Bölümler 27Şu an: Tersine mayfacılık
- 1 Tutsak, Şeytan, Kadın1.726 kelime
- 2 Firari1.442 kelime
- 3 Ruh avcısı550 kelime
- 4 Arananlar1.406 kelime
- 5 Yıkımın yeni vücudu851 kelime
- 6 Ölülere fısıldayan1.791 kelime
- 7 Soğuk bardak846 kelime
- 8 Tersine mayfacılık1.382 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 Şeytan'ın kızı1.661 kelime
- 10 Yıpranmış sinir uçları728 kelime
- 11 Bronzun altında1.077 kelime
- 12 Ölü köy, birinci kısım953 kelime
- 13 Ölü köy, ikinci kısım1.275 kelime
- 14 Ölü köy, üçüncü kısım1.342 kelime
- 15 Ferahlatan dalgalar610 kelime
- 16 Yıkım iblisi1.829 kelime
- 17 Sana veda ettiğim gece1.442 kelime
- 18 Vampir kapanı, birinci kısım1.583 kelime
- 19 Vampir kapanı, ikinci kısım1.444 kelime
- 20 Işıklar, çığlıklar1.360 kelime
- 21 Keder ve hakimiyet1.384 kelime
- 22 Yapay kıyamet1.581 kelime
- 23 Elektro-örümcek1.287 kelime
- 24 Çöl yolcuları1.347 kelime
- 25 İblis kilisesi1.128 kelime
- 26 Haz iblisi1.635 kelime
- 27 Haz iblisi, ikinci kısım1.186 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Laura arabayı mekandan biraz uzakta ağaçların altında bir yere park etti. Uzak olsalar da yeşil ışıklar saçan camlardan inşa edilmiş gökdelen gözüküyordu. İkili yavaşça yaklaşırken Laura telefonunu çıkarttı ve kayıtlı olmayan bir numara tuşladı. Telefon yaklaşık on beş saniye boyu numarayı çaldırdı.
"Telefonu açsana, lanet herif!" diye bağırdı Laura.
"Nereyi arıyorsun ki bu durumda?" dedi Astalas.
"Restoranda dövdüğüm adam patronun numarasını vermişti. Açmıyor, ölmüş olamaz ya korkmuştur."
"Gel merakını giderelim canım."
Laura dönen cam kapıları tekmeleyip içeri girdi. Resepsiyonda yaklaşık on tane takım elbiseli iş adamı vardı, hepsi yırtıcı gözlerle ona ve Astalas'a baktı. Resepsiyondaki sekreter kadın telefonla konuşup defter dolduruyordu, karşısında Laura'yı görünce ağzı bi karış açıldı. Laura tam konuşmaya başlayacaktı ki diskini bir metre geriye atıp elini arkaya doğru uçurdu ve eli tahmin ettiği gibi ona saldırmaya çalışan bir adamın yüzüne çarpıp adamı bayılttı.
"Başka yaklaşacak var mı yoksa üst kata çıkabilir miyim?" dedi diskini geri eline alırken.
"Çıkabilirsiniz, sizi tanımak kötüydü Laura hanım." dedi sekreter
"Daha çok tanıyacaksın acele etme."
"Ben de Astalas merhaba-"
"Seni kimse sormadı hadi." diye Astalas'ın sözünü kesti Laura ve hızlıca bir üst kata tırmandılar. Asansörler uzaktan devre dışı bırakılmıştı ve merdivenler de her koridorun sonunda vardı, Laura'dan korkuyor olmalıydılar.
Laura önde yürümek suretiyle üst kata çıktılar. Yapay da olsa değerli taşlarla süslenmiş, su yeşiline boyanmış düz koridorlar ve o koridorlardan girilen odalar vardı. Laura koridora adım attığı anda karşısına elinde bir sopa tutan takım elbiseli genç bir adam çıktı.
"Bu noktadan sonra geri dönüşün yok Laura hanım." dedi adam eline sopayı vururken.
Laura diskleri bile kullanmadan adamın üzerine atıldı ve üzerine inen sopadan sola doğru sıçrayarak kaçındı. Ardından adamın üzerine atlayıp bacaklarını onun boynuna sararak adamın üstüne çıkıp elinden sopasını aldı. Adam var gücüyle Laura'dan kurtulmaya çalışsa da nefessiz kalınca yere düştü ve Laura da tekrardan ayaklarını yere bastı.
"Böyle gelirse çok zor olmayacak gibi." dedi Astalas yerdeki adama bakarken. Ardından yanlardaki altı kapı da açıldı ve toplam bir düzine takım elbiseli adam dışarı çıktı. Bazılarının sopa, bıçak hatta muştalar vardı. Astalas ellerini yüzüne çekti, Laura disklerini fırlatmaya hazırlandı ve iki taraf çarpıştı. Laura şimşekler saçarak kalabalığa dalıp onlar daha kendisine vuramadan koridorun arka tarafına geçti Astalas ise Laura'ya odaklanmış adamların hepsine tek tek vurmaya başladı. Koridorun darlığından yararlandıkları için adamların silahları birbirine değiyor ve dağılan vücutlar da ayakta duranlara uçuyordu. Laura koridorun tavanına çıkıp dönerek aşağıya indi ve son adamları da böylece etkisiz hale getirdi. İkisi de derin bir nefes aldıktan sonra ilerlediler.
Üst kata geçtiklerinde de benzer bir senaryo yaşandı. Laura adamların arasına daldı, diskleri farklı yere atarak 180° dönüp önüne geleni devirdi. Adamlar onu çevrelemeye başlayınca ise Astalas dövüşü bırakıp yerdeki diski eline aldı ardından da ortasındaki belirsiz mekanizmaya bastı. Disk aktifleşti Laura da bu şekilde oradan kurtulmuş oldu. Laura hafifçe tebessüm edip başını indirerek teşekkür etti ardından da dövüşe devam etti. Astalas silahlarını kullanmadan, şiddete de o kadar çok katılmadan Laura'nın arkasını kolluyordu. Laura ise gözü kan bürümüşçesine önüne gelenin ya kemiklerini eziyor ya da şokluyordu.
8 katlı binanın ilk beş katı böyle geçti. Beşinci kata geldiklerinde arkalarındaki asansörün açıldığını ve içinden asansörü tehlikeye sokacak kadar adam çıktığını gördüler. Laura tam saldıracaktı ki Astalas onu omzundan tuttu. Sinirli adamlar onların üstüne koşarken koridorun sonunu gösterdi.
"Bunun sonu yok, ben tutabilirim sen git." dedi Astalas.
"Ama-" diye çıkıştı Laura.
"Bu adamlar üstten gelmiyor mu? Hızlıca üstteki hedefine uç. Tuzak kurmuşlardır ondan bile hızlı ol, hadi canım."
Astalas Laura'yı sırtından ittirdikten sonra kollarını gerdi. Karşısına ilk çıkan adama aparkat vurduktan sonra sol kroşe vurup yakasından tutarak gelen adamlara fırlattı. Laura üst kata çıkmıştı bile, arkasına bakıp kontrol ettikten sonra Astalas hemen yüzüne gelen yumrukları engelleyip en önündeki adamı boyun kilidine aldı. Adamı canlı kalkan olarak kullanıp boğulmasına ramak kala onu diğer adamlara fırlattı. Aralarına girip önüne gelenin karnına vuruyor, saçından çekip dizine yapıştırıyor ya da ellerini birleştirip kafalarına indiriyordu. Bu sürüdeki herkes yere indiğinde nefes nefese kalmıştı. Alnından ter ve kan dökülüyordu, dudağı patlamıştı. Kemerindeki acil durum bandajlarından birini bileğine sarmıştı ki başka bir asansör dolusu adam çıkageldi, ellerini kaldırıp onlara "Hepiniz gelin!" anlamında el hareketi yaptı.
O sırada Laura yardırarak katları çıktı. Önündeki birkaç cılız adamı hızını kesmeden yere serip yedinci kata çıktı. Katın ışıkları kapalıydı. Laura nefes nefese kalmıştı ama durduğu gibi ölürdü, hemen sol eliyle sağ bileğini tutup sağ avucunda küçük bir kıvılcım oluşturdu. Önüne baktığında tek bir adam vardı. Daha önce restoranda dövdüğü, en başta buranın adresini veren Mike.
"Buraya ne yüzle dönebildin sen?" dedi Laura kıvılcımı yere bırakıp ışık için küçük bir alev oluşturarak.
"O kadar bağlıyım işte patrona. Keşke öyle olsaydı da bütün ailemi bıçak altına aldılar." dedi Mike kollarını kavuşturup.
"İyi de sen tek başına bir halta yaramazsın, saksıların arkasında falan mı saklanıyor adamların?"
"Hayır. Ben şuan sana da buradaki her adama da yeterim."
Mike siyah eldivenlerini çıkartıp sağ avucunu gösterdi. Elinin içinde derisini delerek içeri oyulmuş büyük, yeşil bir taş vardı.
"Hayatımda çektiğim en büyük acıydı ama değdi. Artık sadece canlıların değil... her şeyin yerini değiştirebilirim." dedi Mike ve elini şıklattı.
Laura bir anda koridorun sonuna ışınlandı Mike ise az önce durduğu yerdeydi.
"Bi bu eksikti." dedi Laura Mike'a dönerek. "Bana "Versene ondan."
"Olmaz, birisine bağlandıktan sonra çıkartılırsa parçalarına ayrılıyormuş."
"Neyse ne. Salak patronun niye ihanet eden sana verdi bunu?"
"Bu binadaki en iyi büyüye sahip kişi benim çünkü. Bu taş da lanetli bir şey zaten, ömrünü yarıya indiriyormuş senin zaten ömrün kalmadı dedi zorla elimi kesip taktı. Ömrüm 40 yıllık olsa ve hemen yere düşsem çok komik olurdu. Neyse, en azından bunu yapabiliyorum."
Mike üç kez sağ elinin parmaklarını şıklattı ve Laura da üç kez yer değiştirdi. Ardından Mike onu tam önündeki bir saksıyla yer değiştirip onun yüzüne vurdu. Hazırlıksız yakalanan Laura yere düştü. Mike tekrardan elini şıklatıp onu yine önüne aldı ve yine vurdu. Laura yüzünü kollarıyla kapattığında arkasına ışınlanıp sırtına vurdu. Laura yerde kan tükürürken ona bir tekme savurmaya çalıştı ama Mike Laura'yı yukarıdaki avizelerin biriyle yer değiştirtip onu yukarıdan düşürdü ardından da karnına tekme attı. Laura yerde kan tükürüp yüzüne dökülen saçları alnına yapışırken Mike yavaşça ona doğru yürüdü.
"Seni böyle görebilmek ömrüme değiyor." dedi sırıtırken Mike.
"Akrebi oynayacaksan ben de senin sokamayacağın bir örümcek olurum." dedi Laura güç bela gülümseyerek.
Mike tam ona tekme atacakken Laura bloklayıp onun bacağından destek alarak ayağa kalktı. Mike tam Laura vuracakken onu tavana ışınladı. Mike, Laura düşüp kaburgasını kıracağını sanarken oda mavi ışıklarla doldu. Mike ne olduğunu anlamadan Laura üstüne çöktü ve cizmesinin topuğunu kafasına son hızda indirdi. Mike alnı kanarken elini şıklatıp Laura'nın yerini değiştirse de o tepki veremeden Laura koridorun bir yerinden diğerine uçup iki ayağıyla Mike'ın sırtına tekme attı. Mike panik içinde elini şıklatırken Laura ondan hızlı bir şekilde uçup elektrikler içinde ona vuruyordu. En son elini şıklattığı anda yumruğunu salladı ama Laura yumruğu tutup Mike'ı kendisine çekerken onun çenesine tüm gücüyle vurdu. Koridor alevler içindeyken Mike yere yığılıp acıdan inliyordu. Çenesi ve kaburgaları kırılmıştı. Laura nefeslenip yerde kıvranan Mike'a doğru yürüdü.
"Ben oturup dayak yiyecek biri miyim?" dedi Laura cellat edasıyla Mike'a yürürken "Pardon, çeneni kırmıştım. Sen beni oradan oraya fırlatırken her yere disklerimi yerleştirdim. Biraz acılıydı ama gerisi kolay."
Laura elini kaldırınca cidden yedi tane disk eline uçtu Laura da onları ceplerine yerleştirdi. Birkaç yeri acıdan uyuşmuştu ama kanamaları ciddi değildi, nefeslerini toplayıp koridorun sonuna kıvranan Mike'a doğru yürüdü. Mike yer değiştirmek için elini şıklatacağı anda Laura çizmesini Mike'ın parmaklarına indirip onun elini kırdı, Mike anlaşılmaz şeyler bağırırken Laura sağ elinin parmaklarını birleştirip elektrikle kapladı ardından da Mike'ın boynunu o elektrik akımıyla kesti.
"Geber, sürtük."
Mike yere yığılırken Laura son kata çıkmaya başladı. Acıdan dolayı sol omzunu tutuyordu ama sonrasında kendisine geldi. Aynı diski önüne fırlatıp sürekli manyetik akım geçirterek uçurcasına parmaklıkları çıktı. Son katın kapısını tekmeleyerek açıp aynı hızda patronun koltuğuna diskini fırlattı ve odaya bile bakmadan tekmesini uçurdu. Vurduğu şey patronun deri koltuğuydu, yere inerken afalladı. Baktığında sadece gecenin ışığının düştüğü kırmızı halılı, kitaplıklar ve gizli kasalarla dolu geniş odada kimse yoktu. Mayfa babasının kafasının arkasına kavisli, büyük bir bıçak girmişti ve kanı hala masadan aşağıya dökülürken o cansız yatıyordu.
Laura olanları fark ettiği anda sırtından soğuk terler döküldü. Nefesleri hızlanırken derisi soğuklaşıyordu. Kalbi ve beyni kaçması için bağırmaya başladı. Hemen bıçağı almak için uzanmıştı ki dışarıda yıldırım çaktı ve oda aydınlandı. Koltuğun gölgesinin içinde, gölgenin içine sanki sıvıymış gibi girmiş birisi duruyordu. Gölgedeki kadın hızlıca yerinden çıkıp bıçağını aldı. Laura dehşet içindeki önündeki kadına bakıyordu, başındaki yarım taç her şeyi anlatmaya yeter.
"İyi akşamlar, Laura."
Bölüm etkileşimi
