4. bölüm / 7
17 Yıllık Yalanİlk Ziyaret
Bölümler 7Şu an: İlk Ziyaret
Lina telefonu elinde, ekrana bakmaya devam etti.
Mesajı açtı.
“Lina, biliyorum her şey senin için çok zor. Senden hemen bizi ailen olarak kabul etmeni beklemiyorum. Sadece bize bir şans vermeni istiyorum. İstersen yarın gelip evimizi görebilirsin. Seni tanımak ve senin de bizi tanımanı istiyorum. Ne zaman hazırsan biz buradayız.”
Lina mesajı birkaç kez okudu.
İçinde garip bir his oluşmuştu.
Bir tarafı gitmek istemiyordu.
Diğer tarafı ise merak ediyordu.
On yedi yıldır hiç görmediği ailesinin evini...
Kendi odasının nasıl olduğunu...
Kardeşlerinin nasıl insanlar olduğunu...
Ve özellikle de kendisine bu kadar benzeyen insanların nasıl bir hayat yaşadığını merak ediyordu.
Telefonu yatağının üzerine bıraktı.
Bir süre tavana baktı.
Sonra tekrar telefonu eline aldı.
Mesaj kutusuna kısa bir cevap yazdı.
“Tamam. Yarın gelebilirim.”
Mesajı gönderdikten sonra telefonu hemen bıraktı.
Kalbi hızlı hızlı atmaya başlamıştı.
---
Ertesi sabah Lina erkenden uyandı.
Gece boyunca doğru düzgün uyuyamamıştı.
Bugün ilk kez biyolojik ailesinin evine gidecekti.
Dolabının karşısında uzun süre ne giyeceğini düşündü. Sonunda sade bir kıyafet seçip hazırlandı.
Aşağı indiğinde Selma ve Sinan kahvaltı yapıyordu.
Selma, Lina'yı görünce ona baktı.
— Hazır mısın?
Lina bir an durdu.
— Sanırım.
Selma hafifçe gülümsedi.
— Gitmek istemezsen gitmek zorunda değilsin.
Lina başını salladı.
— Hayır. Gitmek istiyorum.
Sinan da ayağa kalktı.
— O zaman seni biz bırakalım.
Lina birkaç saniye düşündü.
— Olur.
Uğur da yanlarına geldi.
— Ben de gelebilir miyim?
Lina gülümsemeye çalıştı.
— Bu sefer olmaz. Başka zaman gelirsin.
Uğur biraz üzülse de başını salladı.
— Tamam.
Lina evden çıkarken bir kez arkasına baktı.
Burası hâlâ onun eviydi.
En azından Lina'nın bildiği kadarıyla.
Ama şimdi başka bir ev daha vardı.
Ve o evde de ona ait bir hayat olduğunu düşünmek hâlâ çok garipti.
---
Arabadan indiklerinde Lina karşısındaki eve baktı.
Ev oldukça büyüktü.
Bahçesi vardı ve dışarıdan bile kalabalık bir aileye ait olduğu belli oluyordu.
Lina bir süre kapının önünde bekledi.
Selma ona baktı.
— Hazırsan girebiliriz.
Lina derin bir nefes aldı.
— Tamam.
Kapı açıldığında karşılarında biyolojik annesi duruyordu.
Kadının yüzünde büyük bir gülümseme vardı.
— Hoş geldin, kızım.
Lina bu kelimeyi duyduğunda yine tuhaf hissetti.
Kızım.
Bir zamanlar bu kelime yalnızca Selma'ya aitti.
Şimdi ise başka bir kadın da ona böyle sesleniyordu.
Lina küçük bir tebessümle karşılık verdi.
— Hoş buldum.
Annesi kenara çekildi.
— Gel, sana evi göstereyim.
Lina içeri girdi.
Salon genişti. Duvarlarda aile fotoğrafları vardı.
Lina bir fotoğrafın önünde durdu.
Fotoğrafta bütün aile birlikteydi.
Fotoğraftaki insanların hepsi ona yabancıydı.
Ama artık onların bir parçası olduğunu biliyordu.
Annesi onun baktığı fotoğrafı fark etti.
— Bu bizim aile fotoğrafımız.
Lina sessizce fotoğrafa baktı.
— Herkes burada mı?
— Evet.
Annesi tek tek aile üyelerini göstermeye başladı.
Lina isimleri hatırlamaya çalışıyordu.
Umut...
Selim...
Alp...
Lale...
Kenan...
Murat...
Ve Ela.
Ela'nın fotoğrafına geldiğinde Lina biraz daha uzun baktı.
Çünkü o da Lina gibi bu ailenin içinde büyümüştü.
Ama aslında başka bir ailenin kızıydı.
İki kız...
İki aile...
Ve tek bir karışıklık yüzünden değişen iki hayat.
Lina gözlerini fotoğraftan çekti.
— Benim odam nerede?
Annesi bir an durdu.
Sonra gülümsedi.
— Sana göstermek istediğim bir yer daha vardı.
Merdivenlerden yukarı çıktılar.
Koridorun sonunda bir kapının önünde durdular.
Annesi kapıyı açtı.
Lina içeri girdi.
Oda oldukça güzel hazırlanmıştı.
Pencereden içeri güneş ışığı giriyordu. Duvarlarda sade süslemeler, bir çalışma masası ve büyük bir yatak vardı.
Lina etrafına baktı.
— Burası...
Annesi gözleri dolarak konuştu.
— Senin odan.
Lina şaşkınlıkla ona baktı.
— Ama ben burada hiç yaşamadım.
— Biliyorum.
Kadın yutkundu.
— Ama biz seni bir gün bulacağımızı hiç düşünmeden bile olsa... bu odanın senin olmasını istedik.
Lina ne diyeceğini bilemedi.
Odaya doğru birkaç adım attı.
Masaya yaklaştı.
Üzerinde birkaç fotoğraf vardı.
Lina fotoğraflara baktı.
Bebeklik fotoğrafları...
Çocukluk fotoğrafları...
Ama hiçbirinde Lina yoktu.
Çünkü Lina'nın çocukluğu başka bir evde geçmişti.
Bu düşünce içini acıttı.
Annesi yanına geldi.
— İstersen burada biraz oturabilirsin.
Lina yatağın kenarına oturdu.
Bir süre sessizce odanın içine baktı.
Sonra başını kaldırdı.
— Beni gerçekten beklediniz mi?
Annesinin gözlerinden yaş süzüldü.
— Seni hiç tanımadan bile özledik.
Lina'nın gözleri doldu.
Fakat ağlamak istemedi.
Hemen başka tarafa baktı.
Tam o sırada kapının önünde bir gölge belirdi.
Lina başını çevirdi.
Kenan kapının yanında duruyordu.
Birbirlerine baktılar.
İkisi de birkaç saniye konuşmadı.
Sonunda Kenan içeri girdi.
— Rahatsız etmiyorum, değil mi?
Lina başını salladı.
— Hayır.
Kenan yatağın karşısındaki sandalyeye oturdu.
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra Kenan hafifçe gülümsedi.
— Garip.
Lina kaşlarını kaldırdı.
— Ne?
— İkiz olduğumuzu bilmek.
Lina da istemeden gülümsedi.
— Evet. Biraz garip.
Kenan ona dikkatlice baktı.
— Ama nedense seni daha önce tanıyormuşum gibi hissediyorum.
Lina'nın gülümsemesi yavaşça kayboldu.
Bu cümle onu düşündürdü.
Belki de gerçekten aralarında, açıklayamadıkları bir bağ vardı.
Bir süre daha konuştular.
Sonra aşağı indiler.
Ailenin diğer üyeleri de Lina'yı tanımaya çalışıyordu. Bazıları sıcak davranıyor, bazıları ise hâlâ mesafeli duruyordu.
Lina bunu fark ediyordu.
Ama kimseye kızmıyordu.
Sonuçta onlar da ne yapacaklarını bilmiyordu.
Akşam yaklaşırken Lina ayağa kalktı.
— Ben artık gitsem iyi olur.
Annesinin yüzündeki gülümseme biraz kayboldu.
— Daha kalmak istemiyor musun?
Lina başını iki yana salladı.
— Bugünlük bu kadar yeter.
Kadın onu anlıyormuş gibi başını salladı.
— Peki. Ama yine gelirsin, değil mi?
Lina kapıya doğru yürüdü.
Bir an durdu.
Sonra arkasını dönüp annesine baktı.
— Belki.
Bu tek kelime, kadın için bile yeterliydi.
Lina evden çıkıp arabaya bindi.
Yol boyunca camdan dışarı baktı.
Artık başka bir şeyi daha biliyordu.
Biyolojik ailesinin bir evi vardı.
Ve o evde kendisi için hazırlanmış bir oda vardı.
Ama Lina hâlâ nereye ait olduğunu bilmiyordu.
Belki de bunu anlaması biraz zaman alacaktı.
Belki de iki aile arasında kalmak, düşündüğünden çok daha zor olacaktı.
Bölüm etkileşimi
