Unut Gitsin kitap kapağı

36. bölüm / 38

Unut Gitsin

Bölüm 35

Vaveyla Yazarı: Ömür Birinci

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 38Şu an: Bölüm 35

Arkadaşlar merhaba...

Yeni bölüm geldi. Bu bölüm biraz kısa oldu ama sonraki bölüm çok heyecanlı olacağı için biraz kısa tuttum.

İyi okumalar...

Abimin sesinin gelmesiyle önce Masal'a, sonra Murat amcaya, daha sonra da Ekin'e baktım sırayla.

-Abim, abim diyebildim önce sadece. Sonra ise Ekin'in elini tutarken;

-Abim geldi Ekin. Abim geldi.

-Tamam, tamam güzelim sorun yok. Ben yanındayım, güvendesin. Sakin ol dedi bana sarılırken.

Murat amca;

-Ben bir bakayım dedi.

-Ben de seninle geleyim dedi Ekin ve benden ayrıldı. Ama ben buna müsaade etmedim. Elinden tuttum.

-Hayır Ekin gitme ne olur. Yanımda kal. Lütfen yanımda kal!

Ekin birkaç saniye bana baktı.

-Tamam güzelim. Sorun yok. Ben burdayım. Tamam diyerek tekrardan sarıldı bana.

-Ekin sen burada kal dedi Murat amca. Ben bakıp gelirim hemen.

Bu sırada tekrar abimin sesi geldi;

-Sinem, çık dışarı lan!

Korkudan sinip Ekin'in kollarının arasına daha çok yerleştim. Ekin saçlarımdan öptü.

-Sorun yok, Sinem sakin ol. Abin sana hiçbir şey yapamaz. Ben yanındayım.

Kafamı salladım gözümden yaşlar akarken. Niye bu kadar korkmuştum peki? Abimin beni dövdüğü günkü cesaretim nereye gitmişti? Beni hastanelik edince mi böyle olmuştum? Bunlar aklıma geliyordu ama şu an bunları düşünecek halde değildim. Daha sonra düşünebilirdim. Bu sırada herkes yerinden kalkmıştı. İkizler de olanların farkındaydı ve annelerinin yanında duruyorlardı. Onlar da korkmuştu. Masal yemek masasının olduğu yerden ayrılıp camın kenarına geçti ve dışarı baktı. Onun dışarı baktığını görünce;

-Görünüyorlar mı diye sordum.

-Evet dedi Masal. Ama ne konuştukları duyulmuyor haliyle. Cam açıktı ama Masalların evi en üst katta olduğu için konuşulanların duyulması zordu.

-Ya abim Murat amcaya zarar verirse dedim.

-Merak etme abin babama zarar veremez. Bence sen abin için endişelen dedi ve birkaç saniye bana baktıktan sonra;

-Özür dilerim Sinem. O şekilde demek istemedim. Ya ben abine o kadar çok sinirliyim ki…

-Sorun değil dedim sadece. Murat amca abimi dövseydi üzülür müydüm bilmiyordum ama abim Murat amcayı dövse üzülürdüm. Ben telaşla beklerken tekrardan abimin sesi geldi;

-Sinem, çık dı… derken lafı bölündü.

Ekin’in kollarından ayrılarak Masal’ın yanına cam kenarına geçtim. Neler olduğuna bakmak istiyordum. Murat amca abimin ağzını eliyle kapatmıştı ve ona bir şeyler söylüyordu. Daha sonra elini çekti ve ona bağırdığını duydum;

-S.ktir git, sakın bir daha gelme. Abim yerinden oynamayınca tekrar bağırdı;

-Defol! Abim bunun üzerine hiçbir şey demeden arkasını dönüp yürümeye başladı. Murat amca birkaç saniye arkasından baktıktan sonra o da arkasını dönüp apartmana girdi. Birkaç dakika sonra eve geldi zaten.

-Murat amca, ne oldu? Ne konuştunuz abimle dedim hemen merakla.

-Bir şey yok kızım dedi terliklerini giyerken. Abin senin eve gitmeni istiyormuş ama ben senin burada kalacağını söyledim. O da gitti.

-Bence bu kadar kolay kabullenmemiştir abim dedim inkar eder gibi.

-Ben hallettim Sinem. Endişelenme. Sen burada kalacaksın, yani tabi sen istediğin sürece. Ama ne olursa olsun sen tamamen iyileşmeden seni asla göndermem dedi babacan bir tavırla. Gülümsemek istedim ama bu, biraz zoraki bir gülümseme olmuştu.

-Hadi bakalım, tekrardan yemeğe geçelim dedi Yeliz teyze.

-Ben yemek yemicem. Size afiyet olsun dedim.

-Ama Sinem diyordu ki Ekin, Masal onu durdurdu. Bu sırada onlara hiç bakmadan Masal’ın odasına geçtim. Masal’ın odası mutfağa yakın olduğu için konuşulanlar duyuluyordu.

-Bırak, biraz yalnız kalsın dedi Masal. Sonra ben ona yediririm dedi sessiz olmaya çalışırken ama ben duyuyordum bile konuşulanları. Yine sessizce Masal Murat amcaya sordu;

-Baba gerçekten bu kadar mı konuştunuz Yiğit abiyle dedi.

-Yani, tabi kabul etmek istemedi ama ben tehdit edince gitmek zorunda kaldı.

-Tehdit mi diye bir tepki verdi Ekin biraz sesli bir şekilde.

-Sessiz olsana Sinem duyacak dedi Masal. Daha sessiz bir şekilde devam etti Ekin;

-Sen Yiğit abiyi tehdit mi ettin Murat amca?

-Neyle tehdit ettin dedi Masal bu sefer.

-Polisi çağırırım dedim. Zaten Kaan onu bir güzel benzetmiş. Ağzı yüzü kan içindeydi dedi. Ya da direk Kaan'ı çağırırım deyince korktu.

Nasıl ya diye düşündüm o an. Ben yukarıdan bakarken biraz da karanlık olduğu için görmemiş olmalıydım ama demek ki ağzı yüzü kandı. Peki üzülmüş müydüm? Evet, üzülmüştüm ama çok da değildi. Normalde bunu duyduğumda koşarak abimin yanına gidip ona pansuman yapmak isterdim ama bunu yapmak istemeyi bırak, içimden şu an oturduğum yerden kalkmak bile gelmiyordu. Murat amca devam etti;

-Tabi o demedi Kaan’ın yaptığını. Ben tahmin ettim. O da aksi bir şey söylemediğine göre o yapmış olmalı.

Kaan abi hastane odasından çıkarken bu iş burada bitmedi demişti. Bundan mı bahsetmişti yani onu dövmekten? Peki abim bununla akıllanacak mıydı? Bana bir daha dokunmayacak mıydı onu dövdüğü için? Nedense ben pek buna inanmıyordum. Bence sarhoş olduğunda yine aynısını yapacaktı.

-Tamam bence artık bu konuyu konuşmayalım dedi Yeliz teyze biraz sesli bir şekilde. Bence çok uygun bir zaman değil dedi. İmalı bir şekilde olduğunu anlamıştım uzaktan da dinlesem.

-Evet haklısın dedi Murat amca. Hadi yemeğimizi yiyelim dedi.

-Ben kalksam daha iyi olur bence dedi bu sırada Ekin.

-Ne kalkması ya, otur şuraya dedi Masal. Yemeğini ye, Sinem’i görüp öyle gidersin dedi sonra da.

-Bu yemeği yemeden seni şuradan şuraya bırakmam dedi Yeliz teyze de.

-Peki tamam madem dedi Ekin gülerek.

Sonrasında ise başka konular konuşmaya başladılar. Bundan sonrası beni ilgilendirmediği için onları dinlemeyi bıraktım. Uykum olmasa da yatağın içine girip yattım. Boş boş duvarlara bakmaya başladım. Böyle de zaman geçmeyince telefonu elime aldım. Biraz telefonda gezinirken duyduğum sesle telefonu bıraktım.

-Ben bir Masal’a bakayım dedi Ekin. Hemen gözlerimi kapatıp uyuyormuş gibi yaptım. Şimdi konuşmak istemiyordum. Kapının açılmasıyla Ekin’in içeri girdiğini anladım. Büyük ihtimalle uyuduğumu görünce ses yapmadı. Sadece yanıma gelip saçlarımı okşadı ve saçlarımın üzerinden öptü. Birkaç dakika daha başımda dikilip (ayak sesi gelmemesinden anlamıştım) daha sonra gitti. Kapının tekrar açılıp kapanmasıyla gözlerimi açtım. Ekin çıkmıştı.

-Uyumuş. Rahatsız etmek istemedim. Ben gideyim artık dedi kapının önündeyken.

-Tamam o zaman. Görüşürüz madem dedi Masal.

-Yarın gelirim yine.

-Tamamdır.

Ayak sesleri birkaç adım sonra uzaklaştı. Birkaç dakika sonra tekrar ayak sesleri gelmişti ama ben daha gözlerimi kapatmaya zaman bulamadan kapı açıldı. Gelen Masal’dı.

-Birileri uyanmış mı yoksa hiç uyumamış mıydı?

-Şimdi uyandım dedim yalan söyleyerek.

-Peki öyle olsun dedi. Evet, Masal ben her zaman yalan söyleyince anlıyordu. Ama neyse ki bir şey sormamıştı.

-Hadi kalk yemek zamanı dedi birkaç saniye sonra.

-Masal, yemek istemiyorum.

-Biliyorum ama yemek zorundasın. Ekin’in dediği gibi zorla ağzına tıkarım ha dedi gülerek.

-Çok komik dedim ben gülmezken.

-İstersen buraya getirebilirim ya da içeriye gel.

-Ben burada yesem dedim.

-Tamam, getiririm. Sen yeter ki ye dedi odadan dışarı çıkarken.

…

Abimin gelmesinin ardından iki gün geçmişti. Masalla oturuyorduk. Bir şeyler konuşarak zaman geçiriyorduk.

Masal’ın annesi ve babası işe gitmişti. İkizler de odalarında oyun oynuyorlardı. En başından beri bana ne olduğunu anlamamışlardı. Ama yüzümde, kollarımda, bacaklarımdaki yaraları görünce ne olduğunu tahmin etmişlerdi. Hatta ilk eve geldiğimde “Bunu sana Yiğit abi mi yaptı” demişti Uzay. Cevap verememiştim. Neyse ki Masal imdadıma yetişmişti. Büyük ihtimalle çocuklar, diğerleri konuşurlarken duymuşlardı.

Kapı çaldığında ben salonda otururken Masal kapıyı açmaya gitti.

-Hoşgeldiniz.

-Hoşbulduk aşkım diyen Ahmet’in sesini duydum.

Ardından Ekin salona girdi. Demek ki beraber gelmişlerdi. Zaten Ekin her gün buradaydı. İyi olduğumdan emin olmak istiyordu.

-Nasılsın güzelim dedi saçlarımdan öperken.

-İyiyim dedim gülümserken.

-Artık daha iyi gözüküyorsun dedi bana bakarken.

-İyiyim çünkü dedim. Sen endişelenme. Gülümsedi. Bu sırada arkalarından diğerleri girdi içeri.

-Nasılsın Sinem dedi Ahmet.

-İyiyim sağol.

-Bak, bugün beraber film günü yapmaya karar verdik. Gece olmadığı için film gecesi diyemiyoruz dedi gülerken.

-Öyle mi dedim şaşırırken. Benim bundan haberim yoktu.

-Sana söylemeyi unutmuş olabilirim dedi Masal mahçup bir şekilde gülümserken.

-Neyse önemli değil. Her türlü oturuyorum zaten dedim gülerken. Aslında iyiydim ama Masal ve ailesi pek beni işe karıştırmayıp oturtuyorlardı. Bu yüzden her ne kadar mahçup hissetsem de yapacak bir şey yoktu.

-Eee, peki hangi filmi izleyeceğimize karar verdiniz mi dedim birkaç saniye sonra.

-Ona şimdi karar verelim dedi Ahmet.

Yaklaşık 10 dakika sonra ne izleyeceğimize karar vermiştik. Bu sırada Masal mutfaktaydı. Daha sonra diğerleri de ona yardım etmeye gittiler. Yine benim kalkmamamı söyleyip gitmişlerdi. Bir müddet sonra koltuklara oturmuş filmi izlemeye başlamıştık. Ben ve Ekin bir koltukta oturmuştuk, Masal ve Ahmet de diğer koltuğa oturmuştu. Her ne kadar romantik film olmasa da izlediğimiz, Ekin beni sürekli rahatsız ediyordu. Ya beni kendine çekiyordu, ya saçlarımı okşuyordu, ya da her seferinde farklı bir yerimden öpüyordu. Onun yüzünden filme odaklanamamıştım. Ayrıca yanımızda Masal ve Ahmet’ten de utanıyordum, her ne kadar yakın arkadaşlarımız olsa da.

-Of Ekin. Senin yüzünden filmden hiçbir şey anlamadım dedim film bitince sessizce.

-Ben de seni izlemekten filmi izleyemedim. Onu ne yapıcaz dedi muzipçe.

-Ekin dedim sinirlenmiş gibi. Kolay bir şekilde yumuşamak istemiyordum.

-Ne ya, sevgilim değil misin? Seni izlemicem de kimi izlicem? Evet, şimdi yumuşamıştım.

-Ya Ekin dedim gülümserken.

-Aşkım dedi yanağımdan öperken.

-Hop hop dedi Ahmet. Burada aile var. O böyle deyince gülerken birbirimizden uzaklaştık Ekinle. İkisi de bize bakıyordu. Mahçup bir şekilde gülümsedim. Bu sırada Ekin’in telefonu çaldığı için ayağa kalktı ve dışarı çıktı.

-Ben kahve yapıyım dedi Masal ve yerinden kalktı. Tam o sırada Ekin içeri girdi.

-Arkadaşlar benim çıkmam gerekiyor. Annem çağırdı da.

-Bir sorun yok di mi dedim endişeyle.

-Yok yok. Sadece biraz beli ağrıyormuş. Marketten alınacaklar varmış, onları halledicem. Ben yine yarın gelirim aşkım dedi beni alnımdan öperken.

-Gelmek zorunda değilsin, ben iyiyim. Annenin sana ihtiyacı olursa onun yanında kal.

-Beş dakikada olsa gelirim dedi göz kırparken. Gülümsedim. İşte ben bu adamı seviyordum. Beni asla ihmal etmeyen adamı.

-Ben kahve yapacaktım dedi Masal.

-Başka zaman içerim senin elinden dedi gülümserken.

-Tamam sözüm olsun dedi Masal da.

Üçü birden salondan çıktılar. Seslerden duyduğum kadarıyla Ekin’i yolladıktan sonra ikisi mutfağa geçmişti. Artık ben de oturmaktan sıkılmıştım. O yüzden onların yanına gitmeye karar verdim. Yavaş da olsa yürüyebiliyordum. Zorlasam hızlı bile yürürdüm. Artık o kadar iyiydim.

Mutfağa girdiğimde Masalla Ahmet çok da uygun değillerdi. İçeri girdiğimde çok yakınlardı. Belki de onları bölmüştüm. Masal beni gördüğü anda Ahmet’ten ayrıldı ve bana döndü.

-Sinem sen niye yerinden kalktın?

-Şey, ben sıkıldım sabahtan beri oturmaktan ama gelmesem daha iyiymiş sanki dedim gülümserken.

-Yo, biz bir şey yapmıyorduk ki dedi Masal ama kıpkırmızı olmuştu.

-Yo hayır aslında. Sen gelmeseydin… diye devam ediyordu ki Masal onu dürtünce konuşmayı kesti.

-Tamam kahveler hazır diyerek bu konuşmayı bitirdi Masal. Hadi salona geçelim.

Kahvelerimizi içerken uzun zamandır bu kadar gülmediğimi fark etmiştim. Ahmet öyle şeyler anlatıyordu ki şu an normal bir şey de anlatsa kahkahalarla gülerdim. Annemin ölmesinden sonra bu kadar mutlu geçirdiğim bir günüm olmamıştı. Normal hayatıma dönmüş müydüm? Ya da normalim tam olarak ne olacaktı kendi evimde olmadıktan sonra? Kapının çalmasıyla konuşmamız bölündü. Yeliz teyze ve Murat amca gelmişti.

-Hoşgeldiniz dedim onlara hitaben.

-Hoşbulduk kızım dedi Murat amca. Sen de hoşgeldin oğlum dedi Ahmet’e bakarken. Ama şunu fark etmiştim ki Murat amca Ekin’e baktığı gibi Ahmet’e bakmıyordu. Belki de Ahmetle Masal’ın arasında bir şey olduğunu anlamıştı.

-Hoşbuldum Murat amca dedi Ahmet mahçupça gülümserken. Sanki daha demin bizi kahkahalarla güldüren o değilmiş gibi.

-Ben de tam kalkıyordum aslında dedi daha sonra.

-Aa niye kalkıyorsun oğlum? Yemeğe kalsaydın dedi Yeliz teyze.

-Yok, kalmıyım. Teşekkür ederim. Annem bekliyor yemeğe dedi ve birkaç konuşmadan sonra evden ayrıldı. Ahmet evden ayrılınca ben ikizlerle kendimi yormadan oynarken Masalla Yeliz teyze yemek hazırlığına girişti. Çocuklarla oynarken zamanın nasıl geçtiğini anlamadan “Yemek hazır” sesi duymuştuk bile. Bu sesi annemden duymayı o kadar özlemiştim ki. Yaşım kaç olursa olsun annenin seni yemeğe çağırması kadar güzel bir şey yoktu. Artık ağrılarım olmadığı için rahatça yerimden kalkıp mutfağa yemeğe geçtik. Yemeğimizi yemiş ve topluyorduk. Her ne kadar bana oturmamı söyleseler de onlara yardım ediyordum. İşimiz neredeyse bitmişti ki kapı çaldı.

-Anne biri mi gelecekti dedi Masal.

-Yo hayır kızım. Aç bakalım, belki komşu falan gelmiştir. Masal kafasını salladı ve kapıyı açmaya gitti. Ama duyduğum sesle yerimde donmuştum.

-Yiğit abi!

Birkaç saniye sonra yerimden kımıldayabildim. Mutfaktan çıkıp kapıya doğru yürüyordum ki Murat amca yolumu kesti.

-Sen burada kal. Ben konuşurum.

-Ama Murat amca geçen de …

-Dediğimi yap deyip lafımı kesip kapıya doğru yürüdü. Ben olduğum yerde kaldım. Olduğum yerden kapıyı görebiliyordum ama kapının konumundan dolayı abim içeriyi görmüyordu. Nefesimi tutmuş, olacakları bekliyordum. Murat amca kapıya vardığında Masal’ı içeriye yolladı ve kapıyı aralık bırakıp kendi dışarı çıktı. Bu anlattıklarımın hepsi birkaç saniye içinde olmuştu.

Murat amca ve abim kapının önünde konuşuyorlardı. Kulak kesilmiş, onları dinliyordum. Yeliz teyze ve Masal beni içeri götürmek istemişlerdi ama hayır, burada kalıp konuşulanları dinleyecektim.

-Sana bir daha buraya gelmeyeceksin demedin mi? Kız senin bıraktığın yaralardan daha yeni kurtuldu. Tekrar ona zarar vermek mi istiyorsun? Ben buna izin vermicem.

-Ben kardeşimi alıp gidicem.

-Sen beni duyuyor musun? Ben sana ne diyorum? Murat amca sinirlenmişti. Sesinin tonundan anlamıştım.

-Kardeşimi görmek istiyorum.

-Kardeşini görmeyeceksin. Sen ne zaman ayık bir halde gelir, kardeşinden özür dilersin, o da seni affeder; o zaman isterse gelir. Ama onun haricinde bu kız burada kalacak. Bu kadar basit.

-Kardeşimi getir buraya.

-Lan oğlum, sen anlamıyor musun diye bağırdı Murat amca. Ama abimin hiç umurunda değildi. Konuşulanlardan anlıyorduk.

-Ben kardeşimi görücem dedi o da sesini yükseltirken. Murat amca birkaç saniye durdu. Sonra konuştu;

-Yarın ayık bir şekilde gel. Kardeşini görürsün. Sen böyle sarhoşken kardeşini sana göstermem. Tam bu sırada farklı birinin sesini duydum.

-Ne oluyor Murat Bey? Büyük bir kadının sesine benziyordu.

-Bir sorun yok Nebahat Hanım.

-Ama bu ilk defa olmuyor ki Murat bey. Kaçıncı bu? Rahatsız oluyoruz haliyle.

-Aman abart dedi Masal bana dönerken. Gören de Yiğit abinin onuncu gelişi sanacak dedi ve benim tepkimi görmeden tekrar kapıya, konuşulanlara odaklandı.

Onları dinlemeyi kestim ve etrafıma bakındım. Masal kapıya biraz daha yaklaşmış onları dinliyordu. Ben onun arkasında kalmıştım. Yeliz teyze ikizlere bakmaya gitmişti. İkizlerin olanlara şahit olmasını istemiyordu. Çünkü o da her an her şey olabilir diye düşünüyordu, biliyorum. Ama ben bir şey olmasına izin vermeyecektim. Şu anda Masalla beraber kaldığımız odaya gittim ve önemli olan birkaç eşyamı toplayıp çantama doldurduktan sonra odadan çıktım. Evet, kararımı vermiştim. Abim, bir daha ne Murat amcayı ne de komşuları rahatsız etmesin diye onunla gidecektim.

Derin bir nefes aldım ve kapıya doğru yürümeye başladım. Masal’ın yanından geçerken beni kolumdan tuttu.

-Ne yapıyorsun Sinem?

-Bırak Masal.

-Bırakamam. Hayır, olmaz.

-Bırak derken biraz sert bir şekilde hareket ederek kolumu Masal’dan kurtarıp kapıya yürüdüm. Kapıyı açtım. Murat amcanın arkası dönüktü ama abim direk kapıya bakıyordu. Ben kapıyı açınca gözleri beni buldu. Ben de ona bakıyordum. Abim bana bakınca Murat amca da bana döndü ama ben ona bakmıyordum. Sadece abime odaklanmıştım. Hatta olabilecek her şeyi de göze almıştım.

-Hadi abi gidelim.

Bölüm sonu...

Bölüm hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Sinem'in abisi akıllandı mı? Sinem'e bir daha zarar verecek mi?

Yorumlarda buluşalım...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

17okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18