9. bölüm / 38
Unut GitsinBölüm 9
Bölümler 38Şu an: Bölüm 9
- 1 Bölüm 11.259 kelime
- 2 Bölüm 22.087 kelime
- 3 Bölüm 31.947 kelime
- 4 Bölüm 41.663 kelime
- 5 Bölüm 52.293 kelime
- 6 Bölüm 63.826 kelime
- 7 Bölüm 72.608 kelime
- 8 Bölüm 81.718 kelime
- 9 Bölüm 91.686 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 Bölüm 101.559 kelime
- 11 Bölüm 111.779 kelime
- 12 Bölüm 122.906 kelime
- 13 Bölüm 132.592 kelime
- 14 Bölüm 142.820 kelime
- 15 Bölüm 153.486 kelime
- 16 Bölüm 161.348 kelime
- 17 Bölüm 173.833 kelime
- 18 Bölüm 182.957 kelime
- 19 Bölüm 192.513 kelime
- 20 Bölüm 202.927 kelime
- 21 Bölüm 213.556 kelime
- 22 Bölüm 224.173 kelime
- 23 Bölüm 231.379 kelime
- 24 Bölüm 241.979 kelime
- 25 BÖLÜM 251.332 kelime
- 26 BÖLÜM 263.021 kelime
- 27 BÖLÜM 272.409 kelime
- 28 BÖLÜM 283.065 kelime
- 29 BÖLÜM 292.472 kelime
- 30 BÖLÜM 302.019 kelime
- 31 BÖLÜM 312.805 kelime
- 32 Bölüm 322.335 kelime
- 33 Bölüm 331.635 kelime
- 34 Duyuru59 kelime
- 35 BÖLÜM 343.254 kelime
- 36 Bölüm 352.343 kelime
- 37 Bölüm 362.916 kelime
- 38 Bölüm 373.512 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyi okumalar...
Eve geldiğimde kapıyı çalmadan direk anahtarımla açtım. Aslında Ekin ve Masal evdelerdi ama onlara görünmek istemiyordum. Şu an tek istediğim odama gidip yatağımda saatlerce ağlamaktı. Gelen mesajdan sonra kendime gelememiştim. Eve nasıl gelmiştim onu bile bilmiyordum. Hala kendimde değildim. Bu sırada tam merdivenlerden çıkıyordum ki Masal mutfaktan çıktı ve beni gördü;
-Aa, Sinem. Geldin mi? Ee, kapıyı çalsaydın ya biz açardık.
Ona baktım ama yine hiçbir şey demeden yukarı çıktım. Odama girdiğim anda kapıyı kapattım ve arkadan kilitledim. Daha yatağıma gidemeden yere çöktüm ve ağlamaya başladım. Artık dayanma gücüm kalmamıştı. Artık kıpırdamaya halim bile kalmamıştı. Psikolojik olarak çökmüştüm. Erkeklerin beni bu şekilde tanımasına, bilmesine içim yanmıştı. Çünkü biliyordum ki beni tekrar görseler yine ayni düşüncelerle bana bakacaklardı. Buna dayanamazdım. Bu sırada kapı tıklatıldı ve Masal’ın sesi geldi;
-Sinem, iyi misin? Sinem kapıyı niye kilitledin? Sinem?
O bunları söylerken ben de duyuyordum ama cevaplamaya gücüm yoktu. Sadece ağlıyordum ama tam bu sırada sesli ağlamaya başladım. Kendimi tutmak istiyordum ama tutamıyordum. Sesli bir şekilde hıçkırıklarla ağlamaya devam ettim. Ekin'in sesi geldi bu arada;
-Sinem, sen ağlıyor musun? Sinem ne oldu bir şey söyle. Sinem, gelirken bir şey mi oldu, söylesene.
Ben bir şey söyliyim diye dil döküyorlardı ama ne söyleyeceğimi bilmiyordum. Olanları onlara anlatamazdım ki. Ben bile utanırken bunları düşününce onlara bunu nasıl anlatacaktım? Masal’ın sesi duyuldu yine;
-Sinem ne olur aç kapıyı, bir konuşalım, gelirken bir şey mi oldu söylesene. Sinem ne olur bir aç kapıyı ya! Bak endişelenmeye başlıyorum.
Onlara bunu yapmaya hakkım yoktu. Onları bu kadar endişelendirmeye hakkım yoktu. Bunu düşündüm ve kalkıp kapıyı açtım. Masal ve Ekin kapıda endişeli bir şekilde bana bakıyorlardı. Hiçbir şey demeden Masal'a sarıldım. O da bana sarıldı biraz tereddütle de olsa. Tereddüdünün nedenini bana ne olduğunu ve şu an neden agladimi bilmemesine bağlıyordum.
-Lütfen bir şey söyle Sinem dedi Masal. Bir şey mi oldu gelirken? Ama ben yine hiçbir şey demeden sadece sarılıyordum ve ağlıyordum. Çünkü ne diyeceğimi gerçekten bilmiyordum. Tam bu sırada aşağıdan kapı açıldı. Abim gelmişti kapıyı çalmadan direkt anahtarla açmıştı. Abimin geldiğini anladığımda hemen Masal'dan ayrıldım ve gözlerimi sildim.
-Abimin ağladığımı anlamaması gerekiyor dedim ve direkt lavaboya yöneldim elimi yüzünü yıkamak için. Diğerleri ise hiçbir şey demeden sadece bana bakıyorlardı. Lavaboya girip aynaya baktığımda darmadağın olduğumu gördüm Gözlerim kıpkırmızıydı ve saçma sapan bir haldeydim. Abimin beni bu şekilde görmemesi gerekiyordu ve ben de yine hafif bir makyaj yaptım gözlerime. Lavabodan çıktığımda abimle karşılaştık. O da odasından çıkıyordu.
-Abiciğim naber?
-İyi abi senden naber dedim iyi görünmeye çalışarak.
-Benden de iyi. Sen iyi misin dedi sanki bir şey olduğunu anlamış gibi. Zaten günlerdir ben de bir şeyler olduğunu anlamıştı ama o sabahki olanlardan sonra bir daha bir şey dememişti.
-İyiyim abi ne oldu ki dedim hiçbir şey olmamış gibi.
-Hiç dedi abim ve kolunu omzuma attı ve;
-Hadi aşağı inelim dedi ve beraber yemek yemeye aşağı indik.
…
Pijamalarımı giyiyordum. Hemen yatağa girip uyumak ve dünyadaki tüm her şeyden uzak kalmak istiyordum. Tüm düşüncelerimden, tüm sıkıntılarımdan… Diğerleri aşağıda ders çalışıyordu abim de dahil. Çünkü bu hafta yazılılarımız başlıyordu. Bu kafayla yazılılara nasıl girecektim bilmiyordum ama bir şeyler yapmaya çalışacaktım. Ama şu an tek umursadığım uyumaktı o yüzden aşağıda değildim ve ders çalışmıyordum. Bu sırada Masal odaya girdi;
-Yatacak mısın?
-Evet.
-Yatmadan önce biraz konuşalım mı? İste bundan korkuyordum. Bu zamanın gelmesinden korkuyordum. Çünkü konuştuğumuzda ne diyeceğimi bilmiyordum. Gerçeği söyleyemezdim. En yakın arkadaşım olsa bile bunu, ona söylemeye cesaret edemezdim. Yatağıma oturdum ve teslim oldum;
-Tamam peki konuşalım. O da bunun üzerine kendi yatağına oturdu ve konuşmaya başladı;
-Sinem, bak, biz kaç yıllık arkadaşız ve su ana kadar birbirimizden bir şey saklamadık, değil mi dedi ve bana baktı. Ben de kafamı salladım. Devam etti;
-Sen mutlu olduğunda ben de mutlu oluyorum. Aynı şekilde sen mutsuzsan ben de mutsuzum ve şu an mutsuzsun. Ben de nedenini bilmiyorum. Ne olur, paylaş benimle. Biliyorsun sıkıntı paylaşıldıkça azalır. Ne olur, anlat, benim bilmediğim ve senin bu kadar üzüldüğün ne var?
-Bilmediğim bir şey yok Masal dedim direk gözlerine bakarak. Birkaç saniye baktı tereddütle;
-O yüzden mi geldiğinde o kadar kötüydün ve hıçkırıklarla ağlıyordun?
-Bilmediğin bir şey yok Masal dedim yine ve devam ettim. Sadece iftiraları artık kaldıramamaya başladım ve o ağlama tüm haftanın toplamıydı. Doğru söylüyor muyum diye bana baktı. Hayır, doğru söylemiyordum ama o bunu anlamış mıydı, emin değildim.
-Tarıkla konuştum Sinem dedi gözlerimin içine bakarak. Gayet iyiymişsin, hiçbir sorun yokmuş. Sen bir şey demeyince onunla mı bir şey oldu, kavga falan mı ettiniz diye onu arayıp sordum ama bir şey olmamış. Başka bir şey var Sinem ve sen bana söylemiyorsun. Ne olduğunu söyle Sinem, yalvarıyorum sana yaa. Sadece ona bakıyordum. Söylesem olumsuz hiçbir şey olmazdı, biliyordum. Hatta aksine iyi olmam için sonuna kadar yanımda olurdu, bunu da biliyordum ama yine de ben söylemek için kendimi hazır hissetmiyordum. Hatta utanıyordum. Bu öyle bir şeydi ki, en yakınıma söylemeye bile utanıyordum. Biraz düşündükten sonra konuşmaya başladım;
-Bir şey yok diyorum ya Masal, niye anlamak istemiyorsun? Bir şey yok, iyiyim, gerçekten. Sadece dediğim gibi yaşadığım şeyler bir anda ağır gelmeye başladı. Bana bakıyordu. Sanki doğru söyleyip söylemediğimi anlamaya çalışıyor gibiydi. Birkaç dakika sonra teslim oldu ve ayağa kalkıp bana birkaç adım daha yaklaştı ve gözümün içine bakarak;
-Tamam, peki, öyle olsun. Ama biliyorsun değil mi Sinem, bir sıkıntı olursa, bir şey paylaşmak istersen ben daima buradayım dedi. Ben de gözlerimi ondan ayırmadan kafa salladım.
-Neyse, sen yatacaktın. Ben seni yalnız bırakayım. İyi geceler dedi ve dışarı çıkmak için kapıyı açtı.
-İyi geceler dedim ben de ve kapıyı kapatıp dışarı çıktı.
Tam bu sırada telefonuma mesaj geldi. Çok geç saat değildi ama yine de bu saatte kim mesaj attı mantığıyla elime telefonu aldım ve yatağıma yattım. Yatarken telefonuma baktığımda baktığıma pişman oldum. Yine görmek istemediğim bir mesajdı. "Seni hissetmek istiyorum. İliklerime kadar seni istiyorum. Ve senin de bunu istediğinden eminim. İsteklerimizi gerçekleştirmek çok zor değil. Ne zaman müsaitsin?" yazıyordu.
...
Kahvaltı yapıyorduk ama ben tam anlamıyla yaptığımı söyleyemezdim. Aklım hala gelen mesajlardaydı ve sabah bir tane daha gelmişti. Gelen numaraları hemen engelliyordum ama hepsi farklı numaralardan geldiği için mesaj gelmesini engelleyemiyordum. Gece boyunca da bunlarla ilgili karmaşık şeyler görmüştüm rüyamda. Tam olarak ne gördüğümü bile hatırlamıyordum ama o mesajlarla ilgili olduğunu biliyordum. Aslında dün gece gördüğüm mesajla ağlayarak uyuduğumu hesaplarsak bu çok da anormal sayılmazdı. Yanımda oturan Masal’ın dürtmesiyle düşüncelerimden ayrıldım. Ona baktığımda başıyla abimi gösteriyordu. Abime baktım.
-Abicim, iyi misin?
-Evet, iyiyim. Ne oldu ki dedim tereddütle.
-Hiçbir şey yemiyorsun ve ayrıca sana sesleniyorum duymuyorsun bile beni.
-Hee, dalmışım abi. Yoksa iyiyim yani. Abim düşünceli bir şekilde bana baktı. İyi olmadığımı biliyordu ve ben onun bunu bildiğini de biliyordum.
-Tamam, peki öyle olsun. Neyse ben hazırlanıp çıkayım bari artık.
-Nereye abi dedim şaşkınlıkla.
-Abicim, dün demiştim ya. Arkadaşlarımla ödev yapıcaz. Yarın dışarı çıkıcam diye. Demiş miydi abim? Ben niye hiçbir şey hatırlamıyordum? Ama hatırlamadığımı belli etmedim.
-Hee, evet pardon. Unutmuşum abi. Haklısın dedim. O da kafasını sallayıp yukarı hazırlanmaya çıktı.
Abim mutfaktan çıktıktan sonra Masal ve Ekin bana bakmaya başladı. Birkaç saniye onlarla bakıştıktan sonra;
-Ne oldu, niye öyle bakıyorsunuz dedim biraz sinirli bir şekilde.
-Hiçç dedi ikisi de aynı anda ve bakışlarını benden aldılar. Çok mu garip davranıyordum? Elimden geldiğince iyi olmaya ve iyi görünmeye çalışıyordum ama elimden maalesef bu kadarı geliyordu.
-Ben doydum deyip kalktım masadan ağzıma bir tek lokma koymamış olmama rağmen. Masal bir an bir şey diyecek oldu sanki ama sonra vazgeçmiş olacak ki bir şey demedi. Yukarı çıkacaktım ki abim aşağı indi dışarı çıkmaya hazır bir şekilde.
-Görüşürüz abim dedi ve yanağımdan öptü. Aslında çok nadir yapardı bunu ama şu an niye yapmıştı bilmiyordum. Diğerleri de masadan kalkıp abimi uğurlamaya geldiler. Abim gittikten sonra odama çıktım. Diğerlerinin yanında durmak istemiyordum çünkü bana bir şey sormalarından ve benim cevaplayamamdan korkuyordum. Masamın üstündeki telefonuma baktım masamda otururken. Artık elime alıp bakmaya korkuyordum ya yine içeriği sapık bir mesaj gelmişse diye. Korkuyla elimi uzattım. Tam elime alıyordum ki odamın kapısı acildi. Korkuyla kapıya döndüm. Masal girmişti içeri.
-Sinem, biz aşağıda hep beraber çalışmaya karar verdik. Anlamadıklarımızı birbirimize sorarız falan diye. Hatta Ahmet de gelecek. Sen de kitaplarını al da beraber çalışalım, olur mu?
-Tamam olur dedim direk. Burada tek başıma çalışabileceğimi sanmıyordum ama belki onlarla birlikte olursam çalışabilirim düşüncesiyle bu fikri hemen kabul etmiştim.
-Tamam o zaman ben kitaplarımı alıp gidiyorum aşağı, sen de gel, tamam mı dedi. Kafamı salladım. O da kitaplarını alıp çıktı. Masal çıktıktan sonra bakamadığım telefonuma baktım. Şükür ki bu sefer hiç mesaj gelmemişti. Resmen telefonuma mesaj gelmesinden korkmaya başlamıştım. Telefonuma mesaj gelmediğini gördükten sonra içim biraz rahatlamış olarak kitaplarımı topladım ve aşağı indim. Ekin telefonla konuşuyordu. Ben gelince kapattı ve;
-Ahmet'in teyzesi bırakacakmış, birazdan gelirmiş. Siz başlayın dedi dedi Masalla bana bakarken. Masal;
-Ben hemen çay koyayım o zaman. O gelene kadar olsun. Çalışırken içeriz dedi ve mutfağa gitti. O çıkınca Ekin bana baktı. Birkaç saniye bakıştıktan sonra gözlerimi kaçırdım. Sanki bana bakmaya devam ediyordu ama fark etmemiş gibi yapıyordum. Aslında bana soru sormasından korkuyordum ama Allahtan ki hiçbir şey dememişti. Masal içeri girdi ve o gelince çalışmaya başladık. Aslında onlar başladı desem daha doğru olabilirdi. Çünkü ben sadece kitaba bakıyordum. Çalışamıyordum. Tam yeni odaklanıp çalışmaya başlamıştım ki kapı çaldı. Ahmet gelmişti. Masal kapıyı açmaya gitti ve hoş geldin konuşmalarından sonra vakit kaybetmeden tekrar oturup çalışmaya başladık. Diğerlerine baktım. Hepsi çok güzel çalışıyorlardı ama ben hiçbir şekilde odaklanamıyordum. Bu sırada Ekin bize seslendi;
-Kızlar, birinizin telefonunu kullanabilir miyim? Bir formüle bakıcam da, defterde bulamadim. Benim telefonum şarjda. Ahmet de telefondan soru çözüyor.
Masal kendininkinin de şarjda olduğunu söyleyince ben verdim telefonumu.
-Açıklama yapmak zorunda değilsin, istediğin gibi kullan deyip güldüm. O da teşekkür edip güldü. Bu sırada zaten derse odaklanamadığım için lavaboya gidip elimi yüzümü yıkamaya karar verdim. Belki konuları anlamama yardımcı olurdu. Geri döndüğümde sanki herkes dersi bırakmış başka bir şeyle ilgileniyordu. Ben içeri girdiğimde hepsinin yüzü bir anda bana döndü ve hepsi endişeyle bakıyorlardı.
-Ne oldu dedim biraz korkarak hiçbir şeyden anlamamış bir şekilde. Bu arada yanlarına kadar gelmiştim.
Birkaç saniye durduktan sonra Ekin telefonumu bana uzattı. Telefonda whatsapp açık duruyordu ve bir mesaj vardı.
-Bu kişi sana kaç defa mesaj attı dedi ben mesajı okurken. Mesajda "Niye bana geri dönmedin? Niye beni engelledin? Seni istiyorum diyorum. Senin de istediğini biliyorum. Hadi ama naz yapma." yazıyordu.
Bölüm sonu...
Beğenilerinizi ve yorumlarınızı bekliyorum...
Bölüm etkileşimi
