Ölüler ve Ötesi kitap kapağı

13. bölüm / 27

Ölü köy, ikinci kısım

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 27Şu an: Ölü köy, ikinci kısım

Astalas korkuyla sıçrayıp ayağa kalktı ve Laura'ya bağırmaya çalıştı ama nedense sesi çıkmıyordu. Baktı ağzını çıksa da kelimeler dökülmüyor Laura'yı dürterek uyandırmaya çalıştı ama Laura da ne yapsa kalkmıyor. Laura'yı dürttükçe vücudunun sanki bulanık bir suya bakıyormuşçasına bozulduğunu ve değiştiğini gördü. Yavaşça Laura odasında olması gereken Naomi hanıma dönüştü.
"Mükemmel zamanlama değil mi? Konuşmanı engelleyen ilacın etkisi tam şimdi bitecek." dedi Naomi.

Astalas dehşet içinde hasat meleğine baktı. Tamamen kurumuş, tarlalara asılan korkuluklar gibi bir vücudu vardı. Gri dağılmış saçları omuzlarına dökülüyordu. Vücudu dağılmış siyah kumaşın üstüne çekilmiş zincir bir zırhla duruyordu kolları bacakları ise aynı ölülükte ve yırtık kumaşlarla uzanıyordu. Tabii hasat melekleri görünüşlerini istedikleri şekilde yapabilirler, Astalas onun ne olduğunu sırtında asılı uzun, tülle sarılmış siyah tırpanından tanıdı.

"Geceleyin uyanma diye Laura'nı bile yanından eksik etmedim ama sen yine de uyumadın." dedi Naomi.
"Ben hiç uyumadım ki? Neler oluyor Naomi!" dedi Astalas.
"İki tane uyku yaprağı yuttun kimsenin dayanmadığı kadar dayansan da 15 dakikalığına sızdın. O arada da Lauracağın gitti. Şimdi de sen gideceksin."
"Blöf yapıyorsun! Neler oluyor lanet cadı!"

Astalas Naomi tam konuşacakken onu eliyle tutup boğazını sıktı ve kaldırıp duvara çarptı. Naomiyi boğmak için ikinci elini de bastırıyordu ki hasat meleğinin tırpanının soğukluğunu ensesinde hissetti. İstemeye istemeye Naomi'yi bıraktı ve kadın da nefesler içinde yere düştü. Boğazını tutarak ayağa kalkıp hemen ensesinde tırpan olduğu için kımıldayamayan Astalas'a baktı.

"Ruhunu söker, biliyorsundur rahip bey." dedi Naomi gülümseyerek.
"Rahip değilim ben, sizin gibi ucubelerin kalbini sökenim." dedi Astalas yerinden fırlamamak için zor durarken.
"Onun için bir kalbim olması gerekli."
"Laura olsa buna çok klişe derdi. O nerede ha? Nerede!"
"Bence kendi canını daha çok önemsemelisin."
"Ne halt yiyorsunuz siz burada. Bu hasat meleği sadece vakti gelenleri toplamıyor mu neden senin kirli sözlerini dinliyor?"
"Bi siz mi iş ortağı olacaksınız canım biz de öyleyiz. Arkadaşım biraz yoldan çıkmış, ruhları toplamak ona haz verdiği için fazlasını istemiş. Ben de insanların yarısını almak karşılığıyla ona köyü vermişim. Çok mu kötü?"
"Evet! Aldığın insanlarla naptın seni orospu!"
"Hey hadi ama din adamlarının küfretmesi yasak değil mi? Benim de çıkarlarım var ama konuşmaktan yoruldum bi fare için yılan bu kadar koşturmamalı. İyi eğlenceler hasatçı dostum."

Naomi yavaşça yürüyerek Astalas'ın tahmin ettiği şekilde Laura'yı tuttuğu yatak odasına girdi. Astalas daha arkasına bakmadan eğildi ve sağdan sallanan tırpandan kaçındı. Hemen çelme takarak hasat meleğinin dengesini bozdu ve onu göğsünden ittirip cama çarptırdı. Naomi'nin odasına koşacakken hasat meleği üzerine atlayıp onu kırdığı camdan dışarı fırlattı. Astalas yuvarlanıp nehire düştükten sonra üzerine fırlatılan tırpandan kaçındı. Eşyaları Naomi'nin yanında kalmıştı ama çizmesine sakladığı kavisli bıçağı vardı hemen sudan çıkıp onu eline aldı ve gözlerini hasat meleğine dikti.

"Senin türünü asla öldürmeye çalışmadım, adında melek geçen bir şeye nasıl dokunabilirim ki? Ama senin gibisini görmek gerçek meleklere olan inancımı daha da zedeliyor."

Hasat meleğini tırpanını yerden alıp Astalas'ın üstüne koştu. Astalas üzerine inen tırpandan yine kaçındı ve tırpan ahşap evlerden birine saplandı. Melek onu çıkartmaya çalışırken Astalas bıçağını onun sol omzuna sapladı, melek tırpanı o an çıkartınca hemen eğilip yerde takla atarak uzaklaştı. Meleğin sol omzundan siyah bir kan dökülürken tırpanını bir kere dava vurdu. Astalas kaçınmak yerine ilerleyip tırpanın tutulan kısmına göğsünü vurdu ama karşılığında meleğin göğsünü boylamasına kesebildi. Hasat meleği hiçbir ses çıkartmadan, yaralara aldırış etmeden tırpanını sallıyordu. Astalas üzerine inen bir darbeden kaçınamayınca bıçağını doğrultup tırpanı bıçaktan kaydırdı ardından da tırpanın sopasından tutup meleği kendisine çekti. Sağ kroşesini vurduktan sonra tırpanı bırakmayıp meleğin koluna da birkaç kez bıçağını sapladı.

Melek çok kuvvetli bir şekilde tırpanı çekince Astalas kontrolü kaybedip bıraktı.

"Vay be adamım, gizli güç varmış sende." dedi Astalas. Tabii üzerine inen tırpanla birlikte sözü kesildi.

Astalas git gide Naomi'nin evinden uzaklaşıyordu ve yetişemezse Laura gerçekten ölebilirdi. Son çare yapmamaya karar verdiği kutsal bir büyüyü kullanma kararı aldı. Bu büyü en üst seviye kutsal ritüel anlayışı olan ruh bükücülerin yapabileceği ve çok da etkili olan bir teknikti ama kullanırken insana ciddi bir rahatlık veriyordu. Kendini imanına kaptırdığın için durum ne olursa olsun vücudun rahatlamaya başlıyordu ve bu da tabii ki canavarlara karşı uzun süre kullanılırsa ölüm demekti. Astalas geçmişinde bir kurtadamın kaçıp masum bir kasabaya saldırmasına neden olduğundan beri bu tekniği kendisine yasaklamıştı. Şimdi Laura'nın ölmemesini gerçekten istediği için yeminini çiğneyip bıçağını çenesine yerleştirdi ardından da ellerini birleştirdi.

"Laqueus diaboli!"

Astalas böyle haykırdığı anda ellerinden iki yana ışık süzmeleri saçılmaya başladı. Astalas tırpandan kaçınıp ellerini açtığında iki elinin de önünde kalkan gibi duran iki kutsal çember vardı. Çemberler Astalas'ın vücudunu kaplayacak kadar büyüklerdi, iç içe geçmiş iki daire ve onların arasında sürekli değişen kutsal sözcüklerden oluşuyordu. Bu ışıktan kalkan binevi elde taşınılan bir ritüel gibiydi ve kuralı da basitti : kutsal olmayanlar giremez.

Hasat meleği bir kere daha tırpanını vurduğunda Astalas ellerini kaldırdı ve tırpan çemberlere çarptı. Çemberler bu yaratığın kutsallıktan çıkmış olduğuna karar verdiler yani tırpanı içeri geçemedi. Astalas çemberleri önüne doğru tutup koşmaya hasat meleği ise deliler gibi tırpanını vurmaya başladı. Melek Astalas'a vuramazken Astalas Naomi'nin evine girdi ve bir elini arkasındaki hasat meleğine diğerini de önüne doğrultup yatak odasının kapısını tekmeledi.

Astalas'ın evin dışından fırladığı kısma geri dönersek, Laura uyanalı on dakika olmuştu. Elleri ve kolları çarpraza açılacak şekilde bağlanmış, ağzına sıkı bir siyah bant çekilmiş ve çok sevdiği bordo ceketi yere atılmış şekilde bağlı yatıyordu. Dakikalarca asılı olduğu tahtaya elektrik verse de Naomi onlar uyurken bu tahtayı Laura kıramasın diye hazırlamıştı. Laura dışarıda kopan sesleri anlamaya çalışırken kapı açıldı ve Naomi içeri girdi.

"Günaydın güzellik." dedi Naomi.

Laura o kadar öfkeli bakıyordu ki Naomi uzaktan Laura'nın bağlarını kontrol etme ihtiyacı duydu. Ardından Laura'ya yönelip ağzındaki banfı çekti.

"Orospu! Seni lime lime edeceğim! Gölden tek tek arayacaklar parçalarını 'Ah keşke Laura onu gömmemize izin verseydi!' diyecekler!" diye bağırdı Laura. Öyle şiddetli kıpırdıyor ki bağlı olduğu tahta sallanıyordu.
"Bakıyorum da pek enerji dolusun. Birazını bana versen?" dedi Naomi.
"Rüyanda bile göremezsin kaçık seni! Bırak! Bırak beni!"
"Üzgünüm seni buraya koymadan önce dersimi çalıştım, çıkamazsın."
"Neden? Anlattığın her şey yalan mıydı Naomi?"
"Hayır değildi. Gerçekten de tek tek bedenler düştü. Sadece... düşüren bendim."
"Peki niye? Bütün kaçıklar beni buluyor ya!"
"Şuan bağırmayan kaçıksa bağıran fena olmalı bebeğim. Şöyle ki benim büyüm başkalarının hayat enerjisini çekebilmek."

Naomi Laura'nın yüzüne Laura'nın rahatsız olacağı kadar yaklaşıp elini çenesine koydu.

"Dokunduğumun tatlı hayatını yönetebilirim." dedi Naomi elini yavaşça gezdirirken. "Eğer isteseydim kötüden alıp iyiye verebilirdim de ben robin hood değilim. Toplayabildiğim kadarını toplayıp kendime eklemeyi seçtim."

Naomi elini Laura'nın yüzüne getirince Laura tüm gücüyle Naomi'nin elini ısırdı. Naomi ciyaklayıp elini çektikten sonra Laura'ya tokat attı. Laura kafasını kaldırırken gülümsüyordu.

"Şuan başkası öldürmezse 670 yıl yaşacak ve 666 yıl boyu genç kalacağım." dedi Naomi.
"İki yüz yetmez miydi? Ya da genç kalmak için bu kadarına ihtiyacın var mıydı da?" dedi Laura öfkeyle.
"Oh tatlım. aç gözlülük diye bir günah duymuş muydun?" dedi Naomi kızarmış parmaklarını tutarken.

Naomi bu sefer önceki hatasını yapmayarak Laura'yı belinden tuttu. Güzelce enerjisini sömürmeye hazırlanıyordu ki kilitlediği kapı kırılıp sonuna kadar açıldı. Astalas elinde kutsal çemberlerle odaya dalıp o tepki veremeden Naomi'nin yüzüne vurdu. Sağ elindeki çember Naomi'e değdiği anda onu kutsal kabul etmeyerek içinden geçirmedi yani çemberin yakıcı kutsallığıyla bir yumruk yiyen Naomi camdan dışarı uçacak kadar fena bir darbe yedi. Naomi odadan gittiğinde Astalas sağ elindeki çemberi kapattı ve bıçağıyla Laura'nın bağlarını kesmeye başladı. Sol eli ise ona amansızca tırpanını sallayan hasat meleğini engelliyordu. Laura kurtulduğunda Astalas aynı şekilde yumruğunu vurup meleği savurdu ardından da aniden vücuduna gelen rahatlama ile yatağa uzandı.

"Astalas teşekkürler kurtardığın için de ne yapıyorsun?" dedi Laura.
"Canım beş dakika..." dedi ağzının salyası akarak yatan Astalas.

Laura zorla Astalas'ı kaldırıp asılı olan zırhına fırlattı. Astalas zorla ayılıp otuz saniyede zırhını giydi Laura da yerde olduğu için çok sinirlendiği ceketini giyip disklerini yanına aldı. Hasatçı ya da Naomi içeri girmeye çalışmamıştı, Laura şüphelenmeye başladı. Astalas ile birlikte tuzaklara karşı tetikte kalarak dışarı çıktılar ama kimsecikler yoktu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…