Bölüm 16

Vaveyla Yazarı: Oğuzhan Beydilli

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: Bölüm 16

ALTINCI MÜHÜR
Altıncı göz açıldığı anda gölün içindeki bütün ışıklar söndü.Kül Ejderi’nin ağzındaki mavi ateş…yok oldu.Derinlik Kralı’nın beyaz gözü kapandı.Gölge Pençesi bile geri çekildi.Oğuzhan elindeki küçük mühür parçasına baktı.Parça titriyordu.Sanki…bir şeyden korkuyordu.— Altıncı mühür ne? diye sordu Oğuzhan.Mehmet cevap vermedi.— Mehmet!— Bilmiyorum.İlk hemen araya girdi.— Yalan söylüyor.Mehmet ona döndü.— Sen sus!İlk’in altı kolundan biri yere vurdu.Tapınak sarsıldı.— Sen onu öldürmeye çalıştın.Oğuzhan yavaşça Mehmet’e baktı.— Neden?Mehmet başını eğdi.— Çünkü baban bana başka seçenek bırakmadı.— Beni öldürmek mi başka seçenekti?— Hayır…Mehmet’in sesi titredi.— Seni değil. Mührü öldürmek istedim.Oğuzhan kaşlarını çattı.— Ne demek bu?Mehmet cebinden küçük, gümüş renkli bir taş çıkardı.Üzerinde Oğuzhan’ın mührüne benzeyen bir işaret vardı.— Sen doğduğunda mühür senin bedenine sığmıyordu.— Bunu biliyorum.— Hayır.Mehmet başını kaldırdı.— Bildiğini sandığın kısmı bilmiyorsun.O anda taşın üzerindeki işaret parladı.Oğuzhan’ın gözlerinin önüne yeni bir görüntü geldi.Bebek Oğuzhan…Bir masanın üzerinde yatıyordu.Babası başucundaydı.Hasan biraz ileride duruyordu.Ama Hasan bebek değildi.Daha büyüktü.Yaklaşık on yaşındaydı.Ve elindeki mühür kanıyordu.Genç Hasan ağlıyordu.— Baba, onu benden al!Babası:— Alamam.— O zaman ikimizi de öldürecek!Mehmet içeri girdi.Elinde gümüş bıçak vardı.— Vakit kalmadı.Baba ona baktı.— Mehmet…— Kapı açılmak üzere.Sonra bebek Oğuzhan’ın göğsündeki mühür parladı.Ve odanın duvarında…altı sembol belirdi.Oğuzhan görüntünün içinde kendi babasının fısıltısını duydu:— Beşinci mühür bölündü.Mehmet:— Altıncı nerede?Baba cevap verdi:— Henüz doğmadı.Görüntü parçalandı.Oğuzhan dizlerinin üzerine çöktü.— Henüz doğmadı…Mehmet’in yüzü değişti.— Evet.Oğuzhan başını kaldırdı.— Altıncı mühür bir insan mı?Mehmet cevap vermeden önce kapının içinden bir ses geldi.GÜM.Bir taş daha kırıldı.Sonra ikinci ses:GÜM.İlk’in tek gözü kapıya döndü.— Hayır.Oğuzhan:— Ne oldu?İlk fısıldadı:— Altıncı uyanmadı.Kısa bir sessizlik oldu.— O zaman ne?İlk’in sesi neredeyse duyulmuyordu.— Altıncı çağrıldı.Gölün suyu aniden yükseldi.Kül Ejderi geriye sıçradı.Derinlik Kralı bütün gücüyle kükredi.Gölge Pençesi üç gözünü birden açtı.Ve Oğuzhan’ın önünde siyah bir gölge belirdi.Gölgenin içinde…bir çocuk vardı.Yüzü görünmüyordu.Ama göğsünde mühür vardı.Altı çizgiden oluşan bir mühür.Çocuk başını kaldırdı.— Oğuzhan…Oğuzhan dondu.— Sen kimsin?Çocuk cevap vermedi.Bunun yerine elini göğsüne koydu.— Ben seni hatırlıyorum.Oğuzhan’ın nefesi kesildi.— Ben seni hiç görmedim.Çocuk gülümsedi.— Gördün.Gölge Pençesi bir anda saldırmak için öne atıldı.Çocuk sadece elini kaldırdı.Gölge Pençesi havada durdu.Üç gözü birden titredi.— Hayır…Oğuzhan ilk kez Gölge Pençesi’nin korktuğunu gördü.Çocuk başını ona çevirdi.— Sen de beni hatırlıyorsun.Gölge Pençesi geri çekildi.Çocuğun arkasındaki karanlık genişledi.Ve Oğuzhan orada bir şey gördü.Bir oda.Bir bebek.Kucağında onu tutan bir adam.Babası.Adam bebeğe bakıyordu.Yanında ise…Altı mühürlü taş kapı vardı.Ama kapının üzerinde bir isim yazıyordu.Oğuzhan gözlerini kıstı.Yazıyı okuyabildi.HASAN.Oğuzhan’ın yüzü değişti.— Bu Hasan’ın kapısı…Çocuk başını salladı.— Hayır.Bir adım attı.— Hasan o kapının anahtarıydı.Bir adım daha.— Ben ise kapının kendisiyim.Oğuzhan’ın elindeki mühür parçası bir anda havaya yükseldi.Çocuk elini uzattı.Mühür parçası ona doğru hareket etmeye başladı.Oğuzhan hemen yakaladı.— Bunu sana vermeyeceğim!Çocuk ilk kez öfkelendi.— O zaman…Kapının ardındaki altıncı göz tamamen açıldı.Çocuğun sesi değişti.Artık tek bir ses değildi.Binlerce ses aynı anda konuşuyordu.— KAPIYI SEN AÇACAKSIN.Ve o anda…Oğuzhan’ın arkasında Hasan’ın sesi duyuldu.— Oğuzhan! Sakın mührü birleştirme!Oğuzhan hızla arkasına döndü.Hasan oradaydı.Ama yalnız değildi.Yanında…Oğuzhan’ın babası duruyordu.