Unut Gitsin kitap kapağı

35. bölüm / 38

Unut Gitsin

BÖLÜM 34

Vaveyla Yazarı: Ömür Birinci

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 38Şu an: BÖLÜM 34

Merhaba arkadaşlar. Herkese iyi okumalar...

Gözlerimi açtığımda ilk gördüğüm şey bulanık bir beyaz tavandi. Bu beyaz tavan birkaç saniye sonra netleşti. Ve sağ tarafıma döndüm. Ekin bana bakıyordu. Benim gözlerimi açtığımı görünce diğerlerini hitaben;

-Uyandı! Uyandı dedi. Diğerleri bunu duyunca başıma toplandılar. Ekin;

-Iyi misin? Ağrın var mı dedi. Benim daha cevap vermeme fırsat vermeden Ahmet'e döndü;

-Çabuk doktoru çağır dedi Ahmet direk dışarı çıktı. Bense doğrulmak istedim ama canım acıdığı için vazgeçtim. Ekin;

-Tamam kendini zorlama dedi birkaç saniye bana baktı ve devam etti;

-Olanları duyunca o kadar korktum ki!

-İyiyim ben diyebildim sesim catallasmis bir şekilde çıkarken.

Masal hicbir sey demeden sol elimi sıktı. Bunun üzerine sol tarafima baktigimda yasli gozlerle bana bakıyordu. Ben bakinca gulumsedi. Ama buruk bir gulumsemeydi.

Birkaç dakika sonra doktor geldi Ahmetle birlikte.

-Nasılsın bakalım Sinem dedi direkt doktor.

-Biraz ağrım var ama iyiyim dedim.

-Vücudundaki yaralar yüzünden iç kanamadan şüphelendik ama çok şükür ki bir seyin yok. Yaralarin yuzeysel. Kontrol amaçlı gece burada kalacaksın yarın taburcu olabilirsin. Ayrıca biraz kendine gel, sonra polis senin ifadeni alacak.

-Tamam dedim sadece.

-Serumun bitmiş, hemşire göndereyim tekrar sana serum taksın dedi. Hem ağrılarının geçmesini sağlar dedi gülümseyerek.

-Tamam diyerek kafamı salladım.

Kisa bir sure sonra hemsire geldi, serumumu değiştirdi. Bu arada herkes sadece bana bakıyordu. Sanki öyle bakınca ağrılarım geçecek gibi. Hemşire tam çıkmıştı ki Kaan abi girdi içeri. -Nasılsın diye sordu bana hitaben. Cevabimi beklemeden konuşmaya devam etti;

-Ne yaptı sana yine o dedi. Çok sinirli gözüküyordu. Bense sakin olmaya çalışıyordum;

-İyiyim abi. Sıkıntı yok dedim. Ama o bunu duyunca daha da sinirlendi sanki. Bağırmaya başladı;

-Nereye iyisin? Şu haline bir baksana! Seni hastanelik etmis. Sen hala iyiyim diyorsun.

Kaan abi böyle bağırınca irkilmistim. Ani olmasından dolayı yerimde sıçramastim. Kaan abinin bana zarar vermeyeceğini biliyordum ama yine de bağırması beni huzursuz hissettirmisti. Aslında abim de bana zarar vermez diye düşünüyordum. Ama onun yüzünden buradaydim işte.

Ben irkilince Ekin lafa karisti;

-Abi biraz sakin olur musun? Kıza baksana korkuyor.

-Sakin mi? Nasıl sakin olayım? Hele siz nasıl bu kadar sakin olabiliyorsunuz? Ya kızı hastanelik etmiş ya hastanelik! Nasıl sakin olayım diye bağırmaya devam ediyordu ki Murat amca geldi içeri.

-Niye bağırıyorsun Kaan? Hayırdır? Hastane burası dedi.

Kaan abi cevap vermedi. Sadece anlamsızca bakıyordu. Birkaç saniye sonra;

-Ben biraz hava alayım deyip çıktı.

O çıkınca oda tekrar sessizliğe büründü. Kaan abinin bagirmasindan nasıl rahatsız olduysam şimdi de bu sessizlikten rahatsız olmuştum. Neyseki imdadıma Yeliz teyze yetişmişti.

-Hadi bakalım herkes evine şimdi Sinem'in dinlenmesi lazım dedi.

Ekin anında cevap verdi;

-Hayır ben gidemem dedi elimi daha sıkı tuttu. Bense onu sakinleştirmeye çalıştım.

-Ekin, ben iyiyim, gidebilirsin Bak Yeliz Teyze de burada dedim.

-Hayır gidemem bir daha seni bırakmam dedi Ekin.

Yeliz teyze lafa girdi;

-Ekin, bak biliyorum Sinem’in yaninda kalmak istiyorsun. Ama Sinem dinlensin sen de bu arada dinlen. Yarın yine gelirsiniz.

-Hadi Ekin dedim ben de.

-Tamam ama yarın sabah hemen geleceğim erkenden tamam mı dedi Ekin.

-Tamam dedim. Erkenden gel.

-Gelicem. Elimi tutarken yanağımdan öptü. Daha sonra elimi bıraktı ve benden ayrıldı.

Daha sonra diğerleri de odadan çıktı. Yeliz teyze ile baş başa kalmıştık. Yeliz teyzenin konuşmasıyla odadaki sessizlik bozuldu;

-Bana olanları anlatmak ister misin?

Yeliz teyzenin bunu sormasıyla gozlerim doldu. Daha düşünürken gözlerim doluyordu. Olanları nasıl anlatacaktim? Birkaç saniye Yeliz teyzeye baktıktan sonra cevap verdim;

-Hayır. Tek kelimelik cevabımla kafasini salladi.

-Tamam, daha sonra konuşuruz. Sen dinlen.

Ben de kafami salladım ve yatakta sağ dönüp sırtımı Yeliz teyzeye döndüm. Yaşadıklarımı nasıl başkasına anlatabilirdim ki? Abimin beni nasıl dövdüğünü, beni nasıl tekmelediğini, nasıl anlatabilirdim?

Gözümü kapatip uyumak istiyordum ama yaşadıklarım aklıma gelince uykum kaçıyordu. Ne kadar aglamamak icin kendimi kassam da ağlamaya başladım. İlk önce Yeliz teyze duymasın diye sessizce ağlıyordum. Ama daha sonra bunu başaramadım ve seslice ağlamaya başladım. Bunun uzerine Yeliz teyze yanımda belirdi. Elimden tuttu, hiçbir şey demedi. Bir şey demediği için ona minnettardim. Çünkü konuşacak halde degildim. Sessizce bana baktı; -Tamam geçti artık geçti dedi. Saclarimi oksamaya basladi. Onun saclarimi oksamasiyla gozlerimi kapattim. Sanki Yeliz teyze degil de annem saclarimi oksuyordu. Bir sure sonra aglamam ic cekislere döndü. Ne zaman uyudum bilmiyordum ama Yeliz teyze saclarimi okşarken uykuya dalmıştım.

Sabah Ekin’in odaya girmesiyle uyandım ne ara kalkmıştı, ne ara hazırlanmıştı, ne ara gelmişti bilmiyordum. Ama saat daha 7’ydi ve gelmişti. Odaya girer girmez direk yanima geldi.

-Ekin dedim. Kalkmak istedim ama canım acıyınca vazgeçtim.

-Sinem… Nasılsın güzelim?

-İyiyim askim, iyiyim de saat daha 7. Biraz daha uyusaydın dedim.

-Uyuyamadım ki. Gözüme uyku girdi mi diye bir sorsana bana.

-Ekin, bak ben gerçekten iyiyim. Yani ağrım yok, artık geçti, sıkıntı yok.

-O evde abinle yaşadığın müddetçe benim için hep sıkıntı olacak. Her daim abin sana bir şey yaptı mı diye düşüneceğim bundan sonra. Ya abin seni hastanelik etti ya hastanelik etti. Sinem sen o evde abinle yaşarken ben rahat duramam ki aklım hep sende kalır.

Yutkundum. Ne diyeceğimi bilmiyordum çünkü haklıydı. Ben de abimle aynı evde kalmaktan artık korkuyordum. Bana bir daha ne zaman vuracak, bana zarar verecek mi diye düşünmek beni yoracaktı biliyordum. Bir şey demedim. Bir şey diyemedim.

O sırada Yeliz teyze sesimize uyandı.

-Ekin, oğlum. Ne zaman geldin dedi.

-Yeni geldim sayılır Yeliz teyze dedi.

-Oğlum saat daha sabah yedi. Biraz daha uyusaydın ya dedi Yeliz teyze.

Ekin cevap vermedi. Tam bu sırada hemşire geldi. Serumu çıkardı bana baktı ve;

-Bir daha serum takmamıza gerek yok. Doktor birazdan gelir zaten dedi. Tamam anlamında kafamı salladım. Hemşire çıktıktan birkaç dakika sonra doktor içeri geldi.

-Günaydın dedi gülümseyerek.

-Günaydın dedim ben de gülümseyerek.

-Sinem dün birkaç tane tetkik yaptırmıştım, kanlarına baktırmıştım ne olur ne olmaz diye ama bir sorun çıkmadı iyisin, çok iyisin hatta. Taburcu olabilirsin artık.

Gülümsedim. Konuşmaya devam etti.

-Sana iki tane ilaç yazacağım onlari birkaç gün içmen yeterli, ağrın olursa birkaç gün daha içebilirsin. Bu arada polis memurlarıyla da görüşmen gerekiyor. Sıkıntı olmayacağını söyledim seninle görüşmelerinin. Eğer sen de biraz toparladıysan ifade vermen gerekiyor dedi.

-Tamam sıkıntı yok iyiyim ben dedim.

-Tamamdır o zaman ben bu şekilde iletirim. Ayrıca taburcu işlemlerini başlatabilirsiniz dedi.

-Tamam doktor bey. Teşekkür ederiz dedi Ekin. Doktor çıktıktan sonra bana döndü;

-Emin misin? Hazır mısın ifade vermeye dedi.

-Evet dedim kafamı sallayarak.

Birkaç dakika sonra Masalla Ahmet içeri girdi.

-Sinem nasılsın diyerek yanıma geldi direkt Masal.

-İyiyim iyiyim dedim. De yani bu saatte ne işiniz var sizin, saat daha sabahın kaçı ya? İyiyim ben dedim.

-Uyuyamadım kızım napıyım, aklım sende kaldı.

-Al birini vur ötekine dedim gülerek Masalla Ekin’e bakarken. Bakın ben gerçekten iyiyim, hareket edebiliyorum, sıkıntı yok yani. Zaten yanımda Yeliz teyze var.

-Olsun benim içim rahat etmedi hemen geldim dedi Masal da gülerek.

Biz böyle konuşurken iki polis memuru içeri girdi.İçlerinden biri direk konuya girdi;

-Merhaba herkese. Sinem'in ifadesini almamız lazım dedi herkes dışarı alalım lütfen dedi. Yeliz teyze;

-Hadi gelin biz çıkalım çocuklar dedi Masal, Ahmet ve Ekin’e hitaben. O sırada Ekin polis memuruna döndü;

-Ben kalabilir miyim yanında dedi polis memuru.

-Hayır olmaz herkesi dışarı alalım lütfen dedi.

-Ama lütfen Sinem’i bırakmak istemiyorum dedi Ekin.

-Lütfen zorluk çıkarmayın, herkesi dışarı alalım dedi polis memurunun diğeri. Ekin’e döndüm; -Ekin, ben iyiyim çıkabilirsin, bak sorun yok dedim gülümseyerek.

-Tamam çıkıyorum dedi sıkıntılı bir şekilde. Memnun kalmamıştı, belliydi.

-Ben hemen dışarıda bekleyeceğim tamam mı?

-Tamam dedim gülümseyerek. Ekin çıktıktan sonra yaslica olan polis memuru konuşmaya başladı;

-Geçmiş olsun Sinem. Doktorun, vücudundaki izleri rapora şüpheli travma olarak geçmiş. Bana tam olarak ne olduğunu anlatman lazım. Bunu sana kim yaptı?

Ben bakışlarımı kaçırdım. Birkaç saniye sonra cevap verdim;

-Kimse bir şey yapmadı memur bey. Ben merdivenlerden düştüm dedim.

Abimi ele veremezdim. Polis kaşlarını çattı;

-Emin misin diye sordu. Yalan söylediğimi anlamış mıydı? Kafamı salladım cevap vermeden evet anlamında. Benimle konuşan polis derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı;

-Sinem bak, biz bu durumları çok görüyoruz. Her gün senin gibi kaç kadın geliyor buraya biliyor musun? Hepsi de senin gibi inkar ediyor olanlari. Sana bir büyüğün olarak söylüyorum. Dogrulari söyle. Birkac saniye durdu. Derin bir nefes alip konuşmaya devam etti. Bak, vücudundaki izler merdivenden düşme ile değil, doğrudan darbelerle oluşmuş. O yüzden açıkça soracağım. Daha demin yanında olan çocuk mu vurdu sana, sevgilin mi o, sevgilin mi yaptı bunu sana? Hızla kafamı kaldırırım.

-Hayır, hayır Ekin asla öyle bir şey yapmaz, benim kılıma zarar gelsin istemez o dedim. O yapmadı.

-Tamam o zaman ailenden biri mi yaptı? Mesela baban ya da annen ya da evdeki başka biri.

Başımı eğdim.

-Benim annem ve babam vefat etti dedim.

Polis memuru bir an duraksadı, sonra devam etti;

-Başın sağolsun kızım. Peki şu an kiminle yaşıyorsun?

-Abimle dedim.

-O zaman bunu sana abin mi yaptı diye sordu. Bir an donakaldım, cevap veremedim. Yutkundum, gözlerim doldu. Hayır şu an ağlayamazdım.

-Abim, abim dedim. Abim bana zarar vermez dedim birkaç saniye sonra ise di diye ekledim.

Polis memuru kaşlarını çattı biraz daha yaklaştı;

-Vermezdi dedin. Sana zarar verdi mi abin diye sordu. Cevap vermedim devam etti konuşmaya;

-Bak kızım korkuyorsan söyle. Bir kereden bir şey olmaz deme. Bak, arkadaşların yanında, devlet senin arkanda. Abin yaptıysa abim yaptı de, biz de gereğini yapalım.

Gözlerim dolmuştu. Hayır ağlayamazdım ama bir damla düşmüştü bile. Diğerleri de peşinden geldi. Cevap verdim;

-Hayır dedim. Memur bey merdivenlerden düştüm. Kimse bir şey yapmadı, kimseden şikayetçi de değilim dedim. Polis memuru bana baktı. Sanki bir şeyler sezmişti ama bir şey demedi.

-Peki tamam tutanağa bu şekilde yazalım dedi diğerine dönerek. Sonra da imzalamam için bana verdi. İmzaladım. Ardından dışarı çıktılar.

Birkaç saniye sonra da Ekin, Ahmet ve Masal içeri girdi. Ekin yanıma oturdu, elimi tuttu;

-İyi misin aşkım, anlattın mı her şeyi? Kafamı salladım. Anlatamamıştım ki abimin beni nasıl tekmelediğini, bana nasıl yumruk attığını, benim yüzüme nasıl tekme attığını, anlatamamıştım. Nasıl anlatabilirdim ki? Söyleyemezdim onlara. Öğreneceklerdi, illaki öğreneceklerdi. Ama ben söyleyemezdim. Ekin elimi tuttu;

-Ben her zaman senin yanındayım, tamam mı? Unutma sakın. Kafama salladım ve gülümsedim;

-Unutmam dedim.

İçeriye Yeliz teyze girdi.

-Evet taburcu işlemlerini hallettim, artık çıkabiliriz dedi gülümseyerek.

Tam bu sırada Kaan abi içeri girdi hışımla. Direkt bana döndü;

- Sen delirdin mi Sinem?! He?! Sen ne yaptığını sanıyorsun ya?! Nasıl böyle bir yalan söylersin dedi bağırarak. O kadar yüksek sesli bağırmıştı ki irkilmiştim. Yatakta biraz daha doğruldum. Gözlerim dolarken;

-Kaan abi lütfen diyebildim sadece. Ekin araya girdi;

-Kaan abi noluyor ya?! Niye bağırıyorsun kıza? Zaten ne halde görmüyor musun!

Kaan abi o kadar bağırınca Masal da araya girdi;

-Kaan abi dur bir dakika! Kıza niye yükleniyorsun birdenbire, ne yaptı Sinem?!

Kaan abi o kadar sinirliydi ki korkmaya başlamıştım. Masal ve Ekin'e dondu;

-Ne mi yaptı?! Polise gidip 'Merdivenden düştüm' demiş! O şerefsiz abisini korumak için polise yalan söylemiş!

Odada bir anlık buz gibi bir sessizlik oldu. Ekin ve Masal şok içinde dönerek bana baktılar. Ne diyeceğimi bilememiştim. Bir şey demeli miydim onu da bilmiyordum. Ekin'in gözleri büyüyerek bana dondu;

-Ne?.. Sinem... Doğru mu bu? 'Merdivenden düştüm' mü dedin polise dedi şaşkınlıkla içinde.

Gozyaslarim artık kendilerini serbest bırakmışlardı. Hatta konuşmama bile fırsat vermiyorlardı;

-Ekin... Lütfen…

Ama Ekin çıldırmış gibiydi;

-Ne Ekin lütfen? Sen kafayı mı yedin Sinem?! Ben dışarıda 'O herif hak ettiği cezayı alacak' diye beklerken sen ne yaptığının farkında mısın? O adam seni öldürüyordu az daha ya! Neyi koruyorsun hâlâ?!

Kaan abi odada bir ileri bir geri adımlarken lafa karisti;

-Ben polisim ya, ben bu mesleğin içindeyim! Kaç defa gördüm bu yalanların sonunu, sen biliyor musun? Bu olayların nasıl sonuçlandığını sana söylememe gerek yok. Zaten sen biliyorsun.

Bana neler soylediklerinin farkındaydım ama cevap verecek halde degildim. Sanki ağlama krizine girmistim ve her konusmak istediğimde ağzımdan sadece hickirik cikiyordu. Neyseki Yeliz teyze imdadıma yetişti;

-Yeter! Yeter, kesin artık ikiniz de!

Ama Ekin hala çok öfkeliydi. Hala sesi çok yüksekti;

-Yeliz teyze ne yeteri ya?! Abisi kızı ne hale getirmiş ama o hala…

Bu sefer Masal araya girdi.

-İkiniz de hemen dışarı çıkıyorsunuz! Hemen! Kızı bu halde sorgulayıp daha fazla yıpratmanıza izin vermeyeceğim! Dışarı!

Ekin ve Kaan abi Masal'in bu çıkışıyla bir anlık sasirsalar da onu dinlemediler.

-Siz olayı daha anlamadınız galiba diye tekrardan cevap verdi Ekin. Sinem’in abisi onu dövdü ve Sinem…

Masal tekrar araya girdi;

-Biz gayet sizi iyi anladık. Ama siz bizi anlamıyorsunuz. Şimdi ikiniz de dışarı çıkıyorsunuz.

Onların hareket etmediğini görünce bağırarak tekrarladi;

-Hemen, şimdi!

İkisi de hala çok sinirliydi. Kaan abi çıkmadan önce bana dondu;

-Bu iş burada kapanmadı Sinem! O şerefsiz abine bunun hesabını ben soracağım! Kaan abinin sözleri üzerine yine cevap vermeden sadece ona baktım.

Masalsa Kaan abiyi ve Ekin’i kapının dışına itip kapıyı üzerlerine kapatıp hemen yanıma geldi. Bu sırada dışarıdan hâlâ Ekin ve Kaan abinin bağrışma sesleri geliyordu. Yeliz teyze bize hiçbir şey demeden dışarı, onların yanına gitti.

Masal yavaşça ve nazikçe elimi tuttu.

-Tamam canım... Tamam geçti, bak gittiler. Sakin ol önce bir, nefes al.

Ben her ne kadar hickiriklar konusmami engellese de konuşmaya çalıştım.

-Başka… Başka kim-sem yok be- be-nim... Annem yok… babam yo-ok...

-Şşş, tamam diyerek sarıldı bana Masal. Birkaç saniye sonra tekrar konuştum. Bu sefer hickiriklar o kadar da engellememisti;

-Masal, eger onu hapse at- attırsaydim ben nasıl yaşaya-caktım o vicdan a- azabıyla? Ne yapsaydım…

Masal sözümü kesti. Onun da sesi titriyordu;

-Biliyorum birtanem, biliyorum neden yaptığını... Tamam, şimdi bunları düşünme. Ağlama artık, ben buradayım. Hiçbir yere gitmiyorum.

…

Gözlerimi açtığımda Masal'ın odasındaydım. Dün hastanedeki o tartışmadan sonra eşyalarımı toplayıp Masal’ın evine gelmiştik. Bana kendi yatağını hazırlamıştı, orada yatıyordum. O ise yer yatağında yatmıştı. Kalkmak istemiyordum, kalkınca ne yapacaktım ki? Dün geldiğimden beri yatıyordum, kahvaltı da etmek istememiştim. Ama Masal bir şeyler getirip zorla ağzıma tıkmıştı. Bu sekilde mideme az da olsa bir seyler girmis oldu. Depresyona girmiş gibi hissediyordum kendimi. Yataktan çıkmak istemiyordum, kimsenin yüzünü görmek istemiyordum, kimseyle konuşmak istemiyordum. Sadece boş boş tavana bakıp uyumak istiyordum, tek istediğim buydu. Masal odaya girdi,

-Uyanmışsın, günaydın dedi. Tabii tünaydın oldu artık ama olsun dedi gülerek. Gülümsesem de cevap vermedim devam etti konuşmaya;

-Seni görmek isteyen biri var.

-Kim dedim şaşkınlıkla. Tam bu sırada arkadan Ekin belirdi;

-Merhaba dedi sadece.

-Hoş geldin dedim. Açıkçası dünkü olaydan sonra gelmesini beklemiyordum. Çünkü bana çok kızmıştı.

-Gelebilir miyim dedi çekinerek.

-Gel otur dedim. Yatakta birazcık kenara kaydım. O da yatağın kenarına oturdu. İlk önce hiç konuşmadı yere baktı birkaç dakika boyunca. Sonra döndü, bana baktı. Sonra tekrar kafasını çevirdi bilmiyorum. Bir sikintisi oldugunu anlamistim. Neydi onu bu kadar zorlayan? Gözlerinin dolduğunu gördüm. Tekrar bana dönerek konuşmaya başladı;

-Sinem ben çok özür dilerim. Hastanede sana öyle bagirmamam gerekiyordu. Yani senin üzerine çok geldim. Gerçekten çok özür dilerim dedi. Birkaç saniye ona baktım gerçekten üzgün görünüyordu. Üzülmesini istemiyordum aslında. Hatta beni korumak için yaptığını da biliyordum, o yüzden ona kızmamıştım aslında.

Oturduğum yerde biraz doğrulduktan sonra cevap verdim;

-Sorun değil Ekin. Benim için endişelendiğinin farkındayım. O yüzden sorun yok dedim. Derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı;

-Evet ben senin için endişelendim. Yani abini şikayet etmeliydin, benim için doğru olan buydu. Ama biliyorsun, benim kardeşim yok. Yani insanın abisini ya da kardeşini onu bu hale getirmesine rağmen neden korur, bilmiyorum. O kardeşlik bağının ne demek olduğunu bilmiyorum. İsterdim, bir kardeşim olsun isterdim, kız ya da erkek fark etmez, abi ya da abla fark etmez, isterdim kardeşim olsun, ama yok işte. Belki de bu yüzden seni anlayamadım, özür dilerim dedi. Birkaç saniye durdu. Bana baktı. Ben bir şey söylemeyince devam etti;

-İlk olanları duyduğumda o kadar korktum ki, hastaneye nasıl geldim hatırlamıyorum bile. Hastaneye geldiğimde de seni o şekilde gördüğümde… Bunu söyledikten sonra birkaç saniye durdu, bana baktı, yutkundu. Daha sonra konuşmaya devam etti;

-Seni o şekilde gördüğümde, kendi cocukluğum geldi aklıma. Aslında küçük Ekin’i gördüm ben orada. Kollarında morluklarla dolaşan, evin ortasında dayak yiyen, sonra odaya kilitlenen küçük Ekin’i gördüm.

O bunları söylediğinde ne diyeceğimi bilememiştim. Gözlerim doldu. Ekin’in elini tuttum ve sadece;

-Ekin diyebildim ağlamaklı bir şekilde. O ise devam etti;

-Babam eve sarhoş gelirdi genelde ve gözü hiçbir şeyi görmezdi. Önüne kim çıkarsa artık… Genelde önce annemi evire çevire döverdi, ben araya girmeye çalışırdım. Babamın bacaklarına sarıldım “yapma baba” derdim, ama beni kenara savururdu, o kadar çok döverdi ki… Sonra da o acımasızlığıyla beni tutar odaya atardı, üstüme de kapıyı kilitlerdi. Ben… Devam ediyordu ki sustu. Gözlerinden yaşlar akıyordu. Benim de aynı şekilde. Ekin’in elini daha sıkı tuttum.

-Yapma diyebildim sadece. O ise devam etti;

-Vücudumdaki morluklar o kadar acıtmazdı canımı biliyor musun Sinem? Ama babam beni odaya kilitledikten sonra dışarıda annemi dövmeye devam ettiğinde, o kilitli kapının arkasında, annemin çığlıklarını duyuyordum ya, o anda kapıyı tırnaklarımla kazırdım. “Baba, bırak, bırak onu beni döv” derdim. Avazım çıktığı kadar bağırirdım ama sesim duyulmazdi bile. Ekin bunlara söyledikten sonra ne kadar canım acısa da ona yaklaştım ve sarıldım.

-Çok üzgünüm Ekin, çok üzgünüm diyebildim sadece ağlarken. Bana bunları hiç anlatmamıştın, bilmiyordum dedim. Benden ayrıldı, gözyaşlarını sildi;

-Unutmak istedim Sinem, unutmak istediğim için hiç bahsetmedim. Hatta unuttuğumu zannediyordum. Ta ki seni hastanede o halde görene kadar. İşte seni o halde görünce aklıma bunlar geldi. Küçük Ekin’in yaşadıkları, beni korumaya çalışan annemi, annesini korumaya çalışan küçük Ekin'i. Aslında sana dün bağırdım ya, sana ya da abine değildi benim öfkem. Evet yani abine de öfkelendim ama aslında babam geldi aklıma. Babama duyduğum öfkeydi o. Korktum Sinem korktum, seni de annemi koruyamadığım gibi koruyamadım zannettim. Ekin’in yüzünü ellerimin arasına alıp yüzüne baktım;

-Hayır Ekin dedim. Sen beni korudun. Sen yanımdaydın. Evet, abim canımı yaktı ama ben onu şikayet edemezdim Ekin. O benim ailemden kalan tek kişi onu da kaybedemem dedim.

Ekin ellerimi yanaklarından aldı ve ellerimi öptü;
-Biliyorum sevgilim, biliyorum. Evet, o an anlayamamıştım ama şu an anlayabiliyorum. Ama bana lütfen söz ver. Bir daha kendine bunu yapılmasına izin verme. Bana da bunu yapma bir daha dedi ağlamaklı bir şekilde. Seni bir daha bu şekilde görmeye dayanamam.

Başımı Ekin’in omzuna koydum.

-Tamam, söz bir daha olmayacak dedim.

-Ben her zaman yanında olacağım zaten bundan sonra. Seni bir an bile bırakmayacağım dedi saclarimdan operek. Basimi omzundan kaldirdim. Gülümsedim, o da bana gülümsedi. Seni çok seviyorum sevgilim dedi. Ben de seni dedim gülümserken.

Tam bu sırada Masal içeri girdi;

-Bölmüyorum umarım.

-Yok bölmüyorsun dedim.

-Siz iyi misiniz peki? İkiniz de iyi görünmüyorsunuz.

-İyiyiz dedim gülümsemeye çalışırken. Ekin hala kendini toparlamaya çalışıyordu.

-Şey, ben.. Yemek hazır. O yüzden geldim.

Tam bir şey diyecek oldum ki direk lafa girdi;

-Sinem bak, sabah da bir şey yemedin. Artık yemen lazım. Hadi kalk dedi. Ekin bana döndü şaşkınlıkla;

-Sen sabah bir şey yemedin mi Sinem? Niye yemiyorsun dedi yumuşak bir şekilde.

-Canım istemedi dedim biraz çekinerek.

-Sinem, iyileşmen için yemen lazım. Canım istemedi falan yok. Hatta Masal -dedi Masal’a dönerken- asla dinlemiyorsun Sinem'i. İstemiyor mu, zorla yedir.

-Zaten sabah zorla birkaç şey yedirdim ona ama çok yemedi yine de.Ama şimdi sen varken yardım et Sinem’i kaldıralım ve yemeğe götürelim dedi gülerek.

-Tamam tamam dedim araya girerek. Anladım, istemesem de zorlayacaksınız beni. O yüzden ben kendim kalkarım. Yemeğe de gelirim, yemeğimi de yerim dedim gülerken.

-E hadi o zaman dedi Masal ve dışarı çıktı. Ekin kalkmama yardım etti. Saatlerdir yatıyordum, biraz zor oldu o yüzden kalkmam. Ama kalkabildim yerimden. Ekin bir eliyle belimin desteklerken diğer eliyle elimi tutuyordu. Salona girdik ve beni masaya oturttu. Karşımda Murat amca vardı. Ne zaman eve gelmişti bilmiyordum

-Hoş geldin oğlum dedi Ekin’e hitaben.

-Hoş bulduk Murat amca dedi Ekin biraz çekinirken. Sonra bana döndü Murat amca;

-Nasıl oldun kızım, daha iyi misin dedi.

-İyiyim, teşekkür ederim dedim. Murat amca biraz kızgın gibi baktı bana;

-Teşekkür edecek bir şey yok. Sen yeter ki iyi ol. Bizim için önemli olan bu, tamam mı? Başımı salladım.

-Hadi bakalim. Yemek soğumasın dedi Yeliz teyze ve tabaklarımıza çorbaları koymaya başladı. Yoğurt çorbası yapmıştı. En sevdiğim çorbalardan biriydi. Annem genelde hasta olduğumda bu çorbayı yapardı. Gözlerim dolmuştu. Hayır, şu an bunları düşünerek kendimi üzemezdim. Elime kaşıği aldım. Tam tabağa daldırıyordum ki dışarıdan bir ses geldi;

-Sinem! Çık dışarı burada olduğunu biliyorum. Çık dışarı. Bu sesin sahibi abimdi. Şaşkınlıkla elimden kaşığı düşürdüm ve tek kelime edebildim;

-Abi!

Bölüm sonu...

Bölümü nasıl buldunuz?

Yorumlarınızı ve begenilerinizi bekliyorummm.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

24okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18