Bölüm 18

Vaveyla Yazarı: Oğuzhan Beydilli

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: Bölüm 18

HATIRLADIĞIN ÇOCUK
Oğuzhan’ın göğsündeki mühür açılıyordu.Siyah çizgiler derisinin üzerinde ilerledi.Beyaz parça ise havaya yükseldi.Hasan hemen bağırdı:— Oğuzhan, gözlerini kapat!— Neden?!— Çünkü seni hatırlamasını istemiyor!Oğuzhan çocuğa baktı.Çocuk gülümsüyordu.— Geç kaldın, Hasan.Hasan’ın yüzü gerildi.— Sen…— Beni hâlâ tanımadın mı?Çocuk Oğuzhan’a doğru bir adım attı.Ve Oğuzhan’ın zihninde bir görüntü patladı.Bir oda.Çok küçük bir bebek.Oğuzhan.Yanında başka bir çocuk.Hasan.İkisi de aynı yatağın üzerindeydi.Ama üçüncü biri daha vardı.Aynı yüz.Oğuzhan’ın çocukluğu.Çocuk Oğuzhan’a bakıyor ve gülümsüyordu.— Biz üçüz değiliz.Oğuzhan’ın zihninde bir ses yankılandı.— Çünkü o çocuk gerçek bir çocuk değildi.Görüntü değişti.Babası bebeği kucağına aldı.Mehmet kapının yanında duruyordu.Hasan ağlıyordu.Ve çocuk…duvarın içinde duruyordu.Babası bağırdı:— Kapıyı kapat!Mehmet mühürlü bıçağı yere sapladı.Çocuk duvarın içinden konuştu:— Oğuzhan benim.Babası:— Hayır.— Onun kalbini ben taşıyorum.Babası:— Sen sadece bir yankısın!Çocuğun yüzü değişti.Gözleri tamamen siyaha döndü.— O zaman beni neden doğduğundan beri duyuyor?Oğuzhan gözlerini açtı.Nefes nefeseydi.— Sen…Çocuk başını eğdi.— Hatırladın.Oğuzhan geri çekildi.— Sen benim anılarımdasın.— Hayır.Çocuk gülümsedi.— Ben senin anılarından önce vardım.Mehmet bir anda ileri atıldı.Gümüş mührü parladı.— Oğuzhan, ondan uzak dur!Çocuk Mehmet’e döndü.— Sen hâlâ korkuyorsun.Mehmet’in yüzü bembeyaz oldu.— Sen…— Beni doğduğun gece gördün.Oğuzhan Mehmet’e baktı.— Doğru mu?Mehmet cevap vermedi.Çocuk devam etti:— Beni öldürmeye çalıştın.Mehmet:— Seni öldüremezdim.— Ama denedin.Bir anda Mehmet’in göğsündeki gümüş mühür çatladı.ÇAT!Mehmet yere düştü.Oğuzhan ona koşmak istedi.Babası bağırdı:— Oğuzhan, dur!— Babam, ne oluyor?!— Mührünü kullan!Oğuzhan elini göğsüne koydu.Siyah ve beyaz ışık aynı anda yükseldi.Çocuk ilk kez geri çekildi.— Hayır…Oğuzhan:— Senden korkmuyorum.Çocuk:— Henüz.Oğuzhan mührünü ileri uzattı.Beyaz ışık çocuğu sardı.Çocuk çığlık attı.Ama çığlığın içinde başka sesler vardı.Binlerce insan…Binlerce canavar…Ve sonunda Hasan’ın sesi:— Oğuzhan!Oğuzhan ışığı kesti.Hasan’ın önünde küçük bir kapı açılmıştı.Hasan içeri bakıyordu.— Orada ne var?Hasan cevap vermedi.Babası ise fısıldadı:— Senin kaybettiğin parça.Oğuzhan’ın eline baktı.Hasan’ın mühür parçası yoktu.Çocuk da yoktu.Kapı kapanmadan önce içeriden bir şey göründü.Bir el.Sonra bir yüz.Ve Oğuzhan o yüzü gördüğü anda dondu.Kendisininkiyle aynıydı.Kapı kapandı.Oğuzhan:— Bu… ben miyim?Babası başını salladı.— Hayır.— O zaman kim?Babası cevap vermeden önce gölün içinden korkunç bir ses yükseldi.İlk bağırdı:— KAÇIN!Herkes ona döndü.İlk ilk kez kapıya değil…gölün yukarısına bakıyordu.Suyun yüzeyinde devasa bir gölge oluşmuştu.Derinlik Kralı titreyerek konuştu:— O geliyor…Kül Ejderi başını kaldırdı.Mavi ateşi yeniden yandı.Ve Oğuzhan’ın mühründe tek bir kelime belirdi:ALTINCI.Ardından ikinci kelime çıktı:UYANDI.Oğuzhan başını kaldırdı.Gökyüzünden göle doğru bir şey düşüyordu.Ve o şey bir canavar değildi.Bir insandı.Elinde…Hasan’ın mührü vardı.