücünü kullandığında elini itip kendisine dokundurturum. Bu kulağa çok kötü geldi ama neyse."
"Naa bu tarz şeyler kendilerine etki etmez ama bi cebimizde dursun bakalım." Astalas yavaşça Laura'ya yaklaşıp bir elini omzuna koydu. Laura alışık olmadığı için rahatsız olup eli itti o sırada da Astalas konuştu. "Senin suçun değildi."
"Astalas buna gerek yok."
"Senin suçun değildi Laura. Kimse seni kovalayan bir fırtınadan kaçamadın diye seni suçlamaz."
"Teşekkürler Astalas."
"Her zaman canım."

İkili tekrardan arabaya oturdu. Bir tane hayalet avlamaları dışında geceye kadar güzelce ilerlediler. Laura'nın planı önce doğuyu gezip sonrasında aşağı ve üstleri çember şeklinde taramaktı. Sadece Morrow'a değil onun kaldığı yeri bilen herhangi bir ucubeye ve hatta onun yerini bulabilecek insanlara gözlerini dört açıyorlardı. Gece olduğunda uzun ince gövdeli ağaçların ortasında buldular kendilerini. İkisi de seyehat etmekten çok yorulmuş ve acıkmıştı o yüzden Laura arabayı gittikleri belli belirsiz yolun kenarına çekti ve indiler. İkisi de gece hayatı yaşadığı için gözleri karanlığa alışıktı, Laura odun toplarken Astalas bir geyik avladı ve beyaz ağaçların ortasında buluştular. Çembere yakın bir alanda Laura ateş yaktıktan sonra geyiği pişirip güzelce yediler.

"Geceyi burada mı geçireceğiz canım?" dedi Astalas elindeki eti kemiklerine kadat ısırırken.
"Bilmem. Ormanın derinliklerinde saklanan şeyleri sen benden iyi biliyor olmalısın rahip bey." dedi Laura.
"Bana rahip deme ruh bükücü kadar havalı değil. Yani yani haklısın bize bir ayı saldırabilir."
"Ayı sorun olmaz be."
"Lanetli bir ayı peki?"
"Bir ayıyı neden lanetlersin ki?"
"Sen bir ayı olsaydın ve biri sana bunu dese hoşuna gider miydi?"

Ateşin ışığının düştüğü küçük çember dışında her yer zifiri karanlıktı. Dışarıdan kurt uluma sesleri geldiğinden Laura tetikteydi ama Astalas "Yeriz yaa." diye düşünüyordu. Astalas ateşi izlerken arkasında bir şeyin parıldadığını gördü. Hemen ayağa kalkıp Laura'nın başına dikildi ve eline bronz baltasını aldı.

"Noldu?" diyerek ayaklandı Laura.
"Parıldayan bir göz gördüm. İzleniyoruz ve..."
"Ve ne? Neden hep bunu yapıyorsun normal insanlar gibi hızlı hızlı konuşsana!"
"Sözümü kesen sensin sinir küpü. Ve izleyen de bir vampir."

Laura etrafına bakındığında farklı göz renkleri gördü. Üç çift parıldayan göz onlara bakıyordu. Yavaşça sayıları artıyordu. Astalas Laura'yı ateş ile arasına alıp zincirini sol eline aldı. Baltasını kemerine astıktan sonra kesesinden hiç çıkarmadığı tamamen bronzdan kazığını çıkartı. Kazık kötü oyulmuştu ama aşırı sivriydi. Kazığı göğsüne çekerken zırhı arkasındaki ateşin kıvılcımlarını yansıtıyordu.

"Ben Astalas Faust, ruh bükücü! Eğer bana yaklaşırsanız hepinizin kalbini kendi dişlerinizle size yediririm!"

Canavarlar konuşmak yerine hırlamaya başladı. Astalas Laura ile birlikte olabildiğince ateşe yaklaştı.

"Laura, derilerini sadece bronz deşebilir. Bronz olan yerlerle vurup kalplerini sök tamam mı?" Astalas Laura korkuyor mu diye bir göz gezdirdi ama anlaşılan sakindi.
"Sadece kalpte durmasam?"
"Aradığım ruh bu."

Sesler git gide yükseliyordu. Etraflarında en az yirmi tane parlayan göz vardı. Vampirlerden biri artık açlığını bastıramayıp karanlığın içinden koşmaya başladı. Astalas'ın üzerine atladığı gibi Astalas kazığını onun kalbine sokup ardından havada çevirerek vampiri ateşe attı. Ateş cesetle birlikte harlanıp yükselirken diğer vampirler de karanlıktan çıkmaya başladı. Geneli uzun saçlıydı ve tenleri soluktu. Dişleri ateşin ışığında parlarken artık anlatılan hikayelerde klasikleşmiş pelerinlerle gömlekleri giyen de modern kıyafetler giyenler de vardı. Vampirler birlikte ikilinin üzerine atladılar.

Önce Astalas tepki verdi ve üzerine çöken ince vampirin yüzüne yumruğunu vurdu. Yakasından çektiği vampirin karnına bir kez daha vurduktan sonra açıkta kalan kalbine kazığını sapladı. Kazık tereyağdan kıl çeker gibi vampirin göğsünü deldi ve vampir kalbi durduğu anda ellerini boğazına götürdü, vücudundan dumanlar çıkarken hızlıca kuma dönüp yok oldu. Tabii Astalas bu vampirin ölmesini izleyemeden arkasından gelen iki vampire odaklandı, bıçaklı zincirini sallamasıyla bir vampiri boynundan yakalayıp kendisine çekti ama vampir sise dönüşerek kaçtı. Astalas diğer vampirin üzerine atlayıp kazığını havada sallarken vampir elleriyle kazığı engelliyordu.

O sırada Laura ağaçların üstünde onları izleyen bir vampiri hedef belirleyip onun üzerine atıldı. Disklerini ağacın üstüne fırlatıp kolaylıkla yükseldikten sonra hazırlıksız yakalanan vampire yumruğunu vurdu ardından da çizmesinin topuğunu kafasına indirerek onu ağaçtan düşürdü. Vampir sis formuna geçerek düşmekten kurtulsa da Laura o geri bedenine döndüğü anda üzerine düşüp iki ayağını da kalbinin olduğu yere bastı. Botlarındaki bronz sayesinde vampirin göğsü acıyla delindi ve kalbi de ezilerek patladı. Laura şaşkınlıkta vücudunun kuma dönmesini izliyordu ama sonra Astalas'ın durumunu görünce o tarafa doğru aksiyon aldı.

Astalas üç vampirin arasında kalmıştı. Kazığını bir vampirin koluna saplamış ittiriyor diğer taraftan da zinciriyle boydan boya sardığı bir vampiri sıkıştırıyordu ama açıkta kalan yaşlı bir vampir o tekme atarak ittirse dahi onu sıkıştırmaya devam ediyordu. Tam o uzun dişleri Astalas'ın boynuna girecekken Laura'nın diski vampirin kafasının arkasına yapıştı. Vampir kim dokundu diye bakmak için arkasına döndüğü gibi Laura diskine doğru uçtu ve havada attığı tekmeyle vampirin kafası ateşin yanına yuvarlandı. Astalas diğer vampirlerin şok olmasıyla birlikte zincirle bağladığı vampiri yaklaştırıp kazığını kalbine soktu Laura da kollarına kazık saplanmış diğer vampirin kalbini dışarı uçurdu.

Laura yerdeki vampirin kafasına baktı. "Supernaturalda kafaları kopunca ölüyorlardı birazdan kum olur." diye düşündü. Sonrasında vampirin buruş buruş yüzüne bakamadan edemediğini fark etti. Özellikle de parlayan mor gözlerine. Yavaşça bedeninin kontrolünü kaybetti ve kafası kopmuş vampirin kalbine kazığını saplamak üzere olan Astalas'ın üzerine atladı.

"Laura, noluyor? Hey, Laura!"

Laura Astalas'ın boynunu sıkmaya başladı. Durumu anlayan Astalas güç bela Laura'yı itip yattığı yerde öne atılarak vampirin kalbine kazığını saplamayı başardı ve bedenin kuma dönmesiyle Laura kendisine geldi.

"Ne? Ne oldu? Laura etrafına bakındı.
"Canım senin ısrarla takmadığın kolye bunun için işte. İnsan ve hayvanları kontrol edebiliyorlar vampirlerin olayı bu." Astalas kesesinden yedek kolyeyi çıkartıp Laura'ya attı. Laura istemeden de olsa takmak zorundaydı.

Etrafta sayıları azalsa da hala bir sürü göz vardı. Saldırmak yerine birini ya da bir işareti bekliyor gibiydiler. Onların arasından yeni parlayan sarı bir çift gözden tok bir ses geldi.

"Sen Astalas Faust olmalısın."

Laura sanki bir dizi bölümü izliyormuşçasına merak içinde karanlığa bakarken Astalas elindeki kan damlayan kazığı daha sıkı kavradı.

"Evet, benim! Ne oldu, aileni mi öldürmüştüm birkaç yıl önce ucube?"
"Sakin ol bakalım. Leonard sana büyüklerinin elini öpmeyi öğretmedi mi?"

Astalas Leonard'ın adını duyunca boynundaki damarların hepsi kaskatı kasıldı. Bir adım geriye gidip karanlıktan yavaşça ışığa gelen surete baktı. Beyaz, düz ve sırtının ortasına gelecek kadar uzun saçları vardı. Genç görünen ama solgun yüzü, parlayan altın sarısı gözleri ve gerçekten uzun dişleri vardı. Astalas'dan uzundu ve bütün vücudunu kaplayan dışı siyah içi ise beyaz pelerinli bir takım giyiyordu. Pelerinin yakası boynunda kıvrılıyordu ve kıyafetinin ortasından iki tane ince zincir asılıydı.

"Bu..." diye bakakaldı Laura.
"Luther." diye tamamladı Astalas.
"Luther von Sangster." vampir, yüzünü tamamen göstermişti. Laura bunun kişisel olduğunu bildiğinden ateşin yanındaki yerlerden birine oturup izlemeye koyuldu.
"Ayağıma kadar geldin ha? Kardeşinle buluşmak mı istiyorsun?" dedi Astalas.
"Öfken sözlerindeki mantığı eritiyor Faust. Sen benim dostlarımın bölgesine girdin ve bu bana iletilince geldim."
"Buraya gelerek ölüm fermanını imzalamış oldun lanet herif!"
"Benim kellemi Stanikov bile alamadı, kibrin boyunu geçmesin avcı."

Stanikov Astalas'ın büyürken Leonarddan hikayelerini dinlediği büyük bir avcıydı hatta Astalas'ın günlüğünde onun hakkında üç sayfalık bir not vardı. Astalas bunu duyunca tedirgin olmadan edemedi ama blöf olduğunu düşündü.

"Etrafında yüzlerce vampir var." dedi Astalas kazığını yukarı fırlatıp yakalarken. "Bu durumda tehdit etmek kolay tabii. Ben de yarın Grönbörg ordusunu getireyim öyle tehdit edeyim seni ne dersin ha?"
"Elbette Faust, onlarla beslenmeyi de seve seve kabul ederim. Madem seni bu kadar rahatsız ediyor, adamlarım biz adil bir şekilde düello etmeyi bitirmediğiniz vakit zarfında sana ya da kıza elini sürmeyecek." Luther iki kez ellerini birbirine vurdu ve vampirler hırlamaya başladı.
"Leonard bana senden çok daha düzenbaz diye bahsetmişti."
"Kendi kardeşinin sana saldıracağını hissetmek ne demek bilir misin ruh bükücü? Biz gecesoluyanların hayatı bir kan gölünde akarken kendi kanının sana düşman kesildiğini görmek ne demek anlayabilir misin?"
"Yani o bana ihanet edecek ben daha fena edeyim dedin. Söyleyeyim ben aslında melek Ezekiel'im desen dahi seni öldürme fikrim değişmeyecek. Buraya kadar Tanrı adına öldürdüm ama bu noktada bizim bunak için öldüreceğim." Astalas kazığı Luther'e yönlendirdi.
"Melekler gerçek olsaydı ben sekiz yüz yıl yaşamazdım. Sırf kardeşim diye bir anda bütün yaptıklarıma kin duyan adamı öldürmeseydim de şuan burada olamazdım. İnsan kanı aktığı sürece genç ve güçlü kalacağım sen ise Araftaki herhangi bir kum tanesine döneceksin."
"Yerde yatan arkadaşların gibi mi?"

Astalas bunu dedikten sonra çakması için elini Laura'ya uzattı. Laura normalde inadına çakmasa da şimdi ona destek olmak için sertçe vurdu. Luther ciddiye alınmadığını hissedince sesini yükselterek Astalas'a doğru beyaz eldivenli sağ elini kaldırdı.
"Fani hayatının son yelkovan vuruşları bunlar. Duymak istediğin şeyler var mı Faust?"
"Buna inanmıyorum ama burada kütüphane gibi duruyorsun işime gelir. Anne babamı tanıyor musun?"
"Anneni tanımıyorum. Baban... en azından bir çehresini biliyordum diyelim. Bu çukura ne burada ne de Arafta inme avcı. Sen tamamen başka bir yoldan gittin, bizim gibilere tehdit olsan dahi yaptığın işi takdir ediyorum."
"Ne? Babam ne yapıyordu ki? O da mı bir vampirdi? Bir çehresi?"
"Bu konu hakkında ağzımdan başka bir kelime çıkmayacak."
"Kardeşin neden seni öldürmek istedi belli. Bu pek işime yaramayacak ama gerçekten merak ettiğim bir soru var... deden bu kadar ünlüyken kimsenin seni tanımaması zoruna gidiyor mu?"
"Dedem... Kont Dracula mı? Gerçekten de böyle bir sorunun son sözün olmasını istediğine hayret ettim Faust. Hayır, şöhretin keseme ekleyeceği bir şey yok. Ayrıca dedem bir kadına bağlanarak kendini güçten mahrum bıraktı. Aşil'in 'Topuğumun yanında sırtımın da zayıf nokta olmasını diliyorum.' demesiyle eşdeğer bir iş bu."
"Sen şimdi Aşil ile de savaşmışsındır hiç başlama bunak. Gel, bu işi bu gece bitirelim."
"Memnuniyetle."

Astalas zincirini kendi etrafında salladıktan sonra Luther'e baktı. Luther ciddiyetini koruyacak bir şekilde gülümsedi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…