16. bölüm / 38
Unut GitsinBölüm 16
Bölümler 38Şu an: Bölüm 16
- 1 Bölüm 11.259 kelime
- 2 Bölüm 22.087 kelime
- 3 Bölüm 31.947 kelime
- 4 Bölüm 41.663 kelime
- 5 Bölüm 52.293 kelime
- 6 Bölüm 63.826 kelime
- 7 Bölüm 72.608 kelime
- 8 Bölüm 81.718 kelime
- 9 Bölüm 91.686 kelime
- 10 Bölüm 101.559 kelime
- 11 Bölüm 111.779 kelime
- 12 Bölüm 122.906 kelime
- 13 Bölüm 132.592 kelime
- 14 Bölüm 142.820 kelime
- 15 Bölüm 153.486 kelime
- 16 Bölüm 161.348 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 Bölüm 173.833 kelime
- 18 Bölüm 182.957 kelime
- 19 Bölüm 192.513 kelime
- 20 Bölüm 202.927 kelime
- 21 Bölüm 213.556 kelime
- 22 Bölüm 224.173 kelime
- 23 Bölüm 231.379 kelime
- 24 Bölüm 241.979 kelime
- 25 BÖLÜM 251.332 kelime
- 26 BÖLÜM 263.021 kelime
- 27 BÖLÜM 272.409 kelime
- 28 BÖLÜM 283.065 kelime
- 29 BÖLÜM 292.472 kelime
- 30 BÖLÜM 302.019 kelime
- 31 BÖLÜM 312.805 kelime
- 32 Bölüm 322.335 kelime
- 33 Bölüm 331.635 kelime
- 34 Duyuru59 kelime
- 35 BÖLÜM 343.254 kelime
- 36 Bölüm 352.343 kelime
- 37 Bölüm 362.916 kelime
- 38 Bölüm 373.512 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyi okumalar...
Ne olduğuna dair hiçbir fikrim yoktu. Hiçbir şey anlamamıştım. Tarık’a baktım, o anlamış gibiydi, yüzü ekşimişti sanki.
-Bir dakika yaa, ne oluyor, ben hiçbir şey anlamadım dedim bir Simge'ye bir Tarık’a bakarken.
-Sizin sevgili olmanızı kutluyoruz Sinem. Yoksa gizli kalmasını mı istemiştiniz? Ama kusura bakmayın, herkes duydu bile.
İşte şimdi tepem atmıştı.
-Yaa, siz ne sevgili olmasından bahsediyorsunuz yaa? Sevgili falan değiliz biz. Biz Tarık’la sadece arkadaşız. Tarik sen de bir şey desene deyip Tarık’a döndüm. Ekinle olan dedikodularımız daha yeni bitmişken şimdi Tarıkla dedikodumuz baş göstermişti. Bu okula geldim geleli hakkımdaki dedikodulardan kurtulamıyordum. Simge konuşmaya devam etti.
-Valla eğer seninle çıkıyor olmasaydı Aslı’nın teklifini kabul ederdi. Sonuçta kim Aslı gibi bir kızı kaçırmak ister ki, değil mi deyip Tarık’a baktı.
-Siz olayları çok farklı yorumlamışsınız diye başladı Tarık. Çok sinirlendiği belliydi ama sakin kalmaya çalışıyordu. Bunu anlayabiliyordum. Evet, Aslı’nın teklifini kabul etmedim ama Sinem'i sevdiğim için ya da Sinemle çıktığımız için değil. Onu sevmiyorum, kabul etmememin tek nedeni bu.
-Hadi ama Tarık. Yapma böyle. Aslı bana her şeyi anlattı. Ona biz Sinemle çıkıyoruz demişsin. İtiraf et, en başından beri Sinem'i seviyorsun değil mi, dönemin en başından beri hem de?
Şaşkınlıkla bir Simge'ye bir de Tarık’a bakıyordum. Simge neyden bahsediyordu böyle?
-Simge, kızsın diye laf etmiyorum ama haddini bil de konuş. Öyle bir şey yok dedim. Biz Sinemle sadece arkadaşız ve öyle kalacağız da. Aslı kendi kafasından böyle bir şey uydurup yaymış. Ben o kıza haddini bildiririm ama dedi ve arkasını dönüp kapıya doğru yürüdü. Aslı Ekinle aynı sınıftaydı. Tarık'ın arkasından gidiyordum ki kapı açıldı ve hoca içeri girdi.
-Gençler, bir yere mi gidiyordunuz?
Tarik bir şey diyecek oldu ama ona fırsat vermedim. Çok sınırlıydı ve bu yüzden hocaya ters bir şey diyebilirdi. Hocayla başının derde girmesini istemiyordum.
-Yok, hayır hocam, aslında biz yerimize geçiyorduk dedim Tarık’ı sıralara doğru çekiştirdim. Ben yerime otururken o da benim çaprazımda olan yerine oturuyordu.
Olanlardan hiçbir şey anlamamıştım. Olaylar nasıl gelişti hiçbir şey bilmiyordum. Hatta Aslı ne alakaydı ondan bile haberim yoktu. Bizim sevgili olma haberimiz nasıl yayılmıştı hiç bilmiyordum hele ki aramızda hiçbir şey yokken.
Bütün bunların cevaplarını Tarık’tan almak için teneffüsü sabırsızlıkla bekliyordum. Ama zili sabırsızlıkla bekleyen sadece ben değilmişim. Bunu, zil çalar çalmaz Tarık sınıftan şimşek hızında çıkınca anladım. O kadar hızlıydı ki ne ara çıktığını anlayamamıştım. Neyse ki nereye gittiğini biliyordum. Ben de hemen arkasından fırladım. Masal da arkamdan geliyordu. Aslı’nın sınıfına gittiğimizde sınıfta ikisinin de olmadığını fark ettim. Tam o anda Ekinle göz göze geldim ve yanına gittim;
-Tarık sınıfa geldi mi? Ya da Aslı nerede biliyor musunuz?
-Valla daha demin Tarık hışımla geldi. Aslı’yı kolundan tuttuğu gibi dışarı çıkardı dedi Ekin.
Şaşırmış olduğu belliydi ve olanları anlamaya çalışıyordu galiba.
-Nereye gittiler, biliyor musunuz?
-Hayır dedi. Sinem, neler oluyor Allah aşkına dedi daha sonra şaşkınlıkla.
-Gelin, Tarık'ı bulunca anlatırım. Şimdi anlatacak vakit yok dedim ve arkamı dönüp sınıftan çıktım. Ben sınıftan çıkınca arkamdan Masal, Ekin ve Ahmet geliyordu. Amacım Tarık’ı bulmaktı. Gözlerim katı yarıyordu ama katta yoklardı. Başka nerde olabilirlerdi ya kantinde ya da bahçede. İkisine de bakmaya karar verdim ve ilk bahçeye gittim. Diğerleri de arkamdan geliyordu bu arada. Hatta Masal onlara olanları anlatıyordu biz heyecanlı heyecanlı yürürken. Tahminim doğru çıkmıştı. Bahçedelerdi ve köşede hararetli hararetli konuşuyorlardı. O tarafa doğru yürümeye başladım. Tam bu sırada konuşmaları bitmişti ve Aslı ağlayarak okula doğru gidiyordu. Tarık ise ne yapacağını bilmez bir halde orada dikiliyordu.
-Kızı ağlattın mı dedim kızar şekilde.
-Sence hak etmiyor mu Sinem?
Hiçbir şey demedim. Ne diyeceğimi bilmiyordum. Haklıydı ayrıca. Ben cevap vermeyince devam etti;
-Kendini rezil etmemek için tabi buna rezil olmak denmez ama bize iftira attı. Sebebi ne olursa olsun bu bir iftira ve şu an çok sinirliyim.
Çevreme bakindim. Bahçede birkaç kişi vardı, onların da zaten bizimle ilgilendiği yoktu. Bizimkilere baktım, şaşkın şaşkın bizi izliyorlardı. Tarık’a döndüm;
-Bak Tarık, olaylar benim için o kadar hızlı gelişti ki ben hiçbir şey anlamadım. Bu olayı bana en bastan sakince anlatır mısın dedim bir yandan onu sakinleştirmeye çalışırken.
-Tamam, haklısın. Aslında en başından anlatmam gerekirdi ama olayların bu noktaya geleceğini tahmin etmemiştim. O yüzden önemsiz diye düşünmüştüm. Bir nefes aldı ve devam etti. Neyse, aslında olay cumartesi oldu, size gelmeden önce. Birkaç şey almaya markete gitmiştim. Orada Aslıyla karşılaştım. Aa, ne tesadüf falan. Sonra bir kahve içelim dedi. Ben de ilk şaşırdım. Çünkü onunla hiç samimiyetimiz yok yani. İlk önce tereddüt etsem de sonra ne zararı olur ki diye düşünüp tamam dedim. Beraber çıktık marketten, yakınındaki bir kafeye girdik. İste kahve söyledik. Konuşmaya başladı saçma saçma. İste ben senden hoşlanıyorum. Ne zamandır seni takip ediyorum. Beraber olalım istiyorum falan. Ben de istemediğimi söyledim ama ısrarla devam etti. Ben de ısrarla hayır deyince çirkinleşti ve iftira atmaya başladı. Sen kesin Sinem'i seviyorsun dedi.
-Gerçekten böyle mi dedi dedim şaşkınlıkla bakarken. Kesin gözlerim kocaman olmuş, çok komik bir ifadeyle Tarık’a bakıyordum ama çok sasirmistim. Bu okuldaki kızların benimle ne alıp veremediği vardı.
-Evet.
-Başka ne dedi dedim.
-Boş ver Sinem. Önemli mi? Şahsen benim için önemli değil. Hatta dedikleri zerre kadar umurumda değil. Sadece onu reddetmemi kabullenemedi ve böyle bir şey attı ortaya. Doğru olan bir şey yok. Elle tutulur bir şey de yok ortalıkta. Hayır, bir de iftira atmakla yetinmemiş, onu tüm okula yaymış. Bizim okuldakiler de durur mu? Hepsi dedikodu nerede, onlar orada.
-Gerçekten bazen düşünüyorum da ben neymişim ya? İlk önce beni taciz eden Ardayla çıkarım. Sonra yetmez Ekinle yatarım hatta üstüne üstlük hamile kalırım. Şimdi de senle çıkıyorum. Yarın da bir hocayla çıkarsam kendime hiç şaşırmam.
-Hey, hey, hey dedi Masal ve yanıma geldi. Kendine böyle yüklenemezsin. Tamam mı? İzin vermem. Senin suçun olmadığını hepimiz biliyoruz. Böyle şeyler yapmadığını da biliyoruz. Hatta onların dediğinin aksine kimseye kuyruk sallamadığını da biliyoruz. Benim, hatta bizim bildiklerimiz bunlar. Gerisi ne demiş, s*kimde değil. Anladın mı? Bunun için kendini üzemezsin. İnsanlar birkaç gün konuşur, susar ve sen bunun için kendini üzemezsin. Üzsen bile ben izin vermiyorum. Kusura bakma, tamam mı?
Masal'a baktım. Niye en iyi arkadaşım olduğunu bir kez daha anladım. Benim için kıymetini, değerini bir kez daha anladım. Kafamı sallayıp Masal'a sarıldım.
-Teşekkür ederim dedim gözlerim dolu bir şekilde.
-Geri zekâlı, niye teşekkür ediyorsun? Ben teşekkür edecek bir şey göremiyorum da dedi sinirli sinirli. Onun bu haline güldüm. Diğerleri de benimle birlikte güldü.
-İste seni güldürmeyi başardım dedi Masal bağırarak. Onun bu haline yine güldüm. Erkeklere baktım. Onların da benim zor zamanlarımda hep yanımda olduklarını bir kez daha fark ettim ve yine bir kez daha böyle arkadaşlarım olduğu için şükrettim.
…
Tarıkla olan dedikoduların üzerinden 4 gün geçmişti. Hala bizi konuşan vardı ama azdı. Doğru olmadığını kanıtlayamamıştık. Bu yüzden Tarıkla biraz aramızı açmıştık. Okulda görüşmemeye çalışıyorduk. Bunu hiç istemesem de çevre bunu bize mecbur bırakmıştı. İnsanları susturmak zordu. Sizi istemediğiniz şeylere mecbur bırakıyorlardı.
Ekin ve ben okuldan çıkmış eve doğru yürüyorduk. Masal bizimle değildi çünkü Ahmetle bizim geçen gittiğimiz ama Ahmet'in gelemediği kafeye gideceklerdi.
Okuldan uzaklaşmış sayılırdık. Ekinle sessizce yürüyorduk. Eve geldiğimizde anahtarı çıkardım, kapıyı açtım ve eve girdik. Üstümü değiştikten sonra hemen mutfağa inip yemek yapmaya başladım. Abim birazdan gelirdi ama ben yapmaya başlıyım diye düşünmüştüm. Sonuçta okuldan geliyorduk ve acıkmıştık. Ekin yardim için mutfağa, yanıma geldi ve beraber yapmaya başladık. Annemin buzluğa koyduklarından yapıyorduk. Bir de çorba yapacaktık. Bu sırada kapı çaldı. Abim gelmiş olmalıydı ve kapıyı açtığımda tahminim doğru çıkmıştı. Zaten başka gelecek kimse yoktu. Üstünü değiştirmeye yukarı çıktı ve ben de tekrar mutfağa dondum. Çorba da kaynadıktan sonra her şey hazır sayılırdı.
-Masal nerede? Abimin mutfağa geldiğini, bunu demesiyle anlamıştım. Arkamı döndüm. Olanları, değiştirerek söylemeye karar vermiştik.
-O ve Ahmet geçen gittiğimiz kafeye gittiler. Biz güzel falan diye anlatmıştık da o da gitmek istedi. Masal da ben seni götürürüm deyince ikisi gittiler. Aslında biz de gidecektik ama Ekin'in biraz başı ağrıyormuş, eve gidicem dedi. Ben de yalnız kalmasın diye onunla geldim. Öyle işte!
-İyi bakalım. Yemeğe gelmeyecek mi?
-Biz yiyelim yaa. Beklemeyelim onu. Ben çok acıktım.
-Gelecekse bekleyelim canım dedi abim.
-Belki onlar yemek de yer. Biz yiyelim boşver dedim.
-İyi tamam bakalım dedi abim ve masayı hazırlamaya başladık.
Tam bu sırada kapı çaldı. Kimseyi beklemiyorduk. Kim gelmiş olabilirdi? Kapıyı açmaya gittim ama açtığımda karşımdaki kişiyi beklemiyordum. En azından şimdi ve bu halde beklemiyordum.
Bölüm sonu...
Yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum...
Bölüm etkileşimi
