15. bölüm / 38
Unut GitsinBölüm 15
Bölümler 38Şu an: Bölüm 15
- 1 Bölüm 11.259 kelime
- 2 Bölüm 22.087 kelime
- 3 Bölüm 31.947 kelime
- 4 Bölüm 41.663 kelime
- 5 Bölüm 52.293 kelime
- 6 Bölüm 63.826 kelime
- 7 Bölüm 72.608 kelime
- 8 Bölüm 81.718 kelime
- 9 Bölüm 91.686 kelime
- 10 Bölüm 101.559 kelime
- 11 Bölüm 111.779 kelime
- 12 Bölüm 122.906 kelime
- 13 Bölüm 132.592 kelime
- 14 Bölüm 142.820 kelime
- 15 Bölüm 153.486 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 Bölüm 161.348 kelime
- 17 Bölüm 173.833 kelime
- 18 Bölüm 182.957 kelime
- 19 Bölüm 192.513 kelime
- 20 Bölüm 202.927 kelime
- 21 Bölüm 213.556 kelime
- 22 Bölüm 224.173 kelime
- 23 Bölüm 231.379 kelime
- 24 Bölüm 241.979 kelime
- 25 BÖLÜM 251.332 kelime
- 26 BÖLÜM 263.021 kelime
- 27 BÖLÜM 272.409 kelime
- 28 BÖLÜM 283.065 kelime
- 29 BÖLÜM 292.472 kelime
- 30 BÖLÜM 302.019 kelime
- 31 BÖLÜM 312.805 kelime
- 32 Bölüm 322.335 kelime
- 33 Bölüm 331.635 kelime
- 34 Duyuru59 kelime
- 35 BÖLÜM 343.254 kelime
- 36 Bölüm 352.343 kelime
- 37 Bölüm 362.916 kelime
- 38 Bölüm 373.512 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyi okumalar...
Ders çalışmaya çalışıyordum ama pek olmuyordu. Masal’a baktım, o da aynıydı hatta kitabini karalıyordu.
-Hadi, gel aşağı inelim. Çalışmıyoruz zaten dedim Masal’a.
-Sen git, ben gelmicem dedi kitabını karalamaya devam ederken.
-Yaa, off hadi, gel. Böyle yas tutmana izin vermicem, tamam mı? Hadi bakalım aşağı iniyoruz diyerek onu çekiştirdim. Karşı koymadı ve beraber aşağı indik.
Salona girdiğimizde Ekin’in de orada olduğunu ve abimle beraber televizyon izlediğini gördük. Bir şey demeden geçip oturduk. Masal pek kendinde değildi zaten. Ahmet’le konuşmasının ve Ahmet’in reddetmesinin -aslında ona o gözle bakmadığını söylemesinin- üzerinden iki gün geçmişti ama Masal hala kendine gelememişti. Bu duruma çok üzülsem de elimden bir şey gelmiyordu maalesef. Bir yandan da kendimi suçlu hissediyordum. Sonuçta söylemesi için ben ikna etmiştim onu ve doğruyu söylemek gerekirse bayağı umutluydum bu konuda ama olmamıştı iste.
Bir anda telefon sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım ve kafamı kaldırdım. Masal’ın telefonu çalışıyordu ama o bakmak yerine telefona uzunca bakıp daha sonra sessize aldı. Hepimiz ona odaklanmış şekilde bakıyorduk. Kafasını kaldırdı ve bize baktı.
-Telefona bakmayacak mısın dedi abim.
-Yok ya, sonra bakarım. Çok önemli değil zaten.
Bunun üzerine abim bir şey demedi ve televizyona bakmaya devam etti. Bir boks maçı izliyorlardı ama herhâlde maç çok sıkıcıydı çünkü her zaman heyecanla boks izleyen abim bu sefer isteksizce izliyor gibiydi. Genelde sevmesem de ben de abimle izlemek zorunda kalıyordum ve şu an da o zamanlardan biriydi. Tekrar çalan telefon sesiyle kafam yine Masal'a döndü. Yine telefonu sessize aldı. Gerçekten meraklanmıştım. Kim arıyordu ve neden açmıyordu. Abim de donup baktı ama bir şey demeden kafasını çevirdi. Bugünlerde Masal'a bir şeyler olduğunu sezmiş gibiydi ve bu yüzden pek üstüne gitmek istemiyordu galiba. Tekrar televizyona başımı çevirmiş gönülsüzce maçı izlemeye çalışırken üçüncü kez çalan telefonla yine başımı Masal'a çevirdim. Tam kimin aradığını soracaktım ki benden önce Ekin davrandı;
-Telefonu açmayacak mısın? Arayan kişi çok ısrarcı anlaşılan dedi gülerek.
-Evet öyle dedi Masal da gülerek ama içten gülmediğini anlayabiliyordum. Kalktı. Ben telefona bakıp geliyim madem diyerek dışarıya daha sonra da yukarı çıktı.
Gerçekten kimin aradığı hakkında meraklanmıştım ama peşinden gitmedim. Sonuçta telefonla konuşacaktı zaten.
İsteksizce izlemeye başladığım maç sonlara gelmişti ve çok sıkıcı gibi görünen maç kıyasıya bir mücadeleye dönmüştü bir anda. İki boksörün hali de pek iyi değildi. İkisi de birbirinden baya dayak yemişti. Abim ve Ekinle ben de heyecanlanmıştım bu yüzden. Tam bu sırada telefonum çaldı. Ahmet arıyordu. Abim ve Ekin o kadar odaklanmışlardı ki farkında bile değillerdi. Aslında maçı çok merak etmiştim ama bu telefona bakmam gerektiği düşünüp abimleri rahatsız etmemek için salondan çıktım ve antreye gidip telefonu açtım.
-Efendim Ahmet.
-Sinem, şey. Seni bu saatte rahatsız etmek istemiyordum ama aramam gerektiğini düşündüm. Canı sıkkın gibi geliyordu. Nedenini söylemesini bekliyordum ama sanki çekiniyor gibiydi.
-Ne oldu Ahmet?
-Masal yanında mı acaba?
-Yok, hayır. O yukarıda. Ne oldu?
-Telefonlarını açmıyor da neden açmıyor biliyor musun diye soracaktım.
-Öyle mi? Yok, bilmiyorum. Yani aslında telefonla konuşmak için yukarı… dedim ve susmam gerektiğini fark ettim. Demek ki daha deminden beri Ahmet arıyordu ve Masal onun telefonlarını açmıyordu.
-Ne oldu? Niye sustun birden?
-Şey, bir şey yok. Ben en iyisi Masal'a bir bakayım. Belki uyuya falan kalmıştır. Ya da ders çalıyordur görmemiştir. Ben bakayım sana dönerim, tamam mı?
-Tamam, çok sağol Sinem.
-Yok canım, lafı mı olur. Ben şimdi kapatıyorum. Görüşürüz.
-Görüşürüz dedi ve telefonu kapattı.
Elimde telefon kalakalmıştım. Masal ne yapmaya çalışıyordu? Soruma cevap bulmak için yukarı çıktım ve odaya girdim. Masal elinde telefon, onun şimdi yatak olarak kullandığı koltukta oturuyordu. Sessizce yanına gidip oturdum. Elinden telefonu aldım ve yatağa koyup onun bana bakmasını bekledim. Birkaç dakika yere baktıktan sonra bana döndü.
-İyi misin diye sordum.
Hayır anlamında başını salladı.
-Peki, neler olduğunu anlatmak ister misin?
-Bilmiyorum dedi ve bu sırada gözünden bir damla yas düştü. Onu silip devam etti. Ahmet aradı. Aslında onunla konuşmak için can atıyordum birkaç gün önce ama şimdi aradığında açmadım. Niye böyle bir şey yaptım bilmiyorum. Ayrıca tam kendime gelmeye başlamıştım. Ama onun araması her şeyi berbat etti. Ve şu an kendimi hiç iyi hissetmiyorum deyip hıçkırarak ağlamaya başladı. Ben de onu kollarıma alıp omzunda ağlamasına izin verdim. Ağlaması geçtiğinde kollarımdan sıyrıldı ve gözyaşlarını sildi.
-Ahmet beni de aradı dedim bir anda. Dönüp bana baktı ve ben de devam ettim. Sen telefonlarını açmayınca endişelenmiş ve seni sormak için aramış.
-Dedim ya, niye açmadığımı bilmiyorum. Birkaç saniye sustu ve devam etti. Galiba beni tekrar incitmesinden korkuyorum.
Derin bir nefes alıp verdim ve devam ettim;
-Belki de incittiğini onarmak istiyordur. Bunu onunla konuşmadan bilemezsin dedim.
Biraz düşünür gibi oldu ve sonra;
-Belki de hâklisin ama şu an onunla konuşmaya hazır hissetmiyorum kendimi.
-O zaman yarın yüz yüze konuşmaya ne dersin?
-Bunun telefonla konuşmaktan daha zor olduğunun farkındasın değil mi dedi gülmeye çalışarak.
-Evet ama belki de böylesi daha iyi olur dedim gülümseyerek ben de.
-Off, içimde bir sıkıntı var sanki.
-Hey, sakin ol. Sıkıntı yapacak bir şey yok. Sadece konuşacaksınız, tamam mı? Şimdi o benden haber bekliyor. Ben de ona yârin yüz yüze konuşacağını söylüyorum haberin olsun dedim.
Ağzını açtı, kabul etmeyecek gibi oldu ama sonra teslim olup “tamam” dedi. Bunun üzerine ben de Ahmet'e mesaj attım. O da teşekkür edip çok sevindiğini söyledi.
Ne konuşacaklarını merak etmiştim ama sormayacaktım. En azından şimdilik sormayacaktım.
…
Ahmet’in ağzından
İki gündür acı çekiyordum ama artık bunun bitmesini istiyordum. Bu yüzden Masalla konuşmak istemiştim. Su anda karşımdaydı iste ve çok heyecanlanmıştım.
-Bir şey söylemek istediğini söyledin, geldim ama bir şey söylemiyorsun dedi Masal her zamanki masum ve tatlılığıyla.
-Evet, öyle söyledim. Biraz heyecanlıyım da o yüzden nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum ve onu düşünüyorum. Şey… Tamam söylüyorum. Şey… Hani sen bana iki gün önce bir teklif yapmıştın ya ve ben kabul etmemiştim. Şimdi o teklifin hala geçerli mi diye soracaktım. Çünkü kabul etmek istiyorum.
Masal karşımda hiçbir şey demeden duruyordu. Büyük ihtimalle şaşırmıştı ve ne diyeceğini düşünüyordu.
-Ben… şey… sen bana beni kardeşin gibi gördüğünü söylemiştin.
-Evet, evet. Öyle söylemiştim. Ama aslında öyle değilmiş. Aslında ben de seni seviyormuşum. Sadece bunu geç fark ettim. Sen bana söyledikten sonra.
Masal bana bakıyordu. Ama nasıl baktığını anlamıyordum. Yüzü ifadesizdi.
-Bir şey demeyecek misin?
Sorum üzerine gerçekten hiçbir şey demeden gitmeye kalkıştı. Kolundan tuttum.
-Masal lütfen böyle yapma. Gerçekten özür dilerim ve bu yüzden de hatamı telafi etmek istiyorum.
Bunu deyince bana uzun süre baktı ve kolunu elimden kurtarıp gitti. Gerçekten çok üzülmüştüm. Böyle olacağını düşünmemiştim. Demek ki ben onu reddettiğimde o da böyle hissetmişti. Bunu anlayabiliyordum. Ama pes etmeyecektim. Kolay kolay pes etmeyecektim. Sınıfa girdim. Ekin yerinde oturuyordu. Ben de gidip yanıma, yerime oturdum.
-İyi gitmemiş işler galiba, ha?
-Evet iyi gitmedi dedim yüzüne bakmadan.
-Ne oldu?
-Hiçbir şey.
-Nasıl yani?
-Cevap vermedi.
-Tüh. Gerçekten kötü olmuş bu.
-Ama pes etmicem. Gidip konuşucam tekrardan.
Ekin baktı ve kafasını salladı. O da pes etme der gibiydi. Bu arada içeri hoca girmişti ve derse başlamıştı bile. Ama ben bu gidişle dersi dinlemeyecektim. Sadece Masal’ı düşünecektim.
Dersler böyle geçip gitti ve öğle arasına girdik. Ekin, Masal ve Sinem’in kantinde olacaklarını ve Sinem’in bizi de çağırdığını söyledi ama Masalla aramda olanlardan sonra pek de gitmek istediğim söylenmezdi çünkü Masal bana bakmıyordu bile. Ama yine de kabul ettim. Lavaboya gideceğimi onun önden gitmesini söyledim ve lavaboya gidip elimi yüzümü yıkadım. Bu, beni biraz kendime getirmişti. Ellerimi kurulayıp lavabodan çıktım. Merdivenlere doğru ilerliyordum ki bir anda Masal da kızlar tuvaletinden çıktı. Bu fırsatı kaçırmamam gerektiğini düşündüm ve onu kolundan tutup koridordaki köşeye çektim. Herkes yemeğe gittiği için koridorda kimse yoktu ve bu yüzden bunu yapmak o kadar da zor olmamıştı.
-Ne yapıyorsun ya diye bağırdı.
Bir an korktum ve;
-Canini acıtmak istememiştim. Yoksa acıdı mı?
-Acımadı, iyiyim dedi yüzüme bakmadan.
-Masal, sana söylemek istediğim şeyi biliyorsun. Lütfen, bana izin ver, bana bir fırsat ver. Gerçekten pişman etmeyeceğim seni.
-O kadar kolay değil bu. Sen benim kalbimi çok kırdın. Ben tam seni unutmaya çalışıyordum. Tam unuttum diyordum ki karşıma sen böyle bir teklifle çıktın. Hem iki günde ne değişmiş olabilir, gerçekten anlamıyorum.
-Bak, dediklerinde çok haklısın, gerçekten ama ben de bilmiyorum. O gün eve gittim ve yatana kadar aklımda hep sen vardın. Uyudum, rüyamda gördüm. Çok üzgündün. Seni neşelendirmeye çalıştım ama yüzüme bakmıyordun bile. İşte bu da benim kalbimi çok kırmıştı. Uyandığımda aslında benim de seni sevdiğimi ve senin üzülmemen için her şeyi yapabileceğimi anladım. Sana söylediklerimi söylediğimden beri içim yanıyor. Gerçek anlamda yanıyor. Bu yangını söndürmek istiyorum ama olmuyor ve ben bu yangını sadece seninle söndürebileceğimi fark ettim. Lütfen, yangını söndürmeme yardım et, lütfen dedim yalvarır bir bicimde. Hiçbir şey demedi sadece birbirimize bakıyorduk. Bunun üzerine dayanamadım ve yanağından öptüm. Bunun üzerine beni süratle itti ve hiçbir şey demeden hızlıca aşağı indi. Arkasından biraz baktım. Bu arada benim de aşağı inmem gerektiğini fark ettim ve onun arkasından gittim.
…
Masal soluk soluğa geldi ve yanıma oturdu. Ekin ve ben şaşırmış bir şekilde Masal’a bakıyorduk.
-Sen iyi misin?
-Bilmiyorum, iyi miyim? Nasıl duruyorum? İyi olmayabilirim. Emin değilim. Benim ekmek aramı aldınız mı? Yemek yemem gerekiyor. Kan şekerim düştü galiba dedi cümleleri arka arkasına söylerken.
Önümdeki iki ekmek arasından Masal’a ait olanını ona doğru ittim.
-Al dedim Masal'a ne olduğunu anlamaya çalışırken. Sen iyi olduğuna emin değilsin, onu anladım da ne oldu?
-Hiç, hiçbir şey dedi hızlı bir şekilde ve ekmek arasını yemeye başladı.
Tam o sırada arkadan Ahmet geldi. Galiba şimdi anlamıştım. Ahmet ve Masal arasında bir şey olmuştu ama ne olmuştu? Ahmet ilk Masal’a baktı ve sonra Ekin’in yanına oturdu. Hiçbir şey demedi. Ekin’in önünden kendi ekmek arasını aldı ve yemeye başladı.
-Siz, ikiniz iyi misiniz dedi Ekin şaşkınlıkla.
-Evet, iyiyiz gayet. Yani ben iyiyim dedi Ahmet hemen. Tabi Masal’ı bilemem diye ekledi ardından da. Masal hiçbir şey demedi. Sadece ekmek arasını yiyordu. Ekinle ben ne olduğunu anlamaya çalışıyorduk ama olmuyordu.
Bu arada Masal yemeğini bitirmişti. Bu kadar çabuk nasıl bitirdiğini anlamamıştım.
-Ben çikolata yicem deyip ayağa kalktı direk. Daha ben bir şey diyemeden Ahmet onunla ayağa kalktı ve;
-Sen otur, ben alırım dedi.
-Aa, ne münasebet canım. Ben kendim alırım deyip Ahmet’in yanından geçiyordu ki Ahmet yolunu kesti.
-Ben alicam, lütfen dedi.
Masal bize uzun gelen bir süre içinde Ahmet’e baktı ve;
-İyi, tamam madem deyip yerine oturdu.
-Hangisinden istersin?
-Herhangi bir tanesini al. Bunun üzerine Ahmet çikolatayı almaya gitti. Geldiğinde elinde Masal’ın en sevdiği çikolata duruyordu.
-Al bakalım deyip Masal’ın önüne bıraktı ve yerine oturdu.
-İyi de ben bu çikolatayı sevmem ki. Hatta en sevmediğim çikolata.
Masal’a şaşkınlıkla bakıyordum. Kesinlikle bu, en sevdiği çikolataydı. Ama neden böyle yapıyordu, gerçekten anlamıyordum.
-Tamam, değiştireyim istersen deyip Ahmet ayağa kalktı.
-Neyse, almışsın artık. Yiyeyim bari dedi. Bunun üzerine Ahmet geri yerine oturdu. Galiba Ahmet’i sinirlendirmeye çalışıyordu. Ama amacını anlamamıştım.
Masal çikolatasını yedikten ve ben yemeğimi bitirdikten sonra biz isimiz olduğunu söyleyip sınıfa çıktık. Gerçekten kısa bir ödevimiz vardı ama yapmamıştık. Onu yapmalıydık. Merdivenleri çıkarken Masal’ı durdurdum;
-Neler olduğunu anlatır mısın?
-Bir şey olmadı dedi ve merdivenlerden bir adım atmıştı ki onu durdurdum.
-Masal yalan söyleme. Seni tanıyorum. Ahmet’le aranızda ne geçti?
-O kadar belli oluyor mu?
-Sence de belli olması gerekmiyor mu? Yaa en sevdiğin çikolataya sevmiyorum dedin.
-Evet, öyle dedim di mi?
Kafamı salladım ve hiçbir şey demeden olanları anlatmasını bekledim. Sonunda dayanamadı ve konuştu;
-Bana hayır diyemeyeceğim şeyler söyledi ve öptü.
-Öptü mu dedim şaşkınlıkla. Dudağından mı?
-Saçmalama Sinem. Yanağımdan. Eğer öyle bir şey yapsaydı tokadı basardım. Aslında yine tokat atmam gerekiyordu ama yapamadım. Ona karşı bir şeyler hissediyorum ama önceden beni reddettiği için bunu kabullenemiyorum. Ve sonuç olarak da ona karşı davranışlarım bu hali aldı. Biraz durdu ve devam etti. Sinem ne yapıcam, gerçekten bilmiyorum ve kendimi kötü hissediyorum, hem de çok.
-Biliyorum, biliyorum aşkım ama sadece biraz zamana ihtiyacın var. Zamanla iyi olacaksın ve ne yapacağına karar vereceksin.
…
Abim okuldaydı. Eve kendimiz gelmiştik yürüyerek ve şimdi mutfakta hep beraber yemek hazırlıyorduk. Aslında pek bir şey yapmamıştık. Annemin buzluğa koyduklarından çıkarmıştım. Yemek hazırdı. Tam oturuyorduk ki kapı çaldı. Masal kapıyı açmaya gitti. Kim gelmişti, bilmiyorduk. Abim daha gelmezdi ve başka kimseyi de beklemiyorduk. Tam kim gelmiş diye Masal’a seslenecektim ki onun çığlığı geldi. Korkup Ekinle kapıya doğru koştuk. Ama korktuğumuz gibi bir şey olmamıştı. Masal şaşırdığı ve sevindiği için bağırmıştı. Ahmet elindeki kalbin içinde “i love you” yazan bir ayıcık tutuyordu. Masal bir şey demeden sevinçle Ahmet’e sarıldı, Ahmet de ona. Bir müddet sarıldıktan sonra Ahmet Masal’ın kollarından sıyrılıp ona baktı ve;
-Beni affetmem ve kabul etmen için daha ne yapabilirim bilmiyorum. O yüzden lütfen kabul et artık.
-Tamam, tamam kabul ediyorum dedi gülerek ve tekrar sarıldılar.
Ekinle ben de mutlu bir şekilde onları izliyorduk. Birbirimize baktık ve gülümsedik. Daha sonra kapıya onların yanına gittim.
-Şaşkın aşıklar, hadi içeri girin. Üşüyeceksiniz, ayrıca evi de soğuttunuz dedim gülerek. Onlar da güldüler ve içeri girdiler. Ben de kapıyı kapattım.
-Hadi, mutfağa geçelim. Tam da yemek hazırdı Ahmet yemeğin üstüne geldin. Kaynanan sevecek. Ve emin ol Filiz teyze seni çok sever.
-Sinem dedi imali imali Masal. Daha ilk dakikadan yani…
Hep beraber güldük.
-Aslında ben yemeğe kalmiyim yaa dedi Ahmet. Teyzemlere gidicem zaten. Orda yerim.
-Hayır olmaz, lütfen. Yemesen bile biraz otur, sonra gidersin.
-Ee, iyi tamam madem. Biraz oturiyim dedi ve sandalyelerden birini çekerek ve bizimle sofraya oturdu.
…
Masalla Ahmet’in çıkmaya başlamasının üstünden iki gün geçmişti ve tüm okul duymuştu yani en azından bizim donemdeki herkes biliyordu. Anında nasıl duyulmuştu bilmiyorum. İnsanların isi gücü yoktu ve sürekli dedikodu yapıyorlardı herhâlde. Çoğu kişi arkalarından kotu konuşsa da Ahmet ve Masal’ın bu durumu pek taktiği yoktu. Gayet mutlulardı. Melisa’nın delici bakışları -Melisa da Ahmet'i seviyordu- bile Masal’ı rahatsız etmiyordu.
Üçüncü teneffüsteydik ve Masalla beraber koridorun ucunda durmuş bir yandan sohbet ediyor bir yandan da etrafı seyrediyorduk. Melisa bizim sınıfın önünden bize delici bakışlar arıyordu ama ikimizin de umurumda değildi. Onu takmadan konuşmamıza devam ediyorduk. Bir anda hareketlendi ve bize doğru gelmeye başladı. Onu takmak istemesek de yanımıza kadar gelmişti artık.
-Ne var Melisa ne istiyorsun dedim sinirli bir şekilde Melisa’ya bakarak. Beni takmadan Masal’a baktı ve konuşmaya başladı;
-Duyduğuma göre Ahmetle çıkıyormuşsunuz.
-Evet, doğru duymuşsun dedi hava atar bir şekilde. Ne oldu, battı mı diye devam etti.
-Hayır sadece seni bilgilendirmek istedim.
-Ne konuda bilgilendirecekmişsin?
-Çok uzun sürmez sizin birlikteliğiniz. Çünkü Ahmet seni sevmiyor.
-Öyle mii? Sen nerden aldın bu bilgiyi?
-Bir yerden almama gerek yok. Biliyorum. Ahmet beni seviyor.
Ben şaşırmış bir şekilde Melisa'ya bakarken Masal kahkahayla güldü. Hatta koridordan geçen birkaç kişi dönüp bize baktı.
-Ne var biliyor musun Melisa? Sen Ahmet'in seni sevdiğini düşünüp bununla kendini avut. Ama gerçekler acıdır canım. Benden söylemesi dedi ve omzuna vurarak olduğumuz yerden uzaklaştı. Ben de arkasından gittim. Olaylar bana göre biraz hızlı gelişmişti ama sorun yoktu. Melisa’nın o bozulmuş suratını görmeye değerdi.
…
Hafta sonuydu. Abim kütüphaneye ders çalışmaya gitmişti. Ekin de bir arkadaşıyla buluşmaya gitmişti. Hatta sıkıntı olmayacağını söyleyip bizi de çağırdı. Biz gitmemiştik ama şu an evde oturmaktan çok sıkılmıştık ve yapacak bir şeyler arıyorduk. Ahmet’i arayıp beraber dışarı çıkalım diye düşündük. Masal Ahmet’i arayıp telefonu hoparlöre aldı;
-Efendim?
-Aşkım, ne yapıyorsun?
-Havalimanında annemleri bekliyorum aşkım.
-Annenler geldi mi, niye bize söylemedin dedim şaşkınlıkla.
-Hoparlörde miyim şu an dedi gülerek Ahmet.
-Evet, söylemeyi unuttum pardon dedi Masal gülerek. Sadece Sinem var. Ekin bir arkadaşıyla buluşmaya gitti.
O da güldü ve konuşmasına devam etti.
-He, evet biliyorum. Bana da dedi gel diye ama canım hiç gitmek istemedi. İyi ki de gitmemişim. Annemleri almaya geldim. Annemler sürpriz yaptı. Benim de yeni haberim oldu. Heyecandan size haber vermek aklıma gelmedi.
-Ay, çok sevindim yaa dedim. Yani sadece ben değil ikimiz de çok sevindik. Gözün aydın Ahmet.
-Sağ olun, sağ olun. Ha, siz niye aramıştınız bu arada?
-Beraber dışarı çıkalım diye aramıştık ama kaldı artık, başka zamana. Sen ailenle vakit geçir dedi Masal.
-Ee, siz de gelin. Hem kardeşimle de tanışmak istiyordunuz.
-Yok, biz şimdi gelmeyelim. Siz biraz hasret giderin, biz daha sonra geliriz dedi Masal.
-Aynen dedim ben de.
-Ee, tamam madem. Siz bilirsiniz. Ben kapatıyorum o zaman. Sonra görüşürüz.
-Görüşürüz dedik biz de ve telefonu kapattık.
Bir müddet birbirimize baktıktan sonra;
-Tarik’i mi arasak dedi Masal.
-Olur dedim ben de.
Masal aradı Tarik’i ama açmadı. Sonra mesaj attı, ben sana birazdan dönsem diye. Demek ki müsait değildi.
-Ee, madem biz de evde bir şeyler yapalım dedim Masal’a bakarak. Ya da istersen ikimiz çıkalım.
-Neyse ya, boş ver. Dışarı çıkasım gitti dedi yüzünü buruşturarak.
-Aynen ya, boşver dedim ve tekrar düşünmeye başladık ne yapsak diye.
-Hadi, karaoke yapalım. Aynı zamanda dans da ederiz. Küçükken yaptığımız gibi dedi bir anda Masal bağırarak.
Biraz düşündüm sonra;
-Tamam dedim gülümseyerek.
Küçükken çok sık yapardık bunu. Şarkıyı acar hem dans eder hem de şarkıyı söylerdik. Hatta çok komik olan, annemin çektiği bir videoumuz vardı. Bizim haberimiz olmadan çekmişti ve ikimiz de çok komiktik. Onu hatırlayınca ister istemez gülümsedim kendi kendime ve yukarıdan yeni aldığımız karaoke mikrofonu almaya gittim. Sonra tekrar aşağı indim ve mikrofonu televizyona bağlayıp başladık. Mikrofonu sürekli değiştiriyorduk. Zaten mikrofon önemli değildi, ikimiz de söylüyorduk. İyice havaya girince hoplayıp zıplamaya, dans etmeye başladık. Çok eğleniyorduk. Baştan beri niye aklımıza gelmemişti? Bu şekilde devam ederken bir anda ses kesildi. Masal şarkıyı kapatmıştı.
-Masal niye şarkıyı ka… Daha sözümü bitirmeden niye kapattığını anlamıştım. Şaşkınlıkla;
-Siz ne zaman geldiniz, ne zamandan beri buradasınız? Yani ne kadar rezil olduk? Soruları ardı ardına sıralarken salonun girişinde abim, Ekin ve Tarik ellerini kollarına bağlamış sakin ve sessiz bir şekilde bize bakıyorlardı. Masalla çok fena rezil olmuştuk. Abim geldi koltuğa oturdu ve konuşmaya başladı;
-Daha demin geldik dedi abim. Buradan ses geliyordu. Bakalım dedik ne oluyor. Tabi, siz kendinizi öyle kaptirmissiniz ki bizi duymadınız bile.
-Ay abi öyle deme çok utandım dedi Masal.
-Ben de dedim mikrofonu orta sehpaya koyup koltuğa otururken. Kesin yüzüm kıpkırmızı olmuştu. Bundan emindim.
-Gelip otursanıza dedi abim erkeklere seslenerek. Tarik yanıma, Ekin de abimin yanına oturdu. Masal da tek koltuğa.
-Keşke Ahmet de burada olsaydı dedi Ekin birden.
-Ekin, çok fenasın gerçekten dedi Masal kızarmış bir şekilde. Zaten çok utandım.
-Tamam tamam, utanmayın. Kimseye söylemeyiz, merak etmeyin dedi Tarık gülerek.
-Zaten söylerseniz arkadaşlığımız biter dedim ben de gülerek Tarık’a bakarken.
Daha sonra konuyu dağıtmak için abime dondum;
-Sen niye kütüphaneden bu kadar erken geldin? Yani aksama kadar durursun sanmıştım.
-Aslında öyle yapacaktım ama çok uykum geldi ve odaklanamadım. O yüzden eve gelip bir duş alıp biraz da kestirip dersimi öyle çalışayım diye düşündüm.
-İyi yapmışsın. Su sınavlarını atlat da bir rahatla artık.
-Aynen inşallah. Neyse ben yukarı çıkıyorum o zaman. Hadi görüşürüz gençler deyip ayağa kalktı. Diğerleri de görüşürüz dedi arkasından abimin.
Abim çıkınca Tarik;
-Siz beni niye aradınız? Kusura bakmayın açamadım, tam o sırada bir tartışmanın içindeydim.
-Önemli bir şey değildi. Müsaitsen beraber dışarı çıkalım diyecektik ama müsait olmadığını görünce biz de kendimize yeni eğlence bulduk gördüğünüz gibi dedim bir yandan hem gülerek bir yandan da hala televizyonda oynayan sıradaki şarkıyı göstererek. Sesini kapatmıştık ama hala devam ediyordu. Neyse sen onu boşver ne tartışması?
-Çok gereksiz bir şey, boşverin anlatmaya değmez.
-Yaa, anlat çok merak ettim dedi Masal. Zaten böyle bir şey demese şaşırırdım ama beni yine şaşırtmamıştı tabiki de.
-Boş ver dedim Masal dedi Tarik. En azından şimdi değil. Ağzımızın tadını bozmayalım. Hem ben gelirken size pasta aldım beraber yeriz diye. Yani evde olduğunuzdan emin değildim ama şansımı denemek istedim ve iyiki de denemişim.
-Ne gerek vardı. Keşke zahmet etmeseydim dedim.
-Ne zahmeti, beraber yeriz iste dedi ve yanına koyduğu poşeti bana verdi.
Ben de ondan alıp mutfağa gittim. Masal da arkamdan geldi. Buzdolabında olan birkaç içeceği çıkardık ve pastaları tabaklara paylaştırdıktan sonra tekrar salona donduk. Tarik ve Ekin sessiz sessiz bir şey konuşuyorlardı ama biz içeri girince sustular.
-Ne konuşuyordunuz öyle gizli gizli dedi Masal imali imali.
-Hiiç öyle dedi Ekin geçiştirircesine. Bir şeyler dönüyordu onu anlamıştım ama neler döndüğünü anlamamıştım. Neyse illaki çıkardı kokusu, anlaşılırdı. Bu yüzden çok üstelemedik. Pastalarımızı yemeye koyulduk. Aynı zamanda sohbet ediyorduk. Sohbet sırasında Tarik'in morali bozuk gibiydi ama büyük ihtimalle tartışmadan dolayıydı.
Güzel bir sohbetle birlikte pastalarımızı da yiyince Tarik gitti. Biz de ders çalışmaya karar verdik. Yazılılar geçse de hocalar bu sefer sözlü yapacaklarını söylemişlerdi ve çalışmadan olmazdı.
...
Pazartesiydi ve yine okula gelmiştik. Nedense bir mutluluk vardı içimde. Yani pazartesi olmasına rağmen ve okula gelmiş olmama rağmen yine de mutluydum. Belki de dünden kaynaklıydı, bilmiyordum. Dün Ahmetlere gitmiştik ve ailesiyle tanışmıştık. Çok tatlı bir ailesi vardı, aynı zamanda kardeşi de çok tatlıydı. Sağlığına kavuşmasına çok sevinmiştim. Ama biz oradayken akrabaları gelmişti, o yüzden biz de çok durmadan çıkmıştık. Daha sonra eve gitmiştik. Bunları düşünürken bir yandan da sınıfa doğru yürüyorduk hep beraber. Tam o sırada Tarik'i gördüm.
-Günaydın dedim.
-Aa, günaydın. Görmemişim sizi, kusura bakmayın.
-Ne kusuru canım, sen iyi misin?
-İyiyim, sadece dalmışım.
Biz bu şekilde konuşurken ve aynı zamanda sınıfa doğru yürürken kattaki nöbetçi hoca bize seslenerek;
-Gençler, haydi sallanmayın, çabuk sınıfınıza.
-Sanki biz ne yapıyorsak dedi Masal sinirli sinirli. Sınıfa gidiyoruz işte.
-Nesi var bunun dedi Tarik Masal’ı göstererek.
-Bilmem, ters tarafından kalkmış galiba dedim ben de gülerek. Merak etme, birazdan kendine gelir.
Hep beraber gülüştük, tabi Masal hariç. O, somurtarak bize bakıyordu.
-Görüşürüz dedi tam bu sırada Ekin ve kendi sınıfına yöneldi. Biz de ona görüşürüz diyerek onun çaprazında olan kendi sınıfımıza yöneldik. İçeri girer girmez daha ne olduğunu anlamadan Simge konuşmaya başladı;
-İşteee, yeni çiftimiz de geldi.
Yerinde oturuyordu. Bunu söyleyince kalktı ve karşımıza geçti.
-Biz de sizi bekliyorduk. Sizi kutlayalım dedik.
Bölüm sonu...
Beğenilerinizi ve yorumlarınızı bekliyorum...
Bölüm etkileşimi
