Bölüm 7

Vaveyla Yazarı: Oğuzhan Beydilli

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: Bölüm 7

BABANI ALAN ŞEY
Göl bir anda sessizleşti.Ne rüzgâr vardı.Ne kuş sesi.Ne de dalga.Sanki bütün orman nefesini tutmuştu.Oğuzhan, Hasan’a baktı.— Babamı ne aldı?Hasan cevap vermedi.Gözleri gölün derinliklerine kilitlenmişti.Derinlik Kralı yavaşça geriye çekildi.Bu hareket Oğuzhan’ı daha çok korkuttu.Çünkü daha önce hiçbir canavarın Derinlik Kralı’ndan korktuğunu görmemişti.Mehmet kılıcını çıkardı.— Herkes hazır olsun.Halil Efe:— Neye karşı?Mehmet:— Bilmiyorum.Gölge Pençesi’nin tüyleri kabardı.Üçüncü gözü açıldı.— Geliyor.BOOOOM!Gölün ortası çöktü.Sanki görünmez bir el suyu aşağı bastırıyordu.Sonra…Bir şey yükseldi.Önce uzun siyah bir boynuz.Ardından ikinci.Sonra üçüncü.Oğuzhan’ın yüzü gerildi.— Bu bir canavar mı?Derinlik Kralı:— Hayır.Suyun içinden devasa bir kafa çıktı.Derisi siyah değildi.Karanlıktı.Sanki ışık onun üzerinde duramıyordu.Yüzünde göz yoktu.Ağzı da yoktu.Ama alnının ortasında devasa bir mühür vardı.Beşinci mühür.Hasan bir anda dizlerinin üzerine çöktü.— Efendim…Oğuzhan şaşkınlıkla ona baktı.— Hasan?Hasan başını kaldırdı.Gözlerinden yaşlar akıyordu.— Ben onu hatırlıyorum.Mehmet:— Neyi?Hasan fısıldadı:— Beni.Canavarın alnındaki mühür parladı.Hasan’ın göğsündeki mühür de aynı anda yandı.İki mühür arasında beyaz bir ışık oluştu.Oğuzhan’ın siyah mührü buna tepki verdi.ÇAT!Bir parçası koptu.Oğuzhan yere düştü.— Ahh!Gölge Pençesi hemen yanına koştu.Oğuzhan eline baktı.Siyah mühür artık tamamen siyah değildi.İçinde ince bir kırmızı çizgi vardı.Canavar ilk kez hareket etti.Başını Oğuzhan’a çevirdi.Ve sesi bütün gölün üzerinde yankılandı:— Senin baban beni uyandırdı.Oğuzhan ayağa kalktı.— Babam nerede?!Canavar:— Benim içimde.Sessizlik.Mehmet’in elindeki silah yere düştü.— Hayır…Oğuzhan ona döndü.— Ne demek bu?Mehmet’in yüzü bembeyazdı.— Oğuzhan…— Söyle!Mehmet gözlerini kaçırdı.— Baban yıllar önce bu göle indi.— Biliyorum.— Hayır.Mehmet başını kaldırdı.— Sen hiçbir şey bilmiyorsun.Bir adım attı.— Baban buraya yalnız gelmedi.Oğuzhan:— Kiminle geldi?Mehmet cevap vermeden Hasan konuştu:— Benimle.Oğuzhan dondu.Hasan göle baktı.— Baban beni buraya getirdi.— Neden?Hasan’ın sesi titredi.— Beşinci mührü benden ayırmak için.Oğuzhan’ın gözleri büyüdü.— Sen… beşinci mührün taşıyıcısı değilsin.Hasan başını salladı.— Hayır.Sonra göğsündeki mühre dokundu.— Ben onun anahtarıyım.Tam o anda gölün altından başka bir ses geldi.Bu kez bir canavar sesi değildi.İnsan sesiydi.Boğuk ve uzaktan geliyordu.Oğuzhan’ın kalbi duracak gibi oldu.— Baba?Ses yeniden duyuldu.— Oğuzhan…Oğuzhan göle doğru bir adım attı.Mehmet kolundan yakaladı.— Hayır!— Bırak!— O ses babanın sesi değil!Oğuzhan durdu.Çünkü Gölge Pençesi de hırlıyordu.Üç gözü doğrudan göle çevrilmişti.— Değil.Oğuzhan:— Nereden biliyorsun?Gölge Pençesi’nin üçüncü gözü kapandı.— Çünkü…Bir an sustu.— Babanın gerçek sesini daha önce duydum.Oğuzhan’ın yüzü değişti.— Ne zaman?Gölge Pençesi gölün karanlığına baktı.— On iki yıl önce.Derinlik Kralı bir anda kükredi.Gölün suyu gökyüzüne kadar yükseldi.Ve karanlık yaratık ilk kez ağzını açtı.İçinden yüzlerce insan sesi çıktı.Hepsi aynı anda bağırıyordu:— OĞUZHAN!Aralarından tek bir ses diğerlerinden ayrıldı.Tanıdık.Sakin.Ve yıllardır duymadığı bir ses.— Oğlum… beni bulma.Oğuzhan’ın gözleri doldu.Çünkü bu kez…ses gerçekten babasına aitti.