Bölüm 4

Vaveyla Yazarı: Oğuzhan Beydilli

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: Bölüm 4

KÜLÜN İZİ
Bodrum sarsılmaya devam ediyordu.Tavandan taş parçaları düşüyordu.Güm!Mehmet bağırdı:— Hepiniz dışarı!Oğuzhan defteri kaptı.Halil Efe kapıya doğru koştu.Gölge Pençesi ise yerinden kıpırdamadı.Duvara bakıyordu.— Gitmiyor musun? — dedi Oğuzhan.Gölge Pençesi’nin üç gözü karanlığın içinde parladı.— Bizi izliyor.Oğuzhan’ın içi ürperdi.— Kim?Cevap gelmedi.Çünkü duvarın arkasındaki şey tekrar nefes aldı.Huuuuh…Bu kez bütün evin camları aynı anda titredi.Mehmet:— Şimdi!Hepsi merdivenlere koştu.Oğuzhan son anda arkasına baktı.Yaratık hâlâ bodrumdaydı.Fakat artık onlara saldırmıyordu.Duvarın önünde diz çökmüş…bir şeyi dinliyordu.Oğuzhan dışarı çıktı.Tam o anda evin bütün kapıları aynı anda kapandı.GÜMMM!Sessizlik.Sokak bomboştu.Gece çökmüştü.Halil Efe nefes nefese:— Bitti mi?Gölge Pençesi başını kaldırdı.— Hayır.Gökyüzünde ince bir kızıllık belirdi.Bulutların arasından kül yağmaya başladı.Oğuzhan elini açtı.Avucuna küçük bir kül parçası düştü.Kül, kendi kendine hareket etti.Parmaklarının arasından geçip yere düştü.Yerde bir şekil oluşturdu.Bir ejderha.Kül Ejderi.Oğuzhan diz çöktü.— Bize yol gösteriyor.Mehmet hemen karşı çıktı:— Hayır.— Neden?Mehmet kül şekline baktı.— Çünkü bu bir yol değil.Bir an durdu.— Bu bir uyarı.Oğuzhan’ın beyaz mührü parladı.Kül şeklinin yanında yeni bir sembol oluştu.Beşinci mühür.Ardından…bir göz.Halil Efe geri çekildi.— O göz…Mehmet fısıldadı:— Derinlik.Oğuzhan ona döndü.— Ne demek bu?Mehmet cevap vermedi.Oğuzhan’ın sabrı tükendi.— Mehmet!Mehmet gözlerini kapattı.— Babanın peşine düşmeden önce sana söylemem gereken bir şey var.— Neymiş?Mehmet cebinden eski, paslanmış bir anahtar çıkardı.Anahtarın üzerinde Oğuzhan’ın mührüne benzeyen bir işaret vardı.— Babanın ikinci bir evi vardı.Oğuzhan şaşkınlıkla baktı.— Nerede?Mehmet:— Akhisar’da değil.Kül şekli bir anda dağıldı.Kül parçaları rüzgârla kuzeye doğru savruldu.Gölge Pençesi onları izledi.— Kül Ejderi oraya gidiyor.Oğuzhan:— Neresi?Mehmet anahtarı ona uzattı.— Eski taş ocağı.Halil Efe’nin yüzü değişti.— Orası kapatılmadı mı?Mehmet:— İnsanlar için.Sonra gökyüzüne baktı.Uzaklardan bir kükreme duyuldu.Bu Kül Ejderi’nin sesi değildi.Daha derindi.Daha ağırdı.Sanki yerin altından geliyordu.BOOOOM!Toprak ayaklarının altında titredi.Oğuzhan’ın siyah ve beyaz mührü aynı anda parladı.İki farklı kelime ortaya çıktı:“KÜL.”Ve:“SU.”Oğuzhan dondu.Mehmet’in yüzündeki korku her şeyi anlatıyordu.— Mehmet…— Evet.— Orada ne var?Mehmet yavaşça cevap verdi:— Derinlik Kralı.Tam o anda uzaktaki dağların üzerinden devasa bir gölge yükseldi.Altı bacaklı Kül Ejderi.Ağzından mavi ateş saçıyordu.Ama kaçmıyordu.Bir şeyden saklanıyordu.Ve arkasındaki ormanın tamamı…sanki görünmez bir dalga tarafından ikiye ayrıldı.Kül Ejderi gökyüzüne baktı.Sonra Oğuzhan’a.Ve çok uzaklardan duyulacak kadar güçlü bir sesle bağırdı:— OĞUZHAN! SUYUN ALTINA İNME!Bir saniye sonra gölün yüzeyi patladı.Ve içinden…devasa bir el çıktı.