Unut Gitsin kitap kapağı

33. bölüm / 38

Unut Gitsin

Bölüm 33

Vaveyla Yazarı: Ömür Birinci

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 38Şu an: Bölüm 33

Merhaba arkadaşlar.
Yani bölümümüz geldi...
Herkese iyi okumalar...

Kaan abiyi içeri buyur ettim. Salona geçtik.

-Abi çay ya da kahve ister misin? Hangisini istersin?

-Gel otur biraz.

O öyle diyince yavaşça yanına geçip yanına oturdum. Göründüğünün aksine sakin gibiydi. Konuşmaya basladi;

-Seni anlıyorum. Kendi evinde kalmak istiyorsun. Seni ne kadar evimde rahat hissettirmek istesem de kendi evin gibi olmayacak.

Cevap vermeden konuşmasının bitmesini bekledim. Derin bir nefes alıp devam etti;

-Belki içinden bana sana ne diyorsundur. Bir bırak peşimi diyorsundur.

-Hayır abi hiç öyle düşünmedim dedim direk sözünü bölerek. Benim iyiliğimi istediğini biliyorum.

-Sinem daha önce de dediğim gibi benim kız kardeşim yok ama hep bir kız kardeşim olsun istedim. Seninle de çok zaman geçirince seni kardeşim yerine koydum.

Gülümsedim. Devam etti;

-Aslinda içimden gecen seni alıp eve götürmek. Ama bunu yapmicam. Ama senden bir şey istiyorum. Eğer bir şey olursa yani abin sana bir şey yaparsa hemen bana haber veriyorsun. Anlaştık mı?

-Tamam abi anlaştık dedim gülümseyerek.

-Bak eğer bana haber vermediğini görürsem seni alıp zorla eve götürürüm. Tamam mı dedi gülerken.

-Tamam abi dedim ben de gülerek.

-Tamam anlaştığımıza göre artık kahveni içebilirim dedi gülümserken.

-Hemen yapıyorum abi dedim ve mutfağa yöneldim. İkimizin de kahvesini yaptıktan sonra salona geçtim tekrardan. Kahvemizi içerken kapı çaldı.

O an içimden geçen şey -ya abim geldiyse- oldu. Şu an onun gelmemesi lazımdı. Eğer gelirse Kaan abiyle sikinti yaşayabilirlerdi. Bu düşüncelerle kapıyı açmaya gittim. Karşımda Ekin'i görünce rahatlamıştım.

-Ekin, hosgeldin. Hiçbir şey demeden bana sarıldı.

-Seni ne kadar merak ettim biliyor musun dedi sarılırken.

-Burdayım işte evimdeyim.

-Telefonlarimi acsaydin o kadar merak etmezdim seni.

-Sen beni aradın mı? Görmedim aradığını.

-Aradım hem de kac kez.

-Özür dilerim. Görmemişim aşkım dedim ben de ona sarılırken.

-Neyse hadi affettim senin kokunu alınca dedi gülümserken.

Birbirimize yakinlastik. Tam onu öpüyordum ki Kaan abinin sesi geldi arkadan.

-Öhö öhö.

Bu sesi duyunca hemen birbirimizden uzaklaştık.

-Kaan abi dedi Ekin şaşırmış şekilde. Sen de mi buradaydın?

-He ya ben de buradayım dedi Kaan abi gülerken.

-Bilmiyordum dedi Ekin hala tedirginligini üstünden atamazken.

-Neyse iyisi ben çıkayım dedi Kaan abi gülerken.

-Abi biraz daha otursaydın dedim.

-Sizi ben bölmiyim dedi yine gülerken.

Cevap veremedim. Hatta büyük ihtimalle kıpkırmızı olmuştum. Ekin’e baktığımda o da ayniydı. Bizim halimizi görünce Kaan abi;

-Şaka yaptım, gerçekten şakaydı. Zaten Asli’nin yanına gidecektim. Beni bekliyor, gitmem lazım.

-Tamam peki o zaman abi dedim hala utancımdan gecmemisken.

-Konuştuklarımızı unutma tamam mı dedi bana bakarken.

-Tamam abi dedim ve onu ugurlayip içeri geçtik.

-Ne konuştunuz Kaan abiyle dedi Ekin salona geçip oturunca.

-Abimle ilgili. Bir şey olursa bana söyleyeceksin dedi. Söylemezsen kızarım dedi.

-Ben de sana aynı şeyi söylüyorum hep.

-Biliyorum biliyorum.

-Ben senin bu saç teline zarar gelse sinirleniyorum. O saç teline zarar verene zarar vermek istiyorum. İşte bu yüzden abin sana zarar verince deli oluyorum dedi yanağımı okşarken.

Cevap vermedim. Sadece baktım. Birkaç saniye sonra;

-Hayatımda iyiki varsın Ekin dedim sakince. Hayatımda bana iyi gelen iki şey kaldı. Bir sen bir de Masal. Beni hiç bırakma olur mu?

-Birakmam. Sen bırakmamı istesen de bırakmam. Benden sıkılsan da bırakmam. Sana söz veriyorum.

Gülümsedim. O da bana gülümsedi. Yanağıma küçük bir öpücük kondurdu.

-Çay içmek ister misin, bir çay koyayım?

-Olur dedi hala gülümserken.

Ben de hala gülümsemem silinmemisken çay koymaya gittim.

…

Sabah gözlerimi açtığımda gün aydınlanmisti. Saate baktığımda sekizdi. Dün geldi aklıma. Ekinle geçirdiğim zaman dilimi, günlerimin en güzel zamanı oluyordu. Beraber dertlesmistik ve geleceğimizden konuşmuştuk. Evli olacağımızdan, çocuklarımız olacağından…

Hayatimin geri kalanından onunla olmak istiyordum. Mutlu olmak istiyordum. Bunu düşünürken yatağımdan kalktım ve aşağı inip kendime bir çay koydum. Tekrar yukarı çıkıp üzerimi değiştirdim. Üzerimi değiştirirken aklıma günler öncesinde -Kaan abiye kalmaya gitmeden önce- abimin annemin odasını karistirdigini hatırladım. Sahi abim oradan ne alıp cebine koymuştu? O zaman buna bakmak aklıma gelmemişti. Çünkü abimin yaptıklarımı canımı çok acitmisti. Onu düşünecek halim yoktu. Şimdi ise aklıma gelmişti. Aklıma gelenle üzerimi giyinince yukarı çıktım.

Odanin kapisini acinca bir an annemin odada olacağını ve günaydın kızım diyeceğini düşündüm. Ama hayır, maalesef böyle bir şey olmayacaktı. Bir daha hiç olmayacaktı hem de. Yavaşça içeri girip annemin yatağına oturdum. Yine gözlerim doldu. Hayır, ağlamak istemiyordum. Ama olmuyordu. Yine ağlıyordum. İyice ağlak bir insan olmuştu. Normalde böyle insanları hiç sevmezdim ama ben de böyle olmuştum. Annemin yatağına yattım yavaşça. Ağlamaya devam ettim. Birkaç dakika sonra bu odaya gelme sebebimi hatırlayarak doğruldum yataktan.

Gözyaşlarımı sildim ve ayağa kalktım. Ve o gün abimin karıştırdığı cekmeceleri simdi ben karıştırmaya başladım. Ne bulacağımı bilmiyordum. Ama bakıyordum. Tam bir şey bulamadım diye ümidimi kaybediyordum ki o an gördüm. Tabi yaa, abim bunları alıyordu. Actigim çekmecede bir sürü gram altın vardı. Birkaç çeyrek altın da vardı ama daha çok gram altindi. Sayıca saymamistim ama 20’ye yakındı galiba sayısı.

Annem bunlari ne zaman biriktirmisti? Ama şu an bu umrumda değildi. Abimin bunları almasına izin vermeyecektim. Zaten şimdiye kadar kaç tane almıştı, onu da bilmiyordum. Ama en azından gerisini almasına izin vermeyecektim. Hepsini almaya çalıştım ama hepsini elime alamayacaktim. O yüzden bazilarini üstümdeki eşofmanın arka cebine sıkıştırdım. Bazilarini da elime alıp aşağı odama indim.

Altınların hepsini odamdaki çekmecelerin birkacinin arka tarafına koydum. Şimdilik orada dursunlar, sonra bir çare bulurum diye düşündüm. Tekrar aşağı indim. Koyduğum çay çoktan kaynamisti. Hatta biraz daha kaynasaydı su bitecek kıvama gelecekti.

Kendime kahvaltı hazırladım ve oturdum. Oturduğumda arka cebimde bir sertlik hissettim. Ne olduğuna baktığımda bir altın cebimde kalmıştı. Tekrar onu cebime koydum. Yukarı çıkınca digerlerinin yanina koyarim diye dusundum ve kahvaltımı yapmaya başladım.

Kahvalti yaparken “Bu masada hep yanımda birileri olurdu.” diye düşündüm. Ya annem ya abim ya da arkadaşlarım ya da başka birileri. Ama simdi tektim. İşte bu beni çok üzüyordu. Canım sıkılmasın diye kendime bir video açtım ve onu izlerken kahvaltımı yaptım. Tam kahvaltımı topluyordum ki kapı açıldı. Ya abimdi ya da Masal. Ama Masal olsaydı enerjik sesiyle “Ben geldim” diye bağırırdı. Demek ki o değildi. Kafamı mutfaktan uzatıp baktığımda abimi gördüm. Tam bu sırada göz göze geldik. Ama onun umrunda değildim. Bir şey bile demeden direk yukarı çıktı. Ben de umrumda değilmiş gibi davranmak isterdim ama yapamadım ve mutfaktaki bulaşıkları o şekilde bırakıp abimin arkasından gittim. Ama annemin odasındaydı. Bir üst kata daha çıktım. İçeri baktığımda çekmeceleri karistiyordu yine. Ne aradığını biliyordum. Ama ben hepsini almıştım. Bulamayacakti. Bir sure onu orada izledim.

-Nerde bunlar yaa diye söyleniyordu. Ama aynı zamanda pes de etmiyordu. Ben de kendimi açığa vurmaya karar verdim ve abime seslendim;

-Bunu mu arıyorsun dedim eşofmanın arkasından çıkardığım altını gösterirken.

İlk önce anlamadı ne olduğunu. Ne gösterdiğimi fark edince anında bana doğru yürümeye başladı ama bana dokunmasına izin vermeyecektim. Hızlıca merdivenlerden aşağı inmeye başladım. Planim odama girip odamin kapisini kilitlemekti. Ama tam aşağı kata inmiştim ki kolumdan tuttu çok sıkı bir şekilde. Planimi gerceklestiremeden abime yakalanmistim ve su an canımı acıtıyordu;

-Abi bırak beni canimi acitiyorsun dedim bir yandan elinden kurtulmaya çalışırken. Ama daha çok sıkıyordu kolumu.

-Onlari bana vereceksin dedi bağırırken.

-Hayır vermeyeceğim dedim ben de sesim yükselirken kararlı bir şekilde.

Ben böyle diyince çok sert bir tokat attı. O kadar şiddetliydi ki tokatla kendimi yerde buldum. Yanağımı tutarken abime baktım. Düşmem umurunda değildi, canımın acıması umurunda değildi. Abimin gözlerinde bunu görebiliyordum. Gözlerinde şefkat yoktu, merhamet yoktu. Sadece öfke vardı, dindirilemeyecek bir öfke.

İstediği kadar öfkeli olsun, bana istediğini yapsın ama kararımdan dönmeyecektim. Bu altınları ona vermeyecektim.

-Ne yaparsan yap altınları sana vermeyeceğim dedim tekrardan kararlı bir şekilde. Onları sana vermemek için sakladım, bulamazsın dedim.

Ben bunu diyince sinirle üstüme doğru yürüdü ve ben yerdeyken üstüme eğildi çenemi çok sıkı bir şekilde tuttu. Canım çok acıyordu ama yine abimin umrunda değildi;

-Nereye koydun onları dedi bağırarak.

-Söylemeyeceğim dedim canım acısıyla kıvranırken.

-Söyleyeceksin! Nereye koydun o kadar altını diye bağırdı.

-Asla söylemeyecegim diye bağırdim bu sefer canimin acimasina aldirmadan. Tekrar bir tokat daha attı kafam yana düştü attıgı tokadin etkisiyle. Ama beni kararimdan donduremezdi. Ona döndüm;

-Annem o altınları sen sarhoş ol diye biriktirmedi. Niye biriktirdi bilmiyorum. Belki benim üniversitede masraflarım için, belki senin düğün masrafları için, belki kendi ihtiyaçları için biriktirdi. Dediğim gibi niye biriktirdi bilmiyorum. Tek bildiğim şey sen sarhoş ol diye biriktirmedigi. O yüzden sana o altınları asla vermeyeceğim.

- Niye biriktirdiği s.kimde değil dedi. Bir muddet sustu, bana bakti ve tekrar konustu;

-Demek bana altınların yerini soylemeyeceksin. Öyle mi dedi ve doğruldu.

Ne yapacakti, bilmiyorum ama korkmaya baslamistim. Odalarımızın arasında bir ileri bir geri gitmeye başladı bense hala yerdeydim attıgi tokadın acısı ve çenemi sıkıca tutmasinin acısını hala atamamistim. Tekrar bağırmaya başladı;

-O altınları bana vereceksin. Başka bir şansın yok dedi ben yerdeyken tekme attı tam karnıma.

Acıyla kivrilarak cenin pozisyonuna geçtim. Canım o kadar çok yanıyordu ki. Sadece fiziksel olarak değil ruhum da çok acıyordu. Abim bunu bana nasıl yapıyor, bir para yüzünden nasıl beni tekmeliyordu?

Ben abime cevap vermeyince bir tane daha tekme attı. Bu sefer belime.

-Abi dur diyebildim sadece. Canim o kadar yanıyordu ki. Abimin ise umrunda degildi.

-Tamam madem sen vermiyorsun ben bulurum o altınları deyip odama gitti. Nereleri karıştırdı bilmiyorum. Ben o sırada acıyla yerde kıvranıyorum. Yerden kalkmaya çalışmıştım. Ama başaramadım. Abimin odami karıştırma seslerini duyuyordum. Bulamamis olmali ki bir iki dakika sonra geri geldi.

-Nerede altınlar söyle deyip bir tane daha tekme attı karnıma. Ben cevap vermeyince devam etti;

-Tamam maden söylemiyorsun ben de zorla alırım deyip eşofmanın arka cebimdeki altına almaya çalıştı. Büyük ihtimalle ondan kacarken oraya koyduğumu gormustu.

Ben direniyordum alamaması için. Canimin yanmasini kenara birakip sirt ustu yatip abimin arka cebime ulaşmasını engellemeye çalıştım. Ama cok gucluydu. Beni belimin bir tarafından ittirip yüzüstü yatmamı sağladı ve o sırada cebimdeki altını da aldı.

-Diğerlerini de senden alacağım, bulacağım o altınları dedi sinirle. Beni o şekilde bırakıp giderken son bir şansımı denemek istedim belki merhamete gelir diye. Abimin ayak bileğinden yakaladim;

-Yalvarırım abi yapma. O altınlar senin değil. Annemin ruhu için yapma. Ama sanki beni duymuyordu. Annemden bahsetmem bile onun umrunda değildi. Bacaklarından tuttuğum ellerimden kurtulmak için yuzüme doğru bir tekme savurdu. Ondan sonrası ise karanlıktı.

Bölüm sonu...
Bölümü nasil buldunuz?
Sizce abisi eski haline geri dönecek mi?
Yorumlarınızı bekliyorum...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

28okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18