Unut Gitsin kitap kapağı

37. bölüm / 38

Unut Gitsin

Bölüm 36

Vaveyla Yazarı: Ömür Birinci

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 38Şu an: Bölüm 36

Merhaba arkadaşlar. Heyecanlı bir bölüm sizi bekliyor. İyi okumalar diliyorum...

Abimle beraber eve dönmemizin üzerinden iki gün geçmişti. Her ne kadar Masal ve Murat amca buna izin vermese de kararımdan dönmemiştim. Onlara minnettardim ama hayatimin sonuna kadar da orada kalamazdım.

Abim eve döndüğümüzden beri bana zarar vermemişti. Zaten hiç beraber aynı odada bile bulunmamıştık. Eve döndüğümüzde odama gitmiştim direk ve kendimi odaya kilitlemiştim. Abim beni döverken altınları bulmak için odamı dağıtmıştı ve odam o haliyle duruyordu. İlk olarak altınlar yerinde mi diye bakmıştım ve evet yerindeydi. Demek ki abim bulamamıştı. Zaten bulsaydı hepsini alırdı. Bunu bildiğim için altınları oldukları yerde bırakmıştım. Daha sonra odamı toplamıştım. O günden sonra da abim evdeyken asla odamdam çıkmadım. Sadece abimin evden çıktığına emin olduktan sonra çıkıyordum. Bugün de sabah erkenden evden çıkmış olmalıydı ki evde ses yoktu. Ben de odamdan çıkıp kahvaltımı yapmıştım ve mutfağı topluyordum ki kapı çaldı. Abim mi gelmişti? Ama eğer o gelseydi kapıyı çalmazdı. Kimin geldiğini görmek için hızlıca kapıya yöneldim. Kapıyı açtığımda karşımda Ekin vardı.

-Aşkım!

-Sevgilim dedi. Yağmur yağıyordu ve sırılsıklam olmuştu.

-Gel çabuk içeri sırılsıklam olmuşsun.

-Sana sırılsıklam aşık olmuşum ondan dedi gülerek.

-Ekin her şeyi nasıl buraya bağlıyorsun anlamıyorum ya dedim gülerken. Her ne kadar bu lafları hoşuma gitse de ve beraberliğimizin kaçıncı yılı olursa olsun beni utandırıyordu. Bu sırada içeri girdi. Hemen üzerindekini çıkardı. Neyse ki içindeki tişört kuruydu. Bir de yaz olduğu için ne kadar yağmur yağsa da o kadar üşütmüyordu.

-Nasılsın güzelim?

-İyiyim sen dedim.

-Sen eve geldiğinden beri iyi değilim dedi direk. Bunu sormamı bekliyormuş gibiydi. Bu sırada salona geçmiş ve oturmuştuk.

-Ekin başlama lütfen. Seni dün yeterince dinledim zaten. Dün Ekin eve geldiğimi öğrenmişti. Yani abimle eve geldiğimiz günün sabahı. Ben telefonlarımı açmayınca Masal’ı arayıp öğrenmişti ve Masal ve Ahmetle eve gelmişlerdi. Ben sorun olmadığına ikna edene kadar kırk dereden su getirmiştim. Ama demek ki hala ikna olmamıştı.

-Neye başlamayayım Sinem? Korkuyorum, sana zarar gelmesinden korkuyorum. Çünkü sana değer veriyorum. Ekin’e biraz yaklaştım.

-Biliyorum aşkım biliyorum ama beni de anla. Başkasının yanında ne kadar zamana kadar kalabilirim? Kendimi yük gibi hissediyorum.

-Saçmalama Sinem. Kimse seni yük olarak görmüyor.

-Evet ama bu görmeyecekleri anlamına gelmiyor. Onlar görmese de ben kendimi öyle görüyorum.

-Masal ve ben sizde kalırken bizi yük olarak gördünüz mü?

-Saçmalama Ekin! Ne alakası var?

-Çok alakası var. Sen bizi nasıl yük görmediysen kimse de seni görmez.

-Aynı şey değil. O zaman belli bir süre vardı. Şimdi öyle bir şey de yok.

-Aynı şey benim için. Hem sen bize kalmaya gelsen ben çok mutlu olurum.

-He anladım! Sen beni size davet ediyorsun.

-Davet etmiyorum, direk gel diyorum. Gülümsedim;

-Teşekkür ederim ama sana söyledim. Hayatımın sonuna kadar birilerinin yanında sığıntı gibi yaşamak istemiyorum.

-Hayatının sonuna kadar yaşamayacaksın ki! Zaten evlendiğimizde beraber yaşıcaz. O zamana kadar bizde yaşarsın sen de.

-Ben anlamadım galiba. Biz evlenene kadar ben sizde mi kalıcam?

-Evet aynen öyle.

-Hımm peki bizim evleneceğimizi nereden çıkartıyorsun? Belki evlenmicez.

-O da ne demek? Ben senden başkasıyla evlenmem. Senin olmadığın bir hayat düşünemiyorum dedi sinirle.

-Hayatın ne getireceği belli olmaz ki. Belki ayrılıcaz dedim onu biraz daha sinirlendirmek isterken.

-Hayır ayrılmıcaz. Sen beni bıraksan ben seni bırakmam dedi yine aynı sinirlilikle.

-Ya zorunda kalırsak dedim nereye kadar gidebileceğini ölçmek için.

-Hayır dedim ya Sinem dedi daha da sinirle. Sonra daha sessiz bir şekilde devam etti;

-Ne olursa olsun, her ne olursa olsun asla seni bırakmıcam dedi ve bana yaklaştı. Dudağıma yöneliyordu dudakları ki ona fırsat vermedim ve hızlıca ondan uzaklaştım.

-Ben bir çay koyayım, sonra da film izleriz. Olur mu?

-Olmaz olur mu? Olur tabi dedi. Gülümsemeye çalışıyordu ama mutsuzdu ondan uzaklaştığım için.

Mutfağa gittim. Arkamdan geldi.

-Tek bir şey sorucam. Sonra bu konuyu kapatıcam. Ama sen de bana doğruyu söyleyeceksin.

-Tamam sor bakalım dedim meraklı bir sesle aynı zamanda çayı koyarken.

-Abin sana hiç dokundu mu, bir şey söyledi mi, sana zarar verdi mi diye devam ediyordu ki onu durdurdum;

-Hayır, abimin bana zarar vermesini geçtim, aynı ortamda bile bulunmadık. Tek kelime bile konuşmadık onunla. Ve doğruyu söylüyorum. Rahatladın mı?

-Yani şimdilik rahatladım ama tamamen rahatladığımı söyleyemem.

Gülümsedim;

-Bana bir şey olmayacak, tamam mı? Biraz rahatla lütfen!

Kafasını salladı ama hiç de ikna olmuşa benzemiyordu. Belliydi, yarın yine aynı konuyu konuşacaktık. Ama şu an bunun için moralimi bozmak istemiyordum, anın tadını çıkarmak istiyordum.

-Hadi yukarı çıkalım. Salondaki televizyon internete bağlı değil. Yukarıdaki televizyondan izleriz.

-Benim kaldığım odada mı?

-Evet o oda dedim gülerek.

-Vay be! Eski günleri yad edicem demek ki dedi o da gülerek. Beraber odaya çıktık. Ne izleyeceğimizi belirledik. Aslında romantik film sevmesem de romantik film ayarlamıştık. Daha sonra aşağı indim. Çayı ve birkaç abur cuburu alarak yukarı çıktım. Filmin başlarında çay içip bir şeyler yiyerek izlediğim filmin ortalarına doğru sıkılmıştım. Ekin’e baktım. O, bana bakıyordu.

-Sen yine mi filmi izlemiyorsun dedim.

-Tüh, yakalandım! dedi gülerek. Sıkıldım napıyım dedi daha sonra. Biraz daha bana yaklaştı;

-Seni izlemek filmi izlemekten daha hoş dedi.

-Hımm, öyle mi dedim sessizce.

-Öyle dedi ve bana daha da yaklaştı. Elini yavaşça uzatıp yüzümü tuttu. O an nerde olduğumuzu ve film izlediğimizi unutmuştum. Ekin hafifçe üzerime doğru eğildi. Parmakları yanağımdayken dudakları dudağıma dokundu. Gözlerimi kapattım ve kendimi anın büyüsüne kaptırdım. Sanki haftalardır yaşadığım o kötü şeyler son bulmuştu. Sanki bir devaydı yaşadıklarıma. Nefesimiz birbirimize karışırken bir anda boynuma indi dudakları. Küçük öpücükler konduruyordu. Bir eli boynumdayken diğer eli tişörtümün içine girmiş ve çıplak sırtımı okşuyordu. Dudakları boynumdan aşağı yol almaya başladı. Nefesi tenimi yakıyordu. O anda dudağımdan çok cılız bir ses çıktı;

-Dur! Ama bu ses o kadar cılızdı ki ben bile zor duymuştum. Daha sesli bir şekilde tekrar ettim;

-Dur Ekin! Durmalısın! Ben böyle deyince anlık duraksadı. Bedenindeki bütün kasların kasıldığını hissettim. Hemen ellerini benden çekti ve kendini benden uzaklaştırdı. Bakışlarını yere indirdi. Evet, onunla yakınlaşmak ben de istiyordum ama daha ilerisi için şu an hazır değildim.

-Sinem, özür dilerim dedi. Yemin ederim amacım seni rahatsız etmek değildi. Ben sadece… Çok özür dilerim, sınır aştım.

Onun bu haline kıyamadım. Kendini suçlu hissetmesini istemiyordum.

-Özür dileme dedim ve ona yaklaştım. Yüzümü kendine çevirdim. “Sorun yok” dercesine bu sefer ben onun dudaklarına yöneldim. Ekin rahatlayarak gözlerini kapattı, ellerini belimi sardı. Yine kendimden geçmiştim, Ekin’in aynı şekilde olduğunu tahmin edebiliyordum. Tam bu sırada odada buz gibi bir ses duyduk;

-Ne oluyor lan burada?

Aniden ayrıldık. Abim, odanın kapısında dikilerek bize bakıyordu. Bir anda korkudan nefesim kesilmişti. Kesinlikle sarhoş değildi. Ve gözlerinde daha önce hiç görmediğim kapkaranlık bir öfke vardı.

-Abi diyebildim sadece. Sözcükler boğazıma dizilmişti. Ayağa kalkmaya çalışırken dengem bozuldu ve tam düşecekken Ekin hemen belimden tutup düşmemi engelledi. Hemen ardından hızla önüme geçti;

-Abi yemin ederim düşündüğün gibi değil. Biz sadece diye devam ediyordu ki Ekin abim gürledi;

-Kes lan sesini!

Üzerimize doğru gelmeye başladı. Çok korkuyordum. Korkudan Ekin’e sığınmıştım yine. Elini sımsıkı tutuyordum.

-Seni utanmaz dedi abim bana bakarken. Bunu da mı yapacaktın? Eve erkek mi atacaktın? Benim evimde ne işler çeviriyorsunuz ya siz dedi daha sonra ikimize de bakarken ve bağırırken

Ekin öne doğru bir adım attı. Hala onun elini tutuyordum. Ben çok korkarken o sakindi.

-Abi… Benim suçum dedi sesi titrerken. Ama korkudan değil mahçubiyetten titriyordu sesi. Bunu anlayacak kadar tanıyordum kendisini.

-Bana kız, ne diyeceksen bana de, ne yapacaksan bana yap ama Sinem’in suçu yok. Ben yapmamam gereken bir şey yaptım. Yemin ederim… diye devam ediyordu ki yine abim sesini kesti;

-Sen kime ne anlatıyorsun lan derken Ekin’in üzerine atıldı. Yüzüne attığı yumrukla Ekin geriye doğru sendeledi. Bu arada ellerimiz ayrıldı ama ben onun hemen arkasında olduğum için bana doğru sendeledi. Onu tutmak istedim ama kendimi toparlamıştı bile. Ekin abime bakıyordu ama karşılık vermedi. Ellerini bile kaldırmadı. Ekin’in arkasından çıkıp Ekin’in önüne geçtim.

-Abi, yapma ne olur.

-Sen çekil şurdan diyerek beni kenara doğru itti. Dengemi sağlayamadım ve kendimi yerde buldum. Kolum diğer koltuğun kenarına çarpmıştı.

-Ona dokunma diye bağırdı Ekin. O hiçbir şey yapmadı. Benim suçum.

-Sen hiç konuşma diye bağırırken abim bir tane daha yumruk attı Ekin’e. Ekin bu sefer dengesini sağlayamarak daha demin öpüştüğümüz koltuğa düştü. Yerimden hızla kalktım. Abim ard arda Ekin’e yumruklar atıyordu. Yumruk attığı kolunu tuttum.

-Abi, ne olur dur, yalvarırım! Abimin kolunu tuttuğum için Ekin’e vurmayı bıraktı ve bana döndü. Koltuğa çarptığım kolumdan çok sert bir şekilde tuttu. Acıdan çığlık attım ama umurunda değildi. Beni odanın dışına doğru sürüklemeye başladı.

-Geç lan odana derken benim kapının önüne gelmiştik. Arkadan Ekin geliyordu ve abimi durdurmaya çalışıyordu.

-Bırak onu, ne yapacaksan bana yap. Bırak onu diye bağırıyordu Ekin bir yandan. Ama abimin ona vurmasıyla gücü tükenmiş gibiydi. Ayrıca yüzünün birkaç yeri kızarmıştı hatta kaşından kan bile akıyordu. Abim kısa bir an ona baktı ve daha sonra beni hırsla odama fırlattı. Odadaki kapının iç tarafında bulunan anahtarı aldı.

-Senden sonra hesap sorucam diyerek kapıyı yüzüme çarptı ve anahtar kilitte iki kere döndü. Ayağa kalkıp kapıyı yumruklamaya başladım;

-Abi, aç kapıyı ne olur! Abi aç kapıyı. Ben avazım çıktığı kadar bağırıyordum ama kapının arkasından gelen sesler ve Ekin’in inlemeleri, benim çığlıklarımı boğazıma tıkadı.

…

Ekin’in ağzından;

Yiğit abinin Sinem’i odaya kapatmasını engelleyememiştim. Kapı, Sinem’in yüzüne kapandı. Daha sonra ise gelen ses “tık, tık” oldu. Anahtarın kilitte iki kez dönmesiyle ciğerlerimdeki bütün hava emildi sanki. Bedenimdeki kan çekildi, bacaklarımın bağı çözüldü. O iki küçük tıkırtı zihnimde yeni bir pencere açtı. Sekiz yaşımdaki o zifiri karanlık gecelere gittim. Babamın beni o küçük yatak odasına kilitleyip annemi dövmeye devam ettiği o anlara… Kulaklarım çınlamaya başladı. Sinem’in kapı arkasından gelen çığlıkları sanki benim sekiz yaşındaki sesimdi. “Baba yapma nolur, bırak annemi!” Sinem’in sesi benim yıllar önceki o çaresiz haykırışlarıma karışmıştı. Ben yıllar önceki anılarımla mücadele ederken Yiğit abi sinirle bana döndü. Gözlerinde büyük bir öfke vardı, hem de çok büyük. Kontrolünü kaybetmiş gibiydi.

-Seni en başta bu eve sokanda kabahat deyip üzerime yürüdü. Kaçmadım. Yerimden bile kıpırdamadım. Kollarım iki yanımda felç olmuş gibiydi. Kendimi savunmak için bile kaldırmadım ellerimi. Abisi kardeşiyle öpüştüğümü görmüştü. Haklıydı. Hatta Sinem durdurmasa belki daha da ileriye gidecektim. Bunu abisi bilmese bile ben biliyordum. İçimde bu nedenle oluşan devasa suçluluk duygusu ve Sinem’in odaya kilitlenmesi donmama sebep olup benim ayaklarıma zincir vurmuştu sanki.

Yüzüme inen ilk sert yumrukla başım geriye düştü. Ağzıma hücum eden sıcak, tuzlu kan tadıyla birlikte yere, kolumun üstüne düşmüştüm.

-Kalk lan ayağa diye gürledi Yiğit abi. Sürükleyerek beni yakamdan kaldırdı. Mideme indirdiği darbeyle nefesim kesildi. Dizlerimin üzerine çöktüm. Ağzımdan çıkan iniltiler Sinem’in kapıyı yumruklama ve çığlıklarına karışıyordu. Yiğit abi hırsını alamamıştı. Bir tane daha yumruk savurdu yüzüme. Bu sefer yere yığılmıştım. Benim yere yığıldığımı gören Yiğit abi beni yakamdan tuttu ve merdivenlerden aşağı sürükleyerek indirmeye başladı. Aşağı indiğimizde dış kapıyı açtı ve beni dışarıya fırlattı.

-Bir daha bu mahalleden bile geçtiğini göreyim, seni yaşatmam!

Dış kapı yüzüme büyük bir gürültüyle kapandı. Gözlerim kararıyordu. Yüzümün sol tarafı attığı yumruklarla uyuşmuştu. Sendeleyerek ayağa kalktım. Üstüne düştüğüm sol kolumu tutarak onların bahçesinden çıkıp kendimi sokağa attım.

Yağan yağmur kaşımdaki ve ağzımın kenarındaki kanı yıkıyordu. Yürürken adımlarım birbirine dolanıyordu. Zihnimdeki tek düşünce Sinem’di. Yiğit abi ona zarar verebilirdi. İşte bu ihtimal beni çok korkutuyordu. Masal’ı ya da Kaan abiyi aramalıydım. Onlar Sinem’e yardım edebilirlerdi. Elimi cebime attım ama boştu.

-Hayır olamaz dedim dehşet içinde. Telefonum içeride kalmıştı. Oturma odasındaki sehpanın üzerinde. Geri dönüp kapıyı çalamazdım. Yiğit abi beni tekrar görürse çıldırabilirdi. Kendim için değil Sinem için korkuyordum. Bana sinirlenip sinirini ondan çıkartabilirdi. Peki ne yapacaktım? Masal'ın ya da Kaan abinin evine gitmeyi düşündüm ama kendi evime gitsem ve annemin telefonunu kullansam daha hızlı olurdu. Çünkü benim evim Sinem’e daha yakındı onlara oranla.

Nasıl yürüdüğümü, sokakları nasıl geçtiğimi hatırlamıyordum. Yüzümdeki kanlar ceketimin yakasını kırmızıya boyamış halde eve varmıştım. Yine sırılsıklam olmuştum. Annem beni böyle görünce çok şaşırıp korkacaktı. Bunu biliyordum ama şu an bunu düşünemiyordum. Aklım hala Sinem’deydi. Apartmana girdikten sonra merdivenleri nasıl çıktığımı hatırlamıyorum bile. Kapıyı çalıp annemin beni böyle görmesini ve şok olmasını istemedim. Bu yüzden cebimden anahtarımı çıkardım. Anahtarı kilide sokarken ellerim öyle titriyordu ki metali deliğe denk getirmek zor olmuştu. En sonunda kapıyı açıp içeri girdiğimde gördüğüm manzarayla olduğum yerde donakaldım.

…

Sinem’in ağzından;

Aşağı inen ayak sesleri duymuştum. Sonraysa abimin Ekin’i evden kovduğunu anlamıştım. Dakikalarca deli gibi ağlıyordum. Tek düşündüğüm Ekin’di. Onun kendini savunmayan, sadece “benim suçum” diyerek her darbeyi kabullenen yüzü gözümün önünden gitmiyordu.

-Ekin diye fısıldadım ağlarken. Ne olur iyi ol…

Abim ona ne kadar zarar vermişti. Beni hastanelik ettiği gibi onu da hastanelik etmiş miydi? Ne durumdaydı? Bunları düşününce çıldıracak gibi oluyordum. Bu kapının arkasında hiçbir şey yapamadan kilitli kalmak kabus gibiydi. Tam bu sırada kapının önünde kararlı adımların sesi geldi. Kilitte dönen anahtarın sesiyle kalbim hızla çarpmaya başladı. Hızla arkasına oturduğum kapının arkasından kalktım. Abim kapıyı açtı ve üzerime doğru yürüdü. Hala çok sinirli gözüküyordu.

-Abi dedim fısıltı gibi çıkan sesimle. Bir yandan geriye doğru yürüyordum. Çünkü üzerime geliyordu Lütfen bir dinle dedim öfkeli gözlerine bakarken.

-Kapa çeneni diye bağırdığında yerimde sıçradım. O ise aynı anda acıyan kolumdan sertçe yakalayıp beni sarsarak yatağa doğru itti. Dengemi kaybetmiştim, bedenim yatağa serildi hızlı bir şekilde. Bu sırada yanağımda patlayan acımasız tokatla başım sola savruldu. Yüzümdeki o yakıcı sıcaklık gözlerimi yaşartırken ağzıma metalik bir kan tadı geldi.

-Ben o çocuğa güvendim dedi. Sesi çok sertti. Sana gösterdiğim sıcaklığı gösterdim ona. Kardeşim dedim ulan ben ona dedi bağırırken. Bağırarak devam etti;

-Siz benim gözümün önünde benim çatım altında arkamdan ne işler çeviriyorsunuz?

-Öyle değil diye mırıldandım. Abi, biz seni kandırmadık, biz birbirimizi seviyoruz dedim kısık sesimle.

-Sus diye gürledi. Aynı anda saç diplerimden sıkıca tuttu. Kısık bir şekilde inledim.

-Seviyorsun öyle mi? Benim evimde koyun koyuna girerken hiç düşündün mü? Arkamdan iş çevirmişsiniz siz! Ben ona güvendim Sinem! Ben sana güvendim!

Ellerini saçımdan çekti. Geriye doğru bir adım attı. Yüzündeki o hayal kırıklığıyla karışık katı bir ifadeyle bana son kez baktı.

-Burada kalıp bana yaptığın bu kalleşliği düşün bakalım. Ben izin vermeden odandan tek bir adım bile dışarı atmayacaksın dedi katı bir ifadeyle. Arkasını döndü ve odadan dışarıya doğru yürüdü.

-Abi dedim arkasından ama duymadı bile.

Kapıyı hızla çekip kapattı. Arkasından yine aynı ses geldi. “Tık tık”

Gelen anahtar sesiyle tekrar ağlamaya başladım. Hala yanan yanağımı tutarak yatakta oturdum ve sırtımı yatak başlığına yasladım. Bu sırada aşağıdan dış kapının sesi gelmişti. Abim dışarı çıkmış olmalıydı.

Aklım hala Ekin’deydi. Dışarıda tek başına hatta belki de kanlar içindeydi. Ekin’in durumunu öğrenmeliydim. Bu yüzden Masal’ı ya da Ahmet’i aramalıydım. Hatta belki Kaan abiyi. Telefonum için elimi cebime attığımda cebim boştu. Dehşetle eşofmanımın ceplerini yokladım. Hayır yoktu. Nefesim boğazımda tıkandı. Telefonum… İkimizde filmi izlemeye başlamadan önce sehpanın üzerine koymuştuk telefonlarımızı. Büyük ihtimalle Ekin’in telefonu da orada kalmıştı. Ne yapacaktım? Ekin’den nasıl haber alacaktım?

Gece hiç geçmedi sanki. Gözlerimi bir an bile kapatamıyordum. Arada bir çakan şimşekle yerimde sıçrıyordum ama onun dışında yerimden bile kıpırdamamıştım. Gözlerimin önüne Ekin’in yüzü geliyordu. Yanağımdaki sızı artık yerini uyuşukluğa bırakmıştı. Başımı dizlerime gömüp sabaha kadar ağlamıştım. Hava aydınlanmaya başladığında gözlerim kapanmıştı.

Gözlerimin açılmasını sağlayan şey zil sesiydi. Gözlerimi panikle açtım. Kalbim hızla çarpmaya başladı. Kim gelmişti? Ekin miydi? Abim olsaydı kapıyı çalmazdı zaten.

Saniyeler sonra Masal’ın sesini duydum.

-Sinem! Evde misin?

-Sinem nerdesin diye sesi geldi arkasından Ahmet’in.

Masal onlarda olan anahtarla açmıştı yine kapıyı. Onlara seslendim;

-Masal! Buradayım Masal. Kapı kilitli.

Merdivenlerden hızla çıkan ayak sesleri geldi. Kapının kulpu zorlandı.

-Sinem kapı niye kilitli? Neler oluyor?

-Abim… Abim kilitledi. Masal aç kapıyı!

-Anahtar nerde diye sordu Ahmet.

-Bilmiyorum dresuarın üstünde olabilir. Ya da çekmecelere bakın. Ya da abimin odasına bakın. Oralarda bir yerde olmalı dedim hızlıca aklıma gelenleri sayarken. Dışarıda bir koşuşturmaca oldu. Birkaç dakika sonra anahtarın kilitte dönme sesi duyuldu. Kapı açıldığında Masal ve Ahmet dehşet içinde kapının önünde dikiliyorlardı. Masal beni gördüğü anda çığlık attı;

-Sinem, yüzüne ne oldu?

-Bırakın şimdi beni dedim Masal’ın uzanan elini iterek. Yüzümdeki acıyı unutmuştum bile.

-Ekin… Ekinle konuştunuz mu? Sizi aradı mı?

Masal ve Ahmet şaşkınlıkla birbirlerine baktılar.

-Hayır dedi Ahmet. Ekin’i dün geceden beri arıyorum, açmadı.

-Açamaz çünkü telefonu burada kaldı dedim oturma odasındaki telefonları almaya giderken.

-Ne oldu Sinem? Ben hiçbir şey anlamıyorum şu an dedi Masal bana endişeyle bakarken.

-Abim dün gece olmaması gereken bir zamanda bizi yakaladı. Ekin’i ölesiye dövdü, evden kovdu. Beni odaya kilitledi. İkimizin telefonu da odada kaldığı için kimseye haber veremedik. Ama belki size ulaşmıştır yine de diye düşünmüştüm.

İkisi de şaşkınlıkla beni dinliyorlardı.

-Bakın hemen Ekinlere gitmemiz lazım dedim. Onu görmem lazım. İyi olduğunu bilmem lazım dedim hızlı hızlı.

-Tamam dedi Ahmet yüzü renkten renge girerken. Hadi gidelim.

Nasıl dışarı fırladığımı, Ahmet’in arabasına nasıl bindiğimi hatırlamıyordum. Tek düşündüğüm Ekin’di. Yol boyunca sürekli içimden dua ediyordum.

-Allahım lütfen Ekin iyi olsun! Nolur iyi olsun…

Ekinlerin oturduğu evin önüne geldiğimizde arabanın durmasını beklemeden kendimi dışarı attım. Apartmanın merdivenlerini üçer beşer çıkıyordum. Dairenin önüne geldiğimde kapıyı yumruklamaya başladım;

-Ekin, Ekin! Aç kapıyı. Benim, Sinem. Bade teyze açın kapıyı nolur! Ses yoktu. Bir daha yumrukladım kapıyı;

-Ekin!

Ahmet arkadan gelip kapının kulpunu tuttu.

-Kapı kilitli değil, sıkışmış dedi. Birkaç zorlamayla kapı hafifçe gıcırdayarak açıldı. Direk içeriye girdim.

-Ekin diye fısıldayarak içeri bir adım attım. Ev bomboştu. Hiçbir şey yoktu. Ayakkabılık, vestiyer, dolaplar… Her şey gitmişti. Sanki bu evde kimse yaşamamış gibiydi.

Arkamdan Masal ve Ahmet içeri girdiler. Onlar da dehşetle bakıyorlardı etraflarına. Odalara koşmaya başladım. Salon boştu, Ekin’in odası boştu, mutfak boştu.

-Gitmişler dedi Masal. Bir gecede her şeyi toplayıp gitmişler.

-Hayır diye mırıldandım. Hayır, Ekin beni bırakmaz. Beni böyle bırakıp gitmez.

Mutfakta gördüğüm şeyle oraya doğru adımladım. Yerde parkenin üstünde kurumaya yüz tutmuş bir kan gölcüğü vardı. Dizlerimin bağı çözüldü. Dizlerimin üzerine düştüm.

-Sinem diyebildi sadece Masal da benim gördüğümü görünce.

Bu kimin kanıydı? Ekin’in miydi? Dün gece abimin yüzüne indirdiği darbelerden dolayı mıydı bu kan yoksa başka bir şey mi olmuştu? Ya Bade teyzeninse?

-Ekin diye fısıldayarak parkedeki o kurumuş kana doğru uzandım ama dokunamadım. Nefesim düğümlenmişti. Nefes alamıyorum. Bu evde dün gece neler olmuştu?

Bölüm sonu...

Arkadaşlar sizce Ekin'e ne oldu? Ev neden boş ve o kan kime ait? Tahminlerinizi bekliyorum. Yorumlarda buluşalım...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

13okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18