Ölüler ve Ötesi kitap kapağı

2. bölüm / 27

Firari

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 27Şu an: Firari

İkili her şeyden önce en yakın mağazadan kıyafet almaya gitti. Laura bir sürü kıyafet önerse dahi Astalas daha az "Ben mahkumum" diyen bir pantolon ve siyah renkte gömlek aldı. Söylediğine göre asıl giydikleri eşyalarını sakladığı yerdeydi. İkisi yola devam etmeden önce ışığın düşmediği bir kaldırımda yan yana oturdu ve Laura telefonundan haritasını açtı. Astalas ekranda yazanları pek anlamadığı için yeri bulmakta zorlandı ama uygulama 101 kilometre diyordu. Astalas ayaklanacaktı ki Laura konuştu.

"Bu kadar yolu yürümeyi planlamıyorsun herhalde."
"Sen sihirli cihazlarınla taşırsın beni."
"Elektrik ve manyetizma benim büyüm öyle sınırsız kullanamam."
"İyi de büyünün olayı sınırsız olması değil mi?"
"Değil gidip İmparator Palpatine gibi birilerini çarpamam. En azından şimdilik."
"O kim ki?"
"Offf çok uzun bir yolculuk olacak anladım ben. Kafan ruhlardan başka bir şeye çalışmadığı için tüm detaylarıyla anlatıyorum rahip."
"Ben rahip değilim. Rahipler barışı seçen Tanrı yanlıları ben ise bir ruh bükücüyüm, savaşı seçen Tanrı yanlıları."
"Tamam bunun ismi güzelmiş diye dinledim şimdi sen beni dinliyorsun ve beni konuşturttuğun için durumumuza çözüm buluyorsun. Büyü, doğduğun an damarlarında yüzlerce farklı çeşitte akan bir şey. Büyüklerin sen daha bebekken senin herhangi bir damarını kesiyorlar ve o bölgende büyüye yatkın kısım uyanırken diğer yatkın kısımlar sönüyor. Eğer büyük bir damarı kesersen daha güçlü bir şeye kavuşabilirsin ama bebeğin dış müdahele olmadan kanamayı atlatması gerektiği için risk artıyor. Bazı aileler direkt bebeğini kesmek istemiyor, kulağa mantıklı geliyor, ya da kesilse de büyü vücudunda uyanamıyor. İlk aylardan sonra da yavaş yavaş yatkınlıklar köreliyor."
"Açıklamasını çok kez dinledim ama beni şoklama diye bişi demedim. Benim soruma yanıt değil ki bu ben beni götüremez misin diyorum."

Laura şortunu kaldırıp sağ bacağını gösterdi. Atardamarının olduğu yerde bıçak ucu kadar bir kesik izi vardı.

"Kestikleri damar hayati ama kesik çok büyük olmadığından ne kadar yıldırım oluşturabileceğim kısıtlı. Ben de bu yüzden diskleri geliştirdim. Manyetik alanla uzaktan aktif edebildiğim, kendimi ya da uzuvlarımı elektrik akımıyla kapladığımda beni mıknatıs gibi çeken teknolojik cihazlarım."
"Peki... beni disklerle taşıyamaz mısın?" Laura büyük bir iç çekince Astalas geri konuştu. "Tamam anlaşılan hayır. Metroya mı bineceğiz?"
"Ya adam bir tane mantıklı soru sor ya bir tane! İkimiz de firariyiz bir yere binemeyiz. Burada bekliyorsam bir sebebi olmalı değil mi?"

İkisi beklemeye devam etti, o sırada Astalas Laura'dan 10 Melo para alıp kendisine iki top dondurma aldı. Astalas külaha kadar geldiğinde çimlerden onlara doğru bir kaykayın yaklaştığını gördüler. Havada süzülen elektrikli kaykayın üstü turuncu altı maviye boyanmıştı ve altında Laura'nın disklerinden vardı. Laura kaykayın üstüne çıkıp gün boyunca ilk kez gülümsedi.

"Bu benim kaykayım. Uzay Kontu okuduktan sonra esinlendim ve gitarı ekleyemesem de kendime yaptım."
"Şey... ben kaykay da Uzay Kontu da ne demek bilmiyorum."
"Sadece arkamdan tutun."

Astalar kaykayın üstüne çıkınca kaykay arkaya devrildi ve Laura cübbesinin sol kol kısmına yerleştirdiği telefonuyla arka tarafın disklerini daha fazla çalıştırmak zorunda kaldı. Şarjı bitene kadar uzaktan kontrol edilebildiği gibi Laura binince pasif olarak elektrik akımı geçtiği için istediği kadar kullanabiliyordu. Laura kaykayı yerden biraz yüksekte sürmeye başlayınca Astalas dengesini kaybetti ve Laura'nın omzuna ellerini koydu. Laura hem sinir olduğu hem de dengesini kaybettiği için onun ellerini itti Astalas da kapaklanıp düştü. O düşünce kaykay dengesini kaybedip havaya yükseldi ardından da Laura'nın kafasına düştü.

İkisi de karanlıkta on beş dakika uğraşıp üç kez benzer şekilde düştükten sonra alıştılar. Laura şehrin sokaklarında özgürce kaykayı sürmeye başladı. Gökyüzüne uzanan neon tabelalı gökdelenler, tekerlikle ve süzülen arabalar ve her yerden fırlayan reklam tabelaları ile şehir geceleri yaşıyordu. Laura dikkatlice kullanıp arabaların arasından sıyrılarak ilerledi. Trafik ışıklarında sollarındaki bir araba camı açıp Astalas'a orta parmak kaldırdı ve Astalas ne olduğunu anlamadığından baş parmağını kaldırıp gülümsedi. İkili aralardan sıvışıp geçerken yukarıdaki demir çubuklara bağlı ilerleyen otobüslerin altına girdiklerinde etrafları kalabalıklaştı. Laura motorsikletlilerin kim olduğuna bir göz gezdirdikten sonra küfredip "Eğil!" diye bağırdı. Astalas'ın refleksleri Laura'nın beklediğinden iyiymiş ki ikisi de eğilip sağ taraftan kafalarına sallanan beyzbol sopasından kaçtılar. Laura kaykayı sağdaki motora çarpıp onları kaydırdıktan sonra kalabalık kaldırımlara saptı oradan da ilk gördüğü dükkana girdi. Burası bir bara benziyordu. Laura kaykayı sırtına yerleştirip koşarken Astalas seslendi.

"Laura noluyor lan?"
"Eh, bu şehirde pek de uslu durmamıştım. Bedelini ödetmeye geliyorlar."
"Çete mi bunlar?"
"Mafya."
"O-"
"Evet çete yani sus da otur hadi hızlı."

Astalas uçlardaki bir deri koltuğa oturdu Laura da iki bira söyleyip dışarıda onu taciz eden adamların olduğunu içeri alınmamasını barmene söyledi. Barmen güvenliğe haber ederken Laura Astalas'ın karşısına oturdu. Astalas birasını yudum yudum içerken Laura hepsini kafaya dikip çevresine bakınmaya başladı. Dışarısına göre eski kafa rahat bir tasarıma sahip bir mekandı.

"Laura."
"Noldu?"
"Bu yola canlı devam edeceksek birbirimizi tanımamız lazım."
"Sen başla senin verdiğin bilgiye göre ben de bişiler söylerim."
"Yaşım 32. Beni yerleşim yerlerinden çok uzak bir dağda dedem yetiştirdi. Ruh büküyücüm. İblisler, hortlaklar ve kutsal olmayan her şey hakkında her şeyi bilirim. Luther adında bir vampirle düşmanım. Hapishaneye girene kadar bakireydim." Laura dışarı bakmayı bırakıp kafasını şaşkın bir ifadeyle çevirdi.
"Birini mi..."
"Hayır biri beni ama önemli değil."
"Ben bu kadar bilgi veremem gibi."
"Sıkıntı değil bu mafya dostlarından sonra her bilgi elzem."
"Basit şeyleri bilmiyorsun da elzem ne demek nasıl biliyorsun?"
"Dedem genelde böyle kelimelerle konuşurdu. Kendisi de benim gibi olduğundan kelimelerin anlamlarını bilirdik ama iletişim kurmakta zorlanırdık."
"İlginçsin gerçekten. Anlatıyorum. 26 yaşındayım. Kız kardeşim Morrow'un elinde ve onu kurtarmak istiyorum."
"Ya Tanrım lütfen şu ismi söyleme!"
"Bana emir veremezsin. Teknolojide iyiyim ve neredeyse her yerde bir suçum vardır."

Laura arkasındaki seslerin arttığını duyunca hemen ayağa kalktı. Az önce onlara saldıran deri ceketli motorculardan yarım düzine adam vardı. Astalas da ayağa kalktı. Koridorun sonunda olduklarından kaçacak yerleri yoktu. Adamlardan en öndeki çarpık yüzlü sıska olanı öne çıktı.

"Bak bak bak sen, bu bizim Lauracığımız değil mi?"
"Ben kimsenin değilim."
"Yarım milyon Melo borcun varken mi?"
"Dört yüz bindi o."
"Faiz, sürtük."
"Sen kimsin ki? Boklu mayfan o parayı alsa ne almasa ne?"
"Senin mantığınla patronlar kasiyer olurdu. Tuttuğun bodyguard seni koruyamaz." Astalas adamların tiplerini inceliyordu ki adını duyunca konuşmaya katıldı.
"Ben onun fuckbodysi değilim."
"Şey, bunlar farklı şeyler ama ikisi de değilsin şükür." dedi Laura.

Adamlar yürümeye başlayınca herkes sustu. Çarpık yüzlü adam elindeki beyzbol sopasıyla saldırdığı anda Laura diskleri fırlatıp önce sopasını sonra da adamın yüzünü parçaladı. Diğer adamlardan ikisi Laura'ya ikisi Astalas'a saldırırken arkada sıska olanları bekliyordu. Astalas adamlardan birine yumruğunu vurduktan sonra kafasını kavrayıp yemek masasına vurdu. Tuttuğu adam yere yığılırken diğeri ona aparkat vurup Astalas'ı yemek masasına ittirdi. Astalas sırtından destek alıp iki bacağıyla tekme atarak adamı yere düşürüp elini kaldırdı. Adam merhamet dileyip bayılan adamı tutarak oradan uzaklaştı.

Laura'nın ise öldürüp öldürmediği umurunda değildi. İkinci adamın göğsüne elini koyup şokladıktan sonra diskini öteki adama fırlattı. Elektrikle yüklenmiş ilk adam diske doğru uçarken ikinci adama çarptı ve ikisi de bardaklara doğru uçtu. Laura iş bitti sanıyordu ki kulağı çınladı. Astalas bağırıyordu. Tıpkı iblislerin ismini zikrettiğinde bağırdığı gibi korkuyla dolmuş, hafif tizlemiş sesiydi bu.

"Sen ne yaptığını sanıyorsun!"

Sıska mafya üyesinin ellerinde bir tabanca vardı. Kuvars ve gümüş karışımı bir dış kaplaması olan, büyük bir tabancaydı. Astalas tonu hiç değişmeden tekrarladı.

"Ateş etmeden önce bırak! Hemen!"
"Sakin ol moruk! Noldu, seni deşeceğinden mi korktun?"
"Senin kadar cahilini görmedim ben! Silah neden kullanmıyoruz bilmiyor musun?"
"Banane ben kurallara uyan biri miyim sence?"
"Gerizekalı!"

Laura Astalas'ı bu kadar ciddi görünce şaşırmadan edemedi. Köşede hareket etmeden izliyordu. Astalas arasında beş metre olan adama elini yükseltmişti.

"Gerçekten de bu kadar cahilsin ha."
"Ya ne oluyor dayı parça parça söyleme sözünü!"
"Silah kullanmıyoruz çünkü bir iblis var!"
"İblis mi? İblisler her zaman var zaten onlara karşı kullanalım işte!"
"İblisler değil, iblis! Her ülkede mermi sıkılmasının yasaklanmasına sebep olacak bir şeytan!"
"Vurulmamak için geveliyorsun."
"İnsanlar silahları icat ettiğinde Cehennemde bir şeytan doğdu. Sıkılan her mermide güçlenen şeytan insanların kötülüğüyle git gide büyüdü ve sonunda Cehennemin kızıl duvarlarını yararak kaçtı. Şimdi ininde uyuyor ve sıkılan her milyar mermide karanlığından çıkıp oranın kıyametini getiriyor."

Hikayeyi dinledikçe elleri titreyen sıska adam Astalas'ın ne kadar ciddi baktığını da görünce silahı yere atıp koşmaya başladı. Astalas silahı parçaladıktan sonra kaykaya binip yola devam ettiler. Etrafta biri olmadığını anladıklarında Laura sordu.

"Bu hikaye gerçek mi yoksa devletlerin silahlanmaya karşı uydurduğu bir şey mi?"
"Gösterdiğin haritada sana bu iblisin gazabına uğramış dört tane yer gösterebilirim."
"Vay be. Adı ne?"
"Kurşun iblisi de yeter. Bu mafyada kaç kişi böyle silah kullanıyor?"
"Neredeyse kimse. Bunun gibi gerizekalılar kullanabiliyor işte kendisini güçlü hissetmek için. Niye bu kadar korkunç bir dünyada yaşıyoruz ki?"
"Eğer o şeytan doğmasaydı insan ırkını tehdit edecek kadar çok kişi mermiler arasında ölecekti. Kötülüğün bile bu doğada bir sebebi var."

Laura bu sözleri duyunca kaykayı durdu ve Astalas az kala yere kapaklanıyordu.

"Morrow o yüzden mi köyümü yok etti ha? O yüzden mi ailemi gebertip kardeşimi bir gecede kaçırdı? Sikik denge ve sebeplerden mi?"
"Canım ben sana iblisler iyidir demiyorum. Lanetli bir dünya ama her olayın bir açıklaması var."
"Tch."

Laura kaykayını işaretlediği yere kadar sessizce sürdü.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

4okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…