Unut Gitsin kitap kapağı

14. bölüm / 38

Unut Gitsin

Bölüm 14

Vaveyla Yazarı: Ömür Birinci

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 38Şu an: Bölüm 14

İyi okumalar...

-Neee bunu derken bağırmıştım şaşkınlıktan. Ben bağırınca Masal ağzımı kapattı.

-Kızım, ne bağırıyorsun ya? Erkekleri başımıza toplayacaksın şimdi ilk başta abin olmak üzere dedi fısıltıyla.

-Ay, evet. Özür dilerim. Ama şaşkınlıktan… Kızım sen ciddi misin?

-Şaka yapıyor gibi halim mi var sence?

-Dur, bir bakayım. Yani karanlıkta pek belli olmuyor ama galiba ciddisin. Kızım sana inanmıyorum yaa! Bunu bana niye daha önce söylemedin? Hem ne zamandan beri? Ya da ona açılacak mısın? Dur, yoksa ilk onunla karşılaştığımızda sen...

-Hayır, hayır. Sinem, bir dakika açıklamama izin ver. Her şeyi anlatıcam. İlk olarak onunla ilk karşılaştığımızda sana demiştim bu çocuk iyiymiş falan diye ama o zaman öyle bir şey düşünmemiştim gerçekten. Ama sonra zamanla birlikte vakit geçirdikçe öyle olmaya başladı. Yani ondan hoşlanmaya başladım. Fark ettim ki bir anda kendimi onu düşünürken buluyorum ister istemez. Buna ilk kardeşi hastalandığı gün var ya, o zaman fark ettim ama tabi kardeşinin hastalığını öğrenmeden önce. Yani aslında o gün sana söyleyecektim ama o haberden sonra kaldı. Daha sonra söylemek istedim, bu sefer de şu saçma sapan dedikodular çıktı. Hani ben seni dışarıya gezelim diye çağırmıştım ya, aslında sana onu söyleyecektim ama olmadı işte. Oldu mu? Sorularının cevabını aldın mı?

İlk başta şaka yaptığını düşünmüştüm ama heyecanlı heyecanlı anlatması bitince bunun gerçek olduğuna inanmıştım. Madem böyle bir durum vardı, ona ayak uydurmam lazımdı. Sorusuna cevap vererek başladım buna;

-Cık. Hepsini değil. Bir soru unuttun. Ona açılmayı düşünüyor musun?

Ben bunu sorunca bir anda yüzü düştü. Karanlıktı ama sokak lambalarından gelen ışıkla yüzünü seçebiliyordum. Ayrıca karanlığa alışmıştım.

-Bilmiyorum. Morali bozulmuş gibiydi bir anda. Daha demin heyecanlı heyecanlı anlatırken ne olmuştu bir anda böyle?

-Yani aslında ona söylediğimde alacağım tepkiden korkuyorum. Ya istemezse ya beni reddederse?

-İyi de bunu denemeden bilemezsin ki.

-Ama kabul etmezse arkadaşlığımız da bozulur ve ben bunu istemiyorum. Onu tamamen kaybetmek istemiyorum.

-Hey, hey sakin ol. Daha ona açılmadan sanki reddedilmişsin gibi onu kaybedemem diyorsun. Bak sana ne diyeceğim. Bence sen şimdi uyu, bunu düşünmeden, sonra sakin kafayla düşün ve kendini hazır hissettiğinde söylemeye karar ver. Tamam mı?

-Haklısın, ama onu düşünmeden nasıl uyuyacağım ki?

İster istemez gülümsedim. Fena kapılmıştı belli ki. Ben nasıl şimdiye kadar bunu fark etmemiştim? Tabi kendi sorunlarımla ilgilenirken anlayamam normaldi bir bakıma.

-İyi, peki. Onu düşünerek uyu o zaman dedim gülerek. O da güldü.

-Burada uyusam, beraber uyusak?

-Off, iyi tamam başımın belası tamam dedim ve uyumak için ona arkamı döndüm, o da aynı şeyi yaptı. İyi de ben şimdi nasıl uyuyacaktım? Bu yeni aldığım haberi düşünmekten uyuyamazdım. Bir anda aklıma bir şey geldi.

-Masal dedim heyecanla ve ona döndüm.

-Efendim deyip o da bana döndü.

-Bilerek yaptın di mi?

-Neyi?

-Film izlerken bilerek Ahmet’in yanına oturdun ve korktum bahanesiyle ona sokuldun.

-Tabi ki de hayır. Sen çok fenasın Sinem diyerek koluma bir tane vurdu.

-Ne vuruyorsun bee acıdı!

-Oh olsun. Sen benim hakkımda nasıl böyle bir şey düşünürsün ya?

-Bilmiyorum yani hepsi tesadüf mü şimdi? İnanayım mı sana dedim gülerek.

-Hayır, yani evet. O da güldü ve devam etti. Yani evet onun yanında oturmak istedim ve oturdum ama aklımda öyle bir düşünce yoktu. Yani senin deyişinle ona sokulmak gibi bir amacım yoktu. Korkunca istemsiz bir şekilde ona yaklaşmışım. Sonra bir anda onun kolunda buldum kendimi.

-Tamamen istemsiz yani?

-Evet, ne ima etmeye çalışıyorsun sen?

-Hiiiç! Ama şimdi o da seni kollarına almaya hazırmış demek ki!

-Off saçmalama Sinem! Biraz düşündü ve devam etti. Yani bilmiyorum. Bazen o da beni seviyor olabilir mi diye düşünüyorum. Bazen göz göze geliyoruz, bakışıyoruz gibime geliyor ama belki de sadece ben öyle anlamak istiyorumdur. Bilemiyorum yani.

Yine morali bozulmuştu sanki ama onun moralini bozmak istemiyordum. Ayrıca ben bu olaya olumlu bakıyordum. Olabilirdi bence.

-Neyse, tamam sen kendini üzme. Hadi yat uyu. Yarın konuşuruz tekrar.

-Bence de hadi uyuyalım. Benim uykum geldi.
Böyle demesine güldüm. Çünkü genelde ben diyordum bunu ama bu sefer o demişti.

-Ne? Neye gülüyorsun?

-Hiiiç, hadi iyi geceler dedim ve tekrar arkamı döndüm. O da tekrar iyi geceler dileyip tekrar aynı şeyi yaptı. Beş dakika geçmeden bana seslendi;

-Sinem!

-Hııı!

-Ben susadım.

-Ne yapıyım Masal? Git, iç. Uykum var, uykum. İzin verirsen uyuyacağım.

-Yaa, ama korkuyorum. Sen de gel.

-Off, off! Başımın belası, off dedim ve kalktım yataktan. Zaten kalkmasaydım uyutmayacaktı. O yüzden hemen gidip gelip tekrar yatağıma kavuşmak istiyordum.

Ben kalkınca o da kalktı ve odadan çıkıp direk merdivenlere yöneldik. Erkekler rahatsız olup uyanmasınlar diye sessiz olmaya çalışıyorduk ve ışığı da açmamıştık. Bu yüzden karanlıktı biraz. Ama yine de bildiğimiz yer olduğu için yönümüzü kolayca bulup mutfağa ulaştık. Mutfağın da ışığını açmadık. Mutfak o kadar karanlık değildi. Dışarıdan gelen ayın ışığı ve sokak lambaları odayı aydınlatıyordu. Masal bir bardak içti. İkincisi de doldurdu, onu da içti. Gerçekten de susamıştı. O anda ben de susadığımı fark ettim. Ben de bir bardak içtim ve mutfaktan çıkıp merdivenlere yöneldik. Ama tam merdivenlerden çıkarken sanki bir anda korkmuştum. Galiba izlediğimiz korku filminin etkisinde kalmıştım. Ben korkuyorsam Masal daha çok korkuyordur diye düşündüm ama Masal’ın korkmaması için bir şey söylemeden sessizce çıkıyorduk ki merdivenleri birinin koluna dokundum ama bu, Masal’a ait değildi. Çünkü o, yanımdaydı. Ama bu kol karşımdaydı. Şu an korkum ikiye katlanmıştı. Ben daha tam olarak ne olduğunu anlamadan Masal çığlık atmaya başladı. O çığlık atınca ben de korkudan ne yapacağımı bilemeden çığlık atmaya başladım. Ama çığlık atan sadece biz değildik. Başka sesler de vardı. Şu an korkudan altıma yapabilirdim.

…

-Ne oluyor burda?

Işıklar açılmıştı, karşımdaki kişiyi, kolunu tuttuğum kişiyi görmüştüm. Ama hala çığlık atıyorduk birbirimize bakarak hem de dördümüz birden.

-Hey, çocuklar!

Abimin böyle seslenmesiyle kendime geldim ve çığlığımı susturdum benim için zor olsa da. Ben susunca diğerleri de sustular ama tabi Masal’ı susturmak biraz zor oldu.

Karşımızda Tarık ve Ahmet vardı. Niye merdivendelerdi bilmiyorum ama biz çıkarken onlar iniyorlardı.

Abim yanımıza gelmişti.

-Gece gece ne oluyor size ya? Niye bağırıyorsunuz, ayrıca niye yataklarınızda değilsiniz diye bağırdı.

-Abi biz diye anlatmaya başlamıştım ki tam bu sırada yukarıdan bir ses geldi;

-Ya, ne oluyor yaa gece gece? Bu, Ekin’in sesiydi. Büyük ihtimalle uyuyordu ve biz onu uyandırmıştık. Bir gözü kapalı, bir gözü açıktı zaten.

-Niye hepiniz ayaktasınız?

O da şaşırmıştı. Haklıydı. Gece gece çığlıklara uyanıyordu ve karşısında böyle bir manzara görüyordu. Normal bir şey değildi. Bir anda Masal gülmeye başladı. Onunla beraber ben de gülmeye başladım çünkü Ekin şu anda gerçekten çok komikti. Herkesin, özellikle abimin, çok ciddi bir şekilde bize baktığını görünce ikimiz de sustuk. Açıklama yaptım;

-Abi biz su içmeye inmiştik aşağıya. Görünen o ki Tarık ve Ahmet de aşağıya iniyormuş dedim.

-Evet biz de su içmeye gidiyorduk dedi Ahmet.

-Gece gece korkuttunuz beni ha dedi abim. Bir şey oldu sandım. Hadi o zaman herkes suyunu içsin ve yatıp uyusun hadi bakalım.Kızlar hadi odaya.

Abimin bunu demesiyle Ahmet ve Tarık’ın yanından geçip merdivenlerden çıktık ve odaya yöneldik.

-Tamam, biz bir su içip gelelim de dedi Ahmet. Bunun için kalkmıştık zaten. İyice dilim damağım kurudu yani deyip merdivenlere yöneldi.

Onun bu haline güldük Masalla. Bu sırada Masalla biz odaya geçmiştik.

-Aradaki ışığı açıyorum. Tamam mı, korkmayın dedi abim. Bunun üzerine biz de kapımızı kapatıp yatağımıza geçtik. Merdivenlerden biraz ses geldikten sonra evde sesler tamamıyla kesildi ve ben de sonunda kendimi uykunun kollarına atabildim.

…

-Günaydın dedim sesli bir şekilde mutfağa girerken. Arkamdan da Masal geldi.

-Oo size de günaydın dedi abim. Bakıyorum da ben kaldırmadan kalkmışsınız. Şaşırdım doğrusu.

-Valla biz de kendimize şaşırdık deyip güldüm. Ama hala çok uykum var dedim sandalyelerden birine otururken.

-Kahvaltı yapınca açılırsın.

-Hazır mı kahvaltı?

-Hazır sayılır. Siz su patatesleri çıkartın. Şunları koyun. O zaman hazır. Ben de gidip erkekleri kaldırayım.

-Tamam deyip ocağın başına geçtim. Masal ise sandalyelerden birine oturmuş uykulu uykulu beni izliyordu. Tavadaki patatesleri çıkartıp mermerin üstündekileri tavaya koydum.

-İtirafından dolayı hala şaşkınım dedim sessizce konu açmak ister gibi.

Gülümsedi. Hiçbir şey demedi. Ben de demedim. Ama sessizlik uzun sürmedi. Abim içeri girdi.

-Oldu mu abicim?

-Oldu abi. Çıkarıyorum şimdi dedim ve ocaktaki son patatesleri de çıkartınca kahvaltı hazırdı artık. Erkekler de birkaç dakika sonra geldikten sonra kahvaltıya oturduk.

-Ee, iyi uyuyabildiniz mi beyler aynı odada. Keşke biriniz benim odama gelseydiniz. Sıkışmazdınız orada.

Aslında o odada 3 tane koltuk vardı. Hepsi birine yatmıştı ama yine de kapıyı kapatınca biraz havasız oluyordu. Bu yüzden abim birinin kendi odasına gelmesini söylemişti akşam ama onlar gerek yok deyip kabul etmemişlerdi.

-Yoo, gayet rahattık dedi Tarik. Yani en azından ben rahattım. Diğerlerini bilemem tabi.

-Biz de rahattık abi, merak etme dedi Ahmet.

-Çığlıkla uyanmamın haricinde ben de rahattım dedi Ekin.

Bunun üzerine hep birlikte güldük.

-Ben de dün geceyle birlikte kızlarla korku filmi izlememem gerektiğini öğrendim dedi abim.

-Ben zaten en başından demiştim izlemeyelim diye. Siz ısrar ettiniz dedi Masal biraz sinirli bir şekilde.

-Yalniz çok komiktiniz dedi abim ve gülmeye başladı. O gülmeye başlayınca biz de gülmeye başladık. Dünkü halimizi hatırlayınca gülmemek elde değildi zaten.

Kahvaltı boyunca kâh güldük kâh konuştuk ve uzun bir kahvaltının ardından hep beraber mutfağı topladık. Salona geçtik ve tam oturacaktık ki Ahmet;

-Ben en iyisi oturmadan kalkayım dedi.

-Aa, neden? Otur biraz daha dedim ısrar eder bir şekilde.

-Yok, olmaz. Kuzenime sözüm vardı. Bugün bir yere gidecektik beraber. Kusura bakmayın. Başka zamana artık.

-Yok be, ne kusuru dedi Ekin. Git sen.

-Tamam, çıkayım o zaman ben dedi salona girmeden kapıya yöneldi.

-Bu arada… kardeşin nasıl oldu Ahmet dedi abim.

-İyi, çok şükür. Birkaç kere konuştuk. Gayet iyi geliyordu sesi. Bu hafta içi gelebilirler.

-Ayy, çok sevindim dedi abim.

-O gelince tanıştıracağım. Söz dedi Masal'a bakarak ve gülümsedi.

Masal da ona gülümsedi. Ben de onlara bakarak gülümsedim. Eğer dün Masal bana o itirafı yapmasaydı şu an bu olanlara bir mana yüklemezdim ama şimdi yüklüyordum işte.
Bu konuşmadan sonra Ahmet çıktı. Biz de salona geçip oturduk. Abimin ise telefonu çalmıştı ve yukarı çıktı. Büyük ihtimalle sevgilisi Neslihan abla aramıştı. Biz de salonda oturup ne yapsak diye düşünüyorduk ki abim telefonla konuşmuş olmalı ki içeri girdi;

-Gençler, ben dışarı çıkıcam bir arkadaşımla buluşacağım. İsterseniz siz de gelin.

-Nereye gideceksin diye sordum.

-Şu geçen beraber gittiğimiz kafeye gidicem. Hani sen cheesecake ini çok beğenmiştin.

-Aa orası mı diye bağırdı Masal. O zaman biz de gelelim.

Abimin bahsettiği yer iki cadde aşağısındaki yeni açılan bir kafeydi ve gerçekten tatlıları çok güzeldi. İlk abimle gidip cheesecake yemiştim ve ikincisinde Masalla okuldan kaçtığımızda gitmiştim. O zaman o da çok beğenmişti. Tabi abim bizim oraya gittiğimizi bilmiyordu. Çünkü ona okuldan kaçıp oraya gittiğimizi söylememiştim.

-Bu kadar gitmek istiyorsanız gideriz tabi dedi abim.

-Tamam, o zaman biz hazırlanalım dedim ve ayağa kalktım. Masal da arkamdan kalktı ve beraber yukarı çıktık.

-Off keşke Ahmet de olsaydı dedi Masal.

-Başka zaman da onunla gideriz. Hatta siz bas basa gidersiniz belki.

-Ayy, öyle deme. Heyecanlanıyorum. Ayrıca daha hiçbir şey belli değil.

-Belki o da sana karşı bir şeyler hissediyordur. Ben bu konuda ümitliyim.

-İnşallah öyledir ama ben hiç öyle hissetmiyorum. Yani öyle olsaydı hissederdim herhâlde.

Bunları konuşurken bir yandan da hazırlanıyorduk ve artık hazırlanmıştık. Aşağı indik, erkekler bizi bekliyordu. Biz de gelince hep beraber çıktık.

…

Seslere uyanmıştım. Sabah sabah bu sesleri kim yapıyordu ya? Yastığımdan kafamı kaldırdım ve odaya göz gezdirdim. Masal masayı topluyordu galiba.

-Masal ne yapıyorsun ya dedim uykulu uykulu.

-Çantamı hazırlıyorum. Tam da seni kaldıracaktım. Kalk hadi.

-Masal daha güneş bile doğmamış. Saat kaç?

-6.

-Uyumak için daha bir saatim var. Şimdi izin verirsen o vaktimi değerlendireceğim.

-Yaa, hayır deyip yanıma geldi. Kalk ya, daha saçımı yapıcaz unuttun mu?

-Off, o vardı di mi ya?

-Aşk olsun Sinem. Sen böyle bir şey yapacak olsan ben senden daha heyecanlı olurdum hatta senden daha erken kalkardım.

-Ya, ben de heyecanlıyım. Sadece uykusuzluk çarptı deyip doğruldum yataktan. Kalkıyorum şimdi dedim ve kalktım. Lavaboya gidip elimi yüzümü yıkayıp biraz kendime geldikten sonra tekrar odaya gittim. Bu arada Masal düzleştiriciyi ayarlamıştı. Aslında kendi de yapabilirdi ama ben yapacağıma söz vermiştim.

Bugün Masal Ahmet'e açılacaktı, o yüzden bu kadar heyecanlıydı. O yüzden güzel olmak istiyordu. Aslında her haliyle birbirlerini görmüşlerdi ama yine de bu farklıydı. Aynanın karşısına geçip;

-Hadi, otur dedim ve düzleştiriciyi elime aldım. Isınmıştı zaten. Arkadan sesi kısık bir müzik açtık. Sonuçta abimle Ekin’in uyanmasını istemezdik bu saatte.

Masal sürekli heyecanlı olduğunu söylerken saçını yapıp bitirdik. Daha sadece yarım saat olmuştu.

-Masal bak, 6’da kalkmamıza gerek yokmuş. Bitti bile.

-Evet de ne olur ne olmaz diye şey ettim. Seninkini de yapalım mı hala zamanımız varken?

-Boş ver kız ne gerek var?

-Yaa, olsun, yapalım. Canım istedi. Ama sana maşa yapıcaz, duzlestirmicez.

-Ee, iyi tamam. Yapalım madem.

Bunun üzerine bu sefer ben yere oturdum ve Masal ayaktaydı. Benim saçım da uzun sürmemişti zaten. Yarım saatte bitmişti. Zaten tam bittiğinde abim içeri girdi ve;

-Hadi kızlar, kalkı … Kızlaarr!

Abim şaşkın bir şekilde bize bakıyordu.

-Günaydın abi dedim gülümseyerek.

-Günaydın, günaydın da hayrola böyle nerden esti aklınıza, sabah erkenden kalkıp süslenmeler falan?

-Hiçç, öyle içimizden geldi dedi Masal.

-Ee, iyi tamam madem. Bu arada çok güzel olmuşsunuz ikiniz de. Hadi şimdi üstünüzü giyinin de aşağı gelin kahvaltı yapalım. Ben de Ekin’i kaldırıp kahvaltıyı hazırlayayım.

-Tamam dedik ve abim kapıyı kapatıp gitti.
Biz de hafif bir makyaj yaptık son olarak. Zaten okulda makyaja izin vermedikleri için çok belirsiz yapıyorduk yaptığımızda. Üstümüzü de giyinince hazırdık artık.

-Nasıl oldum sence Sinem?

-Bence mükemmel oldun Masal dedim gülümseyerek.

-Sen de çok güzel oldun. Hadi resim çekinelim.

-Şimdi mi dedim şaşkınlıkla.

-Evet, şimdi dedi ve telefonunu çıkardı ben pek gönüllü olmasam da. Birkaç tane çekildikten sonra aşağı indik. Abim krep yapıyordu.

-Abi, sen git, hazırlan. Ben gerisini yaparım deyip onu yukarı gönderdim. O da itiraz etmemişti zaten buna.

Bu sırada Ekin içeri girdi.

-Günaydın dedi ama gözleri yarı kapalıydı. Bize bakmıyordu bile.

-Günaydın dedik biz de ona aynı anda.

Bu arada o da kendine su doldurup sandalyeye oturdu. Suyunu bitirince gözlerini açıp bize baktı.

-Ben galiba hala uyanamadım dedi gözlerini ovuşturarak.

-Yok yok uyandın dedim gülerek.

O da güldü ve;

-İkiniz de çok güzel olmuşsunuz dedi ve gerçekten diye de ekledi sonradan.

-Teşekkür ederiz dedik ikimiz de.

-Hayırdır, nerden esti böyle?

-Bugün öğreneceksin dedi Masal gülerek.

Ekin biraz düşünür gibi oldu ve hemen cevap verdi;

-Yoksa düşündüğüm şey mi dedi şaşkınlıkla.

-Galiba dedi Masal tekrar gülümserken.

-Ee, peki bu şanslı erkek kim bakalım?

-Çok iyi tanıdığın biri.

-Aklıma sadece tek bir kişi geliyor. Yoksa… diye devam ediyordu ki abim içeri girdi. Bunun üzerine sustu ve bir şey demedi.

-Ne konuşuyordunuz bakiyim? Ben gelince sustunuz.

-Ne olsun abi sabah sabah dedi Ekin. Derslerden falan.

-Tamam hadi bakalım. Kahvaltımızı yapalım da çıkalım. Geç kalmayalım.

Bunun üzerine fazla bir şey konuşmadan kahvaltımızı yaptık ve okula doğru yola çıktık.

…

Arabadan indiğimizde ve abim uzaklaştığında Ekin bize dönüp;

-Yani gerçekten inanmıyorum. Böyle bir şey vardı ve siz bana söylemediniz. Yani söylemek zorunda değilsiniz elbette ama söyleseydiniz o zaman böyle şaşırmazdım herhâlde.

-Aslında söylemeyi düşündük. Hatta dün gece yanına geldiğimde sana söylemek için gelmiştim ama seni masada uyukluyor bulunca vazgeçtim. Sabah söyleriz diye düşündük biz de.

-Darılmadın di mi dedi Masal.

-Yok canım, niye darılayım? Darılmadım.

-Ee, hadi içeri geçelim mi, üşüdüm ben dedim ve okula doğru yürümeye başladım. Diğerleri de arkamdan geldiler. Başka bir şey konuşmadan Ekinle ayrıldık ve sınıflarımıza gittik.

Çok sıkıcı bir dersin ardından sonunda teneffüse girebilmiştik. Sınıfta oturuyorduk ki Ekinle Ahmet geldi ve beraber kantine inmeye karar verdik. Masal;

-Sonrasında da bahçeye mi çıksak?

-O zaman Ahmet’le siz bahçeye çıkın, biz de kantinden oraya geliriz dedim ben.

İkisi de tamam deyip bahçeye gittiler, biz de kantine.
Aslında Masal'a söylemesi için bir fırsat vermek istemiştim. Bu fırsatı kullanıp kullanmaması ona kalmıştı.

…

Masal’in ağzından;

Bahçeye çıkmıştık beraber ve kalbim küt küt atıyordu gerçekten. Nasıl ve ne diyeceğimi bilmiyordum. Yürümeye devam ederken;

-Bugün çok güzel olmuşsun. Yani ikiniz de çok güzel olmuşsunuz. Bugünün bir özelliği mi var acaba da ben bilmiyorum dedi Ahmet sorar şekilde.

-Aslında var ama nasıl açıklayacağını bilmiyorum. Durdu ve bana baktı.

-Ne var dedi şaşkın bir şekilde.

-Şuraya oturalım mi dedim karşımızdaki bankı gösterirken.

-Tamam dedi ve oraya doğru yürüdük. Aslında biraz üşüyordum ama su anda söyleyeceklerimi ayakta söyleyemeyeceğime karar vermiştim

Oturduk ve bir nefes alıp konuşmaya başladım;

-Söyleyeceklerimi nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum ama çalışıcam dedim tedirgin bir şekilde.

-Tamam, dinliyorum dedi o da soran bakışlarla.
Derin bir soluk aldım ve devam ettim;

-Bak, Ahmet, ben… Bu nefesimle söyleyemeyeceğime karar verip derin bir nefes alıp en bastan başladım. Galiba ben senden hoşlanıyorum. Dönüp ona baktım. Bir şey söylemeyince devam ettim. Yani bir anda kendimi seni düşünürken buluyorum. Her an yanımda olmanı istiyorum. Seninle mutlu olmak istiyorum. Seninle arkadaşlıktan öteye geçmek istiyorum. Yani dediğim gibi senden hoşlanıyorum.

Ahmet şaşırmış bir şekilde bana bakıyordu. Böyle kolayca diyebileceğimi ben bile düşünmemiştim. Ama işte demiştim. Soluk verdim ve Ahmet’in bir cevap vermesini bekledim. Ahmet benden yüzünü çevirip yere bakmaya başladı.

-Bir şey demeyecek misin dedim biraz kırılmış bir halde.

-Ben ne diyeceğimi bilmiyorum Masal, gerçekten. Bana baktı ve devam etti. Ben sana hiç o gözle bakmadım. Yani seni hiç öyle görmedim. Bir nevi seni kardeşim bildim.

Gözlerim dolmuştu ama şu an, burada ağlamak istemiyordum.

Nefes aldı ve devam etti;

-Bak, Masal seni üzmek istemiyorum ama… diye devam ediyordu ki devam etmesine izin vermedim;

-Boş versene, üzeceğin kadar üzdün zaten deyip yerimden kalkıp okula doğru yürümeye başladım. Arkamdan birkaç kez Masal diye bağırsa da dönüp bakmadım.

Bölüm sonu...

Beğenilerinizi ve yorumlarınızı bekliyorum...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

34okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18