18. bölüm · Kan ve Krallıklar 1

BÖLÜM 18 TRUVA ATININ İÇİNDEKİLER VE ÖLÜMÜN SESSİZLİĞİ

Sefa YÜCEL

Bölümler
1 BÖLÜM 1 SIFIRINCI SAATİN GÖLGESİ 2 BÖLÜM 2 KAN VE BARUTUN GÖLGESİNDE 3 BÖLÜM 3 MİHENK TAŞI 4 BÖLÜM 4 ÇELİKTEN DUVAR VE SİYAH GÜNEŞ 5 BÖLÜM 5 KUZEYDEN GELEN ANAHTAR 6 BÖLÜM 6 ŞEYTANIN GÖLGESİNDE BİRLEŞENLER 7 BÖLÜM 7 GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN EŞİK 8 BÖLÜM 8 SESSİZLİĞİN ÇIĞLIĞI VE ÇELİK YAĞMURU 9 BÖLÜM 9 AVCI VE AV 10 BÖLÜM 10 SIFIR NOKTASI - KÜRESEL İNFİAL 11 BÖLÜM 11 KIRILMA NOKTASI VE ÇELİK İRADESİ 12 BÖLÜM 12 METALİK KIYAMET VE İLK KAN 13 BÖLÜM 13 GÖLGELERİN YÜRÜYÜŞÜ VE UYANAN KÂBUS 14 BÖLÜM 14 KANLI BASKIN VE ÇELİK SİPERLER 15 BÖLÜM 15 KANLI BİLANÇO VE ÇATLAYAN GÖKYÜZÜ 16 BÖLÜM 16 KÜRESEL RULET VE TANRININ ÖFKESİ 17 BÖLÜM 17 ÇATLAYAN GÖKYÜZÜ VE GÖLGELER ORMANI 18 BÖLÜM 18 TRUVA ATININ İÇİNDEKİLER VE ÖLÜMÜN SESSİZLİĞİ 19 BÖLÜM 19 ZEHİRLİ ORMANIN KALBİNDE 20 BÖLÜM 20 AVCI AĞI VE YALNIZ ULAK 21 BÖLÜM 21 KANLI KÜNYE VE ÖLÜMCÜL BEKLEYİŞ 22 BÖLÜM 22 CEHENNEMİN UYANIŞI VE DÜŞEN ÇELİK KANATLAR 23 BÖLÜM 23 DÂHİNİN YÜZÜ VE SİSTEM HATASI 24 BÖLÜM 24 YARATILIŞ MOTORU VE İKİNCİ SUNUCU 25 BÖLÜM 25 REDDEDİLEN TANRI VE BOĞULAN DÜNYA 26 BÖLÜM 26NÜKLEER KİLİT VE KÖR ORDULARIN YÜRÜYÜŞÜ 27 BÖLÜM 27 DÜNYANIN FİŞİNİ ÇEKMEK 28 BÖLÜM 28 KARARAN KÜRE VE TAM İMHA PROTOKOLÜ 29 BÖLÜM 29 SİSİN İÇİNDEKİ KASAP VE KANLI SÜNGÜLER 30 BÖLÜM 30 PARÇALANAN KAFES VE JAPON DÜĞÜMÜ 31 BÖLÜM 31 ÇATLAYAN KİBİR VE SİPERDEKİ HAYALLER 32 BÖLÜM 32 KARANLIĞIN FISILTISI VE KANLI DENGELER 33 BÖLÜM 33 KUSURSUZ YANILGI VE İMKÂNSIZIN ÇIĞLIĞI 34 BÖLÜM 34 UNUTULAN YARATICI VE LABİRENTİN SONU 35 BÖLÜM 35 ATEŞTEN KAPAN VE YIKILMAZ KALE 36 BÖLÜM 36 ZAMANA KARŞI SATRANÇ VE GEÇMİŞİN ZIRHLARI 37 BÖLÜM 37 ÖLÜMÜN LOBİSİ VE KANLI BEDEL 38 BÖLÜM 38 DAR KORİDOR VE İKİYE BÖLÜNEN MIZRAK 39 BÖLÜM 39 METAL MEZARLIK VE ÖLÜ ZIRHLAR 40 BÖLÜM 40 PARÇALANAN ZIRHLAR VE KORKUNÇ GERÇEK 41 BÖLÜM 41 TANRININ ÇÖKÜŞÜ VE SON ON DAKİKA 42 BÖLÜM 42 KIRILAN MIZRAK VE KANLI VEDALAR 43 BÖLÜM 43 VİRÜSÜN VEDASI VE SONSUZ DÜŞÜŞ 44 BÖLÜM 44 BEYAZ KEFEN VE KIRMIZI ŞAFAK

Yer: Pasifik Okyanusu - TCG Anadolu Harekât Merkezi
Tarih: 3 Nisan 2026
Saat: 06.30
Durum: “Gündoğumu” Çıkarması - Kıyı Başı Tutuldu

Zamanın acımasız dişlileri Aethelgard’ın zehirli topraklarında bir tam günü daha öğütmüştü. Jeneratör dairesindeki o devasa patlamanın ve kalkanın yarılmasının üzerinden tam yirmi dört saat geçmişti. Mızrak Ucu timinden hâlâ bir haber yoktu ama onların açtığı o kanayan yara, yani bariyerdeki o devasa yırtık, donanmanın aralıksız bombardımanı sayesinde kapanmamış, aksine genişlemişti.
TCG Anadolu’nun harekât merkezinde yepyeni bir stratejinin haritaları seriliydi. Dünya yanarken, generallerin tek umudu bu adayı tamamen ele geçirmekti.
“İlk dalga içeri giriyor.” diye rapor verdi muhabere subayı. Sesinde günlerdir ilk defa umut dolu bir titreme vardı.
Dev ekranlarda, insanlık tarihinin Normandiya’dan bu yana gördüğü en büyük amfibi ve hava indirme harekâtı canlı olarak izleniyordu. Amerikan CH-53 ağır nakliye helikopterleri, Rus Mi-24 taarruz helikopterleri ve Türk Sikorsky filoları, mor yırtığın içinden âdeta bir arı sürüsü gibi geçip Aethelgard’ın gri gökyüzüne yayılıyordu. Aşağıda ise devasa çıkarma gemileri, adanın siyah kumlarla kaplı güney sahillerine kapak atıyordu.
Amerikan Generali Vance, ellerini masaya dayamış, gözlerini ekrandan ayıramıyordu. “İçerideyiz... Nihayet o lanet olası duvarın içindeyiz.”
“Radyasyon seviyeleri yüksek ama piyadeler için tolere edilebilir düzeyde.” dedi Rus General Volkov. “Öncü birliklerimiz sahili emniyete aldı. Karşı ateş yok. Tekrar ediyorum, hiçbir direnişle karşılaşmadık.”
Orgeneral Ömer Halis, kollarını kavuşturmuş bir hâlde ekranlara bakıyordu ama yüzünde bir zafer ifadesi yoktu. Aksine, kaşları derin bir endişeyle çatılmıştı. “Sıfır gibi bir adamın, evinin kapısı kırıldığında sessiz kalması normal değil. Sahilde neden tek bir savunma hattı yok? Neden uçaksavarlar ateşlenmiyor?”
Amiral Tanaka haritayı işaret etti. “Belki de Mızrak Ucu içeride sandığımızdan çok daha büyük bir hasar yaratmıştır Paşam. Eğer kalkanın gücünü sağlayan diğer jeneratörleri de bulup yok edebilirsek, adayı tamamen çıplak bırakabiliriz.”
Ömer Paşa, telsizin mandalına bastı. Sesi, adaya ayak basan on binlerce askerin kulaklıklarında yankılandı: “Tüm birliklerin dikkatine. Sahil hattında oyalanmak yok. Üç koldan iç kesimlere, ormanlık alana ilerleyin. Öncelikli hedefiniz kalan bariyer jeneratörlerini bulmak ve etkisiz hâle getirmek. İkinci hedefiniz; Yüzbaşı Sefa Yücel ve Mızrak Ucu timini bulmak. Gözünüzü dört açın, bu sessizlik hayra alamet değil.”
Dünya orduları, adanın karanlık iç kesimlerine doğru büyük bir öz güvenle, tanklar ve zırhlı araçlarla ilerlemeye başladı. Ancak bilmedikleri, istihbarat raporlarında yazmayan korkunç bir detay vardı: Onlar, siperlerin ardına saklanmış insan askerler veya klasik teröristler arıyorlardı. Oysa Aethelgard’ın ormanları, acı hissetmeyen, nefes almayan ve korku nedir bilmeyen on binlerce mekanik iblisle kaynıyordu.
Ve Sıfır, o devasa çelik ağını donanmanın etrafına örmek için büyük bir sabırla bekliyordu.