20. bölüm · Bir Zamanlar Bendim
Kalbim Benden Önce Yorulmuş
Bazı yorgunluklar uyuyunca geçmiyor.
Sabah gözlerini açıyorsun...
Ama sanki bütün gece hiç dinlenmemişsin gibi.
Benim yorgunluğum da öyleydi.
Bedenim değil...
Kalbim yorulmuştu.
Eskiden küçük şeylerden mutlu olurdum.
Yağmurun sesi...
Sıcak bir kahve...
Pencereden içeri giren güneş...
Hepsi bana iyi gelirdi.
Sonra bir gün fark ettim.
Aynı yağmur yağıyordu.
Aynı kahveyi içiyordum.
Aynı güneş odama vuruyordu.
Ama ben hiçbirini hissedemiyordum.
Sanki içimde bir şey yavaş yavaş eksiliyordu.
Ne olduğunu bilmiyordum.
Adını koyamıyordum.
Sadece her geçen gün biraz daha sessizleşiyordum.
İnsan bazen konuşmaktan değil...
Anlaşılmayacağını düşündüğü için susuyor.
Ben de sustum.
İçimde büyüyen kırgınlığı kimseye anlatmadım.
Çünkü bazı duygular dile gelince hafiflemiyor.
Daha da ağırlaşıyor.
Gece olunca kalbimle baş başa kalıyordum.
Gündüz kaçabildiğim ne varsa...
Gece beni buluyordu.
Düşünceler...
Hatıralar...
Yarım kalan cümleler...
Hepsi aynı anda içime doluyordu.
O anlarda hep aynı şeyi hissediyordum.
Sanki içimde biri sessizce ağlıyordu.
Ve ben...
Onu susturacak hiçbir cümle bulamıyordum.
Belki de en derin acılar, gözyaşı dökmeden yaşananlardı.
Çünkü dışarıdan bakan herkes seni güçlü sanıyordu.
Oysa sen...
İçinde yavaş yavaş dağılıyordun.
Sonra bir gece, kendime hiç sormadığım bir soru sordum.
"Ben gerçekten neyi özlüyorum?"
Seni mi...
Yoksa senin yanındayken hissettiğim o huzuru mu?
İşte o sorunun cevabı...
Hayatımın yönünü değiştirecekti.
NOT
"Bazen özlediğimiz kişi değildir... Onun yanında hissettiğimiz hâlimizdir."
