18. bölüm · Bir Zamanlar Bendim
Kırılan Sadece Kalbim Değildi
İnsan birini kaybettiğinde sadece sevdiği kişiyi kaybetmiyor.
Birlikte kurduğu hayalleri de yavaş yavaş toprağa gömüyor.
Ben bunu, senden sonra öğrendim.
Bir gün dolabımı açtım.
Elime sıradan bir kazak geçti.
Üzerinde senin kokun yoktu.
Seninle hiçbir ilgisi de yoktu.
Ama nedense gözlerim doldu.
Çünkü bazı eşyaların suçu yoktur.
Onlar sadece, unutmaya çalıştığın bir duygunun kapısını aralar.
İşte o an anladım...
Ben senden kaçmıyordum.
Sana ait hissettirdiği için kendimden kaçıyordum.
Eskiden severek dinlediğim şarkılar sustu.
Gittiğimiz yerlerin önünden geçemez oldum.
Kahvemin tadı değişmedi belki...
Ama onu içen ben değişmiştim.
En çok da buna alışamadım.
Hayat devam ediyordu.
Ama ben, içimde yarım kalan bir cümlenin sonunu arıyordum.
Bazen keşke hiç tanışmasaydık diye düşündüm.
Sonra hemen o düşünceden utandım.
Çünkü canımı acıtmış olsan da...
Sana duyduğum sevgi yalandan ibaret değildi.
Ben gerçekten sevdim.
Belki de bu yüzden bu kadar derin yaralandım.
Sevgi ne kadar gerçekse...
Acısı da o kadar gerçek oluyormuş.
Bir gece kendi kendime şunu söyledim:
"İnsan bir başkasını affedebilir...
Peki ya kendi kalbini?
Onu bu kadar incinmeye bıraktığı için kendini affedebilir mi?"
İşte o sorunun cevabını bilmiyordum.
Belki de bu kitabı yazma sebebim buydu.
Bir cevap bulabilmek...
Ya da benim gibi susan bir kalbe,
"Yalnız değilsin." diyebilmek.
NOT
"Kalbin kırıldığı gün değil... Kendini suçlamayı bıraktığın gün iyileşmeye başlarsın."
