Tanrıların Merhameti

Vaveyla Yazarı: Senanur Küçük

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: Tanrıların Merhameti

Herokles geri kalanlara dönerek konuştu:
— Sizlere de çok teşekkür ederim. Görevinizi layıkıyla yaptınız. Gidin, ailelerinizle görüşün, onlara hediyeler alın. Hakkınız olan altınları sarayın dışında bekleyen görevlilerden alacaksınız.
Kalabalık Tanrı Kral’a övgüler yağdırarak şükranlarını sundu. Yüzlerde sevinç vardı; sarayın ağır kapıları ardına kadar açılırken askerler, halk ve muhafızlar coşkuyla dışarı aktı.
Afsuni hariç.
Herkes giderken Afsuni olduğu yerde kaldı. Gözleri kalabalığın ardından değil, tahtta oturan Herokles’in yüzündeydi.
Afsuni, sessiz ama keskin bir tonla konuştu:
— Kendim için sevinemiyorum bile… Neyse. Günü geldiğinde gülen ben olacağım.
Herokles’in yüzü sertleşti.
— Afsuni, kendine gel ve karşındakinin kim olduğuna bir bak!
Afsuni bir adım ileri çıktı.
— Bakıyorum… Adalet abidesi Herokles. Herkesin tanrısı Herokles! Herkese karşı adilsin… Peki ben sana ne yaptım? Benim suçum ne? Neden ailemi göremiyorum? Herkese adilsin de… ben sana ne yaptım?!
Saray salonundaki hava bir anda ağırlaştı. Herokles’in sesi soğuk bir çeliğe dönüştü:
— Afsuni… Sen herkes değilsin. Daha kendi gücünün bile farkında değilsin. Seni ancak bu şekilde denetimim altında tutabilirim. Aileni sana göstersem, sen uslu uslu konuşup geri mi döneceksin? Hayır… Yerlerini bilsen, onları kaçırmaya çalışmaz mısın? Sen, benim en güçlü silahımsın ve hep öyle kalmanı sağlayacağım. Senin için dünyanın en güçlü rünlerini hazırladım, sırf güçlerini kısıtlayabilmek için. Peki sonuç? Bu hâlinle bile herkes için tehlikelisin!
Afsuni’nin sesi titremedi ama gözlerindeki kırılma inkâr edilemezdi:
— Şu ana kadar kimseyi öldürmedim. Kimseye zarar vermedim. Kaç milyon asırdır buradayım… boyutlar oluştuğundan beri! Ailem öldü mü, yaşıyor mu onu bile bilmiyorum. Artık bıktım! Hazırlıklı ol Herokles… her şey için.
Herokles’in dudaklarında sinsi bir gülümseme belirdi:
— Olacağım, merak etme.
Afsuni arkasına bile bakmadan saraydan çıktı.
Herokles ise tahtında donup kalmıştı. Kaç asırdır onun emrinde tek bir kelime etmeden çalışan Afsuni… Şimdi ne değişmişti? Ailesiyle arasında görünmez bir bağ mı vardı? Yoksa bir şeyleri fark mı etmişti? Bu düşünce, Herokles’in içine ilk kez gerçek bir huzursuzluk bıraktı.
Yüzüğe bakmalıydı.
Rünler zayıflamış olabilir miydi?
Vlad, Drakon ve askerleri zindana atılmıştı. Karar vermek için zaman kazanmıştı Herokles. Onların cezası ölümdü; fakat Vlad ve Drakon’u öldürmek vampir halkının öfkesini üzerine çekerdi. Askerler ölse kimse ses çıkarmazdı ama vampirlerin atası… Bu başka bir meseleydi.
Taht odasında volta atarken kendi kendine mırıldandı. Sonra yüzünde sinsice bir tebessüm belirdi:
— Neden onları ben öldüreyim ki? Bırakayım da bunu onları en çok seven halk yapsın. Ben yalnızca istediklerini vererek büyük bir merhamet göstereceğim…
Sesindeki keyif, ürperticiydi:
— Onları hep olmak istedikleri şeye, insana dönüştüreceğim. Vampir halkının karşısına çıkaracağım. Eğer şanslılarsa, bir yerleri kanamadan vedalaşırlar. Kan… canlı insan kanı… sıcak ve ılık. Bu, onlar için bir lütuf sayılır. Kan paketlerinden bıkmışlardır artık. Sonuç ne olursa olsun… herkes kazanmış olacak.
Ertesi gün…
Herokles, tüm askerleri ve tüm boyut krallarını taht odasına topladı. Kollarını iki yana açtı, sesi her köşede yankılandı:
— Boyut sakinleri! Size karşı ne kadar merhametli ve cömert olduğumu göstereceğim. Drakon, bir zamanlar insanken yaşadığı hayatı özlediğini söyledi. Vlad… sen de bir zamanlar insandın, değil mi? Sen de bir nostalji yapmak ister misin?
Drakon, Vlad ve askerleri, demir bir kafesin içinde duruyordu.
Vlad hiddetle parmaklıklara asıldı:
— Ne demek istiyorsun seni adi herif?!
Herokles’in sesi sakin ama zehirliydi:
— Ne mi demek istiyorum? Sizin yeniden insan olmanızı istiyorum. Tüm güçlerinizi alıp sizi birer insana dönüştüreceğim. Halkınızla vedalaştıktan sonra insan boyutunda yaşayacaksınız.
Afsuni, Herokles’in ne yapacağını çok iyi biliyordu. O iksiri daha önce görmüştü… Herokles onu Afsuni’nin gücünü çalmak için denemişti. Başaramamıştı ama itaat etmeyen melezleri yok etmekte ve halkı sindirmekte fazlasıyla etkiliydi.
Herokles toz hâlindeki iksiri onların yüzüne üflediği anda, her şey değişti.
Pençeler kayboldu. Dişler sıradanlaştı. Solgun, ölüye benzeyen ten canlandı. Hepsi bir anda nefes aldı… sanki ölümün eşiğinden çekilip geri getirilmişlerdi. Ellerini kalplerine götürüp nabızlarını yokladılar. Atıyordu.
Yaşıyorlardı.
Gözlerinden yaşlar süzüldü. Bu kırılganlık… her nefesin değerli olması…
Vlad içinse durum bambaşkaydı.
Bir zamanlar herkesin korktuğu bir tanrıydı. Şimdi… basit bir insandı. Vampirlerin atasıyken melez askerler tarafından yakalanmış, Herokles gibi bir simyacıya yenilmişti.
Hiç başkalaşım geçirmeden ölümsüzlüğü bulan o güç delisi…
Ömrünü türleri yok edecek panzehirler üretmeye adayan bir canavar…
Bu düşünceler Vlad’ı çılgına çevirdi. Öfkesinden ağlıyordu.
Herokles onları tiksintiyle süzdü. İnsan dünyasına sağ salim gitseler bile orada açlıktan ya da sefaletten öleceklerdi. Buna nasıl sevinebilirlerdi ki?
Kafesin önünde kollarını açtı:
— Bu hem bir lütuf… hem de en büyük cezanızdır. Şimdi halkınızla vedalaşabilirsiniz. Onlar sarayın dışında sizi bekliyor olacak. Afsuni, sen burada kal. Diğer askerler onlara eşlik etsin.
Afsuni’nin sesi kararlıydı:
— Hayır. Herokles… onlara bizzat ben eşlik edeceğim.
Salonda herkesin bakışı bir anda Afsuni’ye döndü. Otoritesinin sarsılmaması gerekiyordu. Herokles gülümsedi, babacan bir tavır takındı:
— Afsuni… sen görevini layıkıyla yapan, takdiri hak eden bir askersin. Benim için bir evlattan farksızsın. Bu yüzden davranışını hoşgörüyle karşılıyorum. Git, onlara eşlik et bakalım. Sonra da hemen yanıma gel.
Afsuni cevap vermedi. Vlad, Drakon ve askerlerin yanına giderek etraflarına koruyucu bir kalkan ördü.
Herokles’in onları bu kadar kolay bırakmayacağını biliyordu. Mutlaka daha büyük bir oyun vardı.
Afsuni onları, halklarının beklediği yüksek bir meydana doğru götürdü.
Ve içinden tek bir cümle geçti:
“Herokles… bu kez yalnız değiller.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

192okunma 22beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.