Bölüm 11

Vaveyla Yazarı: Oğuzhan Beydilli

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: Bölüm 11

KAPI
Oğuzhan’ın mühründeki yazı yavaşça kayboldu.Ama son cümle zihninde yankılanmaya devam ediyordu.“HASAN’I ÖLDÜRME.”Oğuzhan gözlerini Hasan’dan ayırmadı.— Seni öldürmeyeceğim.Hasan şaşırdı.— Neden?— Çünkü mühür bana ne yapmam gerektiğini söyledi.Hasan acı bir gülümsemeyle başını salladı.— Mühür sana emir vermiyor, Oğuzhan.— O zaman ne yapıyor?— Seni yönlendiriyor.Mehmet hemen araya girdi.— Hasan haklı.Oğuzhan ona döndü.— Sen de mi?Mehmet:— Mühürlerin en tehlikeli tarafı güçleri değil.— Nesi?Mehmet:— İnsana kendi kararının kendisine ait olduğunu düşündürmeleri.Oğuzhan sustu.Tam o sırada gölün ortasındaki beş mühürlü sembol değişmeye başladı.Beşinci mühür ikiye ayrıldı.Bir parçası Hasan’a…Diğeri Oğuzhan’a doğru uzandı.Hasan geri çekildi.— Hayır.Oğuzhan:— Ne oluyor?Hasan:— Beni çağırıyor.Gölge Pençesi hırladı.— Hayır.Üçüncü gözünü açtı.— Seni değil.Gözünün içinden siyah bir ışık çıktı.Suyun altını gördü.Gölün dibinde devasa taş bir kapı vardı.Kapının üzerinde beş mühür bulunuyordu.Dördü kırılmıştı.Beşincisi hâlâ sağlamdı.Ama kapının önünde biri duruyordu.Oğuzhan’ın babası.Oğuzhan nefesini tuttu.— Baba…Gölge Pençesi:— O görüntü değil.Mehmet:— Ne?— Gerçek.Oğuzhan hiç düşünmeden suya doğru koştu.Mehmet arkasından bağırdı:— OĞUZHAN!Oğuzhan suya atladı.Buz gibi su bedenini sardı.Aşağı doğru batmaya başladı.Mührü parladı.Bir ışık oluştu.Ve Oğuzhan nefes almadan suyun altında ilerlemeye başladı.Arkasından Hasan da atladı.Halil Efe bağırdı:— Hasan!Hasan suyun içinde kayboldu.Mehmet dişlerini sıktı.— Bu kötü.Gölge Pençesi ona baktı.— Çok kötü.Oğuzhan aşağı indikçe su kararıyordu.Derinlik Kralı’nın devasa gövdesi uzakta görünüyordu.Canavar bir şeyle savaşıyordu.Sonra Oğuzhan kapıyı gördü.Devasa taş kapı.Üzerindeki dört mühür parçalanmıştı.Beşinci mühür ise…Oğuzhan’ın mührüyle aynı şekilde parlıyordu.Kapının önünde bir adam duruyordu.Sırtı Oğuzhan’a dönüktü.Oğuzhan yaklaşırken adam yavaşça döndü.Babasıydı.Oğuzhan’ın gözleri doldu.— Baba…Adam elini kaldırdı.Ama yüzünde mutluluk yoktu.Korku vardı.— Oğuzhan, buraya neden geldin?Oğuzhan:— Seni bulmaya.Babası başını iki yana salladı.— Sana söyledim.— Ne?— Beni bulma.Oğuzhan:— Ama seni buldum!Babası kapıyı gösterdi.— Hayır.Bir an sustu.— Sen beni bulmadın.Kapının üzerindeki beşinci mühür parladı.— Kapı seni buraya getirdi.Oğuzhan geri çekildi.Arkasından bir ses geldi.— Ve artık kapı açılacak.Oğuzhan döndü.Hasan.Hasan’ın gözleri simsiyah olmuştu.Göğsündeki mühür ise kan kırmızısı parlıyordu.Babası Hasan’ı görünce dondu.— Sen…Hasan gülümsedi.— Beni hatırladın.Oğuzhan babasına baktı.— Baba, Hasan kim?Babası cevap vermedi.Hasan yaklaşmaya başladı.— Söyle ona.Babası:— Hasan…— Söyle!Gölün tamamı titredi.Kapının arkasından bir kalp atışı geldi.GÜM.Oğuzhan’ın babası gözlerini kapattı.— Hasan…Sonra Oğuzhan’a baktı.— Senin kardeşin.Oğuzhan’ın yüzündeki ifade dondu.Hasan gülümsedi.— Sonunda öğrendin.Kapının beşinci mührü çatladı.ÇAT!Babası bağırdı:— OĞUZHAN! HASAN’DAN UZAKLAŞ!Hasan elini kapıya koydu.— Çok geç.Kapının ardından bir ses yükseldi.İnsan sesi değildi.Canavar sesi de değildi.Sanki dünyanın kendisi konuşuyordu:— İKİ PARÇA YENİDEN BİR ARADA.Oğuzhan’ın siyah ve beyaz mühürleri aynı anda yandı.Hasan’ın kırmızı mührü parladı.Ve taş kapının beşinci mührü…tamamen kırıldı.