Unut Gitsin kitap kapağı

26. bölüm / 38

Unut Gitsin

BÖLÜM 26

Yazar: Ömür Birinci

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 38Şu an: BÖLÜM 26

İyi okumalar...

#üç ay sonra#

Gözlerim kapalıyken uğultuyu duyabiliyordum. Ama gözlerimi açmak istemiyordum. Son aylarda yasadiklarimin guzelligini dusunuyordum. Sonunda hayat bana da gülmüştü. Son 3 aydir cok mutluydum. Cok sevdigim ve onun tarafindan cok sevildigim bir sevgilim vardi. İliskimiz cok guzel devam ediyordu. Ekinle yeni sevgili oldugumuz zamandan sonra artik beni kimse rahatsız etmiyordu. Ne Simge ne de bir baskasi. Bu yuzden mutluydum. Ayrica annemler artik dönmüştu. Her ne kadar bu, bizim Ekinle uzak kalmamıza sebep olsa da anneme cok duskun oldugum icin buna uzulmemistim. Bu dusunceler isiginda gözlerimi açtığımda ise hala otobüste olduğumuzu ve yolun devam ettiğini gördüm. Gözlerimi yoldan ayırıp yanımdakine çevirdim. Ekin bana bakıyordu.

-Sen uyumadın mı dedim uykulu bir şekilde.

-Hayır, seni izlemekten uyuyamadım.

-Ya Ekin dedim gülerken.

-Seni izlemeyi dışarıyı izlemeye tercih ederim dedi aciklama yaparcasına.

Güldüm. O da güldü benimle.

İzmir'e gidiyorduk şarkı yarışması için. 2 ay önceki elemeden başarıyla geçmiştik ve şimdi asıl yarışmaya gidiyorduk. Annem, abim, Ekin’in annesi, Masal ve Ahmet yarın arabayla geleceklerdi. Biz ve Alperenler okulun bize ayırdığı otobüsle gidiyorduk. Müzik hocamız da bizimleydi.

Tekrardan otobüsten dışarıya çevirdim gözlerimi. Bu sırada parıldayan denizi gördüm. Evet, saatler süren yolculuktan sonra İzmir'e gelmiştik. 5 dakika sonra yarışma için ayrılan otele de gelmiştik. Esyalarimizi alıp otele çıktık. Benim odam ayrıydı. Ekin Alperenle, Serhat da Boranla beraber kalacaktı. Ertem hocanın odası da ayrıydı. Hepimiz aynı kattaydik. Zaten otelde çoğunluk olarak yarışmaya katılan öğrenciler ve öğretmenleri vardı. Esyalarimizi yerleştirdikten sonra odalarımızdan çıkıp yemeğe indik. Yemek yedikten sonra çalışmaya karar vermiştik hocayla birlikte. Bu yüzden yemekten sonra hocanın odasında toplanmıştık.

-Nasıl hissediyorsunuz bakalım dedi hoca gülerek.

-Kalbim yerinden çıkacak gibi dedim ben de gülerek. Diğerleri de benimle güldüler.

-Benimki o kadar değil de dedi Alperen. Ama bir heyecan var yani.

-Heyecan olması normal. Ama heyecanınız sizin şu an en iyi yaptığınız şeyi yani şarkı söylemeyi engellemesine izin vermeyin. Size güveniyorum. Hepiniz çok iyisiniz ve dereceye gireceğinize de inanıyorum. Sadece dediğim gibi heyecaniniza yenik düşmeyin yeter. Hadi başlayalım bakalım çalışmaya dedi ve son çalışmamızı yaptık. Çalışmadan sonra hocanin odasindan çıktık ve otelin etrafında biraz gezmeye karar vermiştik. Hep beraber otelin arkasındaki denize doğru yürüdük. Burada Alperenlerle ayrıldık. Ayakkabılarımızı çıkarıp yürümeye başladık. Ekin bana dondu;

-Denize girmeye ne dersin?

-Bu kıyafetlerle mi dedim gülerek.

-Hıhı diyerek başını salladı.

-Hayır, olmaz dedim ve kafamı hayır anlamında salladım.

-Bence çok güzel olur dedi o da gülerek. Muzipçe gülüyordu.

-Hayır Ekin hayır dedim biraz sesim yükselirken. Hem su çok soğuktur şimdi.

-Bir şey olmaz dedi ve kolumdan tutup denize doğru çekmeye başladı.

-Hayır Ekin hayır dedim tekrar ve kolumu kurtarmaya çalıştım.

O ise sadece gülerek beni çekiyordu. Sonuç olarak artık ayaklarım denizle buluşmuştu. Aynı anda çığlık attım. Çünkü şu çok soğuktu.

-Su çok soğuk. Çıkmak istiyorum dedim.

-Hayır dedi Ekin ve kolumdan çekmeye devam etti. Gülüyordu. Onunla birlikte ben de gülmeye başladım. Evet, üşüyordum ama aynı zamanda çok eğleniyordum. Su göğsümüzü geçtiğinde durdu ve belimden sardı.

-Hala üşüyor musun?

-İlk girdiğimiz zamanki kadar değil dedim üşürken aynı zamanda gülmeye çalışırken.

-Bence de dedi ve belimden kendisine çekerek beni kendisine bastırdı.

-Bazı anlarda nefesimi kesiyorsun güzelliğinle. Ve şu an o anlardan biri dedi gözlerimin içine bakarken.
Bana ilk defa böyle demişti ve afallamıştım. Birkaç saniye bakistiktan sonra dudaklarıma eğildi ve dudağıma küçük bir öpücük kondurdu. Ve hemen ardından kafasını geri çekti. Bana baktı. Belki de tepkimi ölçmek içindi, bilmiyorum. Cunku bunu ilk defa yapiyordu. İlk defa opusuyorduk ve ben ilk kez biriyle opusuyordum. Bu yüzden ne tepki vereceğimi bilemeden hipnoz olmuş gibi sadece ona bakıyordum. Ben tepki vermeyince tekrar dudağıma eğildi ve bu sefer daha uzun süren bir öpücük kondurdu. Saskinligim gectikten sonra acemice karşılık vermeye çalıştım. Belimden biraz daha kendine bastırıp biraz daha öpüşmeye devam ettikten sonra dudaklarını çekti. Alnını alnıma yasladı.

-Eğer bunu istemediysen şimdiden özür dilerim. Kendimi tutamadım dedi nefes nefeseyken.

-Sorun değil diyebildim birkaç saniye sonra. Ben de nefes nefeseydim. Birkaç dakika alınlarımız birbirine yaslıyken durduk. Sadece durduk ama içimizde fırtınalar kopuyordu ikimizin de.

-Artık çıkalım mı dedim hala titrerken. Üşüdüm.

-Tamam, çıkalım. Ama çıkınca daha çok usuyecegiz, biliyorsun di mi?

-Biliyorum dedim gülerek.

-Hemen odaya çıkalım. Yarın yarışmamız var. Üşütmeyelim dedi. Kafamı salladım.

El eleyken yavaş yavaş sudan çıktık. Gerçekten hava sıcak olmasına rağmen üşümüştük çıkınca. Hemen koşar adım yukarı odamıza çıkmıştık. Birbirimizden ayrılıp ikimiz de odalarımıza girdik.

Hemen duşa girdim. Sıcak suyun altında ısınınca çıkıp üstüme yeni bir şeyler giyince rahatlamıştım. Giyinince kapım tıklatıldı. Kapıyı açınca karşımda Ekin ve Alperen duruyordu.

-Aşağıya kahve içmeye gitmeyi düşünüyoruz. Sen de gel dedi Ekin. Yüzümü buruşturdum. Aslında yatağa yatıp uyumak istiyordum. Kendimi yorgun hissediyordum ve dinlenmek istiyordum.

-Sen gelmezsen ben de gitmem dedi Ekin bana bakarken.

-Aslında çok canım istemiyor ama gelip bir bardak kahve içeyim madem dedim gülerken.

-Hadi gel dedi Ekin elini uzatırken. O eli tuttum ve aşağı otelin kafesine gittik. Biz gittiğimizde Serhat ve Boran oturup kahve içmeye başlamışlardı bile. Biz de kahvelerimizi alıp yanlarına oturduk.

-Naber şaşkın aşıklar dedi Serhat bize bakıp bir yandan da gülerken. Diğerlerine baktığımda onlar da bıyık altından gülüyorlardı. Anlamıştım, öpüştüğümüzü görmüşlerdi ve çok utanmıştım. Kıpkırmızı olduğuma emindim.

-İnşallah yarına hasta olmazsınız. Şu soğuktur bu mevsimde dedi Boran bu sefer.

-Olmayız, olmayız dedi Ekin. Duş alınca kendimize geldik.

-Yok artık. Bir de beraber mi duş aldınız diye bağırdı Boran gülerken.

-Asıl sana yok artık diye karşılık verdim ben de. Saçmalama lütfen.

-Tamam tamam şaka yaptık. Biliyorum ayrı ayrı duş aldığınızı. Ekin odaya geldiğinde ben de onların odadaydım. Sadece şaka yapmak istedik dedi bana bakarak. Hala kırmızı olduğuma emindim.

-Tamam şakanızı yaptınız. Artık konuyu kapatabilir miyiz dedim hala utanırken.

-Tamam, tamam kapatıyoruz dedi Serhat gülerken.
Neyseki olayı kapatmışlardı ve rahatlamıştım.

Aslında çok az oturup kahvemi içip hemen yukarı çıkmayı düşünüyordum ama konuşmaya başlayınca muhabbet sarmıştı ve saatlerce orada hep beraber gülüşüp konuşmuştuk. Geç olunca yukarı çıktığımızda herkes odasına çekildi. Yarın için son hazırlıklarımı yapıp yatağa attım kendimi. Ama heyecandan uyuyabilecek miydim, bilmiyordum.

…

Sabah telefonumun sesiyle uyandım. İlk sesi duyduğumda geç kaldım sanmıştım ama daha kurduğum alarmın çalmasına 1 saat vardı. Arayan abimdi. Uykulu sesimle telefonumu açtım.

-Efendim abi!

-Uykucu, hala uyuyor musun ya? Hadi kalk. Biz otelin önünde seni bekliyoruz.

-Aaa geldiniz mi? Erken gelmişsiniz. Sizi daha geç bekliyordum.

-Sana süpriz yaptık dedi abim gülerek. E bizi daha da bekletecek misin yoksa gelecek misin dedi sitem edercesine.

-Tamam, tamam hazırlanıp geliyorum hemen dedim ve telefonumu kapatıp hazırlanıp aşağı indim. Kalın askılı dizimde biten lila bir elbise giydim. Yarışmada giyeceğim diye bu elbisemi ayarlamıştım.

Aşağı indiğimde herkes oradaydı. Masal, Ahmet, abim, annem, Masal’ın annesi, Ekin’in annesi ve Ekin. Hepsine gülerek baktım ve gidip anneme sarıldım.

-Hadi bakalım arabaya dedim annem ayrıldıktan sonra.

-Nereye dedim şaşkınlıkla.

-Kahvaltı yapmadan mı yarışmaya gireceksiniz dedi abim.

İki arabayla gelmişlerdi ve kadınlar bir arabayla, erkekler de diğer arabayla gideceğimiz yerin yolunu tutmuştuk.

Kahvaltı yaparken çok mutluydum ve böyle bir aileye ve arkadaşlara sahip olduğum için bir kere daha şükretmiştim. Ama sanki annemin bir şeyi var gibiydi.

-Anne, iyi misin dedim ona sessizce yaklaşırken.

-İyiyim kızım. Biraz yorgunum sadece.

-Anladım dedim kafamı sallarken. Kendini çok yoruyorsun. Bu kadar yorma.

-Merak etme kızım. İyiyim ben dedi ve gülümsedi. Ben de ona gülümsedim. Kahvaltı yapmaya devam ettik.

Kahvaltıdan sonra hep beraber yarışmanın yapılacağı yere gittik. Aşırı kalabalık olmasa da kalabalıktı. Beraber konuşurken ve heyecanımızı atmaya çalışırken Alperenleri görmüştüm. Onlara doğru gittik ve beraber içeri girip sahnenin arkasına geçtik. Annemlerde salona gidip yerlerini almışlardı. Yaklaşık yarım saat sonra yarışma başlamıştı.
30 grup vardı ve biz Ekinle 10. sıradaydık. Alperenler de bizden hemen sonraydi. Keşke hemen şarkımızı söyleyip kurtulsak diye düşünüyordum.

-Tamam biraz sakin ol dedi Ekin elimi tutarken. Normalce söyleyeceğiz. Beraberken nasıl söylüyorsak aynı şekilde.

-Of bılıyorum da öyle düşünemiyorum işte.

-Herkesi çıplak düşün dedi gülerek. Ben de gülerek ona baktim ve;

-Ekin saçmalama dedim gülmeye devam ederken.

-Nee? Sadece heyecanını atmana yardımcı olmaya çalışıyorum.

-Biliyorum. Teşekkür ederim dedim yine gülerek.
Birbirimizin elini tutarak sahne arkasında dikilirken sıra bize geldiğinde Ekin bana döndü;

-Ne olursa olsun yanındayım. Bunu beraber basaricaz dedi ve alnımdan öptü.

Kafamı salladım ve ona gülümsedim. Ellerimizi birbirimizden ayırarak sahneye çıktığımızda kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Ekin’e baktım. Gülümseyerek bana bakıyordu. Ben de ona gülümsedim. İkimiz aynı anda seyirciye döndük ve sarkimiza başladık. İlk ben başlıyordum.

-Ben kuşlardan da küçüktüm
Bir gece vaktiydi
Aşk tuttu elimden beni
Geçtim düşler sokağından
Bir gece vaktiydi
Ceplerimde hacıyatmazlar

Dönüp baktığımda Ekin bana bakıyordu. Bana bakarken bu sefer o söylüyordu;

-Ben kuşlardan da küçüktüm
Bir gece vaktiydi
Aşk tuttu elimden beni
Geçtim düşler sokağından
Bir gece vaktiydi
Ceplerimde hacıyatmazlar

Bu sefer birbirimize bakarken beraber söylüyorduk;

-Yağmur yağsa
Uykum kaçsa
Bir kuş konsa badi parmağıma
Ağlardım bir başıma
Bir kuş konsa badi parmağıma
Ağlardım bir başıma

Gözlerimi Ekin'den aldim. Devam ettim seyircilere bakarken;

-Sevdadandır, sevdadandır
Sevdadandır dedi annem aldırma
Aldırma gel yanıma
Sevdadandır dedi annem aldırma
Aldırma gel yanıma

Müzik geçtikten sonra Ekin devam etti;

-Kaç mevsim aşk pazarında geçti yalanlarla
Düş sattım aldanmışlara
Aklım kaçıverdi elimden
Bir gece vaktiydi
Sevdiğim başka sevenim başka.

O söylemeyi bitirince sıra bendeydi;

-Kaç mevsim aşk pazarında geçti yalanlarla
Düş sattım aldanmışlara
Aklım kaçıverdi elimden
Bir gece vaktiydi
Sevdiğim başka sevenim başka

Tekrar beraber söylüyorduk;

-Yağmur yağsa, uykum kaçsa
Bir kuş konsa badi parmağıma
Ağlardım bir başıma
Bir kuş konsa badi parmağıma
Ağlardım bir başıma.

Bu sefer Ekin devam ediyordu;

-Sevdadandır, sevdadandır
Sevdadandır dedi annem aldırma
Aldırma gel yanıma.

-Ekin'e eşlik ettim o söylerken;

Sevdadandır dedi annem aldırma
Aldırma gel yanıma

Şarkının son sözlerini birbirimize bakarak söylerken bitirdiğimizde salonda bir alkış tufanı koptu. Açıkçası bu kadar yüksek bir ses beklemiyordum. Hatta bu kadar begenilecegini de düşünmüyordum. Ekinle birbirimize bakarak gülümsedik ve selamımızı verip sahneden çıktık.

…

Yarışmanın sonuçları yarın açıklanacaktı. Annemler kendilerine başka bir otel ayarlamışlardı. Yarışmadan sonra biz de müzik öğretmeni Ertem hocayla ve Alperenlerle tekrar kaldığımız otele döndük. Bir duş alıp kendime geldikten sonra aşağı yemeğe indiğimde herkes oradaydı. Ben de yemeğimi alıp yanlarına oturdum.

-Bir şey söylicem size dedi Serhat. Bizi bilmiyorum ama siz kesin dereceye gireceksiniz dedi Ekinle bana bakarken.

-Bence siz de çok iyiydiniz dedim ben itiraz edercesine.

-Orasını bilmem ama sizin kadar alkış almadık bence dedi.

-Evet diyerek başını salladı Alperen. Sonra devam etti;

-Neyse en azından birimiz kazansın. Hepimiz kazanamasak da dedi.

-Belki hepimiz dereceye gireriz dedim gülümseyerek.
-Umarım dedi Boran.

Konuşmaya devam ederken yemeğimizi bitirdik ve sahile indik. Deniz dünkü gibiydi. Ama bu sefer ne olursa olsun o denize girmeyi düşünmüyordum. Hava ne kadar sıcak olursa olsun deniz çok soğuktu. Tabi, denize girenler vardı ama hayır, ben girmeyecektim. Denize girenlere bakarken Ekin’in bana baktığını hissettim ve ona döndüm. Gülümsedi. Ben de ona gülümsedim.

-Yine beni denize sokacak misin? Güldü.

-Hayır, hayır. Rahat ol. Bu sefer seni denize zorla girdirtmicem.

-İyi, rahatlayabilirim o zaman dedim ve güldüm. O da güldü ve bana bakmaya devam etti;

-Bugün sahnede yine nefes kesiyordun dedi gülümserken.

-İyi en azından sahnede dudağıma yapışmadın dedim ben de gülümserken.

-Onun öpücüğünü şimdi alsam dedi yürümeyi bırakıp bana dönerken. İki elimi de tuttu ve bana yaklaştı.

-Hayır, bu sefer olmaz. Sadece yanaktan izin veririm dedim gülerek.

-O da olur diyerek yanağıma eğildi ve yanağıma küçük bir öpücük kondurduktan sonra geri çekildi. Birkaç saniye bana baktıktan sonra;

-Bu yetmedi ama diyerek tekrar yanağıma eğildi. Yanağıma ard ard küçük küçük öpücükler kondurmaya başladı. Kıkırdamaya başladım. Bu arada dengemi kaybettim ve kendimi yerde buldum. Ekin’i de hemen yanımda. Hatta bir bacağı üstümde olduğunu saymazsak.

-Canın acıdı mı dedi. Ben ise gülüyordum.

-Hayır, iyiyim dedim. Peki sen?

-Ben de iyiyim. Sen sert düştün sandım dedi bana yumuşak bir şekilde bakarken.

Yanıma uzandı ve beraber gökyüzüne bakarken bulduk kendimizi. Yeni güneş batmıştı ve yıldızlar görünmeye başlamıştı. Beraber sessizce yıldızları izlerken bana döndü. Bunu hissedip ben de ona döndüm;

-Seni çok seviyorum ve hep sevicem. Bunu asla unutma. Tamam mı?

-Unutmam dedim yavaşça. Ben de seni çok seviyorum ve bunu sana asla unutturmicam. Çünkü hep senin yanında olucam.

-Ben de, ben de hep senin yanında olucam. Sadece ne olur ne olmaz diye yine de unutma sen dedi.

-Tamam unutmam dedim gülerken. O da güldü ve ve tekrar bana yaklaşıp tekrar yanağıma küçük bir öpücük verip tekrar aynı yerine uzandı. Tekrar sessizce yıldızları izlemeye devam ettik. Birkaç dakika sonra tekrar bana dondu;

-Gece beraber burada mı uyusak dedi soran gözlerle.

-Ekin saçmalama dedim anında. Tamam hava güzel olabilir ama gece burada üşürüz.

-Olsun, ben senden ayrılmak istemiyorum dedi. Zaten artık aynı evde de değiliz. Ne güzel bir ara hiç ayrılmıyorduk. Ne okulda ne de evde. Şimdi senden ayrı kalınca seni özlüyorum.

Gülerek baktım ona.

-Ekin, zaten yine her günümüz beraber geçiyor sayılır. Abartmasan mi?

-Olsun, ben yine de seni özlüyorum.

Tekrar güldüm.

-Ben de seni özlüyorum bazen. Evdeyken diyorum bazen kendi kendime şimdi aşağı inseydım, orada olsaydı Ekin diye. Ama yapacak bir şey yok, değil mi? Şimdiye odaklanalım ne dersin?

-Haklısın dedi birkaç saniye sonra. Şu an yanımdasın. Beraber yıldızları bakıyoruz. Hava çok güzel. Şu ana odaklanalim bence de dedi ve elimi tuttu. Beraber yildizlari izlerken gözlerim kapanmaya başladı. Uykuya daldıktan bir zaman sonra yerden havalandığımı hissettim.

…

Uyandığımda daha saat erken olduğu için uyumak için ne kadar kendimi zorlasam da tekrar uykuya dalamadigim için kalkmaya karar verdim. Bugün yarışmanın sonuçları aciklanacakti. Belki de bunun heyecanı beni uyutmamisti. Kalktım pijamalarımı çıkarıp mavi, eteği diz üstünde biten elbisemi giyip dışarı çıktım. Sahile indim. Kimseler yoktu. Dün burada uyuyakalmıştım ve daha sonra havalanma hissetmiştim. Büyük ihtimalle Ekin beni odama kadar götürüp bırakmıştı. Çıplak ayağım denizle bulusarak sahil boyunca yürüdükten sonra telefonum çaldı. Ekin'di.

-Efendim.

-Neredesin? Odanda yoksun.

-Sahildeyim dedim sakin bir şekilde.

-Sinem, haber versene. Seni odanda görmeyince korktum.

-Erken uyandım bugün. Sen de uyuyorsundur diye rahatsız etmek istemedim.

-Biz de uyandık artık. Aşağıya iniyoruz, sen de gel de kahvaltı yapalım.

-Tamam geliyorum diyip telefonu kapattım. Ayaklarımı otelin yanında olan duslarda yıkadım ve kurutup ayakkabılarımı giyip içeri girdim. Hep beraber kahvaltı yaptık.

Kahvaltıdan sonra annemler gelmişti. Onlari karşıladık Ekinle ve sonuçların açıklanacağı salona gittik. Salon otelin alt katindaydi. Konferans salonuna benzer bir salondu. Annemler arkaya oturmustu, biz de önlerden bir koltuğa oturduk ve beklemeye başladık. Salon zamanla doldu. Yanımıza Ertem Hoca da geldi. Ben mi çok heyecanliydim yoksa diğerleri mi çok sakindi anlamıyordum. Benim içim içime sığmıyor gibiydi. Diğerleri ise hiçbir şey olmamış gibiydi. Tam o sırada Ekin elimi tuttu.
-Sakin ol, ben yanındayım.

Kafamı salladım yavaşça. Elimi bırakmadı. Sonuçlarin açıklanması için yarışmayı düzenleyen yetkililer sahneye çıktığında da elimi bırakmadı.
-Hepiniz hoşgeldiniz arkadaşlar. Biliyorsunuz ki dün çok güzel bir yarışma geçirdik. Şimdi de sonuçları açıklıcaz. İlk olarak beşinci olanlardan baslicaz. Başlıyoruz. Beşinci olan grup… H. Anadolu Lisesinden Boran, Serhat ve Alperen.

Çok mutlu olmuştum. Yuzum direk diğer yanımda oturan Boran, Serhat ve Alperen’e dönmüştü. Gülümsedim.

-Alkışlarla sahneye alalım dediklerinde kalktılar ve sahneye doğru yürüdüler. Artık biz kazanmasak da üzülmezdim. Sonuçta bizim okuldan kazanan birileri olacaktı.

-Arkadaşlarımızı tebrik ediyoruz. Şimdi sıradaki grubumuz dördüncü olan grup… S. Anadolu Lisesinden Aynur ve Sare.

Alkışlarla onlar da sahneye çıktılar.

-Şimdi geldik asıl meseleye. Biliyorsunuz ki ilk üç grup bizden ödül alacak. Şimdi o adları aciklicam.
Üçüncü olan gruptan başlıyoruz. Üçüncü olan grubumuz… A. Endustri Meslek Lisesinden Batuhan ve Hüseyin. Alkışlarla sahneye alalım. İkinci olan grubumuz… H. Anadolu Lisesinden Sinem ve Ekin dedi. Ne? Bizim adımızı mi söylemişti? Doğru mu duymuştum? Sevinçle Ekin'e döndüm. Bizim adımız mi söylenmişti gerçekten? Ekin hala tuttuğu elimi kaldırırken ben de ayağa kalktım ve beraber sahneye doğru yürümeye başladık. Biz şimdi gerçekten ikinci mi olmuştuk? Hala inanamıyordum. Biz de Ekinle ikinciliğe ayrılan alanda beklerken birinci de açıklandı.

-Ve son olarak birinci olan grup K. Anadolu Lisesinden Yağmur ve İlbey. Kocaman bir alkış bekliyorum dedi bağırırken.

Birinci olan grup da sahneye çıktıktan sonra herkese ödül verildi ve ilk beş olan grubun tekrar şarkı söylenmesi istendi. Ekin'e baktım. Şimdi sevgilimle tekrar mı şarkı söyleyecektim? Gülümseyerek ona baktım. O da bana gülümsedi. İlk Alperenler söylemişti şarkılarını. Sonra sırayla birinciye doğru giderken biz de söylemiştik. O kadar mutluydum ki. İkinci olmak beni çok mutlu etmişti.

-Arkadaşlar şimdi sizin için eğlenceler düzenledik. Dışarıda başka yarışmalar da sizi bekliyor. Eğlenmeniz dileğiyle dedi kazananları açıklayan kişi.
Herkes konferans salonunu boşaltmaya başlamıştı. Biz de annemlerin yanına gittik. Kocaman sarıldım anneme. İkinci olmuştum. Herkes bizi tebrik etti ve herkesle sarıldık. Çok mutluydum.

-Tebrik ederim annesinin gülü dedi annem bana gülümserken.
Hep beraber dışarı çıktık. Annem Ekinle bana dondu;

-Ben Ertem hocamızla konuştum. Siz akşam eğlenceden sonra yola cikacakmissiniz. Biz de şimdi çıkalım çok geç olmadan diyoruz. Bir sıkıntı olmaz di mi?

-Yok annecim ne sıkıntı olacak? Siz gidin dedim. Ekin de beni onayladı.

-O zaman size iyi eğlenceler dedi annem. Hepsiyle vedalastiktan sonra onlar yola çıktılar. Biz de Ekinle beraber eğlencenin olacağı yere doğru yürümeye başladık.

Farklı yerlerde gruplar oluşturulmuştu. Herkes istediği yarışmanın oldugu gruplara doğru ilerliyordu. Voleybol turnuvası, zeka oyunları, çuval yarışması, yakar top vs. vardı. Ekin’e döndüm;

-Voleybola ne dersin?

-Olabilir. Diğerleri pek ilgimi çekmedi dedi.

-Benim de dedim ben de gözlerinin içine bakarken. Tam o sırada arkamızdan Alperen’in sesini duydum. Ona döndüğümde diğerlerinin de yanında olduğunu gördüm;

-Gençlerr. Tebrik ediyorum.

-Biz de sizi tebrik ediyoruz. Siz de sonuçta dereceye girdiniz.

-İkinci olamadık ama dedi Serhat gülerken.

-Ben hepimiz dereceye girdik diye çok mutluyum dedi Ekin onlara bakarken. Bu sırada tam arkamdan Ertem hocanın sesini duydum;

-Gençlerr. Hepinizi tebrik ediyorum. Hepinize çok güveniyordum. Güvenimi boşa çıkarmadınız. Teşekkür ediyorum.

-Hocam biz teşekkür ederiz asıl. Bizim için çok uğraştınız dedi Boran. Biz de onu onayladık.

-Çünkü sizin başaracağınızı biliyordum dedi hoca gülümserken.

Ertem hoca bizim hepimizin dereceye girmesine çok mutlu olmuştu. Anlaşılıyordu. Onun güvenini boşa çıkarmadığımız için çok mutluydum.

-Şimdi başarınızın tadını çıkarıp eğlenin dedi hoca ve bize iyi eğlenceler dileyerek yanımızdan ayrıldı.

-Biz voleybola katılmaya karar verdik. Siz diye sordum Alperenlere dönerek.

-Biz daha karar vermedik ama belki biz de voleybola katılabiliriz. Ne dersiniz diyerek döndü Alperen diğerlerine.

-Olabilir dedi Serhat. Boran da onu onayladı.

Hep beraber voleybol için oluşturulan grubun yanına gittik ve adımızı yazdırdık. Voleybola fazla kişi adını yazdırdığı için voleybol için ayrı 2 maç yapılacaktı ve kazanan takımlar tekrar maç yapacaklardı. Alperenlerle farklı gruplara düşmüştük. Hatta farklı oyunlarda oynayacaktık. Bizim grubumuzda 2 kız ve 2 erkekten oluşan bir grup vardı. Onlar dereceye girememişlerdi. Ama performanslarını hatırlıyordum. Çok fena değildi. Maça başlamadan önce bizi tebrik etmişlerdi. Biz de Ekinle teşekkür etmiştik.

Maça başladığımızda başta çok iyi olamasak da 2. sette sanki önde gidiyor gibiydik ve evet ikinci seti kazanmıştık. Şu an 1-1 di durum. Takımımızdakilerle iyiydi aramız ve bu daha iyi oynamamızı sağlıyor gibiydi. Tam iyi gidiyor gibiydik ki nasıl olduğunu anlamadan kafama top gelmişti ve her yer kararmıştı.

Bölüm sonu...

Beğenilerinizi ve yorumlarınızı bekliyorum...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

37okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…