ENGEL

Vaveyla Yazarı: Büşra Kıran

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 37Şu an: ENGEL

Doğa’nın elleri telefonun üzerinde öylece asılı kaldı. Ekrandaki son mesajı, satır satır, kelime kelime kaç kez okuduğunu kendisi bile bilmiyordu.

*“Ve o zaman, yüzüme karşı da bu kadar çok 'kimsin' diye sorup soramayacağını bizzat göreceğiz.”*

Kafasını yavaşça kaldırıp dikiz aynasından arkadaki yoğun trafiğe bakmaya çalıştı. Yüzlerce araba, binlerce insan, akıp giden bir şehir... Gerçekten arkalarında mıydı? Onları izliyor muydu? İçini ürperten o gizemli ve güçlü aura, sanki caddenin tüm havasını kurutmuş, arabayı bir fanusun içine hapsetmiş gibiydi.

Hızla klavyeye basıp yeni bir şeyler yazmaya yeltendi, parmakları heyecandan titriyordu:

**[14.18] Doğa:** bak gercekten saka yapıyosan hic komik degil valla bak kalbim fırlıcak simdi durdur arabayı diyorum sana!!

Fakat mesajın yanındaki o küçük tik işareti bir türlü maviye dönmedi. Dakikalar geçiyor, mesaj iletildiği halde okunmuyordu. Doğa, içinde büyüyen o tuhaf terk edilmişlik ve kapana kısılmışlık hissiyle ekranı açık tutmaya devam etti. Tam o esnada, numaranın altındaki o her zaman görmeye alıştığı profil resmi bir anda kayboldu. Düz, bomboş, gri bir avatar belirdi yerinde.

Altında ne "çevrimiçi" yazısı vardı artık, ne de son görülme zamanı.

Doğa'nın parmakları titreyerek profilin üzerine tıkladı. Aramayı denedi ama hat daha ilk saniyede düşmeden kapandı.

Engellenmişti.

O her adımı önceden gören, onunla kedinin fareyle oynadığı gibi oynayan, ona kibirli tüyolar vererek Burak'la arasını yapmaya çalışan o gizemli Taktikçi, Doğa’yı tek bir hamlede hayatından, sisteminden ve ekranından silip atmıştı. Sanki hiç var olmamış, günlerdir o mesajları atan o değilmiş gibi arkasında sadece kapkara bir sessizlik bırakmıştı.

Doğa, telefonun kararan ekranına bakarken içinin tuhaf bir sızlamayla kasıldığını hissetti. Evet, adam tehlikeliydi, belki de bir suçluydu ya da bir hackerdı; ama günlerdir onun o panik hallerini toparlayan, ona üstten üstten de olsa bir şekilde yol gösteren o gücün bir anda böyle buz gibi geri çekilmesi, Doğa’da derin bir boşluk hissi yaratmıştı. Kendini bir anlığına yapayalnız ve gerçekten "sınıfta kalmış" gibi hissetti.

"Doğa? Güzelim, iyi misin? Kireç gibi oldun yine," Burak’ın yumuşak, endişeli sesi arabanın içindeki o ağır havayı bir anda dağıtıverdi.

Doğa irkilerek kafasını telefondan kaldırdı. Burak, kırmızı ışıkta durmuş, tek elini direksiyona yaslamış halde tamamen ona dönmüş bakıyordu. Gözlerindeki o yalansız, çocuksu endişe ve Doğa'yı gerçekten önemseyen o sıcak tavır, Taktikçi'nin bıraktığı o üşütücü sessizliğin üzerine koruyucu bir battaniye gibi serildi.

Doğa derin bir nefes aldı. Telefonunu ceketinin cebine, bu kez ekranını tamamen kilitettirerek fırlattı. Arkasından iş çeviren, onu uzaktan dikizleyen gizemli bir gölgenin peşinden gidecek değildi ya! Üstelik şu an yanında, gerçekten değer verdiği, okulun başından beri peşinde koşan ve ona jestler yapmak için çırpınan Burak vardı. Taktikçi onun Burak'la yakınlaşması için tüyo vermiyor muydu zaten? Al işte, yakınlaşmıştı işte.

Yüzüne ani, korumacı bir tebessüm yerleştirdi. İçindeki o panik dalgasını tamamen bastırarak Burak’a doğru döndü.

"İyiyim ya," dedi sesini bilerek neşeli tutmaya çalışarak. "Sadece... Kampüsten beri biraz fazla aksiyon oldu benim için. Kafeteryadaki o devasa güller, sonra birden senin bu siyah jiple kapıda belirmelerin falan... Şoka girdim herhalde."

Burak, Doğa’nın yüzündeki o sıcak gülümsemeyi ve sesindeki yumuşamayı fark edince gözlerinin içi parladı. Yüzündeki o kasıntı, havalı çocuk pozu anında eridi, yerini çok daha samimi, sevimli bir rahatlığa bıraktı.

"E yani, Burak Karahan farkı diyelim," diyerek hafifçe göz kırptı, arabayı tekrar hareket ettirirken. "Seni şaşırtmayı seviyorum. O gün o restorandaki saçma gerginlikten sonra seni böyle düzgün bir yere götürmek, gerçekten baş başa konuşmak istedim. Hak ettik bence bunu."

"Öyle mi?" dedi Doğa, ceketinin yakasını düzelterek koltuğa daha rahat yerleşti. İçindeki o Taktikçi karmaşasını tamamen rafa kaldırmaya kararlıydı. "Bakalım nereye götürüyorsun beni, vizyonunu test edeceğim."

"Gidince göreceksin, tam senin seveceğin gibi bir yer," Burak neşeyle güldü, radyonun sesini biraz daha açtı. Doğa’nın en sevdiği gruplardan birinin şarkısı çalmaya başladığında, Burak’ın bunu bilerek ayarladığını anlamak zor değildi.

Doğa, camdan dışarıya akıp giden şehri izlerken, Taktikçi’nin attığı o son tehditvari mesajı zihninin en karanlık köşesine gömdü. *“O çocuktan kurtulduğun ilk saniyede karşına dikileceğim.”*

*"Dikilirse dikilsin,"* diye düşündü Doğa kendi kendine. Burak’ın yanındaki o güvenli, neşeli ve tanıdık alan şu an ona o kadar iyi gelmişti ki, arkalarındaki caddede onları gölge gibi takip eden o diğer siyah jipten ve o jipin içindeki esmer, sert yüzlü adamın korumacı ama mutlak sessizliğinden tamamen habersizdi.

Burak’a doğru bakıp hafifçe gülümsedi. "Tamam o zaman," dedi keyifle. "Kahveler senden ama, ona göre."

"Lafı bile olmaz güzelim," dedi Burak, arabayı sahil yoluna doğru kırarken. Aramaları artık düzelmişti, her şey yolundaydı ve Doğa, uzun zamandır ilk defa kendini gerçekten güvende hissediyordu.

---

Yolculuk sahil şeridinde, deniz manzaralı, oldukça nezih ve sakin bir butik kafenin önünde noktalandı. Burak arabayı park ederken Doğa hemen telefonunu çıkarıp masanın altından İrem'e yazmaya başladı. İçindeki her şeyi birine kusmazsa patlayacaktı çünkü.

**[14.35] Doğa:** irem cabuk bak acil durum sismik dalgalanma yasıyorum su an dökülmem lazım sana
**[14.35] İrem:** Kızım ne oldu polise gideyim mi helvanı mı kavuruyoruz şu an neredesin??
**[14.36] Doğa:** yok yok dur sakın sakin ol jipe bindim ama arabadaki kim cıktı bil bakalım??
**[14.36] İrem:** Kim?? Kel göbekli Serkan mı yoksa hacker mı kim çıktı??
**[14.36] Doğa:** BURAK ÇIKTI İREM BURAK KSKDKSMDMSMD
**[14.37] İrem:** OHA! Ne demek Burak çıktı? Taktikçi Burak mıymış yani başından beri??
**[14.37] Doğa:** dur o kısım karısık iste dinle. ben arabaya atladım burağı görünce aha dedim taktikçi buymuş meğer flört etmek için bana oyun oynamış. burak güllerden falan bahsetti arabada yol aldık her şey cok güzeldi burağın yanında acayip mutlu hissettim
**[14.38] Doğa:** AMA sonra bi anda telefona mesaj geldi!! taktikçi yazdı!! "yanlış arabadasın panik kız önüne çıkan ilk jipe atladın" dedi ohaaa!!
**[14.38] İrem:** ÇÜÜÜŞŞŞŞ!! Nasıl yani? Burak değil miymiş??
**[14.39] Doğa:** degilmis!! taktikçi burağı "yanındaki o çocuk" diye nitelendiriyor resmen onunla dalga gecti benim burağın arabasına bindiğimi bile gördü!! adam bizi takip ediyo herhalde ya da izliyo delircem!!
**[14.39] İrem:** Eee sen ne yazdın adama??
**[14.40] Doğa:** kimsin nesin sen falan yazdım ajan mısın nesin dedim. adam da bana "şansını kaybettin o çocuktan kurtulduğun ilk saniye karşına dikileceğim" yazdı ve ENGELLLEDİ BENİ İREM!! resmen gri avatar oldu uctu gitti adam!!
**[14.40] İrem:** Oha oha oha... Kızım bu adam harbiden tehlikeli biri o zaman. Ama bir dakika, madem engelledi o zaman şu an tamamen bitti mi yani?
**[14.41] Doğa:** aynen engelledi bitti gitti herhalde. dürüst olmak gerekirse bi tık içim burkuldu hani günlerdir konusuyoduk ya ne bileyim bi garip hissettim. ama burağın yanında olmak bana o kadar iyi geldi ki irem. cocuk benim icin neler yapmıs meger. taktikçiyi falan sildim kafamdan burağa odaklanıcam artık cok tatlı davranıyo bana su an kafedeyiz ztn burağa bakmam lazım kapattım öptüm

---

Doğa telefonu hızla çantasına atıp Burak’a döndü. Garson siparişleri almış, önlerine dumanı tüten iki fincan filtre kahve ve ortalarında paylaşmalı çilekli bir tart bırakmıştı. Denizden esen hafif esinti kafenin bahçesine vuruyor, Burak’ın yüzündeki o huzurlu gülümseme Doğa’nın içindeki tüm o gizemli bulutları dağıtıyordu.

"Telefonu bıraktığına göre sonunda tamamen bana odaklanabildin," dedi Burak, kahvesinden bir yudum alarak. "Okulda o gün olanlardan sonra seninle böyle baş başa, gürültüsüz bir yerde oturmayı çok istiyordum Doğa. Gerçekten."

Doğa saçlarını omzunun arkasına atıp Burak’a gülümsedi. "Ben de... Yani o gün olanlar tamamen bir yanlış anlaşılmaydı zaten. Ama sen de az değilsin, o güller neydi öyle? Tüm kampüs bizi konuştu."

Burak hafifçe mahcup bir şekilde güldü, elini ensesine attı. "E, ne yapayım? Aramız bozukken içim rahat etmiyordu. Kendimi affettirmem gerekiyordu. Büyük oynamayı severim bilirsin."

"Fark ettim," dedi Doğa, tarttan küçük bir dilim alırken. Burak’ın bu içten ve sevimli halleri, taktikçinin o buz gibi emir kipi içeren cümlelerinden sonra çölde vaha gibi gelmişti. Burak onunla gerçekten ilgileniyordu, onu kazanmak için çabalıyordu. Gerçek dünyada, kanlı canlı bir şekilde buradaydı.

İkili saatlerce konuştu. Vizelerden, kampüsteki saçma dedikodulardan, Burak’ın çocukluk anılarından bahsettiler. Zaman su gibi akıp giderken Doğa, telefona bakma ihtiyacı bile hissetmedi. Burak’ın esprilerine kahkahalarla gülerken, içindeki o "Panik Kız" kimliğini yavaş yavaş geride bıraktığını, normal, mutlu bir genç kız gibi hissettiğini fark etti. Burak'la aralarındaki o çekim ve flörtöz enerji her geçen dakika daha da güçleniyordu.

Ancak Doğa’nın bilmediği bir şey vardı.

Kafenin birkaç yüz metre ilerisinde, sahil yolunun gölgesinde bekleyen o diğer siyah jipin içinde sessizlik hâlâ bir kor gibi yanıyordu. Direksiyondaki o adam, saatlerdir yerinden kıpırdamamıştı. Gözleri kafenin bahçesinde, Burak’a bakarak gülen Doğa’nın üzerindeydi.

Onun içindeki öfke, Burak'a karşı beslediği kötü bir niyetten ya da bir düşmanlıktan kaynaklanmıyordu. Aksine, o çocuk onun bu dünyada kanatları altına aldığı, koruyup kolladığı, canından can olan kardeşiydi. Babasının vefatından sonra Burak'ın tek bir saç teline bile zarar gelmesin diye koskoca bir dünyayı ateşe verebilecek güçteydi. Ama şu an yaşadığı şey, o mutlak kontrolcü yapısının sarsılmasıydı. Kendi başlattığı oyunda, bizzat göz kulak olduğu kardeşinin, kuralları bilmeden devreye girmesiyle işler tamamen karışmıştı. Doğa'nın attığı o panik dolu mesajlar ve kendisini Burak'la karıştırmış olması, Taktikçi'nin gururunu ve o sarsılmaz otoritesini fena halde zedelemişti.

"Uslu uslu oturuyorsun demek," diye mırıldandı adam kendi kendine, gözlerini kardeşinin o neşeli yüzünden ayırmazken. Sesindeki o kalın, derin ton arabada yankılandı. "Gül bakalım Doğa. Kardeşimin yanında şimdilik ne kadar güvende kalabileceğini sanıyorsan o kadar gül."

Telefonu masanın üzerinde duruyordu. Doğa’yı engellemişti çünkü ona oyunun kurallarına uymamasının, dikkatsizce ilk önüne çıkan jipe atlamasının küçük bir cezasını kesmek istemişti. Ama bu engelin, bu sessizliğin sonsuza kadar sürmeyeceğini kendisi de çok iyi biliordu.

---

Akşamüstü saat beş sularında, Burak Doğa’yı kaldığı yurdun önüne kadar bırakmıştı. Araba durduğunda Burak emniyet kemerini çözüp tamamen Doğa’ya döndü.

"Bugün benimle geldiğin için gerçekten çok teşekkür ederim Doğa. Çok güzel bir gündü," dedi, sesindeki ton oldukça samimiydi.

"Ben teşekkür ederim Burak. Gerçekten bana da çok iyi geldi," dedi Doğa içtenlikle.

Burak elini uzatıp Doğa'nın yanağına düşen bir saç tutamını hafifçe kulağının arkasına itti. Dokunuşu nazik ve heyecan vericiydi. "Daha sık yapalım bunu. Aramızdaki o mesafeler tamamen kapansın istiyorum artık."

Doğa hafifçe kızararak başını salladı. "Yapalım... Görüşürüz o zaman."

Arabadan inip yurda doğru yürürken Doğa’nın yüzünde kocaman bir tebessüm vardı. Odasına çıkıp ceketini yatağın üzerine fırlattı ve hemen İrem’in odasına daldı. İrem yatağında uzanmış telefonla oynuyordu, Doğa'yı görünce hemen dikleşti.

"Anlat! Çabuk anlat çatladım burada!" diye bağırdı İrem.

Doğa kendini İrem’in yatağına bırakıp yastığa sarıldı. "İrem çok güzeldi ya... Burak gerçekten çok tatlı davrandı. O kadar eğlendik, o kadar güzel konuştuk ki. Aramızdaki tüm o gerginlik bitti resmen. Flört ediyoruz işte baya baya."

"Ay çok sevindim!" dedi İrem gözlerini büyüterek. "Peki... Öbür taraftan ne haber? O gizemli Taktikçi heriften ses seda var mı?"

Doğa’nın yüzündeki gülümseme hafifçe soldu, içini yine o tuhaf huzursuzluk kapladı. Çantasına uzanıp telefonunu çıkardı. "Yok, engelledi ya zaten adam. Bakayım bir daha."

WhatsApp’a girdi. Sohbet listesinin aşağılarına düşmüş olan o siyah logolu isme tıkladı. Hâlâ profil resmi yoktu, hâlâ durum boştu. Doğa derin bir iç çekip telefonu yatağın üzerine bıraktı. "Hâlâ engelliyim. Ama böylesi daha iyi zaten irem. Burak’la aramı yapmaya çalışan, ona bir şekilde abilik ya da büyüklük eden biriydi işte belli ki. Amacına ulaştı ve gitti. Ben artık Burak’la mutluyum, önüme bakıcam."

"Doğru diyorsun," dedi İrem kafasını sallayarak. "Gerçek hayattaki Burak, ekrandaki bir hayaletten her zaman daha iyidir."

Doğa arkadaşını onayladı ama kalbinin derinliklerinde, o telefonun ekranında aniden belirecek küçük harflerle yazılmış bir "Panik Kız" kelimesini ne kadar özlediğini kendine bile itiraf edemedi. Taktikçi gitmişti, arkasında büyük bir gizem ve korumacı bir sessizlik bırakarak Doğa’yı Burak’ın güvenli kollarına teslim etmişti.

Ve Doğa, o kapkara gölgenin bir gün gerçekten kardeşinin yanındayken karşına dikileceğinden habersiz, yeni başlayan bu mutlu hikayenin tadını çıkarmaya kararlıydı.

Aşklarım bölüm bayağı geç geldi, özür dilerim 🥹
Çok hastayım ve kendimi iyi hissetmiyordum. Bölümü ancak şimdi tamamladım. Bol bol yorumunuzu eksik etmeyin 💖🫀

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.106okunma 69beğeni 8yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18