3. bölüm / 37
YANLIŞ NUMARA, DOĞRU BELALUMİNA
Bölümler 37Şu an: LUMİNA
- 1 YANLIŞ NUMARA DOĞRU FELAKET1.203 kelime
- 2 ARKA KOLTUK1.674 kelime
- 3 LUMİNA1.475 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 EYVAH! YAKALANDIK1.825 kelime
- 5 ŞÜPHE TOHUMLARI1.824 kelime
- 6 KEL GÖBEKLİ VE EVLİ1.396 kelime
- 7 AV VE AVCI671 kelime
- 8 PİNTEREST EFSANESİNİN ÇÖKÜŞÜ1.096 kelime
- 9 TAKTİKCİ İLE BULUŞMA1.032 kelime
- 10 YANLIŞ ŞERİTTEKİ YOLCU2.033 kelime
- 11 ENGEL1.853 kelime
- 12 AKIŞINA BIRAKMAK (MI?)1.466 kelime
- 13 HAZIRLIK1.353 kelime
- 14 FIRTINADAN ÖNCEKİ SON SESSİZLİK1.532 kelime
- 15 PARALEL GÖLGELER1.023 kelime
- 16 CAM KIRIKLARI VE KARANLIK1.729 kelime
- 17 GÖLGENİN ÖFKESİ2.252 kelime
- 18 SESSİZ YEMİNLER2.050 kelime
- 19 PARÇALANMIŞ KADERLER1.711 kelime
- 20 SİYAH ZARF2.519 kelime
- 21 ENKAZIN GÖLGESİ3.488 kelime
- 22 KİLİTLİ KAPILARIN ARDINDA2.165 kelime
- 23 GEÇMİŞİN ENKAZI2.497 kelime
- 24 KADER SENEDİ3.151 kelime
- 25 KAMPÜS ABLUKASI3.261 kelime
- 26 KÖR NOKTA4.142 kelime
- 27 KIRMIZI3.513 kelime
- 28 HOLDİNG KRİZİ4.081 kelime
- 29 EĞLENCE2.887 kelime
- 30 MAGAZİN SAYFASI2.506 kelime
- 31 MEZARDAKİ GÖLGE3.475 kelime
- 32 ÖLÜ GÖLGELER3.015 kelime
- 33 KAÇIŞ2.041 kelime
- 34 YALIN YALNIZLIK4.433 kelime
- 35 İSTANBUL VE KIRILAN AYNALAR2.168 kelime
- 36 ŞAH2.398 kelime
- 37 MAT3.413 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kafedeki o gergin ama bir o kadar da zafer dolu buluşmanın ardından eve nasıl geldiğimi hatırlamıyordum. Burak beni yurdun kapısına kadar bırakmış, arabadan inerken de "Bugün çok güzeldin, en kısa zamanda tekrarlayalım," demişti. Üstelik o korkunç siyah jipte bu kez Taha denilen o ruh emici adam yoktu!
Odama girer girmez kendimi yatağa attım ve tavanı izlerken yüzümdeki o şapşal gülümsemeyi silmeye çalıştım. Her şey bir film sahnesi gibi kusursuz ilerlemişti. Hemen telefonumu elime aldım. İrem'e olan biten her şeyi anlatabilirdim ama asıl rapor vermem gereken kişi başkaydı. Benim gizli kahramanım, huysuz flört koçum: Taktikçi.
**[22:15] Doğa:** TAKTİKCİİİİ
**[22:15] Doğa:** uyanıksın di mi lutfen uyuyorum deme sana anlatmam gereken seyler var
Mesajı atıp heyecanla beklemeye başladım.
***
Aynı dakikalarda, şehrin dışında terk edilmiş o eski fabrikanın loş lavabosunda, Taha Kurtiz ellerindeki kan lekelerini soğuk suyla yıkıyordu. Dışarıdaki "iş" sandığından biraz daha uzun ve yorucu geçmişti. Siyah gömleğinin kolları dirseklerine kadar kıvrılmıştı ve yüzünde hiçbir duygu kırıntısı yoktu.
Kağıt havluyla ellerini kurularken ceketinin iç cebindeki telefonu titredi. Ekranda beliren "Panik Kız" bildirimini gördüğünde, günün bütün o kanlı ve ağır sisi bir anlığına dağılır gibi oldu. Taha telefonu eline alıp mesajları okudu. Dudaklarında yine o engel olamadığı, hafif alaycı tebessüm belirdi.
**[22:18] Taktikçi:** Uyumuyorum. Ne oldu? Çocuğa yanlışlıkla evlenme mi teklif ettin yoksa?
***
**[22:19] Doğa:** ya hayır dalga gecme
**[22:19] Doğa:** her sey mukemmeldi diyorum sana adam resmen gozlerimin icine dustu
**[22:20] Doğa:** senin americano taktigin oyle bi ise yaradı ki cocuk kahve zevklerimiz bile aynı baksana ruh esiyiz falan triplerine girdi
Taha mesajı okurken tek kaşını kaldırdı. Burak'ın "ruh eşiyiz" lafını kullandığını hayal edince yüzünü buruşturdu. Kendi yetiştirdiği adamın kızlara karşı bu kadar klişe ve ucuz cümleler kurması canını sıkmıştı.
**[22:22] Taktikçi:** Ruh eşi mi? Biraz fazla hızlı gitmiyor mu sence de?
**[22:23] Taktikçi:** Hem o cümleler benim taktiklerimdi. Çocuğun zekasına bu kadar çabuk hayran olma bence.
**[22:24] Doğa:** kıskandın mı sen
**[22:24] Doğa:** taktikci resmen benim flortumu kıskandı su an inanamıyorum
Taha lavabonun kenarına yaslanıp derin bir nefes aldı. Kıskanmak mı? O, Taha Kurtiz'di. Hayatında hiçbir şeyi, hele ki yirmi yaşındaki bir üniversite öğrencisinin aşk hayatını kıskanacak değildi. Sadece... kendi zekasının meyvelerini Burak'ın yiyor olması tuhaf bir şekilde sinirine dokunmuştu.
**[22:26] Taktikçi:** Saçmalama. Sadece emeğimin karşılığında başkasının övülmesinden hoşlanmam.
**[22:27] Taktikçi:** Peki madem her şey bu kadar mükemmeldi, şu an neden bana yazıyorsun?
**[22:28] Doğa:** cunku bi sorun var
**[22:29] Doğa:** burak eve gecince mesaj attı iyi geceler yazmıs ama sonuna hicbi emoji koymamıs nokta bile yok
**[22:29] Doğa:** bu ne demek simdi sıkıldı mı benden niye bu kadar soguk yazdı
**[22:31] Taktikçi:** Sadece iyi geceler yazdı diye senden sıkıldığını mı düşünüyorsun? Belki de adam sadece yorgundur.
**[22:32] Doğa:** ya bi gulucek koymak ne kadar zor olabilir ki
**[22:32] Doğa:** cok odun bu erkekler gercekten
**[22:33] Doğa:** sen olsan ne yazardın mesela soyle bakalım cok bilmis taktikci bey
Taha ekrandaki soruya bakıp duraksadı. Ben olsam ne yazardım? Kendi karanlık dünyasında romantizme veya uzun mesajlara yer yoktu. Ama karşısındaki bu panik dolu, heyecanlı kıza Burak'ın o yavan "iyi geceler" mesajından çok daha fazlasının yakışacağını biliyordu. Parmakları klavyenin üzerinde bir süre gezindi.
**[22:36] Taktikçi:** "Günün yorgunluğunu unutturan tek şey, bugün karşımda otururken attığın o güzel gülümsemeydi. İyi geceler."
Odamda, yatağın üzerinde bağdaş kurmuş otururken ekrana düşen mesajı okudum. Nefesim boğazımda düğümlendi. Birkaç saniye boyunca gözümü kırpmadan o cümleye baktım. Kalbimin ritmi bir anda hızlanmıştı.
**[22:38] Doğa:** oha
**[22:38] Doğa:** oha taktikci bu cok...
**[22:39] Doğa:** cok iyiydi
**[22:39] Doğa:** burak bunu yazsa su an kapısına gidip boynuna atlardım herhalde
Taha loş lavaboda, Doğa'nın bu tepkisini okuduğunda yüzündeki o sert ifade tamamen silinmişti. İçinde tarif edemediği, tuhaf bir tatmin duygusu yayıldı.
**[22:41] Taktikçi:** Görüyorsun ya Panik Kız. Bazen kiminle konuştuğuna dikkat etmelisin.
**[22:42] Taktikçi:** Şimdi o telefonu bırak ve uyu. Yarın Burak sana günaydın yazana kadar da ona mesaj atma. Bu da günün son taktiği olsun.
**[22:43] Doğa:** tamam anlastık
**[22:43] Doğa:** iyi geceler taktikci. ve tesekkur ederim her sey icin.
Taha telefonu cebine geri koyup aynadaki yansımasına baktı. Gözlerindeki o tehlikeli karanlığın içinde, yıllardır hissetmediği kadar insani bir parıltı vardı. Dışarı çıkıp adamlarının yanına döndüğünde, herkes patronlarının az önceki o kanlı yüzleşmeden sonra nasıl bu kadar sakin olabildiğini merak ediyordu. Ama hiçbiri o siyah deri ceketinin cebinde saklı duran sırrı bilmiyordu.
Ertesi sabah telefonumun titremesiyle gözlerimi araladım. Ekranda Burak'ın ismini görünce uykum anında açıldı. Gece Taktikçi'nin o iddialı ve havalı cümlesinden sonra Burak'tan nasıl bir hamle geleceğini deli gibi merak ediyordum.
[09:10] Burak: Günaydın :) İlk derse geç kalma.
Yüzümdeki o hevesli ifade saniyeler içinde silindi. Günaydın ve derse geç kalma mı? Hepsi bu mu yani? Geceki o gizemli ve romantik havadan eser yoktu. Omuzlarımı düşürerek klavyeye dokundum. Taktikçi'ye yazmadan duramayacaktım.
[09:12] Doğa: inanamıyorum gercekten
[09:12] Doğa: sadece gunaydın yazmıs bi de derse gec kalma demis. senin dun geceki o cümlenden sonra bu o kadar yavan geldi ki
Cevap gelmesini beklerken yataktan çıkıp dolabıma yöneldim. Taktikçi muhtemelen sabahın bu saatinde meşguldü, sonuçta onun da bir işi gücü vardı (her ne kadar sadece sıkıcı toplantılara giren sıradan bir plaza çalışanı olduğunu düşünsem de). Ama telefonum beklediğimden çok daha çabuk titredi.
[09:15] Taktikçi: O cümle bir stratejiydi Panik Kız. Çocuğun bir gecede edebiyatçı olmasını beklemiyordun herhalde.
[09:16] Taktikçi: Gerçek dünyaya dön. Adam sana sabahın köründe mesaj atıyorsa bu ilgisini gösterir. Duygusal beklentilerini kendine sakla ve sadece plana sadık kal.
Gözlerimi devirdim. Bazen bu adamın bir robot olduğunu düşünüyordum. "Duygusal beklentilerini kendine sakla"ymış. Çok bilmiş ukala!
[09:18] Doğa: tamam anladık duygusuz bi taktik makinesisiniz siz.
[09:19] Doğa: derse yetismem lazım gorusuruz.
Kampüse gittiğimde Burak beni kantinin girişinde bekliyordu. Elinde iki karton bardak vardı. Beni görünce o meşhur, rahat gülümsemesini yüzüne yerleştirdi. "Sade americano," dedi bardaklardan birini bana uzatırken. "Dün sevdiğini söyleyince sormadan aldım."
Taktikçi'nin kulakları çınlasın, adamın hakkını vermek zorundaydım. Americano hamlesi gerçekten işe yaramıştı. Ders aralarında ve öğle arasında Burak'la sohbetimiz gayet güzel ilerledi. Dünkü o siyah jip ve korkunç abisi konusunu hiç açmadım, o da bahsetmedi. Tam son dersten çıkıp yurda dönecekken Burak adımlarını yavaşlattı.
"Bu arada," dedi ellerini cebine sokarak. "Cumartesi akşamı bizim çocuklarla bir planımız var. Lumina diye bir mekan var, belki duymuşsundur. Oraya geçeceğiz. Sen de gelsene?"
Lumina mı? Şehrin en lüks, kapısında korumaların etten duvar ördüğü o meşhur gece kulübü mü?
"Olur," dedim sesimi olabildiğince düz tutmaya çalışarak. "Gelirim, haberleşiriz."
Yurda nasıl döndüğümü, odama nasıl girdiğimi hatırlamıyordum. Lumina gibi bir yere gitmek benim gibi kampüs-yurt ekseninde yaşayan biri için tam bir kabustu. Ne giyecektim? Nasıl davranacaktım? Hemen sığınağıma başvurdum.
[15:30] Doğa: ACİL DURUM
[15:30] Doğa: cumartesi aksamı icin arkadas grubuyla bi mekana davet etti
[15:31] Doğa: lumina diye bi yer. hic gitmedim o tarz yerlere. napıcam ben??
Şehrin merkezindeki devasa plazanın en üst katında, Taha Kurtiz önündeki dosyaları incelerken telefonunun ekranı aydınlandı. "Lumina" kelimesini gördüğünde dolmakalemini yavaşça masaya bıraktı. Kendi mekanıydı. Şehrin yeraltı ve yerüstü elitlerinin buluşma noktası olan, güvenliğinden bizzat kendisinin sorumlu olduğu o kulüp.
Burak'ın o mekana gideceğini biliyordu ama bu kızı da o kurtlar sofrasına sürüklemesi Taha'nın kaşlarının çatılmasına sebep oldu.
[15:35] Taktikçi: Beklenen hamle. Seni kendi sürüsünün içine sokup test edecek.
[15:36] Taktikçi: Lumina gösterişli bir yerdir ama ucuz gösterişi sevmez. Panik yapmayı bırak.
[15:37] Doğa: nasıl panik yapmayayım benim dolabımda kot pantolon ve tişört dısında bisey yok
[15:38] Doğa: ne giymem lazım oraya giderken? lutfen abartılı topuklular falan deme dusup rezil olurum
Taha arkasına yaslanıp derin bir nefes aldı. Bu kızın sürekli rezil olma korkusuyla yaşaması bir yandan sinir bozucuydu, diğer yandan ise... Taha'nın karanlık, hesaplı dünyasında eşine rastlanmayan türden bir saflıktı.
[15:40] Taktikçi: Abartılı dekoltelerden ve payetlerden uzak dur. Siyah, düz ve zarif bir elbise işini fazlasıyla görür. Altına da yürüyebileceğin şık bir ayakkabı giy.
[15:41] Taktikçi: Orada Burak'ın dibinden ayrılmayan, ürkek bir kız çocuğu gibi durma. Gerekirse bara geç, kendi içeceğini kendin al. Özgüven, o tarz mekanlardaki en iyi kıyafettir.
Mesajları okurken derin bir oh çektim. Siyah elbise mantıklıydı. İrem'in dolabında kesinlikle kurtarıcı bir siyah elbise bulabilirdim. Ama içimi kemiren başka bir detay daha vardı.
[15:43] Doğa: elbise isini hallederim iremden bulurum.
[15:44] Doğa: ama aklıma bisey takıldı. ya o psikopat abisi de orda olursa?
[15:44] Doğa: adamın aurası yuzunden arabada nefes alamadım kulupte onu gorursem kesin paniklerim bisey deviririm
Taha, ekrandaki "psikopat abi" lafını gördüğünde dudaklarının kenarı hafifçe seğirdi. Odasının kapısında bekleyen korumalarına kısa bir bakış atıp tekrar telefona döndü.
[15:47] Taktikçi: O tarz adamların yirmi yaşındaki üniversite öğrencileriyle aynı ortamda işi olmaz. Kendi işine bak sen.
[15:48] Taktikçi: Cumartesi gecesi sadece kurallara uy. Gerisini düşünme.
[15:50] Doğa: umarım haklısındır. orda o adamı gormek isteyecegim son sey falan.
[15:51] Doğa: tavsiyeler icin sagol taktikci.
Taha telefonu kilitlerken yüzünde hiçbir ifade yoktu. Masasındaki dahili hattan asistanını aradı. Sesi, az önce mesaj yazan o akıl hocasından tamamen farklı, buz gibi ve otoriterdi.
"Cumartesi gecesi Lumina'daki VIP locamı hazırlatın," dedi düz bir sesle. "Ve Burak'ın masasının etrafındaki güvenliği artırın. Bütün gece orada olacağım."
Ben ise yatağımın üzerinde, cumartesi gecesi yaşanacaklardan tamamen habersiz, İrem'e siyah bir elbise için nasıl yalvaracağımı planlıyordum. Her şey kontrol altındaydı. Ya da ben öyle sanıyordum.
Bölüm etkileşimi
