2. bölüm / 25
KADİM CANAVARLAR- 2. KİTAP KÜLÜN VARİSİBölüm 2
Bölümler 25Şu an: Bölüm 2
- 1 Bölüm 1177 kelime
- 2 Bölüm 2357 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 Bölüm 3294 kelime
- 4 Bölüm 4333 kelime
- 5 Bölüm 5324 kelime
- 6 Bölüm 6298 kelime
- 7 Bölüm 7378 kelime
- 8 Bölüm 8338 kelime
- 9 Bölüm 9354 kelime
- 10 Bölüm 10411 kelime
- 11 Bölüm 11360 kelime
- 12 Bölüm 12314 kelime
- 13 Bölüm 13412 kelime
- 14 Bölüm 14350 kelime
- 15 Bölüm 15398 kelime
- 16 Bölüm 16444 kelime
- 17 Bölüm 17405 kelime
- 18 Bölüm 18349 kelime
- 19 Bölüm 19428 kelime
- 20 Bölüm 20386 kelime
- 21 Bölüm 21386 kelime
- 22 Bölüm 22371 kelime
- 23 Bölüm 23393 kelime
- 24 Bölüm 24326 kelime
- 25 Bölüm 25422 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
BABANIN EVİ
Akşam çökmüştü.Oğuzhan, Mehmet, Halil Efe ve Gölge Pençesi ormandan çıkıp eski yola ulaştılar.Kimse konuşmuyordu.Oğuzhan’ın aklında tek bir şey vardı.Babası.Yıllardır hakkında neredeyse hiçbir şey bilmediği adam…Ve şimdi onun izini bulabileceği yerin adı ortaya çıkmıştı.Akhisar.Saatler sonra eski bir mahalleye ulaştılar.Mehmet önden yürüyordu.Bir sokağın başında durdu.— Burası.Oğuzhan etrafına baktı.Eski evler…Sessiz sokaklar…Ve sokağın sonunda terk edilmiş, iki katlı bir ev.Oğuzhan’ın içi tuhaf bir şekilde ürperdi.— Emin misin?Mehmet başını salladı.— Babanla son kez burada karşılaştım.Oğuzhan ona döndü.— Ne zaman?— On iki yıl önce.— Ben kaç yaşındaydım?Mehmet sustu.Oğuzhan’ın sesi sertleşti.— Mehmet.— Bebektin.Oğuzhan’ın yüzü gerildi.— Yani babam beni bıraktı mı?Mehmet hemen cevap verdi.— Hayır.— O zaman neden gitti?Mehmet eve baktı.— Çünkü seni korumak zorundaydı.Kapı kendi kendine açıldı.Gıcır…Halil Efe geri çekildi.— Bunu siz de gördünüz mü?Gölge Pençesi’nin tüyleri kabardı.— İçeride biri var.Oğuzhan elini mührüne götürdü.— Kim?Gölge Pençesi cevap vermedi.Dördü eve girdi.İçerisi toz içindeydi.Duvarlarda eski fotoğraflar vardı.Oğuzhan bir fotoğrafın önünde durdu.Fotoğrafta genç bir adam vardı.Yanında bir kadın.Ve kucaklarında küçük bir bebek.Oğuzhan.Fotoğrafın altında bir tarih yazıyordu.Ama tarih kazınmıştı.Oğuzhan fotoğrafı eline aldı.Arkasında küçük bir not vardı:“Eğer bir gün geri dönersen, önce bodruma bak.”Oğuzhan’ın gözleri büyüdü.— Bu babamın yazısı.Mehmet:— Emin misin?— Çocukluğumdan kalan birkaç mektubunu görmüştüm.Bir an durdu.— Bu onun yazısı.Bodrumun kapısını buldular.Kapının üzerinde eski bir mühür vardı.Dört küçük sembol…Ve ortasında ikiye ayrılmış bir mühür.Oğuzhan elini kapıya yaklaştırdı.ÇAT!Kapıdaki semboller yandı.Halil Efe şaşkınlıkla:— Bu senin mührün.Oğuzhan:— Ama kapı neden beni tanıyor?Mehmet’in yüzü değişti.— Çünkü bu kapıyı…Bir anda sustu.— Ne?Mehmet cevap vermedi.Oğuzhan elini kapıya bastırdı.GÜMMM!Kapı açıldı.Bodrumun içinde küçük bir masa vardı.Masanın üzerinde…siyah bir taş.Oğuzhan’ın nefesi kesildi.Taşın yanında eski bir defter duruyordu.Kapağında tek bir kelime vardı:OĞUZHAN.Oğuzhan defteri açtı.İlk sayfada babasının el yazısı vardı.“Oğlum, eğer bu defteri okuyorsan beni bulmaya çalışıyorsun.”Oğuzhan’ın elleri titredi.Sayfayı çevirdi.“Sana yıllarca yalan söylemek zorunda kaldım.”Mehmet gözlerini kapattı.Bir sonraki sayfada:“Mühürlerin beşinci taşıyıcısı sensin.”Halil Efe fısıldadı:— Bunu zaten biliyoruz.Oğuzhan sayfayı çevirdi.Bir sonraki cümleyi görünce dondu.“Ama sana söylemediğim bir şey daha var.”Sayfanın devamı yoktu.Yırtılmıştı.Tam o sırada bodrumun arkasından bir ses geldi.Tak.Herkes döndü.Tak… tak…Bir şey duvarın arkasından yürüyordu.Gölge Pençesi dişlerini gösterdi.— Bu insan değil.Duvar çatladı.Karanlığın içinden iki uzun parmak çıktı.Halil Efe’nin mührü parladı.— Oğuzhan…— Ne?Halil Efe’nin sesi titredi.— Bu şey…Duvara baktı.— Kül Ejderi’nden bile daha eski.Duvar tamamen parçalandı.Ve karanlığın içinden bir fısıltı geldi:— Babanı arıyorsan…İki kırmızı göz açıldı.— önce beni geçmelisin.
