Unut Gitsin kitap kapağı

8. bölüm / 38

Unut Gitsin

Bölüm 8

Yazar: Ömür Birinci

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 38Şu an: Bölüm 8

İyi okumalar...

-Kızlar, kalkma vakti! Hadi kalkın.

Bu, abimin sesiydi. Bu sabah duymak isteyeceğim son sesti. Okula gitmek istemiyordum. Hele ki bu olan olaylardan sonra hiç gitmek istemiyordum. Tabi, bunun için abimi ikna etmem lazımdı.

-Abi, ben bugün okula gitmicem. Kendimi iyi hissetmiyorum. Lütfen, gitmiyim.

-Abicim, ama dün de erken geldin zaten okuldan. Devamsızlığının da iyi durumda olduğunu zannetmiyorum. Bu yüzden kalk bakalım.

-Abi, lütfen, gitmiyim, lütfen!

Biz bunları konuşurken içerden sesler geliyordu. Demek ki Ekin kalkmıştı. Ve Masal da şimdi kalkmış, çantasını hazırlıyordu. Abim ona dönerek;

-Masal, abicim. Bize bir dakika verir misin? Sinemle konuşmak istiyorum da.

-Tamam, abi, çıkarım tabi.

-Hayır, çıkmasına gerek yok diye atıldım. Yani benim Masal’dan gizlim saklım yok. Kalabilir odada.

-Olsun dedi abim. Ben seninle özel konuşmak istiyorum.

Aslında Masal kalsa da olur kalmasa da olurdu. Fark etmezdi ama şimdi kalmasını istiyordum. Çünkü abimin soracağı sorulardan çekiniyordum. Ve Masal çıkar çıkmaz korktuğum o sorular başladı;

-Abicim, senin neyin var dünden beri, söyle bakalım?
Ne diyeceğimi bilememiştim. Abime olanları söyleyemezdim. Kesinlikle olmazdı. Ben cevap vermeyince abim devam etti;

-Abicim, bana cevap verir misin? Neyin var? Dün de iyi değildin. Şimdi de okula gitmek istemiyorsun.

-Ne zaman okula gitmek istiyorum ki?

-Hiçbir zaman. Ama şimdiki normal değil. Anlayabiliyorum Sinem. Okulda bir şey mi oldu?

-Söyleyemem.

-Ne demek söyleyemem? Söyleyebilirsin. Çok üzgün görünüyorsun ama her derdin dermanı vardır sen de söyle ki seninkine de bir çare bulalım.

-Bulunmaz, bulamayız. Yok çaresi.

-Konu eğer sensen benim için vardır bir çaresi. Söyle hadi abicim.

-Abi, söyleyemem diyorum ya. Söyleyemem.

Abim biraz durdu. O hiçbir şey söylemedi ben de. Sonra;

-Ama diğerleri biliyor değil mi? Yani Masal ve Ekin.
Hiçbir şey demedim. Daha sonra;

-Ben de öyle tahmin etmiştim dedi abim.

Onu üzmek istemiyordum. Benim iyiliğimi istiyordu. Ama olan biteni ona söyleyemezdim. Abim sonra biraz sert biçimde;

-Kalkıyorsun ve hazırlanıyorsun, okula gideceksin dedi ve kalktı.

-Abi, böyle yapma lütfen dedim gözlerim dolu bir şekilde.

Hiçbir şey demeden kalkıp odadan dışarı çıktı.
O çıkınca gözümden bir damla yaş düştü. Ardından diğerleri de geldi. Durdurmak istiyordum ama olmuyordu. Bu sırada Masal içeri girdi. Ağladığımı görünce hemen yanıma gelip yatağa oturdu;

-Ne oldu? Abin bir şey mi söyledi?

Bir şey diyemedim. Gözyaşlarımı sildi ve;

-Hadi, kalk, hazırlan. Bu konuyu daha sonra konuşucaz dedi ve yorganımı açtı kalkmam için. Bana çok zor gelse de kalktım ve hazırlandım. Sorunlarla ve mutsuzlukla dolu olan bir günün daha başladığını hissediyordum.

…

Arabadan indiğimizde abim bizim içeri girmemizi beklemeden hemen gitmişti. Geç kalmıştı okuluna, bir de bana sinirliydi tabi. Abim gidince ikisi de dönüp bana bakmaya başladı.

-Ne var dedim sorar bir şekilde.

-Abinle ne konuştuğunu bize söylemeyecek misin dedi Masal.

Evde hiç konuşmamıştık. Abim hep yanımızdaydı. Ayrıca zamanımız yoktu oturup konuşacak.

-Abimle küstük. Yani daha doğrusu o, bana küstü. Hiçbir şey söylemedim ona, söyleyemedim ve söyleyemem de dedim üzgün bir şekilde.

-Abinle benim konuşmamı ister misin dedi Ekin. Yani her şeyi anlatırım ayrıntısı ayrıntısına. Sonra öyle bir şey olmadığını da açıklarım.

-Şimdilik söylemeyelim bence. Çünkü söylersek abimin tepkilerinden korkuyorum.

-Tamam, benim için sorun değil. Fark etmez yani.

-Teşekkür ederim Ekin dedim. Aslında niye teşekkür ettiğimi bilmiyordum ama yardim etmek istiyor gibiydi ve galiba bu yüzden teşekkür etmiştim.

-Teşekkür edecek bir şey yok. Saçmalama lütfen.

-Artık okula girsek. Ben çok üşüdüm dedi Masal.
Saate baktım. 10 dakika vardı aslında ama yine de okula girsek iyi olacaktı. Hep beraber okula giriyorduk ki aklıma gelen şeyle duraksadım ve önümde yürüyen Ekin’e seslendim.

-Ekin?

-Efendim?

-Yaa, şey. Hani şimdi okulda bu dedikodular var ya…
-Evet? Kaşlarını çatmıştı. Sakin bir şekilde devam ettim;

-Acaba okulda pek birlikte görünmesek mi? Yani en azından dedikodular bitene kadar.

-Ne yani? Bir dedikoduyla aramız bozulsun mu istiyorsun? Sinirlenmişti sanki. Ama ortamı yumuşatmaya çalıştım;

-Hayır, tabiki de. Aramızın bozulmasını istemiyorum. Yine aramız iyi olacak. Aynı olucaz yani. Ama sadece okulda birlikte görünmeyelim istiyorum.

-Yapmadığımız bir şey yüzünden aramız bozulsun istemiyorum Sinem dedi yine sinirle. Biraz da bağırmıştı derken. O bağırınca ben de bir tık yükseldim istemeden;

-Yaa, Ekin. Niye anlamak istemiyorsun. Aramız bozulsun istemiyorum ben de. Sadece okulda birlikte görünmeyelim hepsi bu.

Ben böyle deyince daha da sinirlenmişti;

-Asıl sen beni anlamak istemiyorsun Sinem. Tamam ne istiyorsan öyle olsun. Ben gidiyorum. Ne de olsa birlikte görünmeyelim değil mi deyip hızlı bir şekilde uzaklaştı.

Arkasından seslendim;

-Ekin, bir saniye yanlış anladın. Ekin, Eki… Ne kadar bağırsam da durmamıştı. Gerçekten de dediği gibi aramız bozulmuştu. İyi de benim istediğim bu değildi ki, yanlış anlamıştı ve böyle bir tepkiyi niye verdiğini anlamamıştım.

…

İki gündür okulda sınıftan dışarı hiç çıkmamıştım. İnsanlara görünmek istemiyordum. Elimde olsa sınıftaki insanlara da görünmek istemiyordum. Zaten Simge ve arkadaşları bana yiyecekmiş gibi bakıyorlardı. Dün sabah Ekinle olanlardan sonra da Ekin okuldayken yanımıza hiç gelmemişti. Evde de doğru düzgün konuşmamıştık, zaten bana soğuk davranmıştı. Ahmet de birkaç kere gelmişti yanımıza. Masalla yemek almaya falan gitmişlerdi ama onlarla da gitmemiştim. Zaten hiç iştahım yoktu ama yine bir şeyler almıştı Masal benim için. Çoğunu yiyememiştim zaten. Tarık’a vermiştim. İyiki annem burada değildi. Eğer yemediğimi ve bu kadar kilo verdiğimi görseydi çok endişelenirdi. Bunları düşünürken bir yandan da eve doğru yürüyorduk Masalla. Bugün abim bizi almaya gelemeyeceğini söylemişti. Ekin bizden önce okuldan çıkmış. Sınıfına baktığımızda görememiştik ve dışarıda da beklemiyordu. Ya bana sinirliydi ya da dediğime gelmişti o da, emin değildim. Masal’ın sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım;

-Ekin değil mi o? Gözlerini kısmış, yolun ilerisine bakıyordu.

-Aa, evet o dedim ben de. Elleri cebinde yavaşça yürüyordu.

-Okuldan kimse kalmadığına göre çevrede, yanına gidebiliriz, değil mi?

Kafamı salladım ben de. Ama hala biraz endişeliydim. Biri görür diye değil de Ekin bana kızgınsa diye.

Masal Ekin’e seslendi;

-Ekin, dur bizi bekle.

Ekin Masal’ın seslenmesiyle bir anlık durdu, arkasına baktı ve yürümeye devam etti. Niye durmamıştı?

-Duymadı herhâlde dedi Masal ve koşmaya başladı. O koşunca her ne kadar istemesem de ben de koşmaya başladım. Birkaç dakika sonra Ekin’e yetişmiştik.

-Sesleniyoruz, niye durmuyorsun dedi yetişince Masal nefes nefese. Ekin yerden başını kaldırmadan;

-Siz dememiş miydiniz birlikte görünmeyelim diye dedi. Biraz sinirlenmiştim buna. Bana tavır mı yapıyordu şimdi?

-Ekin ben sana okulda görünmeyelim dedim sokakta değil. Ayrıca hiç kimse kalmadı çevrede okuldan. Bunları derken bizim sokağa girmiştik bile. Bu çevrede kimse oturmadığı için buralarda kimse olmadığını düşünüyordum. Tabi bizi görenler nasıl görmüştü, kim görmüştü bunu da hala bilmiyordum ama. Bu arada Ekin cevap verdi yine kafasını kaldırmadan;

-Belki birileri vardır yine de dedi umursamazca. Gerçekten sinirlenmeye başlamıştım. Yaşadıklarım yetmiyormuş gibi abimden sonra bir de Ekin’in triplerini yiyordum. Ama artık dayanamıyordum ve patladım;

-Ekin diye bağırdım ve bağırarak konuşmaya devam ettim. Yaşadıklarımı bildiğin halde neden anlamak istemiyorsun? Okulda konuşulanlar normal şeyler değil benim için. Sevgili olmaktan bahsetmiyoruz ki burada. Keşke öyle olsaydı. O zaman ben de senin gibi umursamaz olabilirdim. Ama bu dedikodular varken olmuyor işte. Durakladım. Çok bağırmıştım. Çevreden bize bakanlar vardı. O da kafasını kaldırıp bana bakmaya başlamıştı endişeli bir şekilde. Sesimi biraz düşürüp devam ettim;

-O okulda konuşulanlar var ya senin için olmasa da benim için çok şey ifade ediyor. Biraz daha sesimi kısıp devam ettim. O konuşulanlar, benim namusum, benim bakireliğim, benim her şeyim. Herkes okulda sürekli bana bakıyor ve benim bundan ne kadar rahatsız olduğumu tahmin bile edemezsin. Ne var biliyor musun Ekin? Hani diyordun ya bir dedikodu yüzünden aramız mı bozulacak diye. Bozulacaksa bozulsun. Umrumda değil artık dedim ve bir şey demesini beklemeden eve doğru yürüdüm. Zaten eve çok az bir yol kalmıştı. Eve vardığımda hemen anahtarla evi açıp içeri girdim ve yukarı odama çıkıyordum ki Ekin beni durdurdu.

-Bir saniye Sinem. Bir saniye. Durdum ve ona baktım.

Devam etti;

-Seni anlamadığım için özür dilerim ben sadece kendi açımdan düşündüm. Senin açından düşünemedim. Yapmadığınız bir şey yüzünden çok sevdiğim bir arkadaşımla oturup konuşamamak, beraber yemek yiyememek düşüncesi saçma geldi. Ama sen haklıydın. Ben gerçekten çok özür dilerim. Lütfen affet.

Ona baktım. Üzgün görünüyordu. Onu üzmek istememiştim aslında. Sadece beni anlamasını istemiştim, o kadar.

-Tamam, affedecek bir şey yok, önemli değil. Sadece beni anlamanı istemiştim dedim.

-Haklısın, senin açından düşünemedim dedi ve birkaç saniye sonra devam etti;

-Affettin di mi dedi soran gözlerle.

-Darılmamıştım ki zaten dedim gülerek. o da güldü.
Bu gülüşmeden sonra birbirimize bakmaya başladık. Bir şey demeden sadece bakışıyorduk. Bu bakışmadan rahatsız olmasam da kurtulmam gerektiğini düşündüm. neyseki Masal benden önce davranmıştı.

-Ay, sonunda yaa. İki günden beri yanınızda ben stres oluyordum.

Bunun üzerine hep beraber güldük.

…

Sonunda bu hafta okuldaki son dakikalarımız gelmişti. İstiklal marşı okumak için aşağı inmemiz gerekiyordu ama insanlara gözükmek istemiyordum. Kimseyi görmek de istemiyordum. Masal ve Tarık yanımdaydı ama ben kendimi çok savunmasız hissediyordum. Herkes bana bakıyor ve benim hakkımda konuşuyor gibi geliyordu. Hatta gibi sözcüğü bile fazla olabilirdi. Çünkü bana bakıp konuşanları da görüyordum. Sıraya girdik ve beklemeye başladık. Hemen okuyup gitseydik keşke ama sanki dakikalardır burada bekliyorduk gibi geliyordu. Saate baktığımda dersten çıkmamızın üstünden daha sadece üç dakika geçmişti. Etrafıma bakmaktan çekiniyordum, insanlardan çekiniyordum. O sırada Ekin'e takıldı gözüm. Çok normal şekilde insanlarla konuşuyordu, gülüşüyordu. Keşke ben de onun gibi rahat olsaydım ama yapamıyordum iste. Böyle bir olaydan kızlar ve erkekler farklı biçimde etkileniyorlardı. Çünkü kızın adı or*spuya çıkarken erkeğe hiçbir şey olmuyordu. Hatta belki de kahraman olabiliyordu adları. Ben bunları düşünürken müzik hocası merdivenlerin başına geçti ve istiklal marşı okumaya başladık. Aklım başka yerlerdeyken istiklal marşını okudum. Bittiğinde Masal dönüp bana baktı;

-Ben gidiyorum dedi ve Ekin'in yanına gitti. Ekin ve Masal beraber eve gideceklerdi. Bense Tarıkla arkalarından gidecektim. Böyle konuşmuştuk dün. Aslında tek başıma da gidebilirdim ama zaten Tarıkla bir yere kadar aynı yolu yürüdüğümüz için sıkıntı yoktu. Abim zaten bugün bizi almaya gelmiyordu normalde de ama bu dedikodu devam ederse diğer günler için ne olurdu bilmiyordum.
Tarıkla konuşa konuşa yürüyorduk. Tarıkla bu şekilde yürümeyi seviyordum çünkü ne olursa olsun beni güldürmeyi başarıyordu, moralim çok bozuk olsa bile. Ve yine öyle oluyordu. Ayrılma yolumuza geldiğimizde beni eve kadar götürebileceğini söylediyse de ben sıkıntı olmadığını ve kendi başıma yürümek istediğimi söyledim. O da tamam diyerek kendi yoluna gitti, ben de kendi yoluma. Tam yeni ayrılmıştık ki telefonuma mesaj geldi. Abimden ya da Masal'dan mı geldi diyerek hemen mesaja baktım. Ama mesajın kimden geldiğine baktığımda hiçbir şey anlamamıştım. Çünkü ikisinden de değildi. Hatta tanıdığım birinden de değildi. Mesajı okuduğum anda şok oldum. Nasıl olabiliyordu bu? Bir erkek bir kadına nasıl böyle bir mesaj atabiliyordu? Bu mesajı almamayı dilerdim. Ya da şu an burada olmamayı, hatta bu dünyada bile olmamayı dilerdim. Kendimi iyi hissetmezken ve başım dönerken mesajı bir kere daha okudum;

-Bu gece ev boş, bana gel. Nefeslerimizin karışacağı anı dört gözle bekliyorum.

Bölüm sonu...

Beğenilerinizi ve yorumlarınızı bekliyorum...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

37okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kategoriler ve temalar yükleniyor…