25. bölüm · Bir Zamanlar Bendim
İçimde Kimsenin Bilmediği Bir Yas Vardı
İçimde Kimsenin Bilmediği Bir Yas Vardı
Annem bir gün saçlarımı okşarken, gözlerime uzun uzun baktı.
Hiçbir şey sormadı.
Ben de hiçbir şey anlatmadım.
Ama o an, içimde sakladığım bütün acının görüldüğünü hissettim.
İnsan bazen ağladığı için değil...
Ağlayamadığı için yoruluyor.
Ben uzun zamandır ağlayamıyordum.
Gözyaşlarım sanki kalbimin içinde birikmişti.
Dışarı çıkmıyor, sadece içimi ağırlaştırıyordu.
Gece herkes uyuduğunda, başımı yastığa koyup tavana bakıyordum.
O tavanda hiçbir şey yoktu.
Ama ben her gece kendimi orada arıyordum.
Eskiden olduğum kadını...
Sevilince gözleri parlayan hâlimi...
Bir mesajla mutlu olabilen o saf kalbi...
Onu ne zaman kaybettim bilmiyorum.
Belki bir vedada değil...
Kırıldığımı belli etmemeye çalıştığım gecelerde kaybettim.
En çok da şu düşünce canımı yakıyordu:
Bir gün her şey geçse bile...
Ben yine aynı ben olabilecek miydim?
Çünkü bazı acılar gelip geçmiyor.
İnsanın içine yerleşiyor.
Gülüşünü değiştiriyor.
Bakışlarını değiştiriyor.
Dünyaya dokunuşunu değiştiriyor.
Ve kimse bunu fark etmiyor.
Herkes seni ayakta görüyor.
Kimse, içindeki yıkıntının altında nefes almaya çalıştığını bilmiyor.
Bir gece aynaya baktım.
Yüzüm bana yabancı değildi.
Ama gözlerimde, çok uzun zamandır dinlenememiş birinin yorgunluğu vardı.
İşte o an korktum.
Seni kaybetmekten değil...
Kendimi tamamen kaybetmekten.
Çünkü insan sevdiği için ölmez.
Kendi içindeki ışığın söndüğünü hissedince sessizce eksilmeye başlar.
Ve ben...
O ışığı ellerimle korumaya çalışırken, avuçlarımın içinde yavaş yavaş kaybolduğunu hissediyordum.
NOT
"En derin yas, bir insanın gidişi değil; onunla birlikte içindeki ışığın da sönmeye başlamasıdır."
