Bölümler 27Şu an: İblis kilisesi
- 1 Tutsak, Şeytan, Kadın1.726 kelime
- 2 Firari1.442 kelime
- 3 Ruh avcısı550 kelime
- 4 Arananlar1.406 kelime
- 5 Yıkımın yeni vücudu851 kelime
- 6 Ölülere fısıldayan1.791 kelime
- 7 Soğuk bardak846 kelime
- 8 Tersine mayfacılık1.382 kelime
- 9 Şeytan'ın kızı1.661 kelime
- 10 Yıpranmış sinir uçları728 kelime
- 11 Bronzun altında1.077 kelime
- 12 Ölü köy, birinci kısım953 kelime
- 13 Ölü köy, ikinci kısım1.275 kelime
- 14 Ölü köy, üçüncü kısım1.342 kelime
- 15 Ferahlatan dalgalar610 kelime
- 16 Yıkım iblisi1.829 kelime
- 17 Sana veda ettiğim gece1.442 kelime
- 18 Vampir kapanı, birinci kısım1.583 kelime
- 19 Vampir kapanı, ikinci kısım1.444 kelime
- 20 Işıklar, çığlıklar1.360 kelime
- 21 Keder ve hakimiyet1.384 kelime
- 22 Yapay kıyamet1.581 kelime
- 23 Elektro-örümcek1.287 kelime
- 24 Çöl yolcuları1.347 kelime
- 25 İblis kilisesi1.128 kelime · Okuduğun bölüm
- 26 Haz iblisi1.635 kelime
- 27 Haz iblisi, ikinci kısım1.186 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Laura'nın tekmelediği gibi kiliseye girdiler. Astalas girmeden kitabı kesesine koyup bıçağını kavramıştı. Kilisenin içerisi ışığı yansıtan mermer zemin, yüksek sarı duvarlar ve üç tane dev avizeyle çevriliydi. Koltuklar kürsüden başlayarak dizilmişti ama içerideki kargaşadan dolayı çoğu paramparça olmuştu. Uzun kilisenin ortasındaki büyücü savaştığı iblisi kürsüye doğru fırlatıp gelenlere baktı.
"Siz burada ne arıyorsunuz?" dedi Kenny.
"Biz de onu sana soracaktık!" Laura seslendi.
"Biz de yardım edelim mi?" dedi Astalas
"Gerek yok!" Kenny savaştığı iblisin sağ kolunu koparttı.
İkili tabii ki onu dinlemeyip Kenny'e doğru koştular. Yine aynı ceketi ve benzer bir pantolonu giyiyordu. Kılıcından dökülen kanlar kılıcını salladığında toplanıp bıçak kadar keskin halde yönlendirdiği yere uçuyordu. Önündeki insan vücudunu ele geçirmiş iblis onun kılıcını uzaktan sallamasıyla gelen kanla ikiye yarılıp yere düştü. Astalas hızlıca cesedin üstüne iki elini koyup dualarını etti ve iblis daha kaçamadan ritüele yakalanıp yukarı doğru hızla yükseldi.
"Teşekkürler." dedi Kenny.
"Burada neler oluyor?" Laura yerdeki iki parça adama baktı.
"Hedefimi ararken bu çöle geldim ama tek bir yaşayan yok gibi. Bütün kasaba ele geçirilmişti, savaşırken beni bu kiliseye kıstırdılar."
"Bütün kasaba mı? Hepsi basit iblisler mi?" dedi Astalas.
"Hepsi değil, üç metreden uzun insan olacağını sanmıyorum." Yardımınız için teşekkürler ama yardım etmek zorunda değilsiniz." Kenny kılıcını kınına soktu.
"Biz buraya iblis avlamaya geldik sen olmasan biz yapacaktık. Gel, birlikte çalışalım." dedi Laura.
"Tamam ama iş bittiği gibi gideceksiniz. Sonrasında tek saniye kalmak yok, o yakında."
"O?" ikisi de aynı anda sordu.
"Peşimdeki hasat meleği. İnanın bana kendisiyle benim arama girenleri doğramaktan hiç çekinmiyor."
Astalas Kenny'e geçenlerde hasat meleğiyle yaşadığı olayı anlatmayı düşünüyordu ki Laura'nın kaş göz yaptığını görünce vazgeçti.
"Neden senin peşinde ki?" dedi Astalas.
"Çok uzun hikaye." dedi Kenny.
Laura pencereye baktığında etraflarının sarıldığını gördü. Üçü de salonun ortasında birbirlerine sırtlarını yaslayıp etrafa bakındılar.
"Hey, sarı ceviz." dedi Kenny Astalas'a bakarak. "Sağımdaki torbada babamın ince kılıcı var, senin silahların gibi. Ben kendi kılıcımla kan büyümü yönelttiğimden kullanmıyorum ödünç alabilirsin."
"Benim silahlarım gayet yeterli ama bakayım."
Etrafta toplanmış iblisler kiliseyi sararken Astalas kılıcı torbadan çıkarttı. Tamamen bronzdan yapılmış kutsal bir kılıçtı. Sapı güzel kahverengi bir deriyle sarılmışken sarı kılıç parlıyordu. Balçağı içi boş bir çember şeklindeydi gövdesi ise ince ve uzundu. Astalas kılıcı eline alınca az kalsın küçük dilini yutacaktı.
"Senin baban... Stanikov mu anasını?"
"Çok da sır değildi. Buradan hayatta kalırsak konuşuruz."
Astalas kılıca hayranlıkla baktı. Bu kılıcın öldürdüğü yaratıkların hikayesini dinleyerek büyümüştü. Hemen rapier şeklindeki kılıcı tutup Laura'nın yanına döndü. Etraftaki felakete rağmen pek neşeli duruyordu.
Çember daraldıkça daraldı ve sonunda iblisler camları kırıp içeri girmeye başladılar. Kasabadakilerin vücudunu ele geçirmiş iblisler hemen Lauraların üzerine atladı. Üçü de aynı anda karşı saldırdı. Kenny kılıcını sallayıp uzaktan kan kesişleri gönderdi, Laura disklerini atıp üste fırladıktan sonra iblislerin üzerine indi Astalas ise yeni kılıcıyla güzelce iblisleri doğramaya başladı. Dört taraftan yağan iblisler kiliseye indiği gibi ölüyordu. Kenny yerdeki cesetlerin kanını toplayıp kılıcını kendi etrafına çevirerek bütün kanı saçtı ve kanlar sivrileşip kurşun gibi iblislere çarptı. Ardından Astalas atılıp zincirini sallayarak iblisleri kendisine çekti ve yaklaşan herkese kılıcını çeviklikle sapladı. Kılıcı iblislerin lanetli vücudunu yakıp anında onları deşiyordu. Laura da disklerini dizdiği için sadece bacağını kaldırıp diskleri aktifleştirmesiyle kilisenin bir yerinden diğerine uçup yoluna çıkan herkesin kafasını kopartabiliyordu.
İçeriye üç metreden uzun bir iblis duvarı parçalayarak girdi. Astalas arkadaki zayıf iblislerle uğraşırken Kenny büyük iblise doğru kılıcını doğrulttu. Kılıcın ucundan kan uzayarak iblisin tam göğsüne saplandı. Kenny kanı sol elini çevirerek kontrol edip iblisin arkasına gönderip onun kollarını bağladı. Ardından Laura atılıp iblise tüm gücüyle iki kez tekme attıktan sonra aşırı yüklediği bir diski iblisin göğsündeki yaraya gönderdi. Disk onun içine girdiğinde iblis daha kıpırdayamadan havaya uçtu. Kenny iblisin kanını havada tutup diğer iblislere yağdırırken Astalas cesedin üstüne çöküp dua etmeye başladı. Duası bittiğinde iblis tekrardan cehenneme yollanmıştı, üçü de tekrardan eski pozisyonlarına döndü.
Yeni iblisler önceden açılan boşluklardan giriyordu. Kenny Laura'nın disklerini yerden gönderdiği kanları yükselterek havaya kaldırdı ve Laura diskleri aktifleştirip pencereye kadar uştu. Kanatları olan bir iblise iki ayağıyla çarptıktan sonra onu kanatlarından tutup yere düşürdü ve düşen iblis de paramparça oldu. Astalas kılıcıyla önünü makine gibi doğrayıp ardından iblis cesetlerine doğru koşuyor ardından da savaşmayı kesmeden iblisi gönderdiği ritüelleri başlatıyordu.
Pencereden içeriye çığ gibi iblis yağarken Kenny kılıcını kınına sokup ardından hızlıca açtı. Kılıcı havada sallayarak etrafa kan yağdırdı. İblisler uzaktan gelen darbeleri büyüleriyle engellemeye başlayınca Kenny kollarının üstünde kanları biriktirip ardından gerekli tepkimeleri sokarak kandaki maddelerle kendisine kemik oluşturdu. Kollarının üstündeki kemik zırhlar ellerinin üstünde incelip pençelere dönüşüyorlardı. Kenny iblis yığının içine dalıp bir yandan kılıcını sallarken diğer taraftan da kemik zırhının verdiği güvenle yumruklar atmaya başladı. Uçabilen iblislerle savaşan Laura birini elektrikle yükleyip pencereden dışarı attığında iblis patladı ve kenny de üzerine düşen yaralı iblisleri daha yere inemeden kesti. Astalas ise kürsü taraflarında önündeki dört kollu büyük iblisin etrafında daire çizerek iblisi zinciriyle sardı. İblis tüm gücüyle zinciri parçalamaya çalışırken Astalas atılıp kemerinden çıkarttığı baltasını iblisin kafasına vurdu. Baltayı ikinci vuruşunda iblisin başı boynundan koptu ama ölmemişti. Zinciri dağıtıp Astalas'ın üzerine ahşap sandalyelerden birini attı. Astalas yerde kayarak kaçınıp baltayı iblisin göğsüne fırlattı ardından da yerdeki zincirini kapıp iblisin iki kolunu bağladı. Diğer iki kolunu kılıcıyla kestikten sonra onu yere yatırıp bağırarak dualarını okumaya başladı. Arkasından gelen iblisleri Laura temizlerken Astalas bu iblisi de mühürlemişti.
Kenny son iblisleri temizledikten sonra kiliseyi sessizlik sardı. Yerde onlarca ceset mermerleri kanla cilalayacak şekilde yatıyordu. Laura ve Kenny dinlenirken Astalas özel tebeşirleriyle yere semboller çizmeye başladı.
"Ne yapıyorsun rahip?" Kenny kılıcını kınına soktu.
"Ben rahip değilim. Büyük bir şey yaklaşıyor, onu mühürleyebilmek için önceden hazırlamam gerek."
"Şimdiye kadar iyi iş çıkarttık. Kim kaldı biliyor musun Kenny?" dedi Laura.
"Daha olması lazım bütün kasaba ele geçirilmişti. Ayrıca burada toplanmalarının da bir amacı olmalı, büyük birinin uyanışı gibi."
"Daha hızlı çiz rahip!" diye seslendi Laura.
"İkinizden biri bana bir kez daha rahip derse yere taşaklar çizeceğim." dedi Astalas. "Ama neyse çizmem çünkü Stanikov'un kılıcı bende."
"Onun kadar olmasa da iyi kullanıyorsun sende kalabilir." dedi Kenny. Astalas'ın yüzünü göremeseler de sevindiği belliydi. "Babamı nereden tanıyordun?"
"Asıl sen babanın kim olduğunu ne zaman söyleyecektin! Ruh bükücüler arasında en ünlüsü falan. Oğlunun daha iblis mühürleyemediğini görse üzülürdü."
"Öyle deme bu kadar iyi bir büyüye sahip olunca öğrenesin gelmiyor." Kenny yerdeki kanları yükseltip geri indirdi.
"Hem onun oğlu olduğu çok belli değil miydi Astalas adamı ben tanımasam bile anladım." dedi Laura.
"Noktaları birleştirmekte iyi değilim." Astalas komik şekilde çizdiği sembolleri birleştiriyordu.
"Beyler... duydunuz mu?" dedi Laura. Kapatıp arkasına tahta koydukları kilise kapısı şimdi titriyordu.
"Tamam, her şey hazır. Onu kıpırdayamayacağı hale getirdikten sonra çembere koyarsak yenebiliriz." dedi Astalas.
"Gelen şey çok da öleceğe benzemiyor." dedi Kenny.
"Eğer işler çok kötü giderse diye sırlarımızı itiraf edelim mi?" dedi Laura. "Bir kere aquaparkta en yüksek kaydırağa tırmanıp sonrasında tırsmıştım ve beş kat aşağı inip oradakinden kaymıştım ama Eva'ya en üsttekinden kaydım sen görmemişsin dedim."
"Ben küçükken- dur şükür kapı kırılıyor." dedi Astalas.
"Pek de şükürlük bir an değil." Kenny kılıcını çıkarttı.
Bölüm etkileşimi
