FIRTINADAN ÖNCEKİ SON SESSİZLİK

Vaveyla Yazarı: Büşra Kıran

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 37Şu an: FIRTINADAN ÖNCEKİ SON SESSİZLİK

Perşembe sabahı, içimde daha önce hiç hissetmediğim tuhaf bir kuşun kanat çırpışlarıyla gözlerimi açtım. Günlerdir beklediğim, o her adımı gizemle örülmüş, Burak’ın üzerinde haftalardır uğraştığını söylediği o büyük gün gelip çatmıştı. Yataktan kalkarken odanın içine süzülen mayıs güneşinin o ılık dokunuşu, yüzüme çarpan hafif esinti bile sanki bugünün sıradan bir gün olmadığını fısıldıyordu. Heyecanla komodinin üzerindeki telefonuma uzandım. Alışkanlıklar insanı en zayıf anında yakalardı; parmaklarım yine, artık bir refleks haline gelmiş o hareketle ekranı kaydırdı ve WhatsApp’ın en alt satırlarına indi.

Siyah logo. Profil resmi hâlâ yoktu. Tek bir durum güncellemesi, tek bir çevrimiçi emaresi bile yoktu. Taktikçi, cumartesi gecesi o engeli bir anlığına kaldırıp beni darmadağın ettikten sonra, adeta bir hayalet gibi tamamen sırra kadem basmıştı. "Sınıfta kaldın," diyen o soğuk, mesafeli ses tonu zihnimin kuytu köşelerinde yankılansa da kafamı hızla iki yana sallayarak o düşünceleri zihnimden kovdum. Bugün benim günümdü. Karşımda benim için günlerdir plan yapan, sevgisini açıkça gösteren, holding paralarıyla bana hava atmaya çalışsa da dik duruşuma saygı duyan kanlı canlı bir Burak Karahan vardı. Ekrandaki bir gölgenin, o ne idüğü belirsiz adamın yasını tutacak, onun beni manipüle etmesine izin verecek değildim.

Hızla yataktan kalkıp banyoya geçtim. Aynadaki yansımama bakıp "Bugün her şey mükemmel olacak Doğa," dedim kendi kendime. Dolaptan üzerime siyah, rahat bir sweatshirt ve altına her zamanki jean pantolonlarımdan birini geçirip kampüsün yolunu tuttum. Bugün vizeler öncesindeki son dersler vardı ama dürüst olmak gerekirse kafamın içindeki vize notları değil, gardırobumun kapağında asılı duran o asil, siyah mini elbiseydi.

Kampüs bahçesinden içeri adım attığımda gözlerim direkt her zamanki yerimize, o büyük çınar ağacının altındaki masaya kaydı. Burak her sabah benden önce gelir, elinde iki büyük boy karton bardak kahveyle beni beklerdi. Ama masaya baktığımda içim burkuldu; masada sadece dökülen çınar yaprakları ve yabancı birkaç öğrenci vardı. Saatime baktım; dokuzu çeyrek geçiyordu. Dersin başlamasına çok az kalmıştı ve Burak hâlâ ortalıklarda yoktu. Telefonunu çıkarıp WhatsApp’a girdim, en son dün gece mesajlaşmıştık ve bana "Dersleri çok asma" diye takılmıştı. Ama şu an kendisi piyasada yoktu.

İçime ani bir "Panik Kız" dalgası yayıldı. Acaba başına bir şey mi gelmişti? Yoksa o cuma gecesi yaşanan o karanlık, o tekinsiz adamların dahil olduğu olayla ilgili bir durum mu vardı? Kalbimin ritmi hızlanırken amfiye giden merdivenlerin kuytu bir köşesine çekildim ve hemen Burak’ı aradım. Telefon ilk çalmada açılmadı, ikinci, üçüncü derken içimdeki o huzursuzluk katlanarak büyüdü. Tam kapatacakken telefonun diğer ucundan Burak’ın o her zamanki neşeli ama arkadan gelen yoğun korna ve gürültü sesleriyle karışık sesi duyuldu.

"Efendim güzelim?" dedi Burak, sesi hafif soluk soluğaydı, sanki bir yere koşturuyor gibiydi.

"Burak, neredesin sen?" dedim, sesimdeki endişeyi gizleyemeyerek. Merdivenlerin korkuluklarına tutundum. "Okuldayım ben, çınar ağacının altına baktım yoktun. Ders başlamak üzere, sen gelmiyor musun bugün okula?"

Burak telefonun diğer ucundan hafifçe kıkırdadı, onun bu rahat tavrı içimdeki o gerginliği biraz olsun azalttı. "Yok güzelim, bugün okula gelemeyeceğim. İnanılmaz yoğun bir koşturmacanın ortasındayım şu an. Şehir dışından gelen bazı teslimat işleri vardı, bir de biliyorsun, bu akşam bizim akşamımız. Sürprizle ilgili halletmem gereken son birkaç detay var. Her şeyin kusursuz olmasını istiyorum, o yüzden sabahtan beri koşturuyorum."

"Sürpriz işleri mi?" dedim, kaşlarımı kaldırarak. Merakım artık zirve noktasına ulaşmıştı. "Burak valla çatlayacağım meraktan, alt tarafı bir akşam yemeği değil mi bu? Ne teslimatı, ne koşturmacası bu kadar?"

"Alt tarafı bir akşam yemeği mi?" dedi Burak, sesindeki o gururlu, Karahan veliahdı edasını çok net görebiliyordum. "Doğa, ben sana ne dedim? Bu seferki çok daha klas, çok daha özel bir şey olacak. Sıradan bir restorana gidip yemek yiyeceğimizi falan mı sandın gerçekten? Benim hakkımdaki vizyonunu biraz genişlet bence güzelim."

"İyi tamam, vizyonlu Karahan," dedim gülerek. İçimdeki o endişe bulutları tamamen dağılmış, yerini tatlı bir heyecana bırakmıştı. "Ama çok yorma kendini, benim için senin yanımda olman yeterli biliyorsun. O para mevzusundan sonra zaten hâlâ sana biraz kırgınım, unutma."

"Unutur muyum inatçı keçi," dedi Burak, arkadan birinin ona seslendiğini duydum, muhtemelen işlerin başındaki adamlardan biriydi. "Bak gitmem lazım, adamlar bekliyor. Sen şimdi güzelce derslerine gir, vizelerine çalış. Sonra da yurda geçip o bahsettiğin, benim aklımı başımdan alacak elbiseni giy, en güzel makyajını yap. Saat tam yedide, her zamanki gibi yurdun önünde olacağım. Seni o kapıdan aldığım an, dünyadaki her şeyi unutacaksın, söz veriyorum."

"Tamam, söz ver bakalım. Saat yedide kapıdayım. Dikkat et kendine," dedim.

"Sen de güzelim, akşama görüşürüz," dedi ve telefonu kapattı.

Telefonu cebime koyduğumda yüzümde engel olamadığım kocaman bir tebessüm vardı. Burak gerçekten benim için, bu ilişkiyi toparlamak ve beni mutlu etmek için elinden gelen her şeyi yapıyordu. Amfinin kapısından içeri girdiğimde İrem çoktan sıraya yerleşmiş, defterlerini açmış beni bekliyordu. Yanına gidip çantamı sıraya bıraktığımda İrem bana şüpheci gözlerle baktı.

"Eee, bizim damat adayı nerede? Kahveler nerede kızım?" diye sordu, gözlerini kısarak.

"Gelmeyecekmiş bugün," dedim sıraya oturup montumu arkama asarken. "Akşamki sürpriz için koşturuyormuş. Her şeyin kusursuz olması lazımmış beyefendiye göre."

İrem elindeki kalemi masaya bırakıp heyecanla bana doğru döndü. "Oha, çocuk resmen sana kul köle oldu Doğa. Sabahtan beri sürpriz için mi koşturuyor? Valla bu Karahan erkekleri birini sevince tam seviyor galiba. Ne yalan söyleyeyim, dün parayı geri gönderdiğinde çocuk kesin arıza çıkarır, gurur yapar diyordum ama adam daha da bağlandı sana."

"Çünkü ben onun etrafındaki o paraya tapan kızlardan değilim İrem," dedim dik bir sesle. Defterimi açıp kalemi elime aldım. "O da bunun farkında. Beni parasıyla değil, emeğiyle ve sevgisiyle etkileyebileceğini anladı sonunda."

"Ay hadi inşallah," dedi İrem, arkasına yaslanarak. "Hoca giriyor içeri, susalım şimdi. Ama akşam o odadan bir prenses gibi çıkacaksın, o makyajı bana bırakıyorsun asla itiraz kabul etmiyorum!"

"Tamam, tamam, makyaj sende," diye fısıldadım hoca kürsüye doğru adımlarken.

O gün dersler benim için adeta bir işkence gibi geçti. Hocanın anlattığı hiçbir kelime zihnime girmiyor, tahtadaki yazılar birbirine karışıyordu. Kafamın içinde sürekli saat tik takları dönüyordu. Saat bir oldu, iki oldu, üç oldu... Zaman hem çok yavaş hem de çok hızlı akıyor gibiydi. Sınıftan çıkıp kantinde bir şeyler atıştırırken bile gözüm hep telefondaydı. Burak’tan başka mesaj gelmemişti, besbelli ki işi başından aşkındı.

Saat dörde doğru son ders de bittiğinde İrem’le birlikte adeta koşar adım yurda doğru yürümeye başladık. Kampüsün çıkışındaki o kalabalığın içinden geçerken, tuhaf bir şekilde ensemde bir çift gözün baskısını hissettim. Durup arkama baktım; kalabalık öğrenci grubu, aceleyle evlerine ya da kafelere dağılan insanlar vardı sadece. Ama o tanıdık, o insanı huzursuz eden, adeta ruhunu röntgenleyen o karanlık hissi çok iyi biliyordum. Cuma gecesi o dar sokakta, o siyah lüks arabanın içinden bana bakan o gözlerin bıraktığı histi bu.

"Ne oldu, neye bakıyorsun?" diye sordu İrem, kolumu dürterek.

"Yok bir şey," dedim, derin bir nefes alıp yürümeye devam ederken. "Sadece... Sanki biri bizi izliyormuş gibi geldi. Paronayak oldum iyice bu ara."

"Kızım sen harbi delirdin," dedi İrem gülerek. "Heyecandan o, heyecandan. Hadi yürü, daha o saçlar yapılacak, porselen makyaj yapılacak. Zaman daralıyor!"

Yurt odasının kapısından içeri girdiğimizde saat beş buçuğa geliyordu. Zaman daralmıştı ve içimdeki o Panik Kız tamamen uyanmıştı. İrem hemen çantaları bir kenara fırlatıp makyaj malzemelerini masanın üzerine dizmeye başladı. Dün aldığımız o kahve tonlarındaki dudak kalemi, parlatıcı ruj, kapatıcılar adeta birer savaş mühimmatı gibi masada yerini almıştı.

"Önce duşa gir, çabuk!" diye emir verdi İrem, bir profesyonel edasıyla saç fırçasını eline alarak.

Hızla banyoya girip sıcak bir duş aldım. Sudan çıktığımda vücudumdaki tüm o günün yorgunluğu gitmiş, yerini tatlı bir titremeye bırakmıştı. Bornozuma sarınıp odaya geçtiğimde İrem beni direkt masanın önündeki sandalyeye oturttu. Saçlarımı kurutup hafif, doğal dalgalar halinde omuzlarıma döktü. Ardından makyaj aşamasına geçtik. İrem yüzüme kapatıcıyı sürerken, gözlerime hafif buğulu, kahve tonlarında bir far uygularken nefesimi tutmuş aynadaki değişimi izliyordum. Dün aldığımız o meşhur dudak kalemiyle dudaklarımı çerçeveleyip üzerine o ıslak bitişli parlatıcıyı sürdüğünde, aynada gördüğüm kız ben olamazdım. Çok zarif, çok çekici ve bambaşka bir Doğa vardı karşımda.

"İşte bu!" dedi İrem gururla, elindeki makyaj süngerini masaya bırakarak. "Şimdi o kutsal elbiseyi giyme vakti. Hadi bakalım."

Gardırobun kapağında asılı duran siyah mini elbiseyi özenle askısından çıkardım. Kumaşın tenime değdiği an ürperdim. Elbiseyi üzerime geçirip arkasındaki fermuarı İrem’in yardımıyla çektiğimde, elbise vücudumu bir eldiven gibi sarmıştı. Göğüs dekoltesi tam sınırda, boyu ise bacaklarımı olduğundan çok daha uzun gösteren harika bir kesimdi. Aynanın karşısına geçip kendime baktığımda kalbimin göğüs kafesimi delmek istercesine attığını hissettim.

Saatime baktım; yediye yedi dakika vardı. Tam o esnada telefonum masanın üzerinde titredi. Ekranda Burak’ın ismi belirdi.

*"Aşağıdayım güzelim. Hayatımda hiç bu kadar heyecanlandığımı hatırlamıyorum, seni bekliyorum."*

Derin bir nefes aldım. Çantamı ve hafif ceketimi elime alıp İrem’e döndüm. İrem bana bakıp gözleri parlayarak "Yıkılıyorsun Doğa. Git ve o Karahan’ın aklını başından al," dedi.

"Görüşürüz," diyerek odadan çıktım. Koridorda yürürken topuklu ayakkabılarımın çıkardığı o ritmik ses, kalbimin atışıyla senkronize olmuş gibiydi. Yurttan dışarı adım attığımda, mayıs ayının o serin akşam rüzgarı yüzüme çarptı. Ve tam yurdun önünde, Burak’ın o her zamanki lüks jipi çalışır vaziyette, farları yanık şekilde beni bekliyordu.

Burak, arabanın kapısına yaslanmış halde duruyordu. Üzerine cuk diye oturan siyah, jilet gibi bir takım elbise giymiş, beyaz gömleğinin ilk iki düğmesini açık bırakmıştı. Saçları özenle taranmıştı. Beni kapıdan çıkarken gördüğü an, o yaslandığı kapıdan destek alarak doğruldu. Gözleri baştan aşağı beni süzdü; o kendinden emin, flörtöz Karahan gitmiş, yerine büyülenmiş gibi bakan, nutku tutulmuş bir adam gelmişti. Elindeki sigarayı hemen yere atıp parmağıyla ezdi ve bana doğru adımlamaya başladı.

İşte o an, hayatımın en sakin ama arka planda en büyük fırtınaların koptuğu o büyük dönüm noktasının ilk adımını atmıştım. Sürprizin ne olduğunu, bizi o gecenin karanlığında nelerin beklediğini bilmeden, tehlikenin tam kalbine doğru yürüyordum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.018okunma 56beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18