32. bölüm · Bir Zamanlar Bendim
İçimde Kalan Küllerin Arasında
Bir gün fark ettim...
Kendimi toparlamaya çalışmıyordum artık.
Sadece kendimi terk etmemeye çalışıyordum.
İkisi aynı şey değildi.
Toparlanmak, kırıldığını kabul etmekti.
Kendini terk etmemek ise...
Kırık parçalarını sevmeye devam edebilmekti.
Uzun zamandır ilk defa, kendime yabancı gibi bakmadım.
Aynanın karşısında dakikalarca durdum.
Yüzüm değişmemişti.
Ama gözlerim...
Onlar çok şey yaşamıştı.
Eskisi gibi ışıl ışıl değildi belki.
Ama artık daha derindi.
İçinde fırtınalar kopmuş bir deniz gibi...
Sessizdi.
Ama sessizliği bile bir hikâye anlatıyordu.
Bir zamanlar, yaşadığım her acının beni eksilttiğini düşünürdüm.
Şimdi ise geriye dönüp baktığımda...
Her gözyaşının içimde yeni bir kapı açtığını görüyorum.
Canım yanarken bunu görememiştim.
Çünkü acı, yaşandığı anda insana hiçbir şey öğretmiyor.
Öğrettikleri, sessizlikten sonra yavaş yavaş büyüyor.
Belki bu yüzden artık geçmişime öfkeyle bakmıyorum.
Orada kalan hiçbir günü değiştiremem.
Ama o günlerin beni nasıl birine dönüştüreceğine ben karar verebilirim.
İçimde hâlâ kırık yerler var.
Onları inkâr etmiyorum.
Çünkü o kırıklar bana güçsüz olduğumu değil...
Ayağa kalkacak kadar cesur olduğumu hatırlatıyor.
Bugün hâlâ bazı geceler gözlerim doluyor.
Ama artık gözyaşlarımdan utanmıyorum.
Çünkü onlar, kaybettiğim savaşların değil...
Hayatta kalmayı başaran kalbimin sessiz tanıkları.
Ve ilk kez hissediyorum...
Belki de iyileşmek, hiçbir şey olmamış gibi yaşamak değildir.
Belki iyileşmek...
Yaşadığın her şeye rağmen, kalbini hayata yeniden çevirebilmektir.
NOT
"Beni ayağa kaldıran şey, acımın bitmesi değildi. Kendimi yeniden sevmekten vazgeçmememdi."
