Ölüler ve Ötesi kitap kapağı

4. bölüm / 27

Arananlar

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 27Şu an: Arananlar

Astalas zırhı ve eşyalarıyla birlikte o kadar ağırlaşmıştı ki kaykay iki kişiyle kullanılamaz hale geldi. Laura kaykayı sırtına yerleştirip yürümeyi tercih etti. Laura'nın zulası en az gittikleri yol kadar uzakta olduğundan uzun sürecek gibiydi. Taşlı bir yokuştan iniyorlardı.

"Laura."
"Noldu?"
"Ben acıktım."
"Yemek yaratamıyorum ne yazık ki."
"Tamam o zaman yemek yemeye gidelim."
"Acelemiz var ve ben sandığın kadar zengin değilim."
"İblisin işi yok ya hem sen haydut değil misin istediğin kadar paran vardır."

Laura cevap verecekti ki daha güneşin doğmadığı bir yokuşun altında birini gördü. Parmağıyla işaret ettiğinde Astalas gülümseyip öne yürüdü.

Beyaz eteğine kan sıçramış bir kadındı bu. Koyu saçları beline kadar düşüyordu ve yüzü çamur içindeydi. Astalas kadına seslendi.

"Selam! Hayalet misin? İntikamcı ruh mu yoksa felaket tellalı türünden mi?" Laura yerinde dururken seslendi.
"Felaket tellalı o anlama gelmiyor!"

Kadın kesiklerle kaplı bacağı ve boynuyla yürümeye devam etti. Astalas'a yaklaştıkça hırlamaları yükseliyordu. Astalas kemerinden bıçağını çıkartıp kadının üstüne koştu hayalet kadın da tırnaklarını Astalas'ın yüzüne geçirmeye çalıştı. Astalas yokuşta kayarak kadının üzerine uçup ardından karnına bıçağını soktu sonra da pençelerinden kaçındı. Hayalet gözden kaybolduğunda zincirini çıkartıp salladı ve kendi etrafında döndürdü. En sonunda saklanan hayalete çentik saplandı ve Astalas onu kendisine çekip bıçağını göğsünün ortasına saplayarak onu yere düşürdü. Bıçak hayaletin göğsünde saplı kalırken kesesine uzanıp kutsal kitabını çıkartan Astalas bağırarak açtığı duayı okumaya başladı. Kadının feryatları yavaşça soldu ve belli belirsiz vücudu toza döndü. Astalas yerde kalan bıçağını ve elindeki kitabı yerleştirdikten sonra Laura'ya göz kırptı.

İkili yokuştan inmeye devam ederken Laura konuştu.

"Ne oldu o kadına? Cehenneme mi gitti?"
"Hayır canım. Büyük ihtimalle Arafa gitti."
"Nasıl ölen biri oracıkta karşımıza çıkabiliyor ki ya? Kim bilir ne kadar hayaleti görmeden geçtim."
"Burası medeniyetten uzak bir yer, büyük ihtimalle kadıncağız buraya getirilip... katledildi. Vücudundaki yaralardan da anlaşılıyor. Ölümü kabullenmeyecek kadar sinirli olduğunda Araf'a giremeyebilirsin. Kadıncağız burada sıkışıp ona bunu yaptıkları yerde herkese aynı kaderi dilemiş olmalı."
"Bu aleme olan görüşüm her gün beterleşiyor."

Laura ve Astalas hızlıca yürümeye devam ettiler. Astalas fazla sızlanınca ahşap bir kutuya benzeyen küçük bir şehir dışı restoranına girdiler. Ahşaplardan dikilmiş duvarları, siyah beyaz karelerden dizilmiş zeminiyle şehrin ışıklarından sonra ferahlatıcıydı. İkili karşılıklı oturup garsonu çağırdı. Astalas heyecanla yemekleri sorduktan sonra karar verdi.

"Ben bonfile alacağım." Garson başını sallayıp Laura'ya baktı.
"Bütün yemekleri niye sordun o zaman? Tamam ben de tavuk salatası alacağım."

Laura belli etmese de acıkmıştı. İkisi de iştahla yemeklerini yiyip kasaya yöneldiler ki Laura geriye sıçradı. Laura geri çekilirken Astalas'ın kolunu tuttu ve onu da geri çekti. Kasiyer bağırıp masasının altına saklanırken sağlarındaki cam alevler saçarak patladı. İçeriye beş tane siyah takım elbise giyen adam girdi. Hepsinin kırmızı kıravatları vardı. En öndeki dikenli siyah saçlıydı, arkasındaki keldi ve diğerleri de sarışındı. Öndeki adam binadakiler çıkışa koşarken Laura'ya doğru yavaş adımlar atıyordu.

"Kimleri görüyorum." dedi yavaşça alkışlarken.
"Ecelini sürtük." diye çıkıştı Laura ellerini ağzının önüne çekerken.
"Kaçabilirsin, rastgele adamlarımızı dövebilirsin ama bize sözün geçmez."
"Gerard Way cosplayi yapan adamlara mı?"
"Ha?" diye şaşırdı adam.
"Laura açıkçası böyle şeyleri sadece sen biliyorsun." dedi Astalas ama Laura elini havaya kaldırıp onu susturttu.
"Sen aileye ihanet ettin." adam arkasındakiler sabırsızlanırken konuşmaya devam etti. "Bizim istediklerimizi yaptın biz de sana güzelce paranı ödedik. Bize neden ihanet ettin? Daha iyi mi oldu böylesi?"
"Karın seni aldattığında da mı bunları diyordun?" Laura sırıttı. "Mafyaya çalışmak istemedim çok mu zor tahmin etmesi? Paraya da ihtiyacım vardı siz malların vereceği en yüksek borcu alıp çıktım."

Adam iç çekip arkasındaki dörtlüye işaret verdi. Adamlar ellerini kaldırdığında ışıklar yükseldi ve dördünden sırayla ateş, toprak, su ve rüzgar büyüleri fırladı. Laura sola Astalas da sağa kendisini atıp kaçındı ve saldırıların gittiği yer zemine kadar parçalandı.

"Beşinci adam sen de tahta mı atıyorsun?" dedi Laura masanın üstünde.
"İzle." dedikten sonra öndeki adam parmaklarını şıklattı ve bir anda Astalas'ın olduğu masanın üzerinde az önce su büyüsü kullanan adam belirdi. Laura ne olduğunu anlamak için baktığında da Astalas dört adamın arkasındaydı. Astalas şok olduğundan Laura önce hareket edip disklerden birini adamların ortasına attı ama tam oraya uçacakken üzerine gelen yoğun su büyüsünden dolayı duvara yapıştı. Astalas güç bela alevlerden kaçınsa da rüzgar büyüsüyle duvara yaslanıp ardından boğazına kadar toprak büyüsüyle o köşeye sıkıştırıldı. Laura da aynı şekilde toprakla kapatıldı ve elini şıklatan adam Laura'nın diskinin üzerine ayağını koydu.

"Adım Mike bunlar da benim dört sadık adamım. Arkadaşın direnmezse onu öldürmeyeceğiz."
Laura başını toprakların arasından kaldırdı. "Yerlerini değiştirdin ha? Ne kadar acınası bir güç. Başkalarına muhtaçsın falan. Ailen kalçandan küçük bir damarı mı kesti?"

Mike gömleğini kaldırıp pantolonunun bittiği yerin solundaki çift kesiği gösterdi.

"Kimse senin gibi hayatsız değil ki başkaları ona sorun olsun."

Mike Laura'nın yanındaki masada duran yemek bıçağını alıp yaklaştı. Astalas etrafa baktığında dört adam da onun dibindeydi, hepsini aynı anda devirmesi imkansızdı. Toprağın altında ne yaptığı gözükmezken bağırdı.

"Bekle!"
Mike kafasını çevirdi. "Noldu mağara adamı?"
"Islak birisinin boğazını kesersen lanetlenirsin!"
"Kim lanetliyor bu ne saçma bir şey?"
"Mozozol adında bir şeytan! Poseidon gibi düşün."
"Bu serseri doğru mu diyor?"

Diğer dört adam kendi aralarında tartışmaya başlamıştı ki Laura'nın göz kırpmasıyla ikili hareketlendi. Etraflarındaki toprakları dağıttıktan sonra Laura diskine atılıp Mike'ın göğsüne iki ayağıyla tekme vurdu. Astalas da kurtulduğu gibi alev fırlatan elemana zincirini fırlatıp yanındaki toprak büyücüsünü boyun kilidine aldı. Fırlayan Mike su büyücüsünün üstüne düştüğünde ayakta ateş kullanan adamla rüzgarcı kalmıştı. Ateş fırlatan adam koluna saplanmış çentiği aleve vermeye çalışınca Astalas zinciri geri çekti ve adamın kolu deliler gibi kan fışkırttı. Rüzgar kullanan adam tam etrafı uçurtacaktı ki Mike onunla kendi yerini değiştirdi ve adam bi anda üzerine tüm gücüyle çizmelerini indiren Laura'yı buldu. Laura adamın yerinin Mikela değiştiğini fark edince sinirlenip adamı şokladı ardından da adamın kıyafetinin içine disklerinden birini koydu. Diğer diski fırlattığı gibi uçan adam Mike'ın üzerine geliyordu ki Mike bu sefer ateş büyücüsüyle yer değişti. Çarpışan iki adam da bayıldı, toprak büyücüsü de nefessiz kalınca yere düşmüştü.

Su büyücüsü, Mike, Astalas ve Laura birbirleri aralarındaki mesafeyi korurken mekanın etrafında dönüyordu.

"Her an bunu yapamayacakmışım gibi bakma bana." dedikten sonra Mike iki elini de hızla şıklatmaya başladı.
Dördü de kendi aralarında rastgele yer değiştiriyordu. Astalas'ın başı döndüğünden gözlerini kapattı ve o arada su büyücüsü üzerine şelaleden dökülüyormuşçasına su yağdırdı. Astalas yere kapaklanırken diğer üçü yer değiştirmeye devam etti. Laura çevresi her an değişse dahi gözlerini Mike'dan ayırmıyordu. Bunu fark eden su büyücüsü ellerini birleştirip avuçlarının arasına bir su küresi oluşturdu. Küreyi Mike'a doğru son hızda gönderdikten sonra Mike son kez Laura ile yer değiştirdi. Normalde Laura'nın tepki verebileceği bir hız değildi ama ışınlanmadan önce yere diskini bırakıp aktifleştirmişti. Işınlandığı gibi uçup Mike'ın ağzına tekmesini vurdu ardından da diski tekmeleyip büyücünün ağzına gönderdi. Adamın hem dişleri kanadı hem de aynı hızda üzerine düşen Laura tekmesini vurup onu duvara yasladı.

Mike'ın yer değiştireceği birisi kalmamıştı. Laura yerdeki diskleri eline topladıktan sonra Mike'ın daha önce eline aldığı bıçağı yukarı tekmeleyip eline aldı. Mike yerde kıvranırken onun yanına yürüyordu.
"Dur! Özür dilerim nolur dur Laura!"
"Sen duracak mıydın?"
"Ne istersen veririm! Liderlerin konumunu söylerim!"
"Sahte olmadığını nasıl bileceğim?"
"Bizle çalışırken duyduğun yerlerdendir! Lütfen!"

Laura bıçağı Mike'ın boğazından ayırmazken Mike bahsettiği gökdeleni gösterdi. Laura bıçağı masaya sapladı.

"Bir daha gözüme gözükürken adamlarına işkence ederken seni sırayla onlarla yer değiştirmeye zorlarım tamam mı?"
"Tamam, tamam of tamam. Gidiyorum."

Mike adamları uyandırıp koşarak uzaklaştı. Laura da Astalas'ı kaldırdı.

"Uh..." Astalas etrafına bakındı.
"Birazcık suyun seni bayıltabileceğini bilmiyordum."
"Büyülere karşı iyi değilim, o herif beni ışınlamaya başlayınca fena oldum."
"Sorgulamayacağım, yola devam."
"Ben sorgulayacağım. Senin bu şeytan kankanla savaştığımızı düşünelim. Arkadan saçları kıçına kadar taranmış bir adam gelip 'Laura Dracula sen ailedendin!' mi diyecek?"
"Bu olmadan hepsini öldüreceğim ve... Dracula ne alaka? Hani genel kültür bilmiyordun?"
"Dracula gerçek biriydi hatta Luther onun torununun torunu. Belki bi tane daha torun-"
"Cümlelerin sakız gibi uzuyor devam edelim."
"Bak canım, gel yürümeye devam edelim."

Laura tıslasa da turuncu yaprakların döküldüğü ormana girip ilerlemeye başladılar. Ortam biraz sisliydi de bu onların işine gelecek bir şey.

"Şimdi sinirli hanımefendi." diye seslendi Astalas
"Ne oldu sanki baş başa değilmişiz gibi daha tenha yerlere gitmek isteyen adam." diye klasik tavrını verdi Laura.
"Bak canım. Senin yanında şuan arayabileceğin, bir derdini anlatmak istediğinde yanında duracak kaç kişi var?" Dedi Astalas. Laura parmağını döndürerek sıfır çizdi. "Benim de aynısı. O zaman neden birbirimizin sözlerini kesiyoruz? Sen bana bu kültür şeylerini anlat ben de hayaletleri. Hem malum birimizinki hayat kurtarıyor."
"Evet, mesela ikinci filmde Viggo Mortensen'in kemiğini kırdığını biliyor muydun?"
"İlginç bir şekilde kodeste konuşulan konulardandı."
"Ayrıca soyadım Dracula değil. Laura Vance"
"Aklıma soyadı gelmediğinden öyle dedim. Ben de Astalas Faust."

Astalas beşlik çakmak için elini kaldırdığında on saniye bekledi ama sonrasında gülümsemesi kaybolarak elini indirdi. Birlikte yaprakların arasında yürümeye devam ettiler.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…