Unut Gitsin kitap kapağı

22. bölüm / 38

Unut Gitsin

Bölüm 22

Vaveyla Yazarı: Ömür Birinci

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 38Şu an: Bölüm 22

İyi okumalar...

Ekinle beraber iki gündür müzik yarışması için hangi şarkıyı yapacağımıza dair konuşacaktık ama pazartesi günü moralim yerinde değildi, salı günü de annemlerle konuştuktan sonra ikimizin de bunu konuşacak hali kalmamıştı. O yüzden bugüne kalmıştı ve yarın hocayla bunu konuşacaktık son derste. Normalde oturma odası olan ama şu an Ekin'in oda olarak kullandığı odaya geçtik.

-İlk önce sen başla dedi.

-Ben de tamam o zaman deyip tam aklımdaki şarkıyı söylüyordum ki Ekin'in telefonu çaldı.

-Ay kusura bakma dedi telefonu kapattı.

-Önemli değil devam edeyim. Ben düşündüm ki derken yine telefonu çaldı.

-Ben çok kısa hemen şuna bakayım dedi.
İtiraz etmeden sadece ona baktım. Telefonu açtı. Sınıftan biriydi telefondaki.

-Bunu kararlastirmistik, şimdi niye ortalığı karıştırıyorlar ki?

-...

-Tamam ben onunla konuşurum, gerekirse yarın bir düzeltme yaparız. Canını sıkma sen.

-...

-Ya tamam, ben konuşucam dedim ya.

-...

- Görüşürüz dedi Ekin ve telefonu kapattı.

-Yarın maç var ya bizim sınıftakilerden birkac kisinin arasında kavga çıkmış.Oynamaktan vazgecmisler. Ama işte onlar oynamayınca sayı tutmuyor. Takım kaptanı olarak da beni seçtikleri için bunu ayarlamam lazım. Nasıl yapıcam bilmiyorum ama hallederim artık bir şekilde.

-İstersen sen o işini hallet. Bunu da hallederiz sonra.

-Yok ya gerek yok. Ben hallederim onu sonra. Hadi biz işimize bakalım.

-Tamam dedim ve tekrardan bu konuyu konuşmaya başladık.

-Benim aklıma “Unutmadım" şarkısı geldi. Bir de diye aklıma diğer gelen şarkıyı söylüyordum ki Ekin'in tekrar telefonu çaldı. Şimdi sinirlenmeye başlamıştım işte.

-Çok özür dilerim diyerek telefonu kapattı ve bana döndü. Özür dilerim gerçekten. Sen devam et lütfen.
Tam devam ediyordum ki tekrar telefonu çaldı.

-Of. Bu beni niye arıyor şimdi ya deyip telefonu açtı.
-Efendim Asli.

Asli mi? Asli da kimdi? Ben ve Tarık'a iftira atan kız miydi? Ekin onunla nasıl olur da konuşurdu hiçbir şey olmamış gibi?

-Asli yarın konuşsak. Şu an konuşamam, işlerim var.

-...

-Evet acil işim var. İtirazin mi var?

-...

-Tamam görüşürüz.

Bu konuşmanın tamamını dinlemiştim ve sinirlenmiştim. Bana dondu;

-Devam edebiliriz.

-Bak ne dicem Ekin. Bence sen arkadaşlarınla telefonda konuş. Çünkü senin bu yarışmadan çok daha önemli işlerin var anladığım kadarıyla. Biz bu konuyu sonra da konuşuruz. Tamam mı?

Tam kalkmaya hazırlanıyorum ki kolumdan tuttu.

-Sinem, gerçekten özür dilerim. Evet haklısın ama bak telefonu kapatıyorum tamam mı? Bak kapattım hatta.

-Ekin, gerçekten tüm hevesim kaçtı. İstersen sen devam et. Ben odama gidiyorum.

-Ya ama Sinem diyordu ki ben odadan çıkmıştım bile.

Aslında bu kadar sinirlenecek bir şey yoktu ama sanki o, bu olaya çok önem vermiyor gibi hissetmiştim ve ben bu kadar önem verirken bu beni sinirlendirmisti. Ayrıca Aslıyla konuşması beni ayrı sinirlendirmisti.

Odama gittim ve yatmak için hazırlanmaya başladım. Aslında daha saat erkendi ama başka yapacak bir şeyim yok gibi hissetmiştim. Bu sırada Masal içeri girdi.

-Sinem siz Ekinle müziğe çalışmıyor muydunuz?

-Evet, çalışıyorduk.

-Eee ne çabuk bitirdiniz?

-Ekin beyin daha önemli işleri varmış. O yüzden o işlerini halledecek. Ben de yatıcam. Başka sorun var mı?

Masal tereddütle bana bakıyordu. Sanki hala kafasında soru işaretleri var gibiydi. Aslında normaldi. Çünkü ne olduğunu anlamamıştı.

-Tamam peki. Ben o zaman dışarıda konuşayım telefonla deyip odadan çıktı. Ben bu arada yatağıma girmiştim bile.

…

Masal, Tarik ve ben spor salonuna indik. Ekinlerin maci vardı. Maça girecekler ısınıyorlardı. Bu arada Ekin'i gördüm. Arkadaşlarıyla bir şeyler konuşuyordu. Ona bakarken o da bizi gördü. Bize doğru geldi.

-Ee, bir şans dileğinizi beklerim dedi bana bakarken.

-İyi şanslar dedim onun yüzüne bakmadan. Diğerleri de benden sonra dediler.

-Alperenlerle mi oynuyorsunuz dedi Masal sesini biraz yükseltirken.

-Evet diye karşılık verdi Ekin. Kazanan da sizin sınıfla oynayacak.

-O zaman iyi olan kazansin dedi Masal gülerek.

-Yani biz dedi Ekin gülerek. Bunun uzerine hepsi beraber güldü bense sadece gülümseme ile yetindim. Nedense içimden gelmiyordu kahkahayla gülmek.

-Biz artık gitsek iyi olacak dedi Tarık. Ekin'e son bir şans dileyip tribünlere çıktık. Maç başlamadan salon tıklım tıklım olmuştu bile. Maç 10. ve 11. sınıflar arasında olduğu için daha fazla ilgi çekiyordu. Ve maç birkaç dakika sonra başladı. En önde olmasa da en onun bir arkasından izliyorduk maçı. Bir tarafa 10. sınıflar bir tarafa da 11. sınıflar yığılmıştı ve tezahüratlar havalarda uçuşuyordu. 10 dakika geçmeden Alperen bir gol atmıştı bile. Sevinç gösterisi yaparken bizim önümüzden geçti ve bu sırada bana göz kırptı. Bunun üzerine ben de gülümsedim. Tam bu sırada arkadan bir kızın sesini duydum.

-Şu kıza da yürüyen yürüyene. Ne buluyorlar bu kızda hiç anlamıyorum gerçekten.

Bu dediklerini baya sesli söylemişti ve bunu bana söylediğinden emindim. Çünkü Alperen göz kırptıktan sonra söylemişti. Çok sinirlenmiştim ama sakin kalacaktım.

-Onu bana mı söyledin yoksa ben mi yanlış anladım dedim sakin olmaya çalışırken.

-Yoo, yanlış anlamamışsın. Sana söyledim.

-İstersen biraz sessiz ol da duymayayim.

-Belki duymani istiyorumdur.

-Belki de belanı istiyorsundur dedim sesim yükselirken. Kendimi tutmakta zorlanmaya başlamıştım. Her an dalabilirdim kıza.

-Senden bela olmaz. Senden olsa olsa kaşar peyniri olur dedi ve arkadaşlarıyla gülmeye başladı ama ben şimdi dayanamamistim ve kızın saçlarından tuttuğum gibi aşağıya doğru çektim.

-Düzgün konuş be, burada bir kaşar varsa o da sensin dedim bağırarak. Bu arada o da benim saçlarımı çekmeye başladı.

-Ya bıraksana saçımı diye bağırıyorken araya başka kişilerin de girdiğini gördüm. O kadar sinirliydim ki etrafımda ne olup bittiğinin farkında bile değildim. Birkaç saniye sonra ayrilmistik ve herkesin bize baktığını hatta maçın durduğunu ve insanların olanları anlamaya çalıştığını fark ettim. Ben daha kendime gelmeden Masal kolumdan sakince tuttu ve beni dışarı doğru sürükledi. Arkamızdan da Tarık geldi. Bahçeye çıktık üçümüz birlikte. Bir banka geçtik ve oturduk. Hava soğuk olmasına rağmen şu anda beni rahatsız etmiyordu.

-İyi misin dedi Masal yüzüme bakarken. O ana kadar kendimi tutmama rağmen Masal bunu söyler söylemez ağlamaya başladım. Kendimi durduramıyordum ve hıçkırarak ağlıyordum. Masal bana sarıldı sakince. Birkaç saniye sonra ayrıldığında;

-Tamam sakin ol. Onun dediklerini takma. Ne dediğini bilmiyor o. Hıçkırarak konuşmaya başladım;

-Sadece o değil ki, herkes öyle düşünüyor benim hakkımda. Ayrıca ben onun dediklerinde değilim ki. Beni düşürdüğü durumu fark etmiyor musunuz? Şu an herkes tarafından hem kaşar hem çirkef hem de kavgacı olarak biliniyorum.

-Saçmalama dedi Tarık biraz sesini yükseltirken. Kavgayı çıkartan sen değilsin, o.

-Ama bunu sadece siz biliyorsunuz dedim gözyaşlarımı tutamazken.

Masal tekrar kollarının arasına aldı beni.

-Millet ne derse desin. Bugün varlar yarın yoklar. Ne düşünürlerse düşünsünler. Sen kendini biliyorsun. Önemli olan bu.

Hiçbir şey demeden sadece ağlamaya devam ettim. Ne düşünmem gerekiyordu, bunu bile bilmiyordum. Tek düşündüğüm artık her şeyden çok bunaldigimdi. İnsanların bana bakmalarından, beni konuşmalarından, benim hakkımda yargıda bulunmalarından çok sıkılmıştım. Teneffüs boyunca üşüsek de o bankta oturduk. Ders başladığında her ne kadar istemesem de yukarı sınıfa çıktık. Eğer Simge ya da arkadaslari da bir şey söylerse onlari da parcalayacaktim çünkü artık kimseye tahammülüm kalmamıştı. Ama hayret ki tek kelime çıkmamıştı ağızlarından. Sadece garip garip baktılar ki bu, her zaman yaptıkları bir şeydi. Birkaç dakika sonra hoca gelmişti ve direk derse başladı. Bu sırada kapı çaldı ve nöbetçi öğrenci içeri girdi.
-Hocam Sinem Vurgun'u müdür yardımcısı çağırıyor.
-Ne oldu Sinem dedi hoca bana dönüp. Bir sıkıntı mı var?

-Evet hocam kavga çıkardı dedi Simge ben daha bir şey demeden. Ona döndüm sakince. Ama içimde alev vardı. Onu parçalamak istiyordum.Hoca;

-Kavga mı dedi baya şaşkın bir şekilde. Tekrar hocaya döndüm yüzümü.

-Ben çıkarmadım hocam, diğer arkadaş çıkardı dedim sakince ama içimden bağırıp çağırmak istiyordum. Kendimi zor tutuyordum.

-Tamam, çıkabilirsin dedi hoca. Hiç beklemeden çıktım çünkü tahammülüm kalmamıştı kimseye.
Müdür yardımcısının odasına girdiğimde odada kavga ettiğim kız da vardı.

-Gel dedi müdür yardımcısı Mehmet Hoca bana hitaben. Gittim kızın karşısına oturdum.

-Galiba sizi niye cagirdigimi biliyorsunuz. Birkaç saniye bir şey söylemeden baktıktan sonra devam etti konuşmaya. Kavga ettiginiz icin cagirdim ve kavganın nedenini sizden dinlemek istiyorum. Esra sen başla.

Adının Esra olduğunu öğrendiğim kız konuşmaya başladı;

-Aslında hocam nasıl oldu bilmiyorum. Biz arkadaşlarımla maç hakkında konuşuyorduk, tezahürat falan yapıyorduk. Bir anda arkasını döndü, biraz sessiz olun dedi. Biz de maçta nasıl sessiz olunur falan dedik. Sonra nasıl oldu anlamadım sus deyip saçlarıma yapıştı. Beni kıskanıyor mu ne bilmiyorum ama ortada bir olay yokken saçlarıma yapıştı. Ben ağzım açık bir şekilde Esra'yi dinliyordum. Nasıl bu kadar rahat yalan söyleyebiliyordu?

-Hocam yalan söylüyor diye bağırdım bir anda. Herhalde hoca buna inanmamıştır diye düşünüyordum. Çünkü bu kadar saçma bir kavga hikayesi anlatılamazdı.

-Tamam Sinem, şimdi sen anlatabilirsin dedi hoca bana dönüp.

Her şeyi olduğu gibi anlattım. Hoca ikimize de anlamsız bir şekilde bakıyordu.

-Arkadaşlar ikinizde çok farklı hikayeler anlatıyorsunuz. Hanginize inanayım?

-Tabiki de bana hocam dedi Esra bir anda. Bir anda saçlarıma yapıştı diyorum ya size. Şaşkınlığım geçmemişti. Hala rahat bir şekilde yalan söylüyordu.

-Hocam ben gerçekten doğruyu söylüyorum. İnanın bana dedim. Kendime nasıl inandırabilirim bilmiyorum ama gerçekten doğruyu söylüyorum dedim çaresiz bir şekilde.

Hoca bana çok uzun gelen bir süre boyunca ikimize de baktı ve konuşmaya başladı;

-Arkadaşlar ben kavgayı gördüm. Maalesef önceden konuştuklarınızı duymadım ama sizin yakınınızdaki birkaç kişiye sordum olayı ve Sinem’e yakın şeyler anlattılar. Sen ne dersin Esra buna?

Esra'ya döndüm yüzümü. Esra hiçbir şey demeden sadece hocaya bakıyordu. Birkaç dakika sonra başını eğip ellerine bakmaya başladı.

-Esra sana soruyorum diye hoca üsteledi Esra'yı.

-Hocam ben dedi ve devamını getiremedi sustu.

-Evet sen dedi hoca devamını getirmesi için.

-Ben yalan söyledim size. Sinem doğru söylüyor dedi sadece ellerine bakarak.

-Peki niye yalan söyledin?

-Çünkü ceza almak istemiyorum.

-Aslında yalan söyleyerek kendini cezaya daha çok yakınlaştırdin. Eğer yalan söylemeseydin ikinize de ceza verecektim. Biriniz kışkırttığı için diğerini de kavgayı başlattığı için. Ama Esra, sen yalan söylediğin için şu an böyle düşünmüyorum. Sen ne dersin?

-Yapmayın hocam ne olur dedi anında. Zaten bir tane tutanağım var. Bir tane daha olmasın ne olur. Annem gerçekten çok kızar bana lütfen yapmayın.

-Ne dersin Sinem dedi hoca bana dönüp.

Hiçbir şey demeden sadece hem hocaya hem de Esra'ya baktım. Kıza acimistim ama dedikleri aklımdan çıkmıyordu da.

-Eger arkadasini affedersen arkadaşına ceza vermek zorunda kalmayız. Ya da cezayı sen verirsin. Ne diyorsun dedi hoca bana bakarken.

-Özür dilerim Sinem gerçekten. Düşünmeden söyledim bir şeyler. Gerçekten özür dilerim demeye başladı bir anda Esra. Aslında gerçekten özür dilemiyordu. Sadece şu an bana muhtaç olduğu için böyle yapıyordu. Bunu anlamayacak kadar aptal değildim.

Hocaya baktım ama aslında ne diyeceğimi bilmiyordum.

-Sinem lütfen dedi Esra tekrar bana bakarken.
-Tamam hocam dedim bir anda.

-Ne tamam dedi hoca.

-Tamam, yani affediyorum Esra'yı. Tek bilmesini istediğim şey ben öyle bir insan değilim. Yani erkeklerle yatıp kalkan, her gün başka bir erkekle gezen, konuşulanlar gibi biri değilim. Tek bilmesini istediğim şey bu. Eğer bunu kabul ederse evet onu affederim.

Esra'ya baktı hoca;

-Ne diyorsun Esra?

-Ne diyim hocam. Tabiki kabul ediyorum. Herkese de söylerim öyle bir şey olmadığını.

Bunu söylerken bana bakıyordu. Dediklerinde sahici miydi bilmiyordum ama öyle olmasını istiyordum.

-Tamam madem, bu olay burada çözüldü diyebilir miyiz dedi hoca ikimize de bakarken.

-Hihi dedim hocaya bakarken.

-Tamamdır o zaman ikiniz de çıkabilirsiniz ama ikinizi de başka bir olayda görmicem. Anlaştık mı?

-Evet hocam anlaştık dedik ikimiz de aynı anda.

-Tamam çıkabilirsiniz, iyi dersler dedi hoca ve beraber çıktık.

Odadan çıkınca Esra bana döndü. Ne oldu der gibi bakarken;

-Niye yaptın bunu? Yani niye beni affettin?

-Bilmem, galiba büyüklük bende kalsın istedim. Ayrıca herkes beni kötü tanıyor. Bir kişi beni iyi tanısın istedim. Kotu mu yaptım? Affetmese miydim?

-Yok hayır aksine teşekkür ederim. Sadece bana biri böyle bir şey dese ve haklı ya da haksız fark etmez onu asla affetmezdim. Hatta ceza alması için de her şeyi yapardım.

Esra'ya uzun uzun baktım. Acaba affetmese miydim? Çünkü sanki hala benim böyle bir insan olduğumu düşünüyordu.

-Ne yani yalan söylediğimi ve konuşulanların doğru olduğunu mu düşünüyorsun?

-Ne yani hepsi yalan mı?

-Evet hepsi yalan. Bana bakmaya devam etti. Ben de konuşmaya devam ettim;

-Arda olsun Ekin olsun benim hamile olmam olsun Tarik olsun hepsi yalan.

-İyi de kim niye senin hakkında bu kadar yalan konuşsun ki?

-Iste bilmiyorum, bir anlayabilsem.

-Mesela Ardayla aranızda hiçbir şey olmadı mı yani şimdi?

-Olmadı Esra olmadı.

-Sizin bir gün bir anda okuldan beraber kaçtığını konuşuluyordu.

-Beraber kacmadik. Yani ben kaçtım o da ayrı kaçmış. O gün beni taciz etmişti.

Bunu niye demiştim bilmiyordum. Bir anda ağzımdan kaçmıştı.

-Taciz mi etti dedi biraz sesini yükselterek.

-Sessiz ol dedim ve devam ettim. Evet, taciz etti.

-Sözlü tacizden mı bahsediyoruz?

-Hayır daha ilerisinden dedim gözlerimi kaçırarak. Bir kızla bile bu konuyu konuşurken utanıyordum.

-Neyse konuyu kapatabilir miyiz artık dedim. Evet Arda beni taciz etti. Beni başka taciz edenlerle de dedikodum çıktı. Sadece arkadas olduklarimla da. Ama Esra ister inan ister inanma bunu sana bırakıyorum, hiçbiri doğru değil.

-Tamam inanıyorum sana dedi.

Ona baktım. Her ne kadar çok tanımasam da Esra'ya bu konuşmadan sonra biraz olsun isinmistim. Ona gülümsedim. O da bana gülümsedi. Tam bu sırada zil çaldı.

-Artık sınıfına gitsem iyi olacak dedim

-Aynen ben de dedi ve ikimiz de sınıflarımıza gittik. Sınıfa girdiğimde Masalla göz göze geldik ve hemen onun yanına gittim. Tam oturduğum anda Tarık yanımıza geldi. Masal;

-Ne oldu? Ne dedi müdür yardımcısı?

-İkimizi de çağırdı. Yani adının Esra oldugunu ogrendigim kızı ve beni çağırmış. İkimiz de olanları anlattık. Tabi Esra ilk başta yalan konuşmuştu ama neyseki sonra doğruları kabul etti. İste özür falan diledi. Öyle. Bir şey olmadı aslında.

-Özür diledi mi dedi Tarık şaşkın bir şekilde.

-Evet, özür diledi.

-Sen de affetmedin di mi dedi Masal.

-Yok. Affettim.

Masal ve Tarik'in gözleri büyüdü şaşkınlıktan.

-Sinem sen ciddi misin? Sana o kadar laf eden birini nasıl affedersin ya diye bir anda sesi yükseldi Masal'in. Ayrıca onun yüzünden bir sürü de ağladın. Karşılığı bu mu yani? Hemen affetmen mi?

-Anlık oldu, bilmiyorum. Hatta o da dedi, biri bana böyle bir şey deseydi onu affetmezdim diye ama ben affettim.

-Bundan sonra o kızın sana karşı tek bir yanlışını görürsem onu gebertirim, bilgin olsun dedi Masal bana sinirli sinirli bakarken.

Tarık hiçbir şey demedi ama Masal'a katılıyor gibi bakıyordu.

-Tamam dedim gülerek. Onlar da güldü. Bu sırada Ekin ve Ahmet sınıfa girdi. Ekin girer girmez yanıma geldi;

-Sinem, maçta ne oldu? O kız sana ne dedi? Ya da ne yaptı? Başka biri bir şey söyledi mi?

O kadar arka arkaya soru sormuştu ki cevap verecek zaman bulamamıştım ve sadece ona bakıyordum.

-Cevap versene dedi biraz sesini yükselterek.

Tarık Ekin'in koluna dokunarak;

-Biraz sakin mi olsan dedi.

-Ben sakinim, sakinim de bir şeyler olduğunu gördüm neler oldu onu merak ediyorum dedi.

-Bir şey olmadı dedim sakince. Bir kız laf atmıştı. Onunla kavga çıktı. Bu ders de Mehmet hoca bizi çağırdı. Konuştuk. Barıştık kızla. Bir sıkıntı yok dedim.

-Baristiniz mi?

-Hihi dedim kafamı sallarken.

-Desene benim olanlardan haberim olana kadar olay çözülmüş diye. Birkaç saniye durakladıktan sonra devam etti. İyi sevindim yani olayın çözülmesine sevindim. İyi olmuş.

-O zaman bir sıkıntı yok dedi bana var mı diye bakarken.

-Yok dedim gülümseyerek ona bakarken. Son birkaç gündür ona sinirli olsam da beni bu kadar önemsemesi hoşuma gitmişti. Bu arada siz de maçı kazanmışsınız, tebrik ederim.

-Evet kazandık. Çok gerilmistim maçtan önce ama iyiydi maç. Tabi siz izliyor olsaydınız daha çok hoşuma giderdi ama yapacak bir şey yok.
Bu sırada zil çaldı.

-Neyse biz gidelim artık dedi Ekin.

-Tamam görüşürüz dedik ve sınıflarına gittiler.

…

Son saatte müzik hocası izin almış olmalı ki bizi çağırmıştı. Hepimiz oturmuş, hocanın konuşmasını bekliyorduk. En sonunda hoca konuşmaya başladı;

-Ee arkadaşlar, düşündünüz mü şarkılarınızı?
Hoca bunu der demez Ekinle birbirimize baktık. Biz karar vermemistik ve biraz da bunu bilerek yapmıştık. Hoca bize ne diyecekti bilmiyordum.

-Evet hocam dediğiniz gibi biz birkaç şarkı belirledik dedi Alperen.

-Çok iyi dedi hoca cevap olarak onlara ve bize döndü. Biz cevap vermeyince soruyu yeniledi.

-Ekin ve Sinem, siz belirlediniz mi birkaç şarkı?

-Hayir hocam dedi Ekin birkaç saniyeden sonra.
Hocanın kaşları çatıldı.

-Neden? Bizden bir cevap gelmeyince devam etti.

-Arkadaşlar, bu yarışma için özen göstermelisiniz, bilmem farkında mısınız ama. Yani çalışmalısınız kazanmak için. Bunu biliyorsunuz değil mi?

-Evet hocam haklısınız dedi Ekin başını eğerek.

-E madem biliyorsunuz, neden çalışmadınız?

-Çünkü hocam Ekin arkadaşımızın daha önemli işleri vardı bu yarışmadan dedim biraz sinirli bir şekilde. Bunu der demez Ekin bana döndü.

-Sen ne diyorsun Sinem?

-Ne demek ne diyorum? Bir çalışalım dedik seni aramayan kalmadı. Mesela Asli aramisti, hatırlıyor musun?

-Hatırlıyorum, hatırlıyorum da ne alakası var şimdi?

-Ya Asli bana iftira attı ve sen hiçbir şey olmamış gibi o kızla konuşuyorsun. Sence normal mi?

-Ya ben mi konuştum? Kendisi aradı beni. Hatırlatırım telefonumu hemen kapattım.

-Sonuçta aradı seni.

-Tamam aradı haklısın diyelim ama sonra sana dedim. Telefonumu kapattım dedim. Hadi çalışalım dedim. Bu sefer sen istemedin. Madem calissaydik o zaman. Niye çalışmadık?

-Senin yüzünden hiç isteğim kalmamıştı çünkü. Sana çok sinirlenmiştim.

-Arkadaşlar, tamam tamam dedi Ertem Hoca. Hocanın sesini duyar duymaz ona döndük. İkimiz de tartışırken müzik sınıfında diğerlerinin yanında olduğumuzu unutmuştuk. Hepsi bizi izlemişti sessizce. Hoca devam etti;

-Tamam bir şeyler olmuş, calisamamissiniz. Anlaşılan ters düşmüşsünüz bazı konularda ama sorun değil. Siz şimdi oturun o zaman. Bu sırada biz arkadaşlarınızla çalışalım. Tamam mıdır?

-Tamam hocam dedik aynı anda ve sınıfın köşesine sandalye çekip oraya oturduk. Diğerlerini dinlemeye başladık. Şu an "Her Aşk Ölümü Tadacak" şarkısını söylüyorlardı ve gayet de güzel söylüyorlardı. Biz calismamistik ama bu kadar güzel söyleyebilir miydik bilmiyordum. Bunu düşünürken Ekin'e baktığımda o da bana bakıyordu. Ona hala sinirli olduğum için kafamı çevirdim hemen.

Bu sırada şarkıları bitmişti.

-Bu, öncekinden daha iyi oldu gibi dedi hoca. Ama bazi yerleri calismamiz gerek tabii. Tamam, diğer şarkınızı da söyleyin bakalım.

-Tamam başlayalım dediler ve "Anlayamazsin" şarkısına başladılar.

Onları dinlerken nedense ben de heyecanlanmistim.
Bu şarkıları da bitince hoca birkaç yorum yaptı.

-Bence çocuklar ilk şarkıyı bosverelim. Bu şarkı ve önceki şarkı üstünde çalışalım. Haftaya kadar siz bunları çalışın dediğim yerlere dikkat ederek. Sonra tekrar bir değerlendirme yapalım. Olur mu?

- Tamam diyerek kafalarını salladilar.

-Bir de benim aklımda sizin için iki şarkı geldi, seslerinizin uyabileceği. Onları da bir çalışalım istiyorum sizinle. Yaz Dostum ve Sarı Çizmeli Mehmet Ağa. Bir de bu ikisine bir göz atın. Tamam mi? Bir bakalım nasıl oluyor.

-Tamam hocam bakarız tabi dedi Serhat.

Bunun üzerine hoca bize döndü.

-Ee, sizinle ne yapsak acaba? Çalışıp gelseniz güzel olurdu ama dedi sitemli bir şekilde. Birkaç saniye bize baktıktan sonra devam etti;

-Arkadaşlar ilk olarak şunu diyeceğim. Evet takımlarda her zaman anlaşmazlıklar olur ama siz şu an iki kişilik bir takım olduğunuz için aranızda anlaşmazlıklar olsa da çözüme odaklanmalisiniz. Soruna değil. Çözüm odaklı bakmalısınız. Şimdi sorununuzu az çok anladım ama bunu kendi aranızda çözmeniz gerekiyor, tamam mı? Sizin ilk ödeviniz aranızdaki sorunu çözmek. Buradan çıkınca ilk bunu halledin. Sonra çalışın. Bu konuda anlaştık mı?

-Evet hocam dedik ayni anda.

-Şimdi bu derste sizinle söyle yapıcaz dedi hoca. Sizin için de iki şarkı düşünmüştüm. Onları çalışıcaz. Olur mu?

-Hı hı dedim hemen. Ekin de "Olur" dedi hemen.

-Aç Kapıyı Gir İçeri ve Gidiyorum Gündüz Gece. Biliyorsunuz bu şarkıları değil mi?

-Evet hocam dedik aynı anda yine. Bu arada göz ucuyla Ekin'e baktım. O dikkatle hocaya bakıyordu. Yan profilden bile o kadar yakışıklıydı ki. Hocanın lafıyla ona bakmayı kestim;

-Hadi başlayalım o zaman. Hoca bunu der demez ayağa kalktık ve tahtaya çıktık.

-İlk aç kapıyı gir içeri şarkısından başlayın dedi hoca. Ben karışmıyorum. Siz kendiniz nasil ayarliyorsunuz görmek istiyorum. Nasıl takım olarak çalıştığınızı görecem bu şekilde. Hemen başlayın bakalım.
Ekinle birbirimize baktık ve aynı anda başladık.

-Bugünlerde bir şeyler oluyor bana acep neden
Yalnızlık geçiyor gönlümdeki ıslak caddelerden
Bakarsan buğulu penceremden
Dünyam kapkaranlık neden bilsen
Aç kapıyı gir içeri gönlüm bekliyor seni
Banane şu yalan dünyadan yanımda sen olmazsan
Gözlerim kapanmaz seni sinemde uyutmazsam
Sevmeyince hayat bomboş dedin
Yaşamayı bana sen öğrettin
Aç kapıyı gir içeri gönlüm bekliyor seni.
Durduk ve birbirimize baktık. Şarkıyı bitirmistik ve bence çok iyiydik. Hocaya döndüm o da gülümseyerek bize bakıyordu.

-Çok iyiydiniz ama eğer bu şarkıyı yaparsak bazı değişiklikler yapmamız gerekebilir. Ne dersiniz?

-Hocam siz ne derseniz o dedim ben bir yandan Ekin'e bakarken.

-Aynen dedi o da bana bakarak.

-Tamam bu şimdilik kalsın. Diger şarkıyı bir deneyelim zamanımız bitmeden.

Ekin'e baktım. Sen başla dedi baş hareketiyle. Ben de itiraz ermeden başladım;

-Uzun, ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum ne hâldeyim
Gidiyorum gündüz gece
Gündüz gece
Gündüz gece
Gündüz gece, hey
Burda durdum. Zamanı gelince Ekin devam etti;

-Dünyaya geldiğim anda
Yürüdüm aynı zamanda
İki kapılı bir handa
Gidiyorum gündüz gece
Gündüz gece
Gündüz gece
Gündüz gece, hey
Durdu ve bana baktı. İkimiz de birbirimize bakarak aynı anda devam ettik zamanı gelince;

-Düşünülürse derince
Uzak gözükür görünce
Yol bir dakika, miktarınca
Gidiyorum gündüz gece
Gündüz gece
Gündüz gece
Gündüz gece

-Sizce nasıldı arkadaşlar dedi hoca biz bitirince. Sizin için hangisi daha iyiydi?

-Hocam ikisi de güzeldi dedim ben.

-Hocam bence de ikisi de güzeldi ama ben ilkini daha çok beğendim. Yani Sinem ne der bilmiyorum ama ben onu daha çok beğendim dedi ve bana baktı sen ne dersin diye bakarken.

Herkes susuyordu ve benden cevap bekleniyordu sanki.

-Dediğim gibi ikisini de beğendim. Yani hangisini yaparsak kabulüm.

-Arkadaşlar illa bu ikisini yapmak zorunda değilsiniz. Ben sesinize uyar diye bunları söyledim. Farklı bir şey de yapabilirsiniz.

-Tamam hocam biz bi düşünelim dedi Ekin.

-Tamam o zaman arkadaşlar. Zaten dersin bitmesine 2 dakika kaldı. Bugünlük bu kadar olsun. Siz çalışmaya devam edin dedi diğerlerine. Bize de dönüp

-Siz de araştırmaya devam edin. Başka bir şey isterseniz ona bakarız.

-Tamam hocam sesleri yükseldi herkesten.

-Hadi bakalım. Çıkabilirsiniz o zaman. Görüşürüz.

-Görüşürüz hocam dedik ve çıktık müzik odasından.

…

Çıkışta Masal Ahmetle birlikte gitti. Beraber vakit geçireceklerdi. Biz de Ekinle eve doğru yürüyorduk. Dersten sonra hiç konuşmamıştık. Ekin bir anda yolun ortasında durdu ve bana döndü.

-Hocanın verdiği ödevi yapsak ilk. Şu parka geçip bir konuşsak dedi.

-Sonra yapsak dedim isteksiz bir şekilde.

-Hayır, şimdi yapıcaz. Teslim olmuş şekilde Ekin’e baktım. Beni parka doğru çekti yavaşça. Bir banka oturduk ve konuşmaya başladı.

-Bak senin bir derdin var, onu anlıyorum. Ama ne derdin var onu anlamıyorum. Bana söyle, bana anlat. Bak dinlemeye hazırım gerçekten.

-Anlatacak bir şey yok Ekin.

-Emin misin?

-Evet, eminim.

-Peki, o yüzden mi son birkaç haftadır tanıyamadığım bir Sinem’e dönüştün?

-Öyle mi, nasıl bir Sinem’e dönüşmüşüm dedim sinirlenerek.

-Mesela bugün sınıftaki hareketinden başlayabiliriz. Ya da Simge’ye el hareketi çeken bir Sinem, ya da benimle sevincini ve hüznünü paylaşmayan bir Sinem, neşeli Sinem yerine içine kapanık bir Sinem, sürekli sinirli bir Sinem daha da söyliyim mi?

Sadece ona boş gözlerle baktım. Haklıydı. Son birkaç gündür garip davranıyordum. Elimde değildi. Peki nedendi gerçekten bunun sebebi? Ona bakarken aynı zamanda bunları düşünüyordum. Bunun ilk başladığı zamana döndüm. Bana tiyatro biletlerini getirdiği zamandı. O zamandan beri garip davranıyordum heralde.

-Tamam, peki konuşmayacaksın anladığım kadarıyla. Ben gideyim o zaman dedi sinirli bir şekilde ve yanımdan kalkıp parkın çıkışına doğru yürümeye başladı. Onun gitmesini istemiyordum. Onunla konuşmak istiyordum. Bunun üzerine aklıma ilk geleni söyleyiverdim;

-Çünkü senden hoşlanıyorum diye bağırdım arkasından. Arkasını döndü şaşkın bir şekilde. Ayağa kalktım. Koşar adım yanıma geldi.

-Ne dedin sen dedi şaşkın bir şekilde.

-Hoşlanıyorum senden dedim tekrar daha sakin bir şekilde. Bilmiyorum ama galiba bu agresif davranmama sebep oluyor. Belki de seni kaybetmekten korkuyorum. Bilmiyorum yani diye devam ediyordum ki söyleyecek bir şey bulamadım ve Ekin’in gözlerinin içine baktım. Benim söylediğime karşılık gözlerinin ne söylemek istediğini anlamaya çalışıyordum. Ama Ekin’in şaşkın bakışları bunu zorlaştırıyordu.

-Sinem ben diye söze başladı ve sustu. Birkaç saniye yere baktı. Yani diye tekrar söze başladı ve tekrar sustu. O an yanlış bir şey söylediğimi anladım.

-Ee, şöyle yapalım dedim. Ben bunu hiç söylemedim say, olur mu? Öylesi daha doğru olacak sanki deyip parkın çıkışına doğru arkama bakmadan yürümeye başladım.

-Sinem, dur diyip kolumdan tutup kendine çevirdi beni. Hayır, söylediklerini söylemedin sayamam. Birkaç saniye durdu ve gözlerimin içine bakarak konuşmaya devam etti;

-Çünkü ben de senden hoşlanıyorum. Uzun zamandır sana bunu söylemek istiyordum. Hatta o tiyatro biletlerini sana açılmak için almıştım. En başından beri ikimiz için almıştım onları. Başka birisi yoktu. Ama yapamadım. Ne o zaman ne de başka zaman. Her seferinde sana sevgili olabilir miyiz diye sorduğumda alacağım hayır cevabından korktum. Kaç defa sırf bu yüzden geceleri gözüme uyku girmedi. Her sabah bugün bunu söylicem diye kalktım yatağımdan ama senin kadar cesaretli olamadım. Bu yüzden sana hem teşekkür ediyorum hem de senden özür diliyorum.

Şaşkınlıkla Ekin’e bakıyordum. Demek ki hislerim tek taraflı değildi. Ne söyleyeceğimi bilmiyordum. Sadece bakıyordum. Kaşlarını kaldırdı.

-Sinem, iyi misin?

Bu soruyla kendime geldim diyebilirim.

-He, evet evet iyiyim. Ben ne diyeceğimi bilemedim. Galiba kendimi sen ne saçmalıyorsun cevabına alıştırmıştım. Bu cevaba şaşırdım dedim gülerek. O da bana güldü. Gülmemiz bittiğinde birbirimize bakıyorduk sadece. Eğer arkamı dönüp yürümeye başlamasaydım ne kadar öyle dururduk bilmiyordum.

-Bir dakika, bir dakika diyip koşar adım arkamdan geldi. Anlamadım ben şimdi. Biz şimdi sevgili miyiz?

-Öyle miyiz dedim gülerek.

-Değil miyiz dedi o da şaşkın bir şekilde.

-Herhalde öyleyiz dedim gülerek. Bana uzunca baktı ve bir anda bana doğru yönelip beni kucağına alıp döndürmeye başladı;

-Ekin, dur diye bağırıyordum sadece. Aynı zamanda gülmeme de engel olamıyordum Ekin ne olur dur, başım döndü. Ben böyle deyince birkaç saniye sonra durdu ve beni bıraktı.

-Ya herkes bize bakıyor. Ne yapıyorsun dedim kızarak.

-Umrumda değil, kim bakarsa baksın. Herkes bilsin sevgili olduğumuzu dedi. Yoldan geçen bir teyzeye dönüp;

-Teyze, biliyor musun bu çok güzel kız benim sevgilim. Çok güzel di mi?

Teyze cevap vermedi. Sadece gülüp geçmişti.

-Ya Ekin! Yapma şunu. Rezil ediyorsun bizi.

-Ne yapayım. Çok heyecanlandım. Ee, şey, tamam sakinim. Sakinim dedi ve bana baktı.

Güldüm onun bu haline.

-Emin misin dedim gülerek.

-Tamam, tamam eminim dedi gülerek o da.

-Artık eve gidebilir miyiz dedim bir anda. Çok üşüdüm.

-Ay evet haklısın. Tamam hadi gidelim dedi ve bana elini uzattı tutmak için. Ben de karşılık verdim. El ele eve doğru yürüdük.

Bölüm sonu...

Beğenilerinizi ve yorumlarınızı bekliyorum...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

39okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18