17 Yıllık Yalan kitap kapağı

6. bölüm / 7

17 Yıllık Yalan

İlk Kahvaltı

Vaveyla Yazarı: Just Me

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: İlk Kahvaltı

Lina, gece boyunca birkaç kez uyanmıştı.

Her uyandığında birkaç saniye boyunca nerede olduğunu anlayamıyordu.

Sonra gözlerini açıp etrafına baktığında, kendi odasında olmadığını hatırlıyordu.

Gerçi artık odaya tamamen yabancı da hissetmiyordu.

Dün ilk kez geldiğinde bu oda ona ait değilmiş gibi gelmişti. Fakat saatler geçtikçe, masanın üzerindeki defterler, çizim malzemeleri ve duvarlardaki küçük detaylar ona farklı hissettirmeye başlamıştı.

Yine de bir şey eksikti.

Alışkanlık.

On yedi yıl boyunca her sabah aynı evde uyanmıştı.

Aynı odada...

Aynı yatakta...

Annesinin sesini duyarak...

Şimdi ise ilk kez başka bir evde gözlerini açmıştı.

Lina yatağında doğruldu.

Bir süre etrafına baktı.

Sonra telefonunu eline aldı.

Saat henüz erkendi.

Tam telefonu bırakacakken kapı hafifçe tıklandı.

— Lina?

Ses, biyolojik annesine aitti.

Lina birkaç saniye bekledi.

— Buyur.

Kapı yavaşça açıldı.

Annesi içeri girdi.

— Günaydın.

— Günaydın.

Kadın gülümsedi.

— Uyuyabildin mi?

Lina omuzlarını hafifçe kaldırdı.

— Biraz.

Annesi yatağın kenarına oturdu.

— Bugün hep birlikte kahvaltı yapacağız.

Lina'nın yüzünde küçük bir tebessüm oluştu.

— Hepiniz orada olacak mısınız?

— Evet.

Lina bir an durdu.

— Ela da mı?

Annesinin yüzündeki ifade değişti.

— Evet, o da olacak.

Lina başını salladı.

Ela'nın da bu ailede büyüdüğünü düşündü.

Kendisinin doğduğu ailede...

Onun yerine.

Ama Lina, Ela'ya kızgın değildi.

Çünkü Ela'nın bu olayda hiçbir suçu yoktu.

Annesi ayağa kalktı.

— Hazırlandığında aşağı in. Seni bekliyor olacağız.

— Tamam.

Kadın kapıya yöneldi.

Tam çıkacakken arkasını döndü.

— Lina?

— Efendim?

— Seni burada görmek... benim için çok güzel.

Lina ne diyeceğini bilemedi.

Sadece hafifçe gülümsedi.

Kadın odadan çıktı.

Lina birkaç dakika daha yatağında oturdu.

Sonra kalkıp hazırlandı.

Aynanın karşısına geçtiğinde kendisine baktı.

Saçlarını düzeltti.

Derin bir nefes aldı.

— Sadece kahvaltı, dedi kendi kendine.

Ama kalbinin hızlı atmasını engelleyemiyordu.

---

Merdivenlerden aşağı inerken mutfaktan gelen sesleri duydu.

Tabakların sesi...

Çatal bıçak sesleri...

Konuşmalar...

Ve kahvaltı kokusu.

Lina mutfağın girişinde durdu.

Bir an, çocukluğundaki sabahları hatırladı.

Selma'nın hazırladığı kahvaltıları...

Uğur'un masada yaptığı saçma şakaları...

Sinan'ın işe gitmeden önce çayını içmesini...

Her şey bir anda gözlerinin önüne geldi.

Lina'nın yüzündeki gülümseme kayboldu.

O an, özlediğini fark etti.

Evini özlemişti.

Kendisini büyüten ailesini...

Mutfaktan gelen o tanıdık sesi...

Tam geri dönmeyi düşünürken Kenan onu fark etti.

— Lina!

Herkes dönüp ona baktı.

Kenan eliyle yanındaki sandalyeyi gösterdi.

— Buraya otur.

Lina birkaç saniye tereddüt etti.

Sonra masaya doğru ilerledi.

Sandalyeye oturdu.

Masada bütün aile vardı.

Lina ilk kez hepsini aynı anda görüyordu.

Umut...

Selim...

Alp...

Lale...

Kenan...

Murat...

Ela...

Ve anne babası.

Masadaki herkes bir şekilde Lina'ya bakıyordu.

Lina bunu fark edince biraz gerildi.

Umut sessizce ona baktı.

Selim de aynı şekilde mesafeli duruyordu.

Alp ise daha çok meraklı görünüyordu.

Murat'ın gözlerinde ise açıkça heyecan vardı.

Lale gülümsüyordu.

Kenan ise Lina'nın yanında oturmuştu.

Ela ise sessizce önündeki tabağa bakıyordu.

Lina'nın bakışları bir an Ela ile buluştu.

İkisi de hemen gözlerini kaçırdı.

Ortamdaki sessizliği anne bozdu.

— Hadi, herkes kahvaltısını yapsın.

Murat hemen konuşmaya başladı.

— Lina, sen kahvaltıda ne seversin?

Lina şaşırdı.

— Ne?

— Kahvaltıda ne seviyorsun?

Lina düşündü.

— Peynir, zeytin... yumurta. Bir de çay.

Murat başını salladı.

— Ben de yumurtayı çok seviyorum.

Kenan araya girdi.

— Sen her şeyi seviyorsun.

Murat güldü.

— Olsun.

Masada ilk kez küçük bir kahkaha yükseldi.

Lina da gülümsedi.

Annesi Lina'nın tabağına biraz peynir koydu.

— Al, bunu seviyorsundur.

Lina tabağına baktı.

— Teşekkür ederim.

Bu kadar basit bir hareket bile ona tuhaf gelmişti.

Bir annenin, kızının sevdiği şeyi düşünerek tabağına koyması...

Bunu yıllardır Selma yapıyordu.

Şimdi ise başka bir kadın yapıyordu.

Lina bir an başını kaldırıp annesine baktı.

Kadın ona gülümsedi.

Lina da karşılık verdi.

---

Kahvaltı ilerledikçe ortam biraz daha rahatladı.

Murat sürekli Lina'ya sorular soruyordu.

— Hangi müzikleri seviyorsun?

— Değişiyor.

— En sevdiğin ders ne?

— Resim.

— Okulda en yakın arkadaşın kim?

Lina soruların peş peşe gelmesine gülmeye başladı.

— Sen neden bu kadar soru soruyorsun?

Murat omuzlarını kaldırdı.

— Seni tanımak istiyorum.

Lina bir an sustu.

Sonra gülümsedi.

— Tamam. Sor bakalım.

Murat sevinerek devam etti.

— Gitarı ne zamandır çalıyorsun?

— Birkaç yıldır.

Kenan şaşırdı.

— Gerçekten mi?

— Evet.

— Ben de gitar çalmayı denemiştim.

Lina ona baktı.

— Sonra?

Kenan güldü.

— Vazgeçtim.

Lina kahkaha attı.

— Neden?

— Çünkü hiç yeteneğim yokmuş.

— Belki yeterince çalışmamışsındır.

— Belki de.

İkisi birkaç saniye birbirlerine baktı.

Aralarında ilk kez gerçekten kardeşçe bir konuşma geçmişti.

Lina bunu fark edince içinde garip bir sıcaklık oluştu.

Kenan onun ikiziydi.

Bunu hâlâ anlamakta zorlanıyordu.

Ama onunla konuşurken tuhaf bir rahatlık hissediyordu.

Sanki yıllardır tanıyormuş gibi...

---

Bir süre sonra Umut konuşmaya başladı.

— Lina.

Lina ona döndü.

— Efendim?

— Okulun nasıl?

— İyi.

— Hangi sınıftasın?

— On birinci sınıf.

Umut başını salladı.

— Derslerin iyi mi?

— Bazıları.

Lina gülümsedi.

— Ama matematikle pek anlaşamıyorum.

Alp güldü.

— O konuda yalnız değilsin.

Selim ona baktı.

— Senin matematikle ne zaman anlaştığın oldu?

Masada yeniden kahkahalar yükseldi.

Lina da gülmeye başladı.

Bu kez kendini daha rahat hissediyordu.

Fakat gözleri zaman zaman Ela'ya kayıyordu.

Ela hâlâ sessizdi.

Lina sonunda dayanamadı.

— Sen de mi on birinci sınıftasın?

Ela başını kaldırdı.

— Evet.

— Hangi okul?

Ela okulunun adını söyledi.

Lina başını salladı.

— Benim okuluma yakınmış.

Ela kısa bir tebessüm etti.

— Evet.

İkisi arasında yine sessizlik oldu.

Lina ne söyleyeceğini bilmiyordu.

Ela da bilmiyor gibiydi.

Çünkü ikisi de aynı anda çok fazla şeyi kaybetmişti.

---

Kahvaltı devam ederken Lina'nın telefonu masanın üzerinde titredi.

Ekrana baktı.

Anne ❤️

Lina'nın yüzü bir anda değişti.

Selma mesaj atmıştı.

“Günaydın kızım. Kahvaltı yaptın mı?”

Lina mesajı okuyunca gözleri doldu.

Masadaki kalabalığa baktı.

Sonra telefonuna tekrar baktı.

Bir tarafta biyolojik ailesi...

Diğer tarafta onu büyüten ailesi...

İki farklı hayat.

Lina kısa bir cevap yazdı.

“Günaydın anne. Evet, kahvaltı yapıyorum.”

Mesajı gönderdi.

Telefonu masaya bıraktı.

Biyolojik annesi Lina'nın yüzündeki değişikliği fark etmişti.

— Bir şey mi oldu?

Lina başını kaldırdı.

— Yok.

Ama sesi biraz titremişti.

Annesi daha fazla soru sormadı.

---

Kahvaltı bittiğinde herkes masadan kalkmaya başladı.

Lina da yardım etmek için tabaklardan birkaçını toplamaya çalıştı.

Annesi hemen elinden aldı.

— Sen bırak, ben hallederim.

Lina itiraz etti.

— Yardım edebilirim.

— Biliyorum.

Kadın gülümsedi.

— Ama bugün misafirsin.

Lina hafifçe kaşlarını çattı.

— Misafir olmak istemiyorum.

Kadın bir an durdu.

Lina söylediği şeyin farkına varınca kendisi de şaşırdı.

Annesi yavaşça gülümsedi.

— O zaman misafir gibi davranmayalım.

Lina'nın yüzünde küçük bir tebessüm oluştu.

— Tamam.

Kenan yanlarına geldi.

— Lina, dışarı çıkalım mı?

— Nereye?

— Bahçeye.

Lina başını salladı.

— Olur.

İkisi birlikte bahçeye çıktılar.

Hava serindi.

Bir süre sessizce yürüdüler.

Kenan ellerini cebine soktu.

— Kahvaltı nasıldı?

Lina düşündü.

— Güzeldi.

— Gerçekten mi?

— Evet.

Kenan gülümsedi.

— Sevindim.

Lina ona baktı.

— Senin için de garip mi?

Kenan başını salladı.

— Çok.

— Neden?

— Çünkü on yedi yıl boyunca kardeşim olduğunu bilmeden yaşadığım biriyle şimdi kardeş olmaya çalışıyorum.

Lina gözlerini yere indirdi.

— Ben de aynı şeyi hissediyorum.

Kenan birkaç saniye sustu.

— Ama bence zamanla alışırız.

Lina ona baktı.

— Umarım.

Kenan gülümsedi.

— Ben alışacağımıza inanıyorum.

Lina da hafifçe gülümsedi.

---

O gün Lina eve dönerken aklında tek bir düşünce vardı.

Bu kahvaltı...

İlk başta çok garip gelmişti.

Ama kötü geçmemişti.

Hatta bazı anlarda kendisini gerçekten bir ailenin parçası gibi hissetmişti.

Yine de arabadan inerken başka bir şeyi fark etti.

Özlediği evine dönüyordu.

Selma'nın yanına...

Sinan'ın yanına...

Uğur'un yanına...

Lina kapının önünde durdu.

Bir an arkasına baktı.

Sonra eve girdi.

Belki artık hayatında iki ailesi vardı.

Ama Lina henüz bunun nasıl mümkün olacağını bilmiyordu.

Bir insan aynı anda iki eve ait olabilir miydi?

Bunu zaman gösterecekti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.