29. bölüm / 38
Unut GitsinBÖLÜM 29
Bölümler 38Şu an: BÖLÜM 29
- 1 Bölüm 11.259 kelime
- 2 Bölüm 22.087 kelime
- 3 Bölüm 31.947 kelime
- 4 Bölüm 41.663 kelime
- 5 Bölüm 52.293 kelime
- 6 Bölüm 63.826 kelime
- 7 Bölüm 72.608 kelime
- 8 Bölüm 81.718 kelime
- 9 Bölüm 91.686 kelime
- 10 Bölüm 101.559 kelime
- 11 Bölüm 111.779 kelime
- 12 Bölüm 122.906 kelime
- 13 Bölüm 132.592 kelime
- 14 Bölüm 142.820 kelime
- 15 Bölüm 153.486 kelime
- 16 Bölüm 161.348 kelime
- 17 Bölüm 173.833 kelime
- 18 Bölüm 182.957 kelime
- 19 Bölüm 192.513 kelime
- 20 Bölüm 202.927 kelime
- 21 Bölüm 213.556 kelime
- 22 Bölüm 224.173 kelime
- 23 Bölüm 231.379 kelime
- 24 Bölüm 241.979 kelime
- 25 BÖLÜM 251.332 kelime
- 26 BÖLÜM 263.021 kelime
- 27 BÖLÜM 272.409 kelime
- 28 BÖLÜM 283.065 kelime
- 29 BÖLÜM 292.472 kelime · Okuduğun bölüm
- 30 BÖLÜM 302.019 kelime
- 31 BÖLÜM 312.805 kelime
- 32 Bölüm 322.335 kelime
- 33 Bölüm 331.635 kelime
- 34 Duyuru59 kelime
- 35 BÖLÜM 343.254 kelime
- 36 Bölüm 352.343 kelime
- 37 Bölüm 362.916 kelime
- 38 Bölüm 373.512 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyi okumalar...
Abime şaşkınlıkla bakıyordum. Biraz saskinligim geçtikten sonra konuşabildim.
-Abi, bu halin ne?
- Ne varmış halimde dedi dili tam konuşmaya dönemezken.
Abim tam dengesini yitiriyordu ki son anda tuttum onu.
-Abi yavaş ol, gel diyip onu içeri aldım. Ayakkabılarını çıkardıktan sonra kolunu omzuma attım. Yavaşça salona götürdüm. Ama o kadar ağırdı ki zor gelmişti bunu yapmak.
-Daha demin karşı eve gitmişim yanlışlıkla. Bana dedi ki senin evin karşı ev dedi yüksek sesle abim ve gülmeye başladı. Kahkahalarla gülüyordu.
-Abi bizi rezil etmişsin yaa dedim.
Abimi ilk kez sarhos görüyordum. Beni defalarca içme diye uyarmasina rağmen kendisi içip eve gelmişti. Ne yapacağımı bilmez halde abime bakıyordum. Sonradan aklıma gelenle telefonuma yöneldim. Kaan abiyi aradım. Kaan abi ilk çalışta açtı.
-Abicim dedi direk.
-Kaan abi dedim ama devamını getiremedim.
-Ne oldu, bir şey mi oldu?
-Abim eve geldi.
-Ee bu güzel haber! Niye sesin kötü geliyor?
-Abim sarhoş. Hem de çok sarhoş. Ne yapacağımı bilmiyorum.
-Hass… Benimle konuştuğunu fark edince devamını getirmedi dediğinin.
-Tamam abicim. Ben hemen geliyorum oraya. Sen abine sert bir Türk kahvesi yap. Ama sert olsun. Tamam mı? Ben hemen geliyorum.
-Tamam dedim ve telefonumu kapattım. Onun dediğini yapmak için mutfağa yöneldim. Abim içeride bağırarak şarkı söylüyordu.
Kahveyi yapıp salona geçtim. Abim hala şarkısına devam ediyordu. Arada kahkahayla bölüyordu şarkısını. Ardından ağlayarak şarkıya devam ediyordu.
Abimin neden bu şarkıyı söylediğini anlamamıştım. Baya eski bir şarkıydı ama abim sayesinde biliyordum.
-Kaybettikçe bir çentik attı,
Alnımın üstüne Tanrı
Büyüdün dedi,
Bu yağmurlar bu yüzden,
Birden gelir kış fark etmezsin,
Kalbinde siren sesleri,
Batar gemilerin bu yağmurlar yüzünden,
Uyan
Kanar ellerin korkarsan eğer,
Bak burdayım ölmedim hala,
Tutunuyorum uçurum kenarına,
Senin için unutmak için,
Annem için annem için
Annem için annem için
Bunu söylerken son sözleri ağlayarak ve zaten yüksek olan sesini daha da yükselterek söyledi.
-Abi diye seslendim ama duymadı bile. Kahveyi sehpaya koydum ve tekrar seslendim;
-Abi dedim tekrar omuzlarından sarsarken.
Ani bir hareketle ben itti ve arkaya doğru yalpaladım. Bu arada kahvenin olduğu sehpaya çarptım ve kahve döküldü.
Şaşkınlıkla abime bakıyordum. Bana gözü gibi bakan abim beni kasten inmişti. Kendimi tutmasaydım düşecektim az daha. Ama o bunun farkında bile değildi. Şarkı söylemeye devam ediyordu. Tam bu sırada zil çaldı. Koşarak kapıyı açmaya gittim. Neyseki Kaan abi çabuk gelmişti.
-Nerede dedi hemen içeri girer girmez.
-Salonda.
Koşar adımlarla salona girdi ve ben de arkasından girdim. Abim hala şarkısına devam ediyordu. Aynı şarkıyı kaçıncı kez söylüyordu, bilmiyordum.
-Geldiğinden beri böyle dedim sitem edercesine. Ayrica kahveyi de içemedi çünkü o beni itince ben sehpaya çarptım ve kahve döküldü.
-Seni itti mi dedi Kaan abi sinirlenirken.
-Yani hayır, yani evet itti ama hafifti. Ben dengemi koruyamadım sadece. Kaan abi bunu duyar duymaz sinirle abimin karşısına gitti ve abimi yakasından tutup bağırmaya basladi;
-Lan ben seni napiyim ha napiyim? Bu kız kaç saattir hatta kaç gündür senin için endişeleniyor. Senin karşılığın bu mu? Onu üzmek mi? Sen nasıl bir şeye dönüştün ya?
Kaan abi bağırmıştı ama siniri yatişmamişti. Onu tanıyordum. Anlıyordum hareketlerinden. Sinirle tekrar abime döndü;
-Normalde seni burada böyle bırakıp gitmek vardı ama şu kız için birakip gitmicem dedi beni gösterirken.
Yutkundum sesli bir şekilde. Kaan abi gerçekten çok sinirlenmişti abime. Kendini biraz yatistirmis olmalı ki abime dönüp sakince;
-Hadi kalk dedi ve kolunu omzuna attı.
Ama abim o kadar kendinde değildi ki kendini taşıyamıyordu bile. Bu yüzden ben de abimin diğer koluna girdim ve beraber abimi yukarı taşımaya başladık. Yukarı kata çıktığımızda Kaan abi direk banyoya yöneldi ve abimi duşakabinin içine soktu. Bana döndü;
-Abinin havlularini getir ve ona temiz kıyafet çıkar.
-Tamam dedim hemen ve banyodan çıkıp abimin odasına geçtim.
İçeriden abimin küfürlerini duyuyordum.
-Su soğuk biliyorum ama üzgünüm. Buna katlanacaksın artık kendine gelmek için dedi Kaan abi. Ama abim sanki onu hiç duymuyor gibiydi. Küfür etmeye devam ediyordu.
Sonra sessizlik oldu. Banyodan hiçbir ses duymuyordum. Birkaç dakika sonra abimin sesini duydum.
-Ya tamam Kaan yeter. Şu suyu üstüme tutma artık. Üşüdüm.
-Tamam anladığım kadarıyla kendine gelmişsin dedi Kaan abi ve su sesi kesildi.
-Havluya sarın da gel içeri dedi Kaan abi ve banyodan çıkıp yanıma geldi. Birkaç dakika sonra da abim biraz daha ayılmış halde odasına geldi. İkimiz de tepkisiz halde abime bakıyorduk. Abim de bize birkaç saniye baktıktan sonra;
-Lütfen sonra kouşabilir miyiz? Gerçekten konuşacak halşim yok dedi yorgun bir şekilde.
-Benim konuşacak halim var dedi Kaan abi sinirli bir şekilde. Sonra bana döndü;
-Abicim sen içeri geç. Ben abinle biraz konuşucam. Kaan abi böyle deyince endişelenmiştim. Niye beni dışarıya çıkarma ihtiyacı hissettmişti? Acaba hiç Kaan abiyi çağırmamalı mıydım?
-Abi dedim endişeyle. Devamını getiremeden endişemi anlamış olmalı ki lafımı böldü;
-Abicim endişelenmene gerek yok. Abinle konuşucam biraz sadece dedi sakince. Ben de bunun üzerine abimin odasından çıkıp hemen yan odadaki oturma odasına geçtim. Aslında bu odada onların konuştuklarını duymayı umuyordum ama hiç ses gelmiyordu. Ya sessiz konuşuyorlardı ya da hiç konuşmuyorlardı. Birkaç dakika sonra Kaan abi abimin odasından çıktı ve yanıma geldi;
-Abin sızdı bile. Konuşmama fırsat bile vermedi. Cevap olarak sadece baktım. Bir şey demedim. Bunun üzerine yanıma oturdu ve;
-Nasılsın dedi.
-Bilmiyorum. Onu böyle görmeyi beklemiyordum. Ya beni defalarca bu konuda uyardı. Sakın içki içmek gibi bir yanlış yapma diye. Şimdi kendisinim bu halde olması beni şaşırttı.
-Normalde abin de içmezdi zaten. Hatta ben içince bana kızardı. Ama niye böyle bir şey yaptı ben de bilmiyorum.
Birkaç saniye durdu Kaan abi. Daha sonra tekrar konuşmaya başladı;
-Ona biraz zaman ver. Kendine gelecektir. Yanlış yaptığının farkına varacaktır.
Kafamı olumsuz anlamda salladım.
-Sanki abimi artık tanıyamıyorum Kaan abi. Sanki bambaşka bir insan oldu. Bir haftadır benimle bir kere bile konuşmadı. Konuşmayı bırak, yüzüme bile bakmadı. Bu yüzden ne hissetmem gerektiğini bilmiyorum.
-Haklısın, haklısın. Ama belki de o böyle atlacak yasını. Tamam mı? Sen canını sıkma.
Bu sefer de kafamı olumlu anlamda salladım.
-Kaan abi kusura bakma. Seni de buraya kadar çağırdım. Rahatsız ettim.
-Şşşş. Sakın, sakın. Bir daha duymayayım. O nasıl bir cümle. En küçük bir şeyde bile beni arıyorsun. Tamam mı? Eğer aramadığını duyarsam işte o zaman külahları değişiriz, tamam mı?
-Tamam dedim gülerek. O da bana gülümsedi. Yerinden kalkti. Başımın üstünden öptü.
-Ben şimdi gideyim. Yine gelirim. Tamam mi? Kafami salladim. Daha sonra aşağı inip Kaan abiyi uğurladım ve uyumak için odama geçtim.
…
Sabah kalktığımda her zaman olduğu gibi yine ev sessizdi. Bu sessizliğe alışmam gerekiyordu belki de ama alışamıyordum. Kalktım ve abimin odasına gittim. Kapı açıktı. İçeri girdiğimde abimi görmedim. Sabah sabah nereye gitmişti? Acaba aşağıda, mutfakta miydi? Abime seslenerek aşağıya indim. Ama ne abimden cevap vardı ne de başka bir şey. Tüm evi gezdim. Annemin odasına bile bakmıştım ama hiçbir yerde yoktu abim. Gitmişti yine. Nereye gitmişti ve ne zaman gelecekti? Bu konuyu düşünmemeye karar verip odama gittim. Pijamalarımı değiştirdim. Üstüme düzgün bir şey giydim ve dışarı çıktım. Mezarlığa gitmeye karar vermiştim. Yarım saat yürüyüşün ardından mezarlığa varmistim. Annemin mezarın başına oturdum. Hiçbir şey demeden ağlamaya başladım. Sadece ağlıyordum. Ne kadar zaman ağlamıştım, bilmiyordum. Umrumda da değildi. Ağlamam sakinleşince yine hiçbir şey demeden sadece mezarlığa bakmaya başladım. Annemin gitmesiyle hayatımın ne kadar değiştiğini düşünüyordum. Keşke yanımda annem olsaydı diye düşünüyordum. Ama artık mümkün olmayacak bir şey düşünmek de istemiyordum. Ani bir hareketle yerimden kalktım. Ne kadar süredir burada oturduğuma baktigimda 1,5 saat olduğunu fark ettim. Kalktım ve eve gitmek üzere yola koyuldum tekrardan. Biraz yürümüştüm ki telefonum çaldı. Arayan Masal'di. Telefonu açıp açmamak arasında gidip gelsem de en sonunda açtım;
-Aşkım, günaydın dedi enerjik bir sesle.
-Günaydın dedim onun bu enerjik sesine gülerek.
-Neredesin dedi sonra enerjisi düşerken.
-Dışarıdayım.
-Dışarıda neredesin?
-Mezarlığa gitmiştim. Şimdi eve dönüyorum.
-Himm anladım. Ne zaman evde olursun?
-Bilmem 20 dakika kadar sürer heralde. Ne oldu?
-Sana gelicem dedi tekrar enerjik bir sesle.
Masal'in beni bunun icin aramasina biraz şaşırmıştım. Çünkü normalde gelecegi zaman aramazdi. Pat diye gelir, kapıda belirirdi. Tabi annem öldükten sonra saat başı arar olmustu eğer yanımda değilse.
Ben cevap vermeyince devam etti;
-O zaman ben yaklaşık yarım saat sonra gelirim.
-Tamam dedim ve vedalaşıp telefonu kapattık.
Eve geldiğimde hemen bir evi toparladım. Zaten evde çok faaliyet olmadığından dağılmamıştı. Aslında Masal aileden sayılırdı. O geldiği için toplamaya bile gerek yoktu ama yine de toplama ihtiyacı hissetmiştim. Daha sonra yukarı çıkıp üstüme rahat bir şeyler giydim ve aşağı inerken kapı çaldı. Kapıyı açtığımda karşımda sadece Masal'i değil aynı zamanda Ekin'i, Ahmet'i, Tarik'i, Yasemin'i ve sınıftan birkaç kişiyi daha görmüştüm. Hepsi baş sağlığına gelmişlerdi.
-Hoşgeldiniz dedim biraz şaşkınlıkla.
-Tek başıma gelmedim dedi Masal gülümserken.
-Sorun değil, içeri gelin diyerek herkesi içeri davet ettim. Tarık ve Ahmet gelirken bir şeyler almıştı. Masal ve Ekin de annelerinin yaptığı ev yemeklerinden getirmişti ama zaten evde kimse yemediği için onlar da kalıyordu.
-Ne gerek vardı dedim hepsine hitaben. Zaten evde kimse yemiyor.
-Yiyeceksin dedi Masal. Baksana ne kadar çok kilo vermişsin kısa zamanda.
Kendime bakma ihtiyacı hissettim. Evet, kilo verdiğimin farkındaydım ama bunun dışarıdan fark edilmediğini düşünüyordum. Herkes salona geçip oturduktan sonra;
-Ben bir çay koyayım dedim ve mutfağa gittim. Masal da arkamdan geldi.
-Abin evde mi?
-Hayır dedim anında sorusuna.
-Eve hiç mi gelmedi yoksa geldi gitti mi?
-Dün gece geldi, zil zurna sarhoştu.
-Nee diyerek lafımı böldü Masal. Devam ettim;
-Kaan abiyi çağırdım. O soğuk bir duşa soktu onu. Sonra da sızdı kaldı zaten.
-Yiğit abiyi hiç sarhoş görmemiştim dedi tekrar Masal şaşkınlıkla.
-Ben de dedim. Ama artık görmüş oldum.
Masal cevap vermedi. Sessizce çay koyup salona geçtik. Sessizliği bozan Yasemin olmuştu;
-Basın sagolsun Sinem. Allah rahmet eylesin.
-Teşekkür ederim.
Diğerleri de arkasından aynı şeyleri söylediler ve tekrar bir sessizlik oldu.
-Çay olmuştur dedim ve yerimden kalkıp mutfağa gittim tekrardan. Büyük ihtimalle daha çay olmamıştı. Ama yine de mutfağa gitme ihtiyacı hissetmiştim. Arkamdan Ekin geldi.
-Sevgilim, iyi misin?
-Hihi diyerek kafa salladım. Bana uzun gelen bir süre bana baktıktan sonra yanıma yaklaştı. Elimi tuttu;
-İyi olmak zorunda değilsin. Benim yanımda nasıl hissediyorsan öyle davranabilirsin. Bunu biliyorsun di mi?
-Hıhı diyerek kafa salladım tekrardan.
Bana sarıldı. Şu an bu sarılmaya çok ihtiyacım vardı. O bana sarılınca ben de ona sımsıkı sarıldım. Sanki sıkı sarilmazsam elimden kayıp gidecek kadar sıkıyordum.
-Sinem, güzelim. Eğer daha fazla sıkarsan nefes alamicam dedi gülerek. Bıraktım onu ben de gülerken. Bana baktı;
-Şöyle gülmeni görmeye ihtiyacim var işte dedi gülümsemeye devam ederken ve ardından yanağımdan öptü.
-İyiki varsın dedim ve ben de onun yanağından öptüm.
Tam bu sırada boğaz temizleme sesi duyduk. O tarafa baktığımızda Masal mutfak kapısından bizi izliyordu. Bunun üzerine Ekinle birbirimizden uzaklaştık. Yanımıza geldi;
-Hadi çayları koyalim dedi.
İlk olarak Tarık ve Ahmet’in getirdiklerini tabaklara koyduk. Daha sonra çayları koyduk ve salona geçtik. Bir yandan yerken bir yandan da sohbet ediyorduk. Ben her ne kadar yemek istemesem de Masal zorla birkaç şey atmıştı ağzıma. İlk başlarda bu ortama ayak uydurmaya zorlansam da daha sonra uyum sağlayabildim. Uzun bir zaman sonra ilk defa keyifli zaman geçirdiğimi hissediyordum. Yaklaşık yarım saat sonra kapı çaldı. Diğerleri sohbete devam ederken ben kapıyı açmaya gittim. Kapıyı açtığımda yine abim karşımda sarhoş bir şekilde duruyordu. Gündüz vakti de mi içiyordu?
-Abi yine mi sarhoşun dedim kısık sesle diğerlerinin duymaması için.
-Sanane lan diyerek ittirdi beni ve içeri girdi. Geriye doğru tökezledim ama düşmedim. Beni ikinci kez itiyordu. Üçüncüsü olur muydu acaba?
İçeri girince salondan gelen sesleri duydu.
-Kim var içeride dedi dili tam dönemezken.
-Arkadaşlarım, baş sağlığına geldiler dedim.
-Onlara söyle gitsinler dedi yüksek sesle.
-Abi ne diyorsun dedim kısık sesle. Konuştuklarımızı duymalarını istemiyordum.
-Arkadaşlarına söyle gitsinler. Evimde misafir istemiyorum dedi daha yüksek sesle. İşte bu sefer konuştuklarımızı duyduklarına emin oldum.
Arkamı döndüğümde Masal ve Ekin bizi izliyordu. Abim onlara ters ters bakarken yukarı çıktı. Ben de onlara doğru yöneldim.
-Siz bakmayın abime. Sarhoş o. Hadi biz gecelim içeri diyerek salona girmiştim ki diğerlerinin kalktığını gördüm.
-Ya kusura bakmayın. Siz abime bakmayın. Oturun biraz daha. Ne güzel sohbet ediyorduk.
-Yok kalkalım artık dedi Yasemin. Zaten baya oturduk. Başka zaman yine geliriz.
-Tamam peki madem dedim çok ısrar etmek istemediğim için. Ben abim dolayısıyla onlarda defalarca özür dilerken çıktılar.
Onlar gidince Ahmet, Masal, Ekin ve Tarik kalmıştı. Abim onları tanıyordu. Onlari da kovmaz diye düşünmüştüm. Tekrar beşimiz salona geçtiğimizde sinirliydim.
-Çok ayıp oldu herkese yaa dedim.
-Bir şey olmaz Sinem. Sorun yapma. Halden anlarlar dedi Tarık.
Kafamı salladım onaylarcasina. Bu sırada yukarıdan abimin sesi geldi;
-Arkadaşların hala gitmedi mi lan? İlla ben mi geleyim oraya? Laftan anlamıyor musunuz? Evimde misafir istemiyorum.
Çok sinirlenmiştim. Sinirle yerimden kalktım. Salondan çıktım ve merdivenin başına gittim. Abim de yukarıdan merdivenin başından bağırıyordu.
-Abi sen ne diyorsun ya? Onlar benim arkadaşlarım. Beni ziyarete gelmişler ve bir yere gitmiyorlar.
-Bak düzgün şekilde söylüyorum. Oraya gelirsem hiç iyi olmaz.
Tam abime cevap veriyordum ki arkamdan omzuma dokunan bir el hissettim. Tarik'in eliydi.
-Tamam biz gidiyoruz dedi. Abinle tatsızlık çıkmasın şimdi.
-Ya hayır oturun biraz daha dedim. O sarhoş ne dediğini bilmiyor dedim sakince.
-Sinem sonra yine geliriz sen dert etme dedi Ahmet.
Onlar böyle deyince ısrar etmemeye karar verdim.
-Tamam madem. Ama yine gelin. Tamam mı?
-Tamam geliriz dedi Ahmet ve Tarıkla birlikte çıktılar.
Masal bana sıkıca sarıldıktan sonra;
-Bir şey olursa hemen beni arıyorsun, tamam mı?
-Masal ne olabilir Allah aşkına.
-Olsun sen yine de ara dedi Masal ve çıktı.
En sona Ekin kalmıştı. Bir süre bakistiktan sonra dudağıma küçük bir öpücük kondurdu ve;
-Kendini sakın yalnız hissetme, ben varım. Tamam mi? Seni çok seviyorum, bunu da unutma dedi. Gülümsedim;
-Ben de seni seviyorum dedim. O da gülümsedi ve daha sonra çıktı.
Kapıyı arkalarından kapattıktan sonra sinirle yukarı çıktım. Abimin odasına yöneldim direk. Tam o sırada o da yukarıdan annemin odasından aşağı iniyordu. Yukarıda annemin odasında ne yapıyordu? Ama şu an bunu düşünecek halde değildim. Çok sinirliydim çünkü. Bağırarak konuşmaya basladim;
-Abi sen ne yapıyorsun yaa, sen ne yaptığını zannediyorsun? Bana baş sağlığına gelen arkadaşlarımı nasıl evden kovarsın ya?
-Bağırma bana dedi sadece o da bana bağırarak.
-Bağırırım. Eğer sen benim arkadaşlarımı kovarsan bağırırım da çığlık da atarım. Sen nasıl yaparsın böyle bir şey ya?
Sinirle bana döndü. O kadar sinirli bakıyordu ki bakışlarından korkmuştum abimin. En son bana böyle baktığında sevgilim olduğunu söylemiştim ona. Olmayan sevgilimi. Bakışlarından korkarken abim bana yaklaştı. Ani bir hareketle çenemden tuttu sikica.
-Sana bağırma dedim dedi fısıltıyla.
Korkarak ona bakıyordum. Çenemi o kadar sıkıyordu ki canım acıyordu.
-Abi canım acıyor dedim acıyla kıvranırken.
-Dediklerimi anladın mı dedi normal sesiyle.
-Hıhı evet dedim kafamı sallarken.
Bıraktı yavaşça çenemi. Çenemi ovalarken abime bakıyordum. O ise odadaki eşyalarının arasında bir şeyler aramaya başlamıştı bile. Ne aradığını da anlamamıştım. Umrumda da değildi. Abim ne zamandan beri bana böyle davranmaya başlamıştı? Ne zamandan beri bu kadar kötü bir insan olmuştu? Kendimi tutamadım. Tekrar konuşmaya başladım;
-Abi ne oldu sana? He ne oldu? Annemi kaybedince kendini de kaybettin. Bana karşı böyle davranmazdin hiç. Ne bana karşı ne arkadaşlarıma karşı. Sen böyle bir insan…
Konuşmamı bitirmeden abimin sesiyle sustum. Abim;
-Sus artık diye bağırdı ve hemen ardından bana çok güçlü bir tokat attı. Kendimi yerde bulmuştum. Yanağımı tutarak abime baktım. Gözünden ateş fışkırır bir halde bana bakıyordu. Gözlerini benden ayırmadan bana doğru bir adım attı. Çok korkuyordum. Abim daha fazla ileri gidebilir miydi? Tekrar vuracak diye ellerimle kendimi korumaya geçtim.
Bölüm sonu...
Bölümü nasıl buldunuz? Yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum...
Bölüm etkileşimi
