26. bölüm · Bir Zamanlar Bendim
Bazı Vedalar Gidince Başlamıyor
Kimse bana kalbin de yas tuttuğunu söylememişti.
Bir insanın ardından sadece gözyaşları dökülmüyormuş.
Meğer sessizlik de yas tutarmış.
Eskiden odama girer girmez üzerimi değiştirirdim.
Şimdi uzun uzun kapının önünde bekliyordum.
Sanki içeri girince beni bekleyen şey, yalnızlığın kendisiydi.
Bir evin duvarları hiç bu kadar konuşabilir mi?
Benim evim konuşuyordu.
Sessizliğiyle...
Boşluğuyla...
Her köşesinde yarım kalmış bir his vardı.
Sonra fark ettim...
İnsan birini kaybedince, sadece onu aramıyor.
Onun yanında kurduğu hâlini arıyor.
Eskiden olduğum kadını özlüyordum.
Gözleri umutla bakan...
Kalbi korkmadan seven...
Bir mesaj geldiğinde sebepsizce gülümseyen o kadını...
Onu nereye bıraktığımı bilmiyordum.
Bazen ellerimi yüzüme kapatıp uzun süre öylece kalıyordum.
Çünkü gözlerimi açarsam gerçek değişmeyecekti.
İçimde hâlâ aynı eksiklik duracaktı.
Belki de insanın en ağır sınavı buydu.
Kabullenmek...
Ama unutamamak.
Devam etmek...
Ama eksik hissetmek.
Gülümsemek...
Ama içinde sessizce ağlayan bir kalple.
O gece kendime ilk defa bir itirafta bulundum.
Ben artık seni geri istemiyordum.
Çünkü bazı gidişler geri dönse bile, bıraktığı kırgınlık aynı kalıyordu.
Ben sadece...
Bir gün aynaya baktığımda gözlerimin yeniden ışıldadığı o kadını görmek istiyordum.
Belki o gün, gerçekten iyileşmiş olacaktım.
Ama o gün henüz gelmemişti.
Ve ben...
İyileşmeyi beklemekle, eksik yaşamaya alışmak arasında sıkışıp kalmıştım.
NOT
"Kalbin en büyük savaşı, gitmek isteyenle değil; geride kalan umutla olur."
